|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
54 DERS RESULULLAH (SAVI İN EVLENMESİ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
50- Ey peygamber, mehirlerlnl verdiğin zevceleri ve Atlanın sana gonimet (olarak nasib) ettiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, se*ninle bercber (Medine'ye) hicret eden amcanın kızlarım, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mümin bir kadın kendini peygambere bağışlayıp da eğer peygamber de nikahla atmak isterse onu —(fakat bu sonuncusunu) diğer müminlere değil, yalnız sana has olmak üzere— senin için helal kıldık Öbür (mümln)lerin zevceleri ve sağ elleri*nin malik oldukları {cariyeleri) hakkında uhdelerine ne farzetmiş olduğu*muzu bildirdik {Bağış suretiyle İzdivacın sana tahsisi) senin içtn hiçbir darlık olmaması içindir Atlah çok yartığayıcıdır, çok esirgeyicidir
51- Onlardan kimi dilersen (nöbetinden) geri bırakır, kimi de diler*sen yanına alabilirsin (Nöbetinden) geri bıraktıklarından kimi İstersen (nezdine almak)ta sana güçlük yoktur Gözteri aydın olup tasalanmalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli ofan bu*dur Allah kalblertnizde olanı bilir Allah (herşeyi) hakkıyla bitendir, uku-betts acele etmeyendfr
52- Bundan sonra kadmlorO almanj ve bunları herhangi zevcelerle değiştirmen, güzellikleri hoşuna gitse de sana helal olmaz Sağ elinin ma-fflc olduğu (coriyeler) müstesna Allah herşeye hakkıyla nlgehbandır
Ayetlerin Lafzi Tahlili
'°SAfctelnoî: Ihlol kökünden gelir, helal kılma dernektir
(Ücurehünne): Nikah kesimleri, mehir
(Meleket yominüke): Sağ elinin malik oldukları yani cariyeler
(Efâellahü): Efâe, fey kökünden gelir, ganimet demektir Âyetteki anlamı, Allah (cc)pın sana harp vasıtasıyla verdiği de*mektir
(Hacernemaake): Hicret kökünden gelir Göç et*mek manasmdadır Sertinle hicret edenler demektir
(Yestenkihehâ): İstinkah kökünden gelir Nikah taleb etme demektir
(Hallsoten): Yalnız sana mahsustur
(Mâferezno aleyhim): Müminlere dörtten fazlasıni (arz kılmadık
leştîrmek demektir
(Haracün): Sıkıntı, darlık
(Turcii): Tehir, erteleme
ı'vi): Eva kökünden gelir, zammetmek, bir-
(Tegarra együnühünne): Onlar hoşnut olurlar,
(Allmen halimen): Herşeyi hakkıyla bilen ve hıc-kinuîoyo acilen ceza vermeyen
Âyetlerin İcmali Manaları
Allahu taala sevgili peygamberine çeşitli sınıflardan kadınları mubah kılmıştır Bunlar, mehrini vermek suretiyle aldığı kadınlar, kendilerini me-hfrslz olarak Resululloh isavj'a hibe eden kadınlar, cariyeleri ve kendi akrabafarı olan Kureyş ve Beni Zühre kabilesinden hicret eden kadınlardır Allahu taala hiçkimseye tanımadığı bazı hususi hak ve hükümleri Resulut-lah (sav)'a tanımıştır Bunlar vasıtasıyla da tebliğ ve risaletin yayılmasını kolaylaştırmıştır
Resulullah {sovja has olan bu hükümlerden bazıları, onun dört ka*dından fazla evlenmesi, kendilerini mehirsiz olarak hibe eden kadınlarla evlenebilmesi, Resulullah (sav)'a kadınlar arasındaki taksimatın farz ol*mamasıdır Bunlar Resulullah (sav)'ı şereflendirmek ve Allah (cc) katın*daki makamının yüksekliğini göstermek için verilmiştir
Müslim, sahihinde Hz Ayşe'den şöyle rivayet etmiştir: «Ben kendile*rini Resuluîlah (sav)'a hibe eden kadınları kıskanır ve ayıplayarak, «Bir kadın kendini bir erkeğe hibe etmekten haya etmez mi?» derdim, Taki, «  Kimi de dilersen yanına alabilirsin » âyeti nazil oluncaya kadar Âyet nazil olunca Resulullah (sav)'a, «Görüyorum ki Rabbin yalnız senin arzu*nu yerine getiriyor,» dedim » [25]
Âyeti kerimelerin manaları icmalen şöyle: Ey nebi, biz sana mehirle-rinl verdiğin zevcelerini, sağ elinin malik olduğu harp esiri cariyelerini, amca, hala, dayı ve teyze kızlarından seninle hicret eden kadınları sana helal kıld'k Ayrıca sana, sırf Allah (cc) ve Resul (sav) sevgisi için ken*dilerini hibe eden şaline kadınları da mubah kıldık, Kendilerini hibe eden kadınlardan dilediğinle mehirsiz olarak evlenebilirsin Bu evlilik mümin*lere değil, yalnız sana mubah kılınmıştır Müminlere nikah akidlerinde nikah şartlarını farz kıldık Onların sağ ellerinin malik bulunduğu cariye*lerin dışında mehir vermelerini de farz kıldık Fakat sana -kolaylık olması bakımından birçok hususiyetler tanıdık Bunları sana bir zorluk, bir darlık olmaması için tahsis ettik
Ey Resul, dilediğinin nöbetini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin Boşcfdıktnn sonra da dilediğini ricat ederek geri alabilirsin Sana verilen bu haklar, onların kalblerinln rahatı için en uygun yoldur Çünkü onlar, bu durumda yaptıklarını Allah (cc)'ın emir ve ruhsatıyla yaptığını bilirler Bu yüzden yaptıklarına razı olurlar, gönül hoşluğu İle kabul ederler Allahu îaola kq!blerin gizlediklerini en iyi bilen, emirlerine muhalefet ederek İs*yan edenleri de cezalandırmakta acele etmeyendir
Âyetlerin Nüzul Sebebi
«Ey peygamber, zevcelerine de ki: Eğer siz dünya hayatını ve onun ziynet (ve İhtişam)'mı arzu ediyorsanız gelin size boşanma bedellerini ve*reyim de hepinizi güzellikle salıvereyim » (Ahzab: 28) âyeti nazil olunca Resulullah (sav)'ın zevceleri boşanacaklarından korkarak, «Ya Resulul*lah, bize malından ve nefsinden dilediğini ver, yalnız bizi nikahında bırak » dediler Bunun üzerine, «Onlardan kimi dilersen (nöbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin  » âyeti nazil oldu [26]
Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: «İhlahıin manası helalliktir Âyetteki, «senin için helal kıldık» ifadesi, birşeyi haram veya helal kılmanın, teşriinin yalnız Allah (çç)'a mahsus olduğuna delalet eder Resul ise hükümleri kullara tebliğ edicidir Hiçkimse kanun yapma veya helal yada haram kılma hakkına sahip değildir Çünkü Allahu taala, «Hüküm a İlahtan başkasının değildir » (Yusuf: 40) buyurmuştur
İkinci incelik: «  Mehirlerİni verdiğin zevceler  » âyeti, Allahu taala-nın peygamberine en efdal ve ekmel olanı ihtiyar ettiğine işaret etmekte*dir Zira mehri vermek, ertelemekten daha hayırlıdır
Bazı sahabiler, evlenmeye güç yetiremediklerinden şikayet edince Resulullah (sav) onlara, «Sizin zırhınız yok mu? Onu mehir edin » buyur*muştur Mehrin bir kısmını ertelemek veya yansını vererek diğer yarısını borca bırakmak sonradan Örf haline gelmiştir Bu da genç kızların ge*leceklerini teminat altına almak düşüncesiyle mehrin çok yükseltilmesinin bir sonucudur
Üçüncü incelik: Âyetteki, «Allanın sana ganimet (olarak nasib) et*tiklerinden soğ elinin malik olduğu kadınları  » ifadesindeki tahsis, sa*tın alınan cariyelerden daha efdal ve hayırlı olduklarına işaret etmektedir Çünkü Daru'l-Harbten alınan cariyelere «temiz cariye» ve anlaşma yoluyla alınan cariyelere de «pis cariye» denilir Allahu taala bu âyette de bildir*diği gibi peygamberine ancak temiz olanları nasib etmiştir
Dördüncü İncelik: Resulullah (sav)'ın âyette üç defa peşpeşe «pey*gamber» unvanıyla anılması, Resulullaha has olan hükümlerin Allah (cc) tarafından verildiğini ve onun peygamberliğinden dolayı olduğunu göstermektedtr Ayrıca peygamberin şanının büyüklüğünü ve onun bu şerefe la*yık olduğunu beyan etmektedir
Âyetlerdeki Şer'î Hükümler
Birinci Hüküm: «Ücret» Ve «Hibe» Kelimeleriyle Nikah Yapılabilir Mi?
Fakihler, nikah akdinin ancak «nikah» ve «evlenmek» gibi sarih lafız*larla yapılacağında ittifak etmişlerdir Zira Al fa hu taala, «  Onları sahip*lerinin İzniyle kendinize nikahlayın » (Nisa: 25} buyurmuştur Şu halde «nikah» ve «evienme» kelimeleri kitap ve sünnette varid olmuştur
Fakihler, mubah kılma, helal kılma, emanet verme veya alma, rehin ve temettü kelimeleriyle nikah akdinin caiz olmadığında da ittifak etmiş*lerdir Fukahanın cumhuruna göre »Ücret» kelimesiyle de nikah akdi caiz değildir
Ebu Hasan-ı Kerhî (ra) ise, «icare» kelimesiyle nikah akdinin caiz ola*cağı görüşündedir Zira Allahu taala, «Ücretlerini (mehir) verdiğin kadın*ları» buyurmuştur Görüldüğü gibi Allahu taala «mehir» kelimesini «üc-rst» olarak isimlendirmiştir Öyleyse «ücret» ve «icare» lafızlarıyla tahak*kuk eden nikah akdinde mehir verilmesi vacibtlr Şu halde «ücret» keli-mesiyie nt-kmh akdi yapılması sahihtir
Kerhî'nin görüşünün reddi: Şüphesiz «ücretsin manası nikah akdine muhaliftir Zira nikah akdi ebedî olarak yapıl r Ni ';ahta belirli bir vakit ta*yin ed&mesi nikahı ibîal eder İcare akdi ls=* muvakkat bir zaman için yap:iır Hona bir zaman tayin edilmeden yapılsa bile yine muvakkat olur An be om yenilenir MasıS olurda ebedi bir akid olan nikah, böyle geçici bir akkHe tohakktufe eder?
İcare, bjrşeyin menfaatinin karşılığında yapılan akiddir Mehir ise bir-şeyin karş&ğı değildir Alla&u taalanın evliliğin ve kadının temizliğini or*taya koymak için vocib ettiği bir hediyedir İşte bunun ipin mehir zik-redilmekuzin yap:km nikah okdi sahih olur Mehirsiz yapılan nikah ak*dinden sonra karı koca arasında münasebet olursa erkeğin karısına «mehr-i misil» (kadının annesinin, teyzesinin, kız kardeşinin mehri kadar mehir} vermesi icabeder Öyleyse «icare» lafzıyla nikah sahih olmaz Zira batıl olan Mut'a nikahı ile sahih nikah birbirinden seçilemez Bundan do*layı Hanefi fakihlerinden hiçbirisi bu hususta Ebu Hasan-ı Kerhî (ra)'ye muvafakat etmemiştir
«Hibe» lafzıyla nikah, cumhura göre caiz değil Hanefilere göre ise caizdir
Hanefilerin delilleri: :
Hanefiler aşağıdaki delillere dayanarak nikah akdinin «hibe» kelimesi ile yapılmasının caiz olduğuna hükmetmişlerdir
1- «  Eğer mümin bir kadın kendisini peygambere bağışlayıp (hi*be) de eğer peygamber de nikahta almak isterse  » âyetinde Allahu taala «hibe» lafzı ile yapılan akde «nikah» ismi vermiştir Bu isimlendirme ni*kahın «hibe» lafzıyla yapılmasının caiz olduğuna delalet eder «Hibe» laf*zıyla yapılan nikah peygambere caiz olunca bizim için de caiz olması la*zımdır Zira peygambere uymakla emrolunmuşuz
2- Peygamber ve ümmeti nikah akdinin «hibe» lafzıyla yapılmasın*da eşittirler «  Diğer müminlere değil, yalnız sana has olmak üzere  » öyetinin işaret ettiği hususiyet ise Peygamberin mehlrsiz olarak evlene-bilmeskllr Çünkü bu âyet Resulullah (sav)'a tanınan hususiyetin bir dar*lığı giderdiğine işaret etmektedir Buradaki sıkıntı ise mehrln lüzumunda-d r Mehri temin için çalışmak lazımdır Resulullah (sav) ise daima rlsalet vazifesiyle meşguldür Yoksa nikah akdinin «nikah» veya «evlenmek» la-fızlarıyla yapılmasında bir zorluk yoktur ki, «hibe» lafzı Resululiah (sav)'a hasredilsin Buna göre mehirsiz nikahlamak yalnız Resulullaha has bir hükümdür
3- Hz Ayşe'den şöyle rivayet edilmiştir: «Ben kendilerini Resulul*lah hibe eden kadınları kıskanır ve ayıplayarak, «Bir kadın kendini bir er*keğe hibe etmekten haya etmez mi?» derdim Taki, «  Kimi de dilersen yanına alabilirsin  » âyeti nazil oluncaya kadar Âyet nazil olunca Re-suluilah (sav)'a, «Görüyorum ki Rabbin yalnız senin arzunu yerine getiri*yor » dedim »
4- Sehi bin Saad'dan şöyle rivayet edilmiştir: «Bir kadın, Resulul*lah (sav)'a gelerek, «Ya Resuiullah, ben kendimi sona hibe etmek Icin geldim » dedi Resulullah (sav), kadına bakarak tasvip etti Sonra başını eğdi Sahabilerden bir kişi, «Ya Resuiullah, eğer bu kadına ihtiyacın yok*sa benimle evlendir » dedi Resululloh (sav) ona, «Maldan neyin var?» diye sordu Adam «Hiçbir şeyim yok » dedi Resulullah (sav), «Kur'an-dan ne biliyorsun?» diye sordu O 6a, «Kur'andan şu ve şu sureleri bili*yorum dedi Resulullah (sav), «Kur'andan ezberlemiş olduğunla bu kadını sana temlik ettim » buyurdu » Oördüldüğü gibi Resulullah (sav), nikah akdini «temtik» kelimesiyle yapmıştır «Hibe» lafzı da temlik lafızlarından olduğundan, nikah akdinin «hibe» lafzıyla yapılması da caizdir, öyleyse temlike, delalet eden her lafızla nikah akdi yapmak caizdir [27]
Cumhurun delilleri:
Maliki, Şafii ve Hanbeliler, aşağıdaki delillere dayanarak «hibe» laf*zıyla nikah ekdinin caiz olmadığına hükmetmişlerdir:
1- Allahu taala, mehirsiz olarak ve «hibe» lafzıyla nikahlanmayı Resulullah (sav)'a has kılmıştır Zira Allahu taala, «  Eğer mümin bir ko-dın kendini peygambere bağışlayıp (hibe) da eğer peygamber de onu ni*kahta almak isterse onu —(fakat bu sonuncusunu) diğer müminlere değil yafnız sana has kılmak üzere senin için helal kıldık » buyurmuştur Âyet*teki «  Mümin bir kadın kendini peygambere bağışlayıp (hibe) da  » ifa*desi İle, «Diğer müminlere değil, yalnız sana has olmak üzere» ifadesi, bir kadının hibe yoluyla helal olmasının yalnız peygambere has olduğuna delalet eder öyleyse «hibe» lafzıyla evlenmek yalnız peygambere mahsus*tur
2- Cumhura göre, peygambere mahsus olan birşeyde başkasının ona ortak olması caiz değildir Âyet de bunun (mehirsiz olarak, hibe yo*luyla evlenmenin) peygambere has olduğuna delalet etmektedir Siz, «hl-bi»e lafzıyla evlenmenin Resulullah (sav)'ın dışındakilere mubah olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?
3- Sehİ bin Saad'dan rivayet edilen hadiste Resulullah (sav)'ın, tKur'andan ezberlemiş olduğunla bu 'kadını sana temlik ettim » demesi, Hanefilerin iddia ettiği gibi «hibe» lafzıyla nikah akdi yapılabileceğine delalet etmez Çünkü bu hadisin diğer rivayetinde, «Sen git, seni o ka*dınla evlendirdim » ifadesi vardır, öyleyse temlike delalet eden her lafız*la nikah akdi yapılamaz Çünkü icare lafzı da temlike delalet ettiğ! halde, bütün fakihlerin ittifakı ile onunla nikah akdi yapılamaz
Tercih edilen görüş, cumhurun görüşüdür, imam Cessas'ın da uzun uzun bahsettiği gibi, Hanefilerin delilleri herne kadar kuvvetli ise de, «hibe» lafzıyla nikahın peygambere mahsus olduğuna dair açık nas varid olmuştur Zahir olan, hükümdeki İfadelerde lafız ile mananın ortak olma*sıdır Yoksa lafız değil, yalnız manaya hamletmek ndsdan gelecek bir delile muhtacdır Nikahta kullanılacak kelimelerde kıyas carî değildir Bu*na göre cumhurun görüşü daha tercihlidir İmam Malik'in de dediği gibi, ehibe» nikah kabul edilse bile bu, peygamberden başkasına helai değildir
Allah (cc) en doğrusunu bilir
İkinci Hüküm : Resulullaha Nikahla Helal Olmak Tçin Hicret Etmek Şart Mıdır?
Âyetin zahirine göre, kendisiyle hicret etmeyen kadınları Resuluflahın nikahlaması helal değildir Zira âyetin devamında, «  Seninle beraber (Me-dineye) hicret eden  » buyuru I muştur Alimlerden bazıları âyetin bu zahiri manasını aynen kabul etmişlerdir Kadı Ebu Ya'ia, «Âyetin zahiri, hicret etmeyen kadınların Resululîah (sav)'a helal olmadığına delalet ediyon demiştir [28]
Ümmühani binti Ebu Talib; «Resululîah (sav), bana düğür oldu Ben ona özür beyan ettim Özrümü kabul etti Sonra «Ey peygamber, mehir-lerini verdiğin zevceleri ve Allahın sana ganimet (olarak nasib) eniklerin*den sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medİneye) hicret eden amcanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını  » âyeti nazil olunca ben Resululîah (sav)'a haram oldum Çünkü ben, onunla Medine'*ye hicret edenlerden değildim Ben Mekke'nin fethinde esir edildikten son*ra serbest bırakılan (tulekâ) kadınlardandım »
Müfessirlerin cumhuru ise, hicret herne kadar âyette geçiyorsa da Resululîah (sav) ile evlenmenin helal olma şartlarından olmadığı görüşün*dedir Âyette «hicretsin zikredilmesi, onun faziletini beyan etmek içindir Âyet Resululîah (sav)'ın evleneceği kadınların sınıflarını beyan etmekte*dir Bunlardan hangi sınıfın daha faziletli olduğunu beyan etmektedir
Ebu Hayyan şöyle der: «Âyetteki «  Seninle beraber (medineye) hic*ret eden  » tahsisi ise, Resufuilah (sav) ile hicret eden akraba kadınları*nın hicret etmeyenlerden daha faziletli olduğunu beyan etmektedir Yok*sa diğer kadınları haram kılmak manasında değildir» [29]
Bu hususta Maverdî de iki görüş nakletmiştir: Birincisi Resululîah (sav) İle evlenen kadının helal olması için mutlaka onunla hicret etmesi lazımdır İkinci görüş ise, Resululîah (sav) İle hicret etme şartı, âyette yakınlık dereceleri belirtilen akraba kadınlarına mahsustur Yabancı bir kadının hicret edip etmemesi mev2u-ı bahis değildir
Bu hususta sahih olan görüş, cumhurun görüşüdür Yani Resululîah (sav)'ın evlenmesinde, hicret eden akraba kadınları diğerlerinden daha efdaidir
Üçüncü Hüküm: Resulullahın İndinde Kendisini Hibe Eden Kadın Var Mıydı?
Alimlerin ekserisine göre birçok kadın kendilerini Resuiuilah (sav)'a hibe etmişlerdi Kendilerini hibe eden kadınların İsimleri hususunda kuv*vetli veya zayıf birçok rivayet vardır Bunlardan bazılarının isimleri şöy*ledir: Ümmi Şerik, Havlete binti Hakim, Leyla binti el-Hatim Şu var ki bun*lardan hiçbirisi Resululîah (sav) ile evli değildi Zayıf bir rivayete göro de, Meymune binti el-Haris ile Zeynep binti Huzeyme de kendilerini hibe eden kadınlardandı Fakat sahih olan birinci rivayettir Yani bu İki kadın kendilerini hibe eden kadınlardan değildirler
İbnü'i-Arabi'nin İbni Abbas (ra) ve Mücahid (ra)'den yaptığı rivayete göre Resululîah (sav)'ın nikahında, kendini hibe eden kadınların hiçbirisi yoktu [30]
İbni Kesir: «Resulullaha kendilerini hibe eden kadınlar çoktu Nitekim Buhari de Hz Ayşe'den bu hususta, «Ben kendilerini Resululîah (sav)'a~ hibe eden kadınları kıskanır ve ayıplayarak, «Bir kadın kendini bir erkeğe hibe etmekten haya etmez mi?» derdim Taki, «  Kimi de dilersen yanına alabilirsin  » âyeti nazil oluncaya kadar Âyet nazil olunca Resululîah (sav)'a, «Görüyorum ki Rabbin yalnız senin arzunu yerine getiriyor » de*dim » hadisini rivayet etmiştir » [31]
Dördüncü Hüküm: Zevceleri Arasında Taksimat Yapmak Resulullaha Da Farz Mıydı?
Bazı alimlere göre, zevceleri arasında taksimat yaparak buna riayet etmek Resululîah (sav)'a da farzdı Üstelik Resululîah (sav) bu taksimatı çok adil bir şekilde yapardı Zira o, akşam hangi hanımının yanında kala*caksa, «Allahım, bu benim gücümün yettiği kadar yaptığım taksimattır Eiimde olmayan ve gücümün yetmediği birşeyle beni cezalandırma » diye dua ederdi Buradaki «gücümün yetmediğinden maksat kalbî sevgidir Bu alimlere göre, eğer taksimat Resulullah (sav)'a farz olmasaydı, bir baş*kasının yanında kalmak için sırası olandan izin almazdı Bu hususta bir*çok sahih hadis de vartd olmuştur
Alimlerin çoğu ise, «Onlardan kimi dilersen geri bırakır, kimi de di*lersen yanına alabilirsin » âyeti, Resulullah (sav)'a zevcelerinden dilediğinin yanında kalmasını mubah kılmıştır, taksimat ona farz değildir gö-l( rüşündetfirler Bununla beraber Resulullah (sav), adil bir şekilde taksi*mat yapardı
Cessas bu hususta şöyle der: «Âyet, Resulullah (sav)'a zevceleri ara*sında taksimat yapmasının farz olmadığına delalet eder Buna göre Re*sulullah (sav) dilediğini terkeder, dilediğinin yanında kalabilir » [32]
Ibnl Kesir de şöyle der: «Şafii alimlerinin bir kısmı bu âyete dayana*rak Resulullaha zevceleri arasında taksimat yapmanın farz olmadığını söy*lerler Buharı Muaz'dan, o da Hz Ayşe'den şöyte rivayet etmiştir: «Resu*lullah (sav), zevcelerinin birinin gününde diğerinin yanında kalmak isterse, «Onlardan kimi dilersen geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin » âyetinin nüzulünden sonra da izin isterdi Bana bir gün aNe dersin, bana izin verir misin?» dedi Ben de, «Eğer benim elimde olsa İdi seni kimseye bırakmazdım » dedim » [33]
Sahih olan, Resulullah (sav)'a zevceleri arasında taksimat yapmanın farz olmadığı görüşüdür Cumhurun tercihi de budur
İslâm düşmanlart asırlardan beri birtakım yalanlar uydurarak İslâm Peygamberinin peygamberliğine gölge düşürmek, lekelemek istemekte*dirler Gayeleri, bu yolla müminleri dinde şüpheye düşürmek, halkın Re*sulullah (sav)'a olan inançlarını sarsmaktır
Peygamber ve resuller hakkında düşmanları tarafında iftira ve büh*tanlar uydurulmasında şaşılacak birşey yoktur Çünkü bu Allah (cc)'ın sün*netidir Allah (cc)'ın sünnetini de hiçbir şey değiştiremez Zira Allahu taa-la, «Biz her peygambere günahkarlardan böyle düşman(lar) peyda ettik » (Furkan: 31) buyurmuştur
Müminlerin temiz zevceleri olon Resulullah (sav)'ın zevcelerinden bah*setmeden önce, kindar İslâm düşmanları tarafından ortaya atılan bir şüp*heyi reddetmek istiyoruz Çünkü bu islâm düşmanları, en büyük peygam*ber olan Hz Muhammed'i lekeleyerek halkın İtikadını bozmak ve birçok hakikatleri gizlemek için birçok şüpheler ortaya atmışlardır
İslâm düşmanları şöyle derler: Hz Muhammed, şehvetperest bir er*kek, arzularıyla şehvetinin peşinde koşan bir kimsedir Bu sebeble, ümmetini dört kadınla sınırladığı halde kendisi bir veya dört kadınla yetin*meyerek on veya daha fazla kadınla evlenmiştir İşte bu, onun nefsanî arzularına uyarak şehvetinin peşinde gittiğini göstermektedir Hz Mu*hammed İle Hz İsa arasında çok büyük bir fark vardır Birisi nefsini yen*miş, arzularına galebe çalmıştır Diğeri ise, şehvetinin peşinde yürüyen bir kimsedir Bunlar nasıl bir olabilir?
Allahu taala böyielerl için şöyle buyurmaktadır: «Ağızlarından çtkan söz ne büyük! Onlar yalandan başkasını söylemezler » (Kehf: 5)
|