Yalnız Mesajı Göster

Kadınların Dikkat Edeceği Hususlar

Eski 08-04-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kadınların Dikkat Edeceği Hususlar



Yine bir hanımın kocasını, bir başkasının yanında tenkit etmesi ve başkalarının yanında nasihat vermeye çalışması da edep kâidelerine aykırıdır Ne kadar hatâlı da olsa, onu mahcup edip eksiğini teşhir etmemelidir! Aynı şekilde kocanın da böyle bir davranışı yanlış olur Zira âyet-i kerîmede “Kadınlar sizin için, siz de onlar için bir elbise gibisiniz” (Bakara Sûresi, 187) buyurulmaktadır
Bir hanımın, kocasının eksik ve kusurlarına mukâbil, başka bir erkeği kocasının yanında methetmesi de yanlıştır Kocasını, hiç kimseye, hattâ annesine ve babasına bile şikâyet etmemeli, onu hiç kimsenin yanında zor durumda bırakmamaya dikkat etmelidir Aradaki ihtilafları başkasına aksettirmek yerine, kendi aralarında çözmeye çalışmalıdırlar
Çevremizde görürüz, bazı evliliklerde tarafların mutluluğu elde edememesinin temelinde hanımların kocalarına veya kocaların hanımlarına değer vermemesi vardır Hâlbuki karı-koca, birbirinin hem cenneti, hem de cehennemi olabilir Hem Allah’a kulluğuna îtinâ gösteriyor, hem de eşinin meşrû isteklerine cevap vererek rızâsını alıyorsa bu sâliha kadın, cennet yolundadır
Peygamber Efendimizin böyle sâliha hanımlar hakkında ne gibi tebşirâtları (müjdeleri) vardır?
Peygamber Efendimiz buyururlar:
“Mü’min, Allah’a takvâdan sonra en ziyâde sâliha bir eşten hayır görür Böylesi bir kadına emretse itaat eder Ona baksa sevinç duyar, bir şeyi yapıp yapmaması hususunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır, kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi nâmusunu korur hem de kocasının malı hususunda hayırlı ve dürüst olur (İbn-i Mâce, Nikâh, 5/1857)
“İyi kadın, kocasına karşı itaatli, çocuklarına karşı şefkatli olandır
“Dünya geçici bir faydadan ibarettir Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı dindâr kadındır (Müslim, Radâ, 64; Ayrıca bkz: Nesâî, Nikâh, 15; İbn-i Mâce, Nikâh, 5)
Sevbân -radıyallâhu anh- rivâyet eder ki:
“Altın ve gümüş biriktirip de bunları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azap ile müjdele!” (Tevbe, 34) âyeti nazil olduğu zaman biz Allah Rasûlü ile birlikte seferde bulunuyorduk Ashâb-ı kiramdan bazısı:
“–Altın ve gümüş hakkında inecekler indi (Artık biz onları biriktirmeyip infâk ederiz) Keşke hangi malın daha hayırlı olduğunu bilsek de ondan edinsek!” dediler Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:
“Sahip olunan şeylerin en kıymetlisi; zikreden bir dil, şükreden bir kalp, kocasının îmanına yardımcı olan sâliha bir eştir…” buyurdular (Tirmizî, Tefsir 9/9)
Günümüzde maddî olarak pek çok sıkıntılardan, bâdirelerden geçtik, geçiyoruz Âilede malın varlığı ve yokluğu konusunda nelere dikkat etmelidir ki, âilenin huzur ve mutluluğu zedelenmesin?
Öncelikle insanlar, nefislerine hâkim olmayı öğrenmeli ve bütçelerinin sınırlarını zorlama pahasına her gördüklerini elde etmeye çalışmamalıdırlar Zira bu, nihayetinde aşırı yük altına girmeye, huzursuzluk ve büyük buhranlara sebep olmaktadır Günümüzde gittikçe yaygınlaşan kredi kartları sebebiyle, her gördüğüne kolay ve ucuz bir şekilde sahip olabileceğini düşünen bir çok âile, yapmış olduğu ölçüsüz harcamalar sebebiyle borç ve fâiz girdabına düşmüş ve perişan olmuştur Nice mesut yuva, bu yüzden yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuştur Eşlerin maddî durumları çok iyi bile olsa saçıp savurmamalı, israftan kaçınmalıdır Bu, hem kadına, hem de erkeğe ait bir mükellefiyettir Allah korusun, gün gelir hoyratça harcananlar aranmaya başlanır Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmede: “Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma Çünkü savurganlar şeytanların kardeşi olmuşlardır Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür” (el-İsrâ, 26-27) buyurmuştur
Eğer fazla gelen yiyecek, içecek, kılık-kıyâfet varsa ihtiyaç sahipleri aranıp bulunmalı ve onların hakkı ayrılmalıdır Zira fakir ve muhtaçların gönlünü yapmak ve onların duâsını almak, yuvaları şenlendirir, rızıkları bereketlendirir Devamlı hatırda tutulmamalıdır ki, biz onlar gibi, onlar da bizim gibi olabilirdi
İnfâkta ölçümüz ise: “Sevdiklerinizden infâk etmedikçe birre (gerçek fazîlet, hayır ve iyiliğe) ulaşamazsınız” (Âl-i İmran, 92) âyet-i kerimesi olmalıdır İnfâk ederken verilecek şeyler, giyilmiş elbiseler veya eskitilmiş eşyalardan ziyade gözümüzde kıymeti olan, gönlümüzde yer etmiş bulunan değerli şeyler olmalıdır Hadîs-i şerîfte mecâzen şöyle buyurulur: “İnfâk eden başta Allah’ın eline verir; Allah’ın elinden muhtacın eline geçer
Şu hususu da özellikle ifade etmelidir ki, âile hayatında tutumlu harcamaya riâyet, öncelikle kadına ait bir vazifedir O, giyim-kuşam ve yiyip içmek gibi meselelerde mütevâzı ve tutumlu olmayı, ayrıca israfa son derece dikkat etmeyi benimsediği takdirde gelirleri düşük bile olsa âilede bolluk, bereket ve huzur olur Bunun için yemek pişirirken besmeleyle başlamak, her malzemeyi yeterli miktarda kullanmak ve âile bütçesini zorlayacak aşırı isteklerde bulunmamak, âilede en temel saâdet kaynağı davranışlardır Bugün bu ölçülere riâyet edilmediğinden her gün tonlarca ekmeğin çöpe atılması, bereketimizi yok eden acı bir gerçektir Hâlbuki tutumlu bir hanım, sadece ekmeği değil, her şeyin ölçüsünce eve girmesini temin edeceği gibi onların değerlendirilmesi hususunda da îtinâlı olmalıdır Çünkü herhangi bir şeyi tüketmeden onun bozulup çöpe atılmasına sebep olmak, âile hayatında ancak kadınların önleyebileceği bir israf şeklidir
Eskiden hanımlar, sökük-dikmek, giyecekleri tamir etmek ve böylece israftan kaçınmak hususunda fevkalâde dikkatli ve mâhir idiler Bugün ise en küçük bir sökükte, çokları, hemen yenisini alma yolunu tercih etmektedir Bu da çok kötü bir israf ahlâkıdır
Hâsılı saâdetli bir âilede kadınların vazifeleri açısından en son söylemek istediğim husus, daha evvel belirttiğimiz gibi:
“Yuvayı yapan dişi kuştur” gerçeğidir
Hanımlar bu gerçek etrafında şuurlu bir şekilde üzerlerine düşen davranış ve vazifeleri yaptığı takdirde âile yuvaları bir cennete dönmüş demektir Kocalara da, artık bunun kadrini bilmek ve korumak düşer

Alıntı Yaparak Cevapla