Yalnız Mesajı Göster

Tefsir Dersleri...

Eski 08-04-2012   #107
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefsir Dersleri...




Üçüncü Hüküm: Vefmin Baliğe Olan Bekar Kızını Zorla Evlendirmesi Caiz Midir?



Şafiifer, «İçinizden bekarları evlendirin» âyetine dayanarak velile*rin baliğe olan bekarları rızasını almadan evlendirebileceğl görüşündedir*ler Zira ayetin umumi ifadesi buna delalet etmektedir Eğer, «Dul bir kadın kendisinden İzin alınmadan evlendirilemez» hadisi olmasaydı veliler, İzin almadan dulları da evlendirme hakkına sahip olurlardı


Cessas: «İçinizden bekarları evlendirin* âyeti yalnız kadınlara has değildir Bu ifade kadın ve erkekleri birlikte içine almaktadır Eğer veliler baüğ olan bekarları zorla evlendirme hakkına sahip olsalardı, Re-sulullah (sav), onların evlenmeleri hususunda izin alınmasını emretmez-di Zira Resulullah (sav), «Bekar bir kızın evlendirileceği haberine karşılık sükut etmesi izin verdiğine delalet eder» buyurmuştur İşte bu hadisten de anlaşılıyor ki, baliğe olan bekar kızları kendilerinden izin almadan ev*lendirmek caiz değildir


«Hbni Abbas (ra)'tan şöyle rivayet edilmiştir: «Arapların Bekr kabile*sinden bir baba ile kızı Resulullah (sav)'a geldiler Baba kızını kendisin*den izin olmadan evlendirmiş ve kızı İle arasında anlaşmazlık çıkmıştı Resulullah (sav) kıza, «Babanın yaptığına izin ver» dedi» Bu hadis de ba*liğe olan bekar kızdan evliliği hususunda İzin almanın farz olduğuna de*lalet etmektedir» [143]




Dördüncü Hüküm: Kadının Kendi Basına Nikah Akdi Yapması Caiz Mi*dir?



Şafii ve Hanbelî fakihlerine göre, kadın kendi başına nikah akdi ya*pamaz Yaptığı takdirde yapılan nikah geçerli, değildir Zira Allahu taala, «İçinizden bekarları evlendirin» ve «Müşrik erkerlere de onlar iman e-dlnceye kadar (mümin kadınları) nikahlamayın» (Bakara: 221) buyurmuş*tur Bu iki âyette de Allahu taaia, kadınlara değil erkeklere hitabetmiştir Bu hitap, evlilik hususunda salahiyetin erkeklere verildiğini göstermekte*dir


Eğer kadınların kendi başlarına evlenmeleri caiz olsaydı, velilerin ve*layet hakları düşmüş olurdu Evlilik çok çeşitli maksatlar için yapılır Ka*dın İse çoğu zaman kadınlık duygularının tesiri altında kalmaktadır Bu yüzden ona evlenmek muhtariyeti verilemez Evlilik maksatlarının daha kamil biçimde tahakkuk etmesi için evlilik işi kadınların velilerine veril*miştir


Şafii ve Hanbelilerın görüşleri itim ehlinin ekserisi tarafından da ter*cih edilmiştir Sahih olan görüş de budur Şurası var ki, âyetteki hitap yalnız velilere değil, bütün ümmetedir Yani Allahu taala bütün müminlere evlenmek isteyenlere yardımcı olmalarını emretmiştir Müslümanlara dü*şen görev, evlilik hususunda birbirlerine yardım ederek İslâm toplumunda bekar erkek ve kadın bırakmamaya çalışmaktır


Evlilik akdinin hükmü bu âyetten değil, Resulullah (sav)'ın sünnetin*den alınmıştır Zira Resulullah (sav), «Nikah ancak veli ile yapılır» [144] buyurmuştur Bir başka hadiste de, «Hangi kadın velisinden izin almadan nikahlanırsa onun nikahı batıldır» [145] buyurmuştur


Alusî, şöyle demektedir: «Benim görüşüme göre, âyetteki «evlendirin» emrinin manası, evliliği kolaylaştırmak ve yardımcı olmaktır Nikahta sa*lahiyetin velilere verilmesinin sahih oluşu bu âyetten değil, diğer deliller İle anlaşılır» [146]




Beşinci Hüküm: Hür Bir Erkeğin Bir Cariye İle Nikah Akdi Yapması Caiz Midir?



Bazı Hanefi alimleri, «içinizden bekarları evlendirin» âyetinin zahi*ri anlamına dayanarak, hür»bir erkeğin bir cariye ile nikah akdi yapmasını kayıtsız şartsız caiz görmüşlerdir İsterse bu erkek, hür bir kadın, alabilecek kadar zengin olsun


Şafiilere göre ise, âyetteki, «evlendirin» umumi ifadesi hür bir erkeğin bir cariye ile nikah akdi yapmasına delalet etmez Ancak hür bir kadınla evlenme gücüne sahip değilse o zaman bir cariye ile evlenebilir Zira At-lahu taola, «Sizden kim hür-ve müslümon kadınları nikahla alacak bfr bolluğa güç yetlştiremezse o halde sağ ellerinin malik olduğu mümin ca*riyelerinizden (alsın)» (Nisa: 25) buyurmaktadır Bu âyet hususi bir hü*küm ifade ettiğinden, umumilik ifade eden âyete takdim edilir Öyleyse an*cak hür ve müslüman bir kadınla evlenmeye güc yetiremeyen erkekler mümin bir cariye ile evlenebilirler




Altıncı Hüküm: Efendi Köle Ve Cariyesini Evlenmeye Zorlayabilir Mi?



Alimler, «Kölelerinizden, cariyelerinizden salih olanları evlendirin»


âyetine dayanarak efendinin köle ve cariyesini kendilerinden izin alma*dan evlendirme salahiyetine sahip olduğuna hükmetmişlerdir Zira bu âyet, efendiye köle ve cariyesini evlendirme yetkisi vermekte, onlardan izin al*ma şartını da koymamaktadır


Alimler yine bu âyete dayanarak köle ve cariyelerin efendilerinden İzinsiz olarak evlenemeyeceklerine hükmetmişlerdir Eğer efendilerinden İzin almadan evlenirlerse, efendilerinin üzerlerindeki sahiplik hukukunu tanımamış olurlar Üstelik böyle bir durumda kölenin evleneceği kadının geçimini kimin temin edeceği de bilinemez Bu görüşü, «Hangi köle efen*disinden izin almadan evlenirse zanidir» [147] hadisi de teyid etmektedir


Kurtubî şöyle der: «Alimlerin ekserisine göre efendi, köle ve cariye*sini zorla evlendirebilir İmam Malik (ra) ve Ebu Hanife (ra)'nin görüşü de budur İmam Şafii (ra)'ye göre ise efendi kölesini zorla evlendiremez Şa*fiilere göre köle de hür insanlar gibi mükelleftir Bu sebeble evlilik husu*sunda zorlanamazlar Kölenin mükellef oluşu, onun kamil bir İnsan oldu*ğuna delalet eder Maliki alimleri, kölenin malikiyeti, efendinin sahipliği yanında yok hükmündedir, görüşündedirler Kölenin efendisinden izin al*madan evlenemeyeceği hususunda icma edilmiştir»[148]




Yedinci Hüküm: Karı-Koca Fakirlik Sebebiyle Birbirinden Ayrılabilirler Mi?



Alimler, «Eğer fakir iseler Allah onları fazlıyla zengin yapar» âyetine


dayanarak, fakirlik sebebiyle nikah akdinin feshedilemeyeceğlne hükmet*mişlerdir Zira Allahu taala fakirliği nikaha mani olacak hallerden sayma*mıştır Bilakis fakirleri evlenmeye teşvik etmiş, onların zengfnleştirileceği-nj vadetmiştir Madem ki fakirlik nikaha mani bir sebeb sayılmıyor, evlili*ğin bozulmasına da sebeb olamaz


Nekkaş, şöyle der: «Bu âyet, «Koca fakir düştüğü takdirde kadı on*dan ailesini ayırır» diyenlerin iddialarını reddeder Hatta onların aleyhine bir delil teşkil eder Zira Allah taala, «Allah onları fazlıyla zengin yapar» buyurmuş, «Allah (cc) onları birbirinden ayırır» dememiştir»


Kurtubî de şöyle der: «Fakirliğin ayrılma sebebi olduğu yolundaki gö*rüş zayıftır Bu âyet, nafakasından aciz olacak kadar fakir olanlar hak*kında bir bir hüküm getirmemektedir Ancak evlenen fakirlerin Allah (cc) tarafından zengin edileceklerine dair bir vaad ifade etmektedir Fakat zengin bir kimse evlendikten sonra karısının nafakasını veremeyecek ka*dar fakir düşerse o zaman onların ayrılmaları cihetine gidiiir Zira Al*lahu taala, «Eğer (karı koca) birbirinden ayrılacak olurlarsa Allah herbl-rini fazl ve keremiyle İhtiyaçtan vareste kılar» (Nisa: 130} buyurmuştur


«Mevzumuz âyet fakirlerin evlendirilmelerine delil teşkil eder Fakirin fakirliği sebebiyle evlenmek istememesi de doğru değildir Zira onun rızkı Allah (cc)'a aittir Resululiah (sav), kendisine hibe edilen bir kadını, bir * peştemalden başka hiçbir şeyi olmayan birisiyle evlendirdi ve kadın nikah*tan sonra nikahın feshi yoluna gitmedi Zira evlendiği kimse baştan fa*kirdi Şayet baştan zengin olsa ve sonradan fakir düşseydi ayrılma İste*ğinde bulunabilirdi» [149]


«İçinizden bekarları ve kölelerinizden cariyelerinizden salih olanları evlendirin Eğer fakir iseler Allah onları fazlıyla zengin yapar» âyeti, kız babalarına, kızlarına talib olan temiz, ahlaklı, mazbut gençleri fakirlikle*rinden dolayı geri çevirmemelerini tavsiye etmektedir Çünkü mal gelip geçicidir Allah (cc) da fazlıyla herkesi zengin yapmaya muktedirdir


Bu âyetten anlaşılıyor ki, yetişkin bir genç evlenmek İçin zengin ol*mayı beklememelidir Allah (cc)'a tevekkül ederek —kazancı az bile olsa— hemen evlenmelidir Çoğu zaman evlilik insanfarın hayatını düzene sokar, daha çok çalışmalarına ve kazanmalarına vesile olur Zaten Allahu taala da haramdan korunmak için evlenenlere yardım edeceğini vadetmektedlr Nitekim Resulullah (sav} da, «Üç sınıf insana Allah (cc)'ın yardımı haktır: Kendini haramdan korumak için evlenene, ödemek niyetiyle efendisiyle mükatebe yapan köleye ve yalnız Allah İçin savaşanlara» [150] buyur*muştur


Âyette fakirliğin nikahı bozup bozmama vo'urJa bir sebeb olduğuna delalet edecek hiçbir şey yoktur




Sekizinci Hüküm: Mut'a Nikahının Hükmü Nedir?



Bazı alimler, «Nikaha (evlenmeye İmkan) bulamayanlar Al I oh kendi*lerini fazlından zengin kılıncaya kadar (zinaya karsı) İffetlerini korusuna âyetine dayanarak mut'a nikahının batıl olduğuna hükmetmişlerdir Şayet mut'a nikahı sahih olsaydı, nikah imkanından mahrum olan bir gene için Allahu taala «isdl'faf» (korunma)yı, onu fazlından zengin edinceye kadar beklemeyi emretmezdi «Korunma» emri, nikah imkanı bulamayan herkes için geçerlidir


Mut'a nikahı sahih olsaydı, Altahu taala onu sarih bir biçimde emir buyururdu




Dokuzuncu Hüküm: Efendinin Kölesi İle Mükatebe Yapması Fan Mı*dır?



«Mükatebe», şer'î ıstılahta kişinin kölesi ile, hürriyetine karşılık tak*sitle ödeyeceği bir para üzerinde yazılı anlaşma imzalamasıdır Mükatebe iki sekili'e yapılır:


1- Köle mükatebe ister, efendisi de kabul eder «Mükatebe İste*yenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız kitabete kesin» âyeti buna işa*ret ekmektedir


2- Köle mükateb^ ister, fakat efendisi kabul etmez Bu durumda mükatebe yapılıp yapılmayacağı hususunda ihtilaf vardır Zahirîlere göre köle mükatebe istediği takdirde efendinin mükatebe yapması farzdır


Fukahanın cumhuruna göre ise, köle mükatebe istediği,takdirde efen*dinin mükatebe yapması farz değil, sünnettir


Zahirilerin delilleri:


Zahiriler, kitabetin farz olduğuna dair Kur'an ve hadisten şu delilleri getirirler:


Kur’an'dan delilleri: «Ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız, kitabete kesin» âyetidir, Zahirilere göre bu âyetin nüzul sebebi de bu forziyete delalet eder Çünkü bu âyet, Hüveyd bin Abdülızzî'nin kitabet İsteyen Sebih is*mindeki kölesi hakkında nazil olmuştur


Sünnetten delilleri: Enes bin Malik (ra)'ten rivayet edilmiştir: «Şirin isimli kölem benden mükatebe isledi Kabul etmedim Giderek Hz Ömer'e şikayet etti Hz Ömer bana gelip kırbacıyta tehdit ederek «Ellerinizin ma*lik olduğu» âyetini okudu Bunun üzerine kölemle kitabet yaptım»


Davud-u Zahirî: «Eğer kitabet farz olmasaydı, Hz Ömer, Enes bin Malik (ra) üzerinde kırbaçla durmazdı» der Davud-u Zahiri'nin bu görüşü, tabiinin bazılarından —Ata (ra), İkrime (ra), Mesruk (ra), Dahhak (ra)— da nakledilmiştir


Cumhurun delilleri;


Fukahanın cumhuru (Hanefiler Malikiter, Şafiiler ve Hanbeliler), kita*betin sünnet olduğuna dair şu delilleri getirirler:


1- Allahu teala, «Mükatebe İsteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız, kitabete kesin» âyetinde kitabeti efendinin kölesinde bir ha*yır görmesi şartına bağlamıştır Buna göre eğer köle kitabet ister ve efen*disi onda bir hayır görmezse, muteber olan kölenin İsteği değil, efendisi*nin kararıdır Âyetin mükatebeyi şarta bağlaması, kitabetin farz değil sün*net olduğuna delalet eder


2- Resulullah (sav), «Bir müslümanın malı ancak kendi rızası İle verdiği takdirde helal olur» buyurmuştur Köle de bir mal olduğundan mü*katebe ancak efendisinin rızası ile olur


3- Kölenin efendisinden satışını istemesi halinde efendinin bu iste-âi kabul etmesinin vacip olmadığı hakkında İcma vardır Efendi bu husus*ta icbar da edilemez Mükatebe de bir nevi satıştır Dolayısıyla kölenin is*teğini efendisinin yerine getirmesi farz değildir


Cessas bu hususta şöyle der: «Eğer kölenin mükatebe isteğini efen*dinin yerine getirmesi farz olmasaydı, Hz Ömer Enes bin Malik (ra)'i kırbaçla tehdit ederek köleslyle mükatebe yaptırmaydı denilebilir Buna şöyle cevap veririz: Hz Ömer halkına karşı şefkatli bir baba gibi idi Onla*ra dinde en efdal olanı, farz olmasa da maslahat bakımından emreder, yaptırırdı Burada sahih olan cumhurun görüşüdür Zira âyetteki emir, farzetmek için değil, müstahab olduğunu göstermek içindir» [151]




Onuncu Hüküm: «Onlara Allanın Size Verdiği Maldan Verin» Âyetinin Muhatabı Kimlerdir Ve Verilecek Malın Ölçüsü Nedir?



Müfessirler, âyetin muhatabının kimler olduğu hususunda İki görüşe ayrılmışlardır


1 Görüş: Âyetin muhatabı zekat vermeleri farz olan zenginlerdir Zenginler, bu âyet İle zekatlarından bir miktarını da mükatebe yapan köle*lere vermekle emrolunmaktadırlar


Ata, bu âyetin tefsirinde İbni Abbas (ra)'tan şöyle rivayet etmiştir: «Bu ayetin vermeyi emrettiği mal, zekatın taksimine dair âyette sayılan sınıflar içindeki mükatebe yapan kölelere verilmesi icabeden maldır» Zira onlar aldıkları bu malla kendilerini hürriyete kavuşturmaktadırlar


2 Görüş: Âyetin muhatabı kölelerin efendileridir Bu âyet efendilere, mükatebe yaptıkları kölelerine, mükatebe karşılığı alacakları malın bir kısmını vermelerini emretmektedir


Bu ikinci görüşün daha sahih olduğunu zannederim Zira âyetin akışı buna delalet etmektedir Çünkü âyet efendilere köleleri ile mükatebe yap*mayı müstehab kılmaktadır Aynı şekilde, efendilere, mükatebe yaptıkları maldan bir miktarını kölelikten kurtulmalarına yardım olarak kölelerine bağışlamalarını emreder [152]


Kurtubî: «Âyetin muhatabları efendilerdir Âyet onlara kölelerine, kita*bet malından bir miktarını veya kendi mallarından vermeyi emretmekte: dir» [153]


Fokihler, verilecek malın farz olup olmadığı ve miktarı hususunda ihtilaf ederek yine iki görüşe ayrılmışlardır


1) Şafii ve Hanbetilere göre, efendilerin bu malı kölelerine vermeleri farzdır


İmam Hanbel (ra)'e göre verilmesi farz olan bu malın miktarı, müka*tebe akdinde belirtilen malın dörtte biri kadar olmalıdır


İmam Şafii (ra}'ye göre, verilmesi farz olan bu malın miktarının belirli birsinin yoktur


2) Maliki ve Hanefilere göre ise verilecek mal farz değildir Âyet de bu malın verilmesini farz olarak emretmemektedir


Şafii ve Hanbelİlerin delilleri:


Şafii ve Hanbelilere göre, «Onlara Allanın size verdiği maldan verin» âyetinin zahiri, mal vermenin farz olduğuna delalet eder Çünkü bu hü*küm emri ifade eden bir cümle ile varid olmuştur


Hz Ömer bin Hattab'tan şöyle rivayet edilmiştir: «Hz Ömer, Ebu Üm-miye isminde bir kölesi ile mükatebe yapmıştı Bir taksidini vermeye gelen köleye Hz Ömer, «Bu parayı benden mükatebene yardım olarak geri ai» dedi Ebu Ümmiye de, «Bu parayı bana taksitlerin sonunda verseydin daha iyi olurdu» dedi Hz Ömer, «O vakte ulaşamayacağımdan korkuyorum» diyerek, «Onlara Allahın size verdiği maldan verin» âyetini okudu»


Hanefi ve Malikilerin delilleri:


Hanefi ve Maliktler bu âyetin farz kılıcı olmadığı görüşündedirler Bun*lara göre, âyette emir ifade eden iki cümle vardır Birisi, «kitabet kesin» emri, diğeri de «onlara verin» emridir Bu emirlerin her ikisi de ya farzı gerektirir veya gerektirmez Eğer farzı gerektirseydi, mükatebe İsteyen kölenin isteğini efendinin yerine getirmesi farz olurdu Halbuki bu farz değildir Öyleyse ikinci emrin de farz olmadığı muhakkaktır


İbnü'l-Arabî şöyle der: «Malın verilmesini farz kabul eden Şafiiler, kitabeti de farz kabul etseydiler tercihleri doğru olabilirdi Fakat İmam Şafii (ra), kitabetin farz olmadığını savunurken mal vermenin farz olduğu görüşündedir Ayette asıf olan mükatebeyj farz kabul etmeyerek tali olan mal vermeyi farz kabul etmektedir Bu da benzeri olmayan bir görüş ve delilsiz bir iddiadır» [154]


Resulullah (sav), «Yüz vakiyye üzerine mükatebe yapan bir köle, dok*sanını ödese de onunu ödemese yine köledir» buyurmuştur Eğer kölenin kitabet akdinden birşey düşmek veya kendi malından vermek farz olsaydı mükatebe anlaşmasında tayin olunan malın çoğunu ödediği takdirde ge*riye kaiantn düşmesi ve hürriyetine kavuşması lazım gelirdi


Hz Ayşe'den rivayet edilmiştir: Berire isimli bir cariye Hz Ayşe'ye gelerek efendisîyle yaptığı mükatebenin ücreti hususunda yardımını iste*di Hz Ayşe ona, «Eğer efendin kabul ederse senin ozad edicin olayım Anlaştığınız ücretin tamamını ben veririm» dedi Berfre, Hz Ayşe'nin söy*lediklerini efendisine haber verdi Efendi razı olmadı Hz Ayşe durumu Resulullah (sav)'a anlattı Resuiullah (sav), «Onu satın alarak azad et Çünkü velayet hakkı azad edene aittir* buyurdu


Hanefi ve Malikiler bu hadisle de istidlal ederek, «Resulullah (sav) Hz Ayşe'nin teklifini reddetmediği halde, efendisine Berire'nin mükate-bede anlaştığı meblağından bir kısmının düşürülmesini veya efendisinin kendi malından ona yardım etmesini emretmemiştlr Şayet mal vermek ve*ya mükatebe bedelinden bir miktar düşürmek farz olsaydı, Resulullah (sav) in bunu emretmesi icabederdi» derler [155]




Onbirinci Hüküm: Zinaya Zorlamak Nedir Ve Zorla Yapılan Zinada Er*kek Ve Kadından Had Düşer Mi?



«Cariyelerinizi fuhşa mecbur etmeyin» âyeti insanlardan zorla işle*nen bir günahın cezasının düşeceğine delalet eder Günaha zorlanan insan muaheze edilmez Günah ise zorlayana aittir


Zorlamanın vaki olduğu ancak hayati bir tehlike veya herhangi bir uzvunun telef olması ile tesbit edilir Yalnız sopa İle tehdit etmek veya değnekle döğmek icbar sayılmaz


Zinaya zorlanan bir kimsenin hükmü, küfre zorlanan kimse gibidir Küfre zorlanan kimse için Allahu taola, «Kalbi İman üzere (sabit ve bu*nunla) mutmain olduğu halde İkraha uğratılanlar (küfre zorlananlar) müs*tesna» (Nah): 106) buyurmaktadır


Bazı müfesslrlere göre Allahu taalanın «Eğer kendileri de İffetli ol*mak isterlerse» kaydını koyması, ancak, zorlamanın bu şartla tahakkuk edeceğini bildirmek içindir Zira cariyenin kendisi zinayı isterse o zaman zorlamaya gerek kalmaz


Alimler zinaya zorlanan erkeklerden de kadınlar gibi günahın düşüp düşmeyeceği hususunda ihtilaf etmişlerdir


Cumhura göre zorla yaptırılan zinada bir günah olmadığı gibi hem er-Kekten hem de kadından had düşer Bu hususta erkek de kadın gibidir Çünkü Resulullah (sav), «Benim ümmetimden hataen yapılan, unutularak yapılan ve zorlanarak yapılan işlerin günahları kaldırılmıştır» [156] buyur*muştur


İmam-ı Azam Ebu Hanife (ra)'ye göre ise erkeğin zinaya zorlanması ondan zina haddini düşürmez Ancak Sultan tarafından zorlanması müs*tesna Bu hususta erkek için zorlanma olamaz Zira zortama ölüm veya bir azanın telef edilmesi şeklinde olur Böyle bir halde ise erkeğin zina yap*ma gücü kalmaz Zorlama ile zina yapabiliyorsa zorlanmadığı anlaşılır Çünkü gerçekten zorlansa ve korksa idi temas gücünü yitirirdi Öyleyse zorla yaptırılan zinada erkekten had düşmez




Cahiliye Devrinde Zina;



Cahiliye devrinde zina çok yaygındı ve iki şekilde yapılırdı Birisi, bir kadınla birden fazla erkek nikah yapardı İkinciye ve bazı hür kadınlar taralından para karşılığı yapılırdı


Kimsesi olmayan bazı kadınlar fuhşu kendileri için bir geçim yolu ya*parlardı Nikahlandıklan çok sayıda erkekle ilişkide bulunur, onlar da kadının geçimini üstlenirlerdi B&yle bir kadın gebe kalıp doğum yaptığı zaman, kendisiyle fuhuşvyâpT^fr^ljp^kleri çağırır ve çocuğun onlardan bi-rinden olduğunu söylerdi Çocuk, kadının seçtiği erkeğin çocuğu sayılırdı


Umumi zina ise genellikle cariyeler, bazan da hür kadınlar tarafından yapılırdı Bu da İki yolla olurdu Birincisi, efendiler cariyelerinden her ay İçin belirli bir para taleb ederlerdi Cariye de bu parayı zina yoluyla ka-zanarak efendisine verirdi Cariyelerin temiz bir işte çalışma imkanları yoktu Bu sebeble onlar fuhşu kendilerine bir iş edinirlerdi


İkincisi ise Araplardan bazıları genç kız ve cariyeleri bir evde otur-tarak zina yaptırırlardı O evde fuhuş yapıldığının herkes tarafından bilin*mesi için de kapılarının üzerine bayrak asarlardı Bu evlere «mevahirı adı verilirdi Şayet bu evlerdeki kadınlardan birisi bu rezaleti İşlemeye yanaşmazsa efendisi onu zorlayarak yaptırırdı Münafıkların reisi Abdullah bin Übey bin Selûl de bunlardan birisi idi


Günümüzde de aynı cahiliye devrindeki gibi aşikar, hatta kanun hi*mayesinde fuhuş evleri ve kadınları bulunmaktadır Hatta denilebilir ki, şimdiki fuhuş cahiliye devrindekinden daha kötü ve çirkindir Çünkü o dönemde fuhuş genellikle cariyeler tarafından yapılırdı Bugün İse hür ka*dınlar tarafından yapılmaktadır Bunun ticaretini yapan sayılamıyacok ka*dar da çoX kimse vardır Öyle zannediyorum ki bugün çeşitli hastalıkların böylesine yayılmasının sebebi de budur Zira Resulullah (sav), «Bir top*lumda açıkça fuhuş yapılmaya başlandığı zaman geçmişte olmayan birçok hastalık ortaya çıkar» buyurmuştur Bu hadis Peygamber efendimizin mu-cizelerinderpbirisidir




Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler



Allahu taala, evlenmeyi çok büyük fayda ve yüksek hikmetlere binaen meşru kılmış ve evlilik sebeblerinin kolaylaştırılmasını em/etmiştir Zira yeryüzünün mamuriyeti ve temiz bir neslin ortaya çıkması ancak evlilik hayatıyla mümkündür


Allahu taala insanların beşeri arzularını hayvanlar gibi istediği za*man ve yerde başıboş biçimde tatmin etmesine müsaade etmemiştir Bu sebeble kadın-erkek münasebetlerini bir düzene bağlamıştır Kadın ve erkeğin insanlık şerefini korumak üzere bir evlilik nizamı vazetmiştir Öyle bir nizam ki, kadın ve erkeğin tam bir anlaşma, birbirlerinden razı olma, bağlılık ve birbirlerini haramdan koruma düşüncesiyle birleşmelerini sağ*lar


Cinsi arzu, beşerî arzuların en güçlüsüdür Bu bakımdan onun başıboş bir şekilde tatmin edilmesi yasaklanmıştır İnsanları tatmin edecek en iyi yolun evlilik olduğu bildirilmiştir Bunun İçin harama bakmak bile yasak*lanarak oinsi duyguların helal bir yoila talmfn edilmesi emredilmiştir


«Size nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için, zevceler yaratmış ol*ması, aranızda bir sevgt ve esirgeme yapması da O'nurt âyet (erindendir Şüphe yok k! bunda fikrini iyi imal edecek bir kavim tçin elbette ibretler


vardır» (Rum: 21) âyeti kerimesi söylediklerimizin büyük bir kısmına işa*ret etmektedir


İslömın çok önem verdiği çocukların necib olmasının, neslin artma*sının, hayatın devamının en iyi ve güzel yolu evliliktir Resulullah (sav) da çeşitli yol ve suretlerde evliliği teşvik etmiş, «Dünya bir metadır ve onun hayırlısı da saliha bir kadındır» hadisinde görüldüğü üzere kadının dün-yan-n en hayırlı metaı olduğunu beyan etmiştir


Resulullah (sav) diğer bir hadisi şeriflerinde de saliha bir kadının in*sanın en önemli hazinesi olduğunu şöyle bildirmiştir: «Size İnsan için en hayırlı olan hazineyi bildireyim mi? Saliha bir kadındır İnsan,saliha bir kadına baktıkça mesrur olur O, birşey buyurdunmu hemen yerine getirir Kendisinden uzaklara gidildiğinde hem kendisini, hem de kocasının malı*nı korur»


Allahu taala, evlenmeye mani olarak hallerin kaldırılmasını emretmiş*tir Bu manilerin birisi de malîdir Zira bir ailenin kurulması için malî im*kâna ihtiyaç vardır Şurası muhakkaktır ki, Allahu taala fakirliğin evlen*meye mani kabul edilmesinin caiz olmadığını bildirmiştir Çünkü rızık Al*lah (cc)'a aittir Altahu taala, iffetlerini korumak için evlenmeyi seçen fakirleri zengin yapmayı tekeffül etmiştir Öyleyse ümmetin üzerine düşen görev, evlenenlere yardım etmek, sebeblerinl hazırlamak ve mümkün olan herşeyi sarfetmektir


İlahî emir, Allah {ccpn fazlından zengin oluncaya kadar haramdan sakmmamazı da kesin bir ifade İle beyan etmektedir Çünkü Allahu taala, «Nikaha (evlenmeye imkan) bulamayanlar, Allah kendilerini fazlından zen*gin kılıncaya kadar, iffetlerini korusun» buyurmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla