Yalnız Mesajı Göster

Tefsir Dersleri...

Eski 08-04-2012   #110
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefsir Dersleri...




49 DERS AKRABA EVLERİNDE YEMEK YEMENİN MÜBAHLIĞl VE ADABI



61- Âmâya göre bir harec (darlık ve günah) yok Topala göre bir harec yok Hastaya göre bir harec yok Size göre de (gerek) kendi evle*rinizden, gerek babalarınızın evlerinden, gerek annelerinizin evlerinden, gerek biraderlerinizin evlerinden, gerek kızkardeşlerinlzln evlerinden, ge*rek amcalarınızın evlerinden, gerek halalarınızın evlerinden, gerek dayı*larınızın evlerinden, gerek teyzelerinizin evlerinden, gerek (başkasına alt olupda) anahtarlarına malik (ve hazinedarı) bulunduğunuz (evler)den, ya-hutta sadık dostlarınızın (evlerinden) yemenizde de (bir harec yoktur) Hep birarada toplu olarakta, dağınık dağınıkta yemenizde dahi harec yok (Şu kadar ki) evlere girdiğiniz vakit Allah tarafından mübarek ve pek gü*zel bir sağlık (dHemiş) olmak üzere kendinize selam verin İşte Allah âyet*leri size böylece beyan eder, Tak) anlayasınız




Âyetin Lafzı Tahlili



(Haracün): Harec, sözlükte darlık, şeriatte ise günah anlamındadır


(Mefâtihehü): Miftah'ın çoğuludur Mlftah anah*tar demektir


(Eştâten): Eştât şefin çoğuludur Şet ise ayrı, dağınık demektir


(Feselllmû): Selam vermek demektir


(Tahiyyeten): Selam vermek


(Mübareketen): Mübarek, bereket kökünden gelir Bereket, artış anlamına gelir


(Tayyibeten): Tayyib, güzel demektir




Âyetin İcmali Manası



Allah (cc) icmalen şöyle buyurmaktadır: Kör, topal gibi özürlü ve has*ta kimselerin sağlıklı kişilerle yemek yemelerinde bir günah yoktur Çünkü Allahu taala kibri ve kibirlileri sevmez, Kullarından tevazu ehlini sever


Ey müminler, akrabalarınızın, dostlarınızın evlerinde ve vekalet etti*ğiniz, anahtarlarına malik olduğunuz evlerde yemek yemenizde bir gunc, yoktur Topluca da yiyebilirsiniz, tek tek de yiyebilirsiniz Kardeşlerinizin, akrabalarınızın ve dostlarınızın evlerine girdiğiniz vakit selamla girin Çünkü selam müminlerin şiorı ve Allah (cc)'ın güzel bereketine bir vesilede Selam, İslâm adabıyla edeblenmeniz için Allahu taalartm meşru kılanı bir hükümdür


Dünya ve ahiret saadetiniz ve selametiniz için Allah (cc)'ın size ta I iti buyurduğu edeb ve hükümlere uyunuz Böyle olursanız her hakkı ve hayı bilir, muttaki müminlerden olursunuz




Âyetin Nüzul Sebebi



1- İbni Abbas (ra)'tan rivayet edilmiştir: «Aranızda (birbirinizi) mallarınızı haksız sebeblerfe yemeyin» (Bakara: 188) âyeti nazil olduçu zaman müslümanlar kör, topal gibi özürlüler ve hastalarla yemek yemet-te darlığa düştüler Çünkü yemek malın en efdalidir Halbuki Allahu taca malları «haksız sebeblerle yemeyi» yasaklamıştır Kör yemeğin İyisinin ra-rede olduğunu göremez, hasta kimse de hastalığı nedeniyle yemeği ton yiyemez İster istemez haklarına tecavüz edilmiş olunur Müslümanlar işle bu endişe ile onlarla birarada yemek yememeye başladılar Sunun üzei-ne, «Amaya göre bir harec (darlık ve günah) yoktur» âyeti nazil oldy»[172]


2- Said bin Müseyyib (ra)'ten şöyle rivayet edilmiştir: «Resululbh (sav) ile sefere çıkan bazı kimseler evlerinin anahtarlarını körlere, topal*lara, hastalara ve akrabalarına bırakırlar ve onlara ihtiyaçları olduğu tek*dirde evdeki yiyeceklerden yiyebileceklerini söylerlerdi, Onlar, yemelsrl halinde ev sahipleri razı olmayabilir düşüncesiyle yemek yemezlerdi, l-te bu sebeble bu âyet nazil oldu»[173]


3- Mücahid (ra)'den de bu âyet hususunda şöyle rivayet edıir: Muhtaç durumdaki bazı kör, topal ve sakat kimseleri1 sağlam kişiler ev-lerine yemeğe götürürlerdi Kendi evlerinde yemek bulamayınca da ra*calarının veya annelerinin evine götürürlerdi Özürlü kişiler bu evlele yemek yemekten çekinirlerdi Zira yemeğin sahibi olmayan kişi kendilerle yemek yediriyordu Bunun üzerine, «Amaya göre bir harec (darlık ve günah) yok» âyeti nazil oldu» [174]




Âyetin Tefsirindeki İncelikler



Birinci İncelik: Allahu taala âyette yakın akrabaların (babalar, anneler, kardeşler, amcalar, dayılar, halalar, teyzeler) evlerini zikrettiği halde evladların evlerini zikretmemiştir Zira evladın malı babanın malı, evi gibidir Nitekim Resulullah (sav), «Sen ve senin malın babanındır» buyurmuştur İşte âyette «kendi evleriniz» tabiri ile iktifa edilerek evladların ev*lerinin sayılmaması bu yüzdendir Baba ile evladın arasındaki yakınlığın kuvvetinden Ötürü evladın malik olduğu herşey babanın malı gibidir Re*sulullah (sav) şöyle buyurmuştur: «Kişinin yediklerinin en temiz ve güzeli çocuğunun kazancıdır Zira çocuk da babasının kazancıdır» [175]


Ebu Hayyan: «Ailahu taala âyette «evleriniz» tabirini kullanarak ayrıca evladların evlerini zikretmemiştir Buna göre âyetteki «kendi evleriniz» tabirinden maksat, aile ferdlerinin yaşadığı evlerdir Evladlar daha aile ferdlerinin en yakınlarındandır Yemek ruhsatının sebebi yakınlık olduğundan evladın da bunlar arasında bulunması zoruridir» [176]


İkinci incelik: Meşhur meseldir, birisine «Kardeşini mi yoksa sadık dostunu mu seversin?» diye sorulunca, «Kardeşimi ancak sadık dostum olursa severim» cevabını vermiş Birgün evde bulunmadığı bir zaman Hz ,! Hasan'ın arkadaşları evine geldiler ve yemek yemeye başladılar Üzerlerine gelen Hz Hasan, bu durumdan çok sevinerek, «İşte biz sahabilerin büyüklerinden de böyle gördük» demiştir


Asrı saadette kişi sadık dostunun evine girer, yemeğini yer, lazımsa para alırdı Hatta daha önceden İzin verilmişse cariye ve kölelerini azad ederdi


İbni Abbas (ra) şöyle der: «insanın sadık dostu, akrabalarından daha yakındır Zira görülüyor ki, cehennem ehli ateşe atıldıkları zaman, aArtık bizim için ne şefaatçilerden (bir kimse) ne de candan bir dost yok» (Şuara: 100-101) diyerek dostlarının yokluğundan yakınırken, anne, baba ve diğer yakınlarının yokluğundan yakmmamışlardır» [177]




Üçüncü İncelik; Aropiar cömertlikle meşhurdular Hatta ensarilerden birçoğu yemeğini ancak misafiri varsa yerdi


Arapların Kenane kabilesinden bir zatın yalnız başına yemek yemesi cok ağırına giderdi Kim| zaman sabahtan akşama kadar sofrada bekler, bir misafir gelsin isterdi Akşam olduktan sonra beraber yiyecekleri bir


misafir gelmezse çaresi2 yemeğini yalnız yerdi [178]


Bir Arap şairi bu hqSUSu şöyle dile getirir «Yemek yaptığında ortak olacak bir misafir ara *jra ben hiçbir zaman misafirsiz yemek yiyen değitim»


Dördüncü incelik: Zemahşerî: «Evlere girdiğiniz vakit» o evin eh*line Allah (cc)'ın meşru kıldığı selam ite başlayın Zira selam vermek, se*lam verilene selamet di|emek olduğu gibi ona canlılık verir Çünkü mü*minin mümine daveti salamdır Selam Ailahu taaladan hayrın ziyadeleş*mesi ve güzel bir rızık talebidir» [179]


Fahreddin Razi şöy|Q der: «Âyetteki, «kendinize seiam verin» ifade-desinde Ailahu taala bütün müslümanların nefislerini tek bir nefis gibi kabul etmiştir Buna gÖr6 bir müslümanın diğer bir müslümana selam ver*mesi, kendisine selam verrriesidlr İbni Abbas Ira), «Girdiğiniz evde kimse olmasa bile «Allah (cc)'ın selamı üzerimize otsun» diye selam verin» de*miştir» [180]


Taberî de şöyle der; hbu husustaki görüşlerin en doğrusu, «Müslü*manların evlerine girdiğiniz zaman birbirinize selam verin» dir Niçin doğ*ruya en yakın olanın bu olduğunu söyledim? Zira Ailahu taala âyetteki, «evlere girdiğiniz «akit» tabirinde bir evi değil bütün evleri ifade etmiştir Bundan maksat da meskenlerin hepsinin âyetin kapsqmına girmiş olma*sıdır Ayrıca mescidler de âyetin umumi İfadesine girmektedir» (10)




Ayetteki Şer’i Hükümler


Birinci Hüküm: Ayetteki Evlerde Yemek Yemeden Maksat Nedir?



Âyeti kerime akraba evlerinde yemek yemenin mubah olduğuna de*lalet eder Çünkü akrabaların evlerinde yemekvyemede onları zorluğa sev-kedecek bir durum yoktur Ayrıca adet de akrabalara yemek yedirmeyi


icabettirir Bu adet sarahaten İzin vermenin yerine geçer, öyleyse Allahu taalanm âyette saydığı akrabalarda İzinsiz de olsa, yemek yeme mubah*tır Çünkü bir akraba evinde yemek yeme onu sevindirir


Müfessirler, âyetteki «kendi evleriniz» tabirinden maksadın ne oldu*ğu hususunda üç görüşe ayrılmışlardır


1 Görüş: «Kendi evlerin iz »den maksat, çocukların evleridir Zira Çocukların evleri, babaların evi gibidir


2 Görüş: Âyetteki akendi evlerinizsden maksat, aile tercilerinizin ev*leri, yani, çocuklarınızın, zevcelerinizin, hizmetçilerinizin evleridir


3 Görüş: Âyetteki «kendi evleriniz »den maksat, insanın kendi evidir Âyetten maksat çocukların ve zevcelerin matından yiyebilmektir Zira ço*cuk ve zevcenin malı kocanın malı gibidir


Bu hususta Cessas şöyle der: «Bu üç görüşten sahih olan ikincisidir Zira «kendi evlerinizsden maksat, kişinin ailesi, çocukları ve hizmetçileri gibi evinde duranların evleridir Bunlar babanın evinde bulunduktan için kendi evine isnad edilmişlerdir Kişinin kendi malından yemesi zaten mu*bahtır Âyetteki hitabın zahiri ve başlangıcı bir diğerinin malından yemeyi mubah kılmaktadır Çünkü Allahu taaia, «Gerek babalarınızın evlerin*den, gerek annelerinizin, evlerinden» buyurmaktadır Bu, mahreıı olan akrabaların evlerinde ekmek yemenin mubah olduğunu beyan etmektedir Hafkm geleneği de bu şekilde cerayan etmiştir» [181]




İkinci Hüküm: Vekil, Müvekkilin Malından Yiyebilir Mi?



«Anahtarlarına malik bulunduğunuz» âyetinin zahiri, vekilin müvek*kilinin evinden, malından birşey yiyebileceğine delalet eder


Ikrime (ra)'den şöyle rivayet edilmiştir: «Bir kişi «anahtara malik» oldumu birşey yemesi caizdir»


İbni Abbas (ra) da «Anahtarına malik bulunduğunuz» âyetinin tef*sirinde, «Kişi müvekkilinin hurmasından yer sütünden içebilir» demiştir [182]


Bazılarına göre de «Anahtarlarına malik bulunduğunuz (evter)»den maksat, yetim malıdır Vasisi yetimin malından zarar vermemek şartıyla ihtiyacı kadar yiyebilir Zira Allahu taala, «Kim zengin ise (yetimin malını yemeye tenezzül etmesin) kaçınsın Kim do fakir ise o halde örfe göre (birşey) yesin» (Nisa: 6) buyurmaktadır




Üçüncü Hüküm: Sadık Dostların Malından İzin Almadan Yemek Mu*bah Mıdır?



Âyeti kerime, akrabaların ve sadık dostların evlerinde yemek yeme*nin mubah olduğunu beyan etmektedir Âyetin nüzulünden önce hiçkim-se, günah olacağı endişesiyle, başkasının evinde yemek yemezdi Allahu taala önce, kör, topal ve hasta gibi özür sahiplerinin akraba ve dost ev*lerinde yemek yemelerinin mubah olduğunu beyan etmiş, sonra da bütün İnsanlara akraba ve sadık dostlarının evinde yemek yemeyi mubah kıl*mıştır Şu halde bir kimse sadık bir dostunun evine gittiği zaman, ondan izin almadan birşeyini yemesi helaldir


Cessas: «Âyet de izinsiz yemenin mubah olduğuna delalet eder Me*sela bir kadının kocasının malından izin almaksızın sadaka vermesi gibi Çünkü örfen bilinir ki, kadının verdiği sadakaya koca mani olmayacaktır Nasıl ki, izinli veya kitabet yapan bir köle bir başkasını kendi yemeğine davet edebilir, elinde bulunandan sadaka verebilir Bu hususta efendile*rinden izin almaları da gerekmez


«Nafi, İbni Ömer (ra)'in «Bir müslümanın diğer bir müslüman karde*şinin altınını, dinar ve dirhemini kullanmakta olduğunu gösterebilir misi*niz?» dediğini rivayet etmiştir


«İbni Kesir, Rassafî'den şöyle rivayet etmiştir: «Ebu Cafer (ra)'in ya*nında idik Ebu Cafer (ra) bize, «Bir müslüman kardeşinizin cebinden ve*ya kesesinden parasını alıp yiyebilir misiniz?» diye sordu Biz de hayır dedik Bunun üzerine, «öyleyse siz kardeş değilsiniz» dedi» [183]


İnsanın sadık dostunun malından, aradaki dostluk ve sevgiden dolayı, o bulunmadığı zamanda bile, yemesi mubahtır Zira gerçek bir dost, dost*ları malından yediği zaman hem ferahlanır, hem de mesrur olur




Dördüncü Hüküm; Yemekte Ortaklığın Hükmü Nedir?



İnsanın yemekte başkasına ortak olması caizdir Âyette, «Hep bir arada toplu olarak da, dağınık dağınıkta yemenizde dahi harec yok» buyurulması da buna delalet eder Eğer bir topluluk bir yemeğe ortak olur*larsa beraberce yemeleri caizdir


İslâmiyetin başlangıcında müslümanlar, başkalarıyla birlikte yemek yemekten, onlardan fazla yiyecekleri korkusuyla, kaçınırlardı Bundan ötü*rü aynı kaptan yemek yemezlerdi, tşte Kur'an-ı kerim, birisi diğerinden daha İştahlı olsa, daha fazla yemek yese bile aynı kaptan toplu olarak yemelerini mubah kılmıştır Buna, «Bir do sana yetimleri sorarlar Şayet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşlerinizdir» (Bakara: 220) âyeti de delalet eder Zira Allahu taala bu âyetle yetimlerin yemek*lerini kendilerinkine katarak topluca yemelerini mubah kılmıştır Yine, As-hab-ı Kehf hakkındaki, «Şimdi siz birinizi bu gümüş para ite şehre gön*derin de baksın, onun hangi yiyeceği daha temizse ondan size bir rızık getirsin» {Kehf: 19) âyeti de insanların toptu olarak yemek yemelerini mubah kılmıştır Zira verilen «gümüş para» hepsinin ortak parası idi O-nunla alınacak yiyecek de hepsinin müşterek malı İdi İşte fakihler böyle', müşterek para ile alınan yemeğe «mimahede» ismini vermişlerdir Bu şe*kildeki ortaklık daho çok yolculuklarda yapılır




Beşinci Hüküm: Yakın Akrabasından Bir Şey Çalanın Eli Kesilir Mi?



Bu hususta Cessas şöyle der: a Mevzumuz âyet, yakın akrabasından birşey çalan kimsenin elinin kesilmeyeceğine delalet eder Zira Allahu taala âyette yakın akrabaların birbirinin evine izinsiz olarak girmelerini ve yemek yemelerini mubah kılmıştır El kesilmesine sebeb olan hırsızlık ise, saklamldığı yerden birşeyi gizlice almaktır Âyetteki evlere girme ve mal*larından yeme müsadesi ise acıkca gösteriyor ki, çalınan mal onlardan gizli birşey değildim


Buna göre sadık dostunun malını çalanın da elinin kesilemeyeceği düşünülebilir Çünkü mevzumuz âyet, sadık dostların malından İzinsiz olarak yemeyi de mubah kılmaktadır Fakat durum böyle değildir Bir kim*se dostunun malını çalıyorsa onun dostu değil demektir Dış görünüşte dost sayılsa bile aslında dost olmadığı İçin yaptığı hırsızlığa karşılık elinin kesilmesi şer'î bir hükümdür


Yakın akrabanın evinden yapılan hırsızlıkta, helaliyet şüphesi olduğu için el kesme cezası uygulanamaz, Ancak hırsıza tazir cezası uygulanır


En doğrusunu Allah (cc) bilir




Altına Hüküm: Bu Âyetin Hükmü, İzin İsteme Âyeti İle Neshedilmiş Midir?



Bazı müfessirlere göre mevzumuz âyetin hükmü, «Ey iman edenler, kendi (ev ve) odalarınızdan başka (evlere ve) odalara sahipleriyle alış*kanlık peyda etmeden ve sefam da vermeden girmeyin» (Nur: 27} âyetiyle neshedilmiştir Ayrıca Resulullah (sav) da «Müslüman kardeşinin malı an*cak onun rızası ile helal olur» buyurmuştur


Sahih olan görüşe göre ise, bu âyetin hükmü neshedilmemiştlr Mü-fessirlerln cumhurunun görüşü budur Bunu Cessas ve Razi de belirtmiş*lerdir Cessas, Nur Süresindeki âyette mevzumuz âyeti neshedici birşey olmadığını söylemiştir Mevzumuz âyette zikredilen husus, özürlü kişiler ve yakın akrabalar içindir «Ey iman edenler, kendi (ev ve) odakırınızdan başka» âyeti ise özürlü 'kimselerle yakın akrabalar dışındaki kimselere hitap etmektedir


Resulullah (sav)'ın hadisine gelince, bu hadis de âyette isim ve vasıf*ları geçen yakın akrabaların dışındaki kimselere mahsustur


Allah (cc) en iyisini bilendir




Âyetten Alınacak Dersler



1- Cihada katılamayan özürlü kimselerin diğer müslümanların ev*lerinde yiyip içmeleri mubahtır


2- Adet olduğu üzere, yakın akrabaların evinde İzinsiz olarak yiyip içmek mubahtır


3- Sadık dostluğun hakkı çok büyüktür Bu sebeble sadık dostların evinde izinsiz olarak yemek yeme mubah kılınmıştır


4- Yemeği ortaklaşa almak ve yemek mubahtır Bu yemek toplu halde de ayrı ayrı da yenilebilir


5- İslâm terbiyesini almak zaruridir Bir eve girildiği zaman İslâmî aaab ve terbiye kurallarına uygun olarak selam verilmelidir


6- Müslümanlar karşılaştıkları zaman, Allah (cc)'ın meşru kıldığı «Esselamüaleyküm» kelimesi tle selamlaşmalıdırlar


7- Allahu taala, mümin kullarının dünya ve ahiret saadetine vesi*le olacak hükümler vazetmiştir ,




Ayetteki Teşriî Hikmetler



Allahu taala halka zulmetmeyi ve zulmen malını yemeyi haram fcıli!i mıştır Bir kimsenin, bir başkasının malını, gönül hoşnutluğu ile verme-11 dikçe yemesi caiz değildir Zira Resulullah (sav), «Müslüman kardeşinin, malt ancak onun rızası ile helal olur» buyurmuştur Bir başka hadisde de «Müslüman İçin diğer bir müslümanm malı, kam ırzı ve herşeyi haram-, dır» buyurulmuştur


Allahu taala yakın akrabaların evinde izin almadan yemek yemeyi mubah kılmıştır Allahu taala bu yakın akrabaları da şöyle beyan etmiş*tir: Babalar, anneler, kardeşler, amcalar, dayılar, halalar ve -teyzeler Bu akrabalar arasında sıla-i rahim bağlan vardır Bu bağlar sevgiyi gerekti*rir Akraba evinde teklifsiz yemek yeme de akrabalık bağlarını kuvvetlen*dirir, birbirlerini görmeyi, konuşmalarını adet haline getirir


Yakın akrabaların evlerinde yemek yeme mubah kılındığı gibi, sadık dostların evinde İzinsiz olarak yeme de mubah kılınmıştır Zira sadık dost*luk, yakın akrabalık derecesindedir Sadık dostların birbirleri üzerinde çok büyük hakları vardır Çok sadık dost vardır ki insanın kardeşinden daha hayırlıdır Arapların meşhur bir atasözü vardır Şöyle denilir: «Annenin doğurmadığı çok kardeşin vardır»


İşte bunlardan dolayı Allahu taala sadık dostların evlerinde onlardan İzin almadan yemek yemeyi mubah kılmış, dostluk bağlarının kuvvetlen*mesi ve devamı için onu yakın akrabalar sırasında saymıştır


Sadık dostlara, izinsiz olarak yemek yeme gibi ileri bir hakkın veril*mesi islâmdakl din kardeşliği bağlarının daha da kuvvetlendirilmesi için*dir İslâm şeriatının olduğu gibi yüksek insanlık düşüncesinin de hedefi budur


Allahu taala, mümin kullarına, diğer mümin kardeşlerinin evlerine girerken selam vermelerini emretmiştir Bu Islâmın yüksek içtimaî ada*bının bir gereğidir Eu bakımdan Ailahu taala müminlere selamı yayma*larını, müslümanlarm birbirlerini her gördüklerinde selamlaşmalarım em*retmiştir Çünkü selam İslâmın şiarı ve ümmet fertleri arasında kuvvetli bir bağdır Müslümanların birbirlerini sevmelerinin bir işaretidir


Nitekim Resulullah (sav), şöyle buyurmuştur: «Nefsim kudret elinde olan Allah (cc)'a yemin ederim ki tamamen iman etmedikçe cennete giremezsıniz Birbirinizi içten sevmedikçe de imanınız kemale ermeyecektir Aranızda sevgiye vesile olacak şeyi size bildireyim mi? Birbirinizi tam manasıyla sevmeniz için aranızda selamı yayınız»[184]


Cahiliye devrinde dostlar birbiriyle karşılaştıkları zaman, «Akşamın hayırlı olsun, sabahın hayırlı olsun vb» şeklinde selamlaşırlardı İslâm bu sözlerden daha hayırlısını getirmiştir Bu, en güzel, en temiz vesıcak bir karşılama ifadesidir Bu selam, «Esselamü aleyküm verahmetuliahi» sözüdür Bu selam şekli «Evlere girdiğiniz vakit Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir sağlık (dilemiş) olmak üzere kendinize selam verin» âyetiyle beyan edilmiştir


Selam Allah (cc)'ın isimlerinden birisidir Müminlerin bu selamı terke-derek cahiliye devrindeki «iyi günler, iyi akşamlar» gibi sözlere dönmeleri uygun değildir Çünkü müslüman İslâmın bütün hükümlerini kabul ettiği gibi İslâmın getirdiği adab ve terbiyeyi de kabul etmek mecburiyetindedir

Alıntı Yaparak Cevapla