08-04-2012
|
#4
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kayıp Diller Ve Sırları

Fotoğraf: Zafer Kızılkaya
Papua Yeni Gine yaklaşık 820 civarındaki yerel dil sayısı ile dil çeşitliliğinde dünya rekorunu elinde tutuyor Burası aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin de en yoğun olduğu ülkelerden biridir Coğrafi olarak dağlık olması ve şehirler ile köyler arasında ulaşım ağının yok denecek kadar az olması nedeniyle nüfusun büyük bir bölümü birbirinden kopuk yaşıyor Bu da küçük yerli toplulukları arasında birbirinden farklı bir sürü dilin ortaya çıkmasına neden olmuş Huliler de bu topluluklardan biri
Burada yaşayan bitkilerde belki de daha birçok hastalık için çarelerin saklı olduğunu biliyoruz Ancak yağmur ormanları ve burada yaşayan halk, dolayısıyla onların dilleri yok edildikçe bu bilgileri geri dönüşü olmaksızın kaybediyoruz
Yeryüzündeki dillerin sayısını kesin olarak söylemek zordur Ancak dil çeşitliliği dağılımının eşit olarak bölünmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz Dünya üzerindeki ülke sayısının yaklaşık 25-30 katı kadar dil vardır, ki bu da çokdilliliğin bütün ülkelerde olduğunu gösterir Ancak resmi dillerin sayısı oldukça küçüktür ve bu dillerin sayısı 100’ü geçmez Örneğin İngilizce, Birleşmiş Milletler’ce tanınan 185 ulusal devletin 60’ından çoğunda resmi dildir Demek oluyor ki, dünya dillerinin çoğu yazısızdır ve resmen tanınmamıştır Sadece yerel topluluklarda ve ev içi kullanımla sınırlı kalmışlardır
Dünya dillerinin yüzde 85’inin konuşucu sayısı 100 binin altındadır Dil yoğunluğu ve sayısının iki büyük kuşak çevresinde toplandığını görebiliriz: Batı Afrika kıyısından başlayıp Kongo Havzası üzerinden geçerek Doğu Afrika’ya ulaşan kuşakla, Güney Hindistan’dan başlayarak Endonezya, Yeni Gine ve Büyük Okyanus adalarına uzanan diğer bir kuşak Dünya dillerinin çoğu bu iki kuşaktaki 17 ülke arasında bulunmaktadır Ve 137 dil ile Malezya, 380 dil ile Hindistan, 670 dil ile Endonezya, 270 dil ile Kamerun bunlardan bazı örneklerdir Papua Yeni Gine ise bilinen 860 dil ile en çok dile sahip ülke olarak rekoru elinde tutmaktadır Diğer üç dev olan Avustralya, Meksika ve Brezilya’yı da eklersek, bilinen bütün dillerin yüzde 70’inden fazlası sadece 20 ülkede konuşulmaktadır Bu bölgelerin aynı zamanda dünyanın canlı türlerinden çoğunu barındıran ormanlara ev sahipliği yapması tesadüf değildir Bu ormanlar, dünya dillerinin çoğunluğuna olduğu gibi, türlerinden yüzde 50- 90’ına sahiptir Yani bu bölgelerin korunamaması, dünya üzerindeki canlı türlerinin ve yerel halkın binlerce yıldır biriktirmiş olduğu bilginin, yani dillerinin kaybolmasına neden olacaktır

Fotoğraf : Eric Lafforgue/Rapho
Papua Yeni Gine dil çeşitliliği ve yerli topluluklar bakımından çok zengin Mount Hagen şehrinde düzenlenen Sing-sing festivalinde amaç birbirlerinden farklı kültürlere sahip bu küçük yerli toplulukları tanıştırıp kaynaştırmak Bu nedenle festival çok renkli görüntülere sahne oluyor
Bugünlerde canlı türlerinin ortadan kalkma hızı yılda 60-90 bin tür arası olarak hesaplanabiliyor Bu hız, insan müdahalesinden önceki, yani zemin hızı denen hızın 50 bin katıdır! Bu türlerin ortadan kalkmasıyla, civarında yaşayan yerli halkın yaşam alanı tehlikeye girdikçe, gitgide daha fazla dilin kaybolduğuna şahit oluyoruz Bugün televizyonun karşısında, bize sadece sıradan rakamlar gibi gelen bu tür ve dil katliamının sonuçlarının nasıl bir felakete yol açacağını anlayamamamızın nedeni belki de kendi ekosistemimize artık tamamen yabancılaşmış oluşumuzdur Örneğin, ünlü bilim adamı E O Wilson, yaşayan hayvanların yüzde 85’ini oluşturan böcekler yok olacak olsa, insanlığın birkaç aydan fazla devam edemeyeceğini söylüyor Ekosistemdeki her şeyin birbirine ne kadar bağlantılı olduğunu anlamamızın zamanı geldi artık!
Dillerin Yok Oluşu
Bir dilin varlığının son bulmasının ilk biçimi, o dili konuşan insanların varlığının son bulmasıdır Örneğin Avrupalılar, Amerika’ya yayıldıklarında yerlilerin yüzde 50 ile yüzde 90’ı arasındaki bir bölümünü öldürdüğü tahmin edilebilen salgın hastalıkları başlatmışlardı Orta Meksika nüfusu, 1519’da muhtemel 25 milyondan 1580’de 2 milyona düştü Avustralya yerlilerinin de başına benzer katliamlar gelmiş, Avrupalı istilacılar tarafından avlanmış, öldürülmüş, hapsedilmiş ya da topraklarından sürülmüşlerdi 1788’de 750 bini geçen yerli nüfusu 1888’de 60 bine düşmüştü Bu durumda konuşucuları ölen diller de onlarla beraber kaybolmuştur Bunun benzeri durumlar hâlâ birçok küçük yerel topluluğun başına gelmektedir
|
|
|
|