|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
İkinci Hüküm: Terbiye İçin Karının Dövülmesi Mubah Mıdır?
Bazı alimler, bu âyetlere dayanarak, kadının terbiye için dövülmesi*nin caiz olduğuna hükmetmişlerdir Zira Eyyub aleyhisseiam, bir hata*sından ötürü karısına yüz sopa Vuracağına yemin etmiştir Allahu taala da onun yeminini yerine getirmeyerek günahkâr olmaması İçin zevcesine vurmasına emretmiştir Eğer terbiye için kadın dövmek caiz olmasaydı Allahu taala ona vurmasını emretmez ve şefkatli bir yol göstermezdi
Bu âyetlerde aynt zamanda terbiye hududlan dışında kadının dövül*mesinin caiz olmadığına da işaret vardır Bundan ötürü Resulullah (sav) Veda Hacct'nda verdiği hutbede, «Kadınlar size karşı İsyan ettikleri zaman onları hafifçe dövün » buyurmuştur Bu hadis herne kadar kadının dö*vülmesine cevaz verse de •kadının dövülmesinde yine de kerahet vardır Çünkü Resulullah (sav), «Allah (cc)'tn kullarını dövmeyiniz » buyurmuş*tur Hz Ömer Resulullah (sav)'a gelerek, «Ya Resuluilah, kadınlar koca*larına karşı isyan ettiler » deyince, Resulullah (sav) da onların terbiye*leri İçin dövülmelerine ruhsat vermiştir
Bu arada kadınlar da ResuluDoh (sav)'ın zevcelerine gelerek koca*larından şikayette bulunmuşlardır Bunun üzerine Resulullah (sav), «Muhammedln ehline kadınlar gelerek kocalarından şikayette bulunmuşlardır Onlar sizden daha hayırlı değillerdir » buyurmuştur [7]
Cessas şöyle der: «Allahu taalanın terbiye hususunda dövülmeyi zik*rettiği kadınlar kocalarına karşı geçimsiz ve asi kadınlardır Çünkü Allahu taala, «Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldtğınız kadınlara gelince, onlara (evvela) öğüt verin (vazgeçmezlerse) kendilerini yctoklarfınjda yalnız bı*rakın (Yine kar etmezse) dövün » (Nisa: 34) buyurmuştur »
Eyyub aleyhisselamın kıssasında geçen âyet îse, Eyyub aleytrissela-mın karısını serkeşliğinden dolayı değil, terbiye İçin dövdüğünü İfade et*mektedir «Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler » (Nisa: 34) ayetine ge*lince; bu âyetin delalet ettiği hüküm de aynen Eyyub oleyhisselam kıssa-sındaki gtbt, kadının serkeşliği için değil, terbiye İçin dövülmesine dela*let eder Çünkü rivayete göre Resulullah (sav) zamanında bir sahabl karı*sının yüzüne bir tokat vurunca kadının yakınları bunun kısasını İstediler
Bunun üzerine, «Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler » âyeti nazil oldu
Üçüncü Hüküm: Bir Demet Sapla Vurmak Eyyub Atoyhteselâma Hat Bir Hüküm Müdür, Yoksa Umumi Midir?
"Alimler, Allahu taalanın Eyyub aleyhisselama yeminini yerine getirme hususunda emrettiği yüz sopa yerine bir demet sapla vurmanın yalnız ona mı, yoksa bütün ümmete mi olduğu hususunda İhtilaf etmişlerdir
Mücahid (ra)'e göre bu hüküm yalnız Eyyub aleyhisselama hastır Bu görüş İbni Abbas (ra)'tan da nakledilmiştir İmam Malik (ra) İle Ahmed bin Hanbel (ra)'in görüşleri de böyledir
- Ata ile Ibnl Ebi Leyla ise, bu hüküm yalnız Eyyub aleyhisselamo has değil, bütün müslümanlara umumidir demişlerdir Hakikaten bu ruhsat Allah (cc)'ın bir fazi ve keremi olarak bütün ümmet için bir ruhsattır İmam Şafii (ra) ve Ebu Hanife (ra)'nin görüşleri de budur [8]
Dördüncü Hüktim: Terblye İçin Kadına Vurulacak Darbın Ayrı Ayrı Vu*rulması Şart Mıdır?
Alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir Mesela, birisi, cariye ve kölesine on sopa vuracağına dair yemin etse^ on sopayı bir araya getirerek vur*ması kafi midir, yoksa darbları tek tek mi viîrmalıdır?
İmam Malik (ra) ve İmam Ahmed (ra)'e göre tek tok vurmadığı tak*dirde yeminini yerine getirmiş olmaz
imam Ebu Hanife (ra) ve İmam Şafii (ra)'ye göre İse, öyle bir kişi on sopayı bir araya getirerek bir defa vurması, yeminini yerine getirmek için kafidir On sopa ile bir defa vurduğunda yalnız bir sopa isabet etse bile sonuç aynıdır Tek tek vurmasına lüzum yoktur [9]
Birinci görüşün delilleri:
1- Sopaları birleştirerek bir kere vurmak, Eyyub ateyhisselama mahsus biz hükümdür Çünkü Altahu taala, «(Ey Musanın, Isanın, Muham-medln ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik »
(MakJe: 48) buyurmuştur Eyyub aleyhisselamın zevcesi ise yüz sopayı hakedecek birşey yapmamıştır Allahu taala, Eyyub aleyhisselamin yemi*nini yerine getirmesi İçin kolay bir hüküm getirmiştir
2- Misaldeki yemin eden kişi, vurmaya yemin etmişti Bu yeminden maksat da ona acı vermektir On sopayt bir defada vurmakta tek tek vur*mak gibi acı yoktur
3- Yeminler niyetlere gördedir Niyet olmadığı takdirde yeminde sar-fedilen sözün kelime anlamına ve halkın örfüne bakılır Kelime anlamı ba*kımından on sopayı birleştirerek bir defa vurmak, on sopa vurmak demek değildir Şu halde böyle yemin eden kişinin lügat ve örf bakımından da tek tek vurması lazımdır
İkinci görüşün delilleri:
1- Eyyub aleyhisselomın kıssasında varld olan hüküm umumidir Bizim şeriatımızda neshedici bir hüküm bulunmadıkça, evvelki peygam*berlerin şeriatları bizim için de geçerlidir
2- Ensarilerden ve bazı sahabilerden yapılan rivayete birisi ağır bir hcstalığa yakalanmıştı Yalnız bir deri, bir kemik kalmıştı Bu halinde iken yanına gelen bir cariye ile münasebette bulundu Daha sonra ziyaretine gelen yakınlarına başından geçenleri anlattı Onlar da giderek hadiseyi Resuluilah (sav)'a haber verdiler Resulullah (sav)'o, «Biz şimdiye kadar böyle bir hastalık görmedik Eğer onu buraya getirseydi kemikleri dağı*lırdı Çünkü o yalnız deri ile kemik kalmış» dediler Resulullah (sav), «Yüz ince hurma dalını birleştirerek ona bir defa vurun » buyurdu [10]
Âyet de bu kavlin zahiren sıhhatine delalet eder Çünkü yüz sopayı birleştirerek vuran adama, vurmuş denilir Bu vuruşla yeminden de kurtul*muş olur
3- Hanefi ve Şafii ulemasına göre, Eyyub aleyhisselam Kur'anın hükmü uyarınca bir demet sapla vurarak yeminini yerine getirmiş ve ye*mininden dolayı bir günah kazanmamıştır Çünkü Allahu taala, «Eline bir demet sap al da onunla vur Yemininde durmazlık etme » buyurmuştur Yalnız şu var ki bu hüküm bütün hallerde uygulanamaz Ancak hadfsle varid olan olayın benzerlerinde uygulanabilir
Beşinci Hüküm: İslâm Şeriatında Hile Yapmak Caiz Midir?
Cessas şöyle der: «Âyette yapılması caiz olan şeylerde kendi nefsin*den veya gayrından bir 'kötülüğün defi İçin hile yapmanın caiz olduğuna delalet vardır Çünkü Allahu taala Eyyub aleyhlsselama, yeminini yerine getirmek için karısına bir demet sapla vurmayı emretmiştir Bu vuruşla zevcesine acı da vermemiştir » [11]
İşte, yapılması caiz olan birşeyde kendisinden veya gayrından her*hangi bir mekruh şeyi gidermek için hile yapılabilir Bu, şeriatta kabul edilen hilenin ölçüsüdür Allah (cc)'ın farz ettiklerinden kaçmak için yapı*lan hile İle Allah (cc)'ın İnsanlara farz kıldığı zekat gibi şeylerden kaçın*mak için hile yapmak caiz değildir Hiçbir selim akıl sahibi de böyle bir hileye başvurmaz Çünkü Allahu taalanın farzları yerine getirilmek için farz kılınmıştır Vazedilen hadler de yeryüzünde uygulanmak İçin meşru kılınmıştır Yoksa Allah (cc)'ın ahkamını oyuncak etmek İçin değil
Bazı alimler ise mevzumuz âyet ve «Vaktaki (Yusuf) onfann (zahire) yüklerini hazırladı Su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu Sonra bir münadî {arkalarından) şöyle bağırdı: «Ey kaille (durun), siz şüphesiz hır*sızlarsınız » (Yusuf: 70} âyetine dayanarak hilenin kayıtsız şartsız caiz ol*duğuna hükmetmişlerdir Halbuki hadise hiç de bu alimlerin zannettiği gibi değildir Çünkü Yusuf aleyhisselamın kardeşlerine yaptığı o hile, kar*deşlerinden daha üstün olduğunu İzhar için Allah (cc)'ın izni ile yapılmış*tır Zira Allahu taala, «Yoksa o padişahın dinine göre kardeşini (esir ola-rak) tutabilecek değildi Meğer ki, Atlanın İradesi ola » (Yusuf: 76) buyur*maktadır
Alusî şöyle der: «Bana göre, herhangi bir şer'i hükmü ibtal edecek, bozacak hile kabul edilemez Mesela, hile Ne zekattan kurtulma gibi » [12]
Altıncı Hüküm: Allah’ın Fiilleri Maslahata Tabii Midir?
Fahreddin Razi şöyle der: «Eyyub aleyhisselamın kıssası, Allah (cc)'ın fiillerinin maslahat ve mefsedetlerle Hletlenmekten uzak olduğuna dela*let eder «O yapacağından mesul olmaz, fakat onlar mesul olurlar » (En*biya; 23) âyeti de açıkça buna delalet etmektedir Çünkü Eyyub aleyhisse*lam Allah (cc)'a karşı hiçbir günah İşlememiştir ki bu günahın karşılığı olarak bela ve hastalığa maruz kalsın Onun hastalığa yakalanması herne kadar fazla sevaba nail olmasına vesile olmuşsa da Allahu taala vasıtasız olarak insana her hayır ve menfan vermeye kadirdir Öyleyse Allahu taala*nın fiillerinin maslahatla illetli olduğunu İddia etmek, delilsiz bir iddiadır Sarih olan, «O yapacağından mesul olmaz, fakat onlar mesuf oluriar » âyetinin İfadesidir » [13]
Yedinci Hüküm: Yemini Yerine Getirmek Mi, Bozup Kefaret Vermek Mi Daha Efdaldlr?
Âyeti kerime, eğer yemini yerine getirmekte bir günah yoksa, yerine getirmenin kefaret vermekten daha efdal olduğuna delalet eder,
İbnl Teymiye şöyle der: «Eyyub aleyhisselamın şeriatında zaten ye*min kefareti yoktu Eğer olsaydı Allahu toala kefaret vermesini emreder*di »
İbnü'l-Arabî de Teymlye'den önce aynı görüşü İleri sürmüştür
Kurtubî: «İbnü'l-Arabî ve benzerlerinin «Eyyub aleyhisselamın şeria*tında kefaret yoktur » demeleri sahih değildir Zira Eyyub aleyhlsselom, İbni Şihab'ın rivayet ettiği hadiste görüldüğü gibi onsekiz sene gibi bir zaman süren hastalığı sırasında İki arkadaşı ona, «Sen öyle bir günah İş*lemişsin ki, biz öyle bir günahı kimsenin İşlediğini zannetmiyoruz», der*ler Eyyub aleyhisselam, «Sizin ne demek istediğinizi anlamıyorum Yalnız Rabblm bilir ki, birgün yoldan geçerken iki kişinin ayrı ayrı Allah (cc)'ın adı İle yemin ettiklerine şohid oldum Eve dönünce onların yeminlerinin kefaretini vereyim de yeminlerini bozdukları takdirde günahkâr olmasın*lar diye azmettim » dedi Eve dönünce hastalığa yakalandı Allah (cc)'a nida ederek, «Hakikat bana (bu) dert (gelip) çattı Sen esirgeyicilerin eslr-geyicislsln » (Enbiya: 83} dedi Bu hadis, Eyyub aleyhlsselamın şeriatında da kefaretin olduğunu göstermektedir Ayrıca başkasının yerine ondan izin almadan kefaret vermenin caiz olduğuna ve o adamın üzerinden ke*faretin düşeceğine de açık işaret vardır » [14]
Âyetlerden Alinacak Dersler
1- Allahu taala, Eyyub aleyhisselama imtihan ve derecesini yük*seltmek için hastalık ve darlık vermiştir
2- İnsanlar bu dünyada imanları ölçüsünde belaya uğrar Bu yüz*den en büyük belallarta peygamberler karşılaşır
3- Bir darlık ve hastalıktan ötürü Allahu taalaya şikayette bulun*mak sabra aykırı değildir
4- Allahu taala insanları hem fakirlikle, hem de zenginlikte imtihan eder Gerçek mümin hem fakirliğinde, hem zenginliğinde, hem hastalığında, hem de sağlığında şükrederidir
5- Allah (cc)'a karşı takva olunduğu zaman Allahu taala Eyyub aleyhisselama yaptığı gibi, karşılaşılan sıkıntılardan bir çıkış yolu verir
6- Ailahu taala, Eyyub ateyhlsselamın zevcesini, hastalığında gös*terdiği sabra karşılık, ona yüz sopa yerine bir demet sapla vurmasını em*rederek mükafatlandırdı
7- Herhangi birisinin hakkını İptal etmek veya şer'î bir hükmü bozmak için olmayan hileler caizdir
8- İnsan, yapmış olduğunu yemini yerine getirmelidir Eğer şer'î bir maslahat varsa ve yenini yerine getirmekte bir günah varsa kefaret vermek daha efdaldir
Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler
İslâm, her husus ve ahvalde insan toplumuna hükmetmek İçin teşriat ve talimlerle nazil olmuştur Bundan ötürü de her İş için ayrı ayrı hüküm getirmiştir Bu hükümlerde insanların birbirine aykırı fıtratlarına riayet edil*diği gibi, şer'İ hüküm ve teşriatın masahatlarına da riayet edilmiştir Me*sela, şeriat kadının dövülmesine cevaz vermiş fakat buna bir smır koymuştur Herşeyden önce kadına vurulacak darpların kırıcı ve yaralayıcı olmaması ve terbiye hududlarını aşmaması lazımdır Fakat buna rağmen karısını döven kocanın İyi birşey yapmadığını kabul etmiştir Kadınları dövmek hususunda verilen ruhsat, serkeş kadınlar içindir
İslâm Şehidi Seyyid Kutub, Fizilal adlı eserinde şöyle der; «Eyyub aleyhisselamın hastalıkla müptela olması ve buna karşılık sabretmesi her*kes tarafından bilinen meşhur bir hadisedir Bu yüzden herhangi bir sıkın*tı ve hastalığa duçar olan kimseye Eyyub aieyhisselam Örnek gösterilerek sabır tavsiye edilir Şurası muhakkaktır ki, bu hadiseye o kadar israillyat karıştırılmıştır ki, adeta uydurma hikayeler onun hakikatini kaybettirmek*tedir Bu hususta en emin yol Kur'anda bildirilenle iktifa etmektir Eyyub aieyhisselam salih, tövbekar bir kuldur Allahu taala ona ağır bir hastalık verdiği halde o yine de sabretmtştir Hastalığı yüzünden sağlığı gittiği gibi malı ve ehli de elinden gitmiştir Yalnız zevcesi kalmıştır yanında Buna rağmen onun Allah (cc)'a olan güvenci sarsılmadı Allah {cc)'tan gelene razı oldu ve kulluğuna devam etti
«Şeytan aleyhillane ona yakınlığını sürdüren dostlarına vesvese ve iğva verdi Eğer Allahu taala Eyyub aleyhisselamı sevse idi ona bu has*talığı vermezdi diye düşündüler Gelip Eyyub aleyhisselama düşündükleri*ni de söylediler Bu sözler Eyyub aleyhisselamı hastalığından daha çok üzdü Bu vesveselerden bazısını ailesi naklettiği için kızarak «İyileşirsem sana yüz sopa vuracağım » diye yemin etti İşte o zaman Allah {cc)'a şekva ve niyazla teveccüh ederek şeytanın diğerlerinin aracılığı ile ken*dine eziyet verdiğini ifade ederek, «Hakikat şeytan beni yorgunluğa (me-şokkata) ve azaba (hastalığa) uğrattı » dedi O zaman Allahu taala, ezel*de bildiği gibi, onun doğruluk ve sabrını, şeytanın eziyet ve teşebbüslerin*den nefret ettiğini görerek rahmetiyle hastalığına son verdi, sıhhatini iade etti Ona ayağını yere vurmasını emretti Yerden fışkıran sudan içmesini ve onunla yıkanmasını buyurdu Eyyub aieyhisselam böylece şifa buldu Bu meseleyi, Allahu taala Kur'an-ı kerimde , «Ayağınla vur (yere dedik) İşte hem yıkanacak, hem İçecek soğuk {bir su) Ona hem ehlini, hem on*larla beraber bir mislin), bizden bir rahmet ye temiz akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere, bağışladık » âyetleriyle beyan etmiştir
«Bazı rivayetlere göre Allahu taala Eyyub aleyhisselamın ölen oğul*larını diriltmiş ve ona dirilttiği evladları kadar da fazladan evlad vermiştir Halbuki Kur'an-ı kerimin nassında Eyyub ateyhisselam için ölüleri dirilt*mesine değil sarahaten, işareten bile delalet edecek birşey yoktur Belki, «Ona hem ehlini, hem onlarla beraber bir mislini  » âyetinin manası, Allahu taala ona sıhhat ve afiyet verdikten sonra, ona göre gaib gibi olan ehlini ve çocuklar nı iade etti ve akıl ve İdrak sahihlerine uyan olacak şekilde fazi ve ihsanından onların sayısı kadar mal ve evlad verd demek*tir Bu kıssada mühim olan Allahu taalan n verdiği bela ve musibetler kor-şısmda sabrederek Allah (cO'ın nimet ve fazlına nail olmasını görmektir Çünkü onlar Allah (cc)'ın haklarında hükmettiklerine razı olmuşlardır
«Zevcesini dövmek için yemin etmesine gelince Allahu taalanın onfl eline bir demet sap alarak vurmasını emretmesi, hem ona, hem de onur hizmetinde bulunan ve bu hizmetinde sabır gösteren zevcesine *>lr rah*metidir Bu emirle onun yemininden dolay, günahkar olması önlenmiştir «Eline bir demet sop ol da onunla vur Yemininde durmazlık etme » Yemi ni yerine getirmekte gösterilen bu kolaylık ve iyileştikten sonra verilen bı nimetler Eyyub aleyhisselamm bela ve musibetlere sabrının, taatının güzel liginin ve Allah (cc)'a sığınmasının karşılığıdır «Biz onu hakikaten sabırl bulduk O, ne güzel kuldu Hakikat o, dalma (Allaho) dönen {bir zat) Idl [15]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Zemahşeri Keşşaf Ebu Hayyan, agö, C 7 S 400
[2] Kurtubl, age, C 13 S 215
[3] Süyûtî Bge, C 5 S 316
[4] Kuranda şöyle buyurulmuştur: (İblis) Ey Rabbira, dedi, beni azdırdığın şeye (rahmetinden tard etmene) mukabil ben de andolsun yerfyüzönlde onlar (in msslyetlerini) herhalde süsleyeceğim Onların hepsini, toptan, mu*hakkak ki azdıracağım Ancak onlardan Ihlasa erdirilmiş kutların müstes*na * Buyurdu ki: *fşte bu bana göre (hak ve layık) olan doğru bir yoldur Benim kullarımın üzerinde senin hiçbir tahakkümün yoktur Meğer ki azıp sapanlardan sana tabi olanlar olsun * (Hicr: 30-41) Bu ayetler açıkça gös*teriyor ki, İblis ancak kendisine tabi olanlara tahakküm edebilir Nebtlnr İse şeytana uymaktan uzaktırlar (Çev )
[5] İbnü'l-Arabi, Ahkamü'l-Kur'an'datı özetle Kurtubi age, C 15 S 209
[6] Bu hususta tafsilat arayanlar ibni Kesir, Ebu Hayyan ve Alusl tefsirlerine baksınlar
[7] Ebu Davud, Nesai Buharl tarihinde
[8] Alusl, Kurtybl Cessas, İbnü'l-Arabi 364
[9] Cessas age, C 3 S 382
[10] Ebu Davud
[11] Cessas, age, C 3 S 384
[12] Alusi, age C 23 S 209
[13] Fahreddin Razi, age C 7 S zos'den özetle
[14] Kurtubl, age C 15, S 215
[15] Seyyid Kutub FtaitaM Kui-an C 23 S 101 - 103'ien özette
|