|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kayıp Diller Ve Sırları

Fotoğraf: Ali Murat Atay
Avrupalıların istilasından önce, Peru’da konuşulan yüzlerce yerli dili vardı Zaman içinde İspanyolca hâkim dil konumuna geldi Günümüzde Peru’da konuşulan yaklaşık 93 dil vardır Ancak Amazon ormanlarında ve And Dağları’nda keşfedilmemiş daha birçok dil olduğu düşünülüyor Titikaka Güney Amerika’nın en yüksek gölü; Bolivya ile Peru arasında
Uzak, küçük köylerde yaşayan sözde ilkel kültürlerde konuşulan dillerin o kadar karmaşık ve eklemli olabilmesi birçok Batılıya şaşırtıcı gelmiştir Sömürge yönetimleri ve misyonerler, yerli dillerin daha az değer taşıdığı yönündeki kanılarını her fırsatta haklı çıkarmaya çalışmıştır Oysa bir dilin, teknolojik olarak ya da politik olarak karmaşık olmayan bir toplumda konuşuluyor diye basit bir yapısı olacağını varsaymak açık bir yanılgıdır Brezilya’da ve Kolombiya’da birçok halkın konuştuğu Tuyuko dilinde, İngilizcede ancak tek bir zamanla söylenebilecek bir cümle, beş ayrı eylem kipi getirilerek ek anlamlarla söylenebilir
Örneğin: Diiga ape-vi: Futbol oynadığını gördüm (görsel) Diiaa ape-ti: Oyunu ve onun oynandığını duydum ama görmedim (görsel olmayan) Diiga ape-yi: Oynadığının kanıtlarını, mesela oyun alanında ayakkabısının izini gördüm ama oynadığını görmedim Diiga ape-yigi: Haberi başka birinden aldım (aktarılmış) Diiga ape-hiyi: Futbol oynamış olduğunu kabul etmek akla yatkın

Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün
Lazca, eski Kolhis dilinin devamı olduğu sanılan, Zanik bir Kafkas dilidir Bazı araştırmacılara göre Türkiye’de 250 bin Laz yaşıyor; bunların 150 bini Lazca konuşabiliyor Rize-Ardeşen’in Tunca beldesinden Şorah Yaylası’na göç etmiş dede ile torunu da Lazca konuşanlardan
Yirminci yüzyıl başlarındaki kimi bilim insanları ilkel dillerden çoğunda soyut terimlerin yokluğundan bahsederken, kendi dillerini bu açıdan değerlendirmekten yoksundu Örneğin İngilizcede ve Türkçede hem eli hem kolu ya da hem ayağı hem bacağı bir dış organ olarak anlatan soyut bir terim yoktur Oysa birçok Avustralya-Endonezya dilinde böyle terimler vardır Benzer bir örneği, İngilizce konuşanların soyut düşünmekten yoksun olduğunu ileri sürmek için kullanmak saçma olurdu Kayıp dilleri inceleyen yeni bilimciler, gerçekte hiçbir dilin diğerinden üstün olmadığını, özü bakımından zayıf dil diye bir şeyin bulunamayacağını söylüyorlar Ayrıca değişen koşullar karşısında doğası gereği hayatını sürdüremeyecek bir dil de yok Bir dilin söz varlığı, o kültürün dünyayı anlamlandırmasını yansıtır ve her bir dil, insan zihninin zengin yaratıcılığını gösterir

Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün
Eşyaları sırtında yürüyerek Ardeşen’in Tobamzga Yaylası’na çıkan Laz kadınları da bu dili konuşanlardan
Farklı dillerdeki sözcükler bize o kültürü anlattığı gibi, bu dillerdeki çeşitli dilbilgisi yapıları da bize kültür hakkında önemli bilgiler verir Örneğin, birçok Okyanusya dilinde, sahip olanla sahip olunanın arasındaki ilişkinin doğasına atıfta bulunan terimlerle, devredilebilir ve devredilemez iyelik diyebileceğimiz iyelik türleri vardır Bütün adlar, konuşucunun denetimi altında (devredilebilir) ya da denetimi dışında (devredilemez) olduklarına göre düşünülür Neyin devredilebilir, neyin devredilemez olduğu ise dilden dile değişim göstererek mülkiyet, sahiplik ve benzeri kültürel inanışlar hakkında bize bilgi verir Örneğin Hawaii dilinde toprağın devredilemez sınıfında oluşu bize, adalıların ata topraklarına derinden duydukları bağı anlatır Ana babalar ve birtakım başka akrabalarla, vücut kısımları devredilemezken, kocalar, karılar ve çocukların devredilebilir olması bize Hawaii kültürü hakkında çok şey anlatır

Fotoğraf: Fiona Watson / Survival
Brezilya’da Amazon ormanlarının derinliklerinde yaşayan Zo’eler, ormanın içindeki bahçelerinde meyve ve sebze yetiştiriyorlar Dünya üzerindeki en büyük yağmur ormanı olan ve en çok canlı çeşidini besleyen Amazon ormanları ekosistem için hayati bir önem taşıyor Ancak ticari çıkarlar için hızla yok ediliyor
Bir başka örnek vermek gerekirse, Avustralya dillerinden Dyirbal dilinde ad sınıfları kültürel inanışlara bağlıdır Geleneksel Dyirbal dilinde her sözcük bir sınıflamaya aittir ve o sözcük sınıfını belli edecek eklerle kullanılır “Bayi” sınıfı erkekleri kanguruları, yarasaları, yılanların çoğunu ve Ay’ı içerir “Balan” sınıfı kadınları kuşları, ateşle ya da suyla ilişkili her şeyi, yıldızları ve güneşi içerir “Balam” sınıfı bütün yenebilir meyveleri ve bitkileri ve tütünleri içerir “Bala” sınıfı ise beden parçalarını, hayvan etini, ağaçların çoğunu ve taşları içerir Bu sınıflamanın dışarıdan birisi için tam bir anlamı olmayabilir Oysa sınıflama içinde kuşların neden ilk ulamda hayvanlarla birlikte değil de, ikinci sınıfta kadınlarla birlikte olduğunu anlamak için Dyirballere göre kuşların ölmüş kadınların ruhları olduğunu bilmek gerekir
Kuşlarla kadın ruhları arasındaki yakınlık Dyirballerin kültürel yansıması olarak dillerini de etkilemiştir Ürdün’de yaşayan göçebe Bedeviler “gitmek” fiili için iki ayrı kelimeye sahiptir, “yisarrib ve yigarrib” yani doğuya gitmek ya da batıya gitmek Çünkü Bedevilerin hayvansal ürünleri elde etmesi doğudan ya da batıdan gelecek yağmurlara bağlıdır
Fotoğraf: Fiona Watson / Survival
Zo’eler ilk kez yabancılarla 1987’de iletişime geçmiş Bilinen orman kabileleri arasında en yalıtık yaşayan topluluk Ancak bölgeye yaklaşmakta olan maden şirketleri yaşam biçimlerini tehdit ediyor
Büyük Osyanus’taki Vanuatu adalarının kuzeydoğusunda konuşulan Lolovoli dilinde benzer bir şekilde “gitmek” fiili için üç ayrı sözcük vardır Bu adalarda coğrafya çoğu zaman engebeli olduğu için “gitme” eyleminin aşağıya mı, yukarıya mı, yoksa aynı yükseklikte ileri mi olduğunu bilmek önemlidir Aşağıya gitmek “hivo”, yukarıya gitmek “hage”, ileri gitmek ise “vano”dur Örneğin, anneniz sizden arkadaşının evine bir sepet hindistancevizi götürmenizi isterse, onun seçtiği sözcükten gidilecek yönün yukarı doğru dik bir yürüyüş mü yoksa aşağıya doğru mu olacağını anlayabilirsiniz

Fotoğraf: Özcan Yüksek
Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeyinde yaşayan Seneca Kızılderilileri, adlarını ünlü Romalı filozof Seneca’dan alır Bu adı onlara bölgeye ilk gelen Batılılar vermiştir, çünkü sahip oldukları demokratik yapı, onlara Seneca’nın düşüncelerini çağrıştırmıştı Buna karşılık, aynı beyazlar, ülkedeki Kızılderili halklarının yüzde 90’ını ortadan kaldırdılar
Bütün bu zenginlikler günümüzde, yerli halkların geleneksel yaşam biçimlerinden koparılıp “modernleştirilmeye” çalışılması yüzünden kaybolmak üzere Dilleri kurtarmak istiyorsak, öncelikle geleneksel bilgiye değer vermeli ve bu çeşitliliğin açtığı kapıları görmeliyiz Yöresel halka daha fazla güç kazandırıp, gerçek seçim hakkını onlara vererek, kendi dillerini serbestçe kullanma hakkını tanımak,bu dilleri korumanın tek çözümüdür Kendi çevrelerinde yüzlerce yıldır yaşamış olduklarına göre, gerek duyulan pratik bilgi yerel halktadır ve üstelik ekosistemin korunması için yerel halka güvenmek dünya için de daha sağ duyulu bir seçim olacaktır Yok olan her dil, dünyamızın ve ondan da önemlisi, yüreğimizin kapanan bir kapısıdır
|