08-04-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Latvija | Letonya Cumhuriyeti
Başkent RİGA

Letonya’nın başkenti Riga’nin eski şehir merkezinde dolaşırken sanki, Paris, Brüksel ya da Darmstadt’daymışsınız gibi bir hisse kapılıyorsunuz
Komşu ülke Estonya’nın başkenti Talinn gibi Sovyet ordusu tarafından hasara uğratılmamış kentin en karakteristik özelliği Jugendstil tarzında yapılmış binalar

Riga’ya Jugendstil zenginliğini kazandıran ünlü film yönetmeni Sergej Eisenstein’ın babası Yahudi kökenli Michael Eisenstein olmuş Yeni restore edilmiş başkentin bu eski yapısıyla uyum içinde olmayan karanlık bir tek bina var, o da işgal müzesi  

Belediye meydanındaki bu gotik tuğla yapı sadece mimarisi değil, 1941-1991 yılları arasında önce Rus, sonra Nazi, sonra yine Rus işgallerini anlatan belge ve bilgileri sergileyerek de eski şehir merkezini hüzünlü ve kasvetli bir havaya sokuyor Ancak Letonya’nın batının güvenlik sistemine, yani NATO’ya neden bu kadar ısrarla dahil olmak istediğini anlamaya çalısanların mutlaka bu müzeyi görmeleri gerek “İşgal Müzesi” Letonya’nın tarihin izlerinin henüz silememiş olduğunun da işareti
Baltık ülkeleri dendiğinde nedense Litvanya, Letonya ve Estonya’nın birbirine, hatta Rusya’ya çok benzediği düşünülür, ancak sadece Letonya’yı tanımak bile, hepsinin apayrı bir rengi, tadı, hatta kokusu olduğunu farketmeye yeter

Letonya’da her gün, tarihten ve kültürden yeni bir şey keşfetmek ve şaşırmamak elde değil Letonyalıların en karakteristik özelliği sabırlı olmaları Zorluklarla dolu tarih sayfalarını bir bir çevirdikçe, Letonyalılar’ın bağımsızlık ve özgürlük hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmemiş olduklarını görürsünüz
Saat Kulesi
Letonyalılar, Sovyet işgalinden sonra hızla kaybettikleri Avrupa kültür ve geleneğine bağlı değerlere son onüç yıl içerisinde yeniden kavuşuyor “O dönemde insanın değeri de giderek azaldı” diyor bir Letonyalı kadın ressam Lilija Dinere, AB üyeliği arifesinde yazdığı bir makalede

Her ne kadar AB üyeliği Letonyalılar’ı mutlu etse de içlerinde ince ince, kendi kimlik ve kültürlerini kaybetme, diğer AB üyeleriyle eşit olamama korkusunu taşıyorlar Bu nedenle tarihte de sıkı sıkı tutundukları iki önemli alan var; spor ve müzik Letonyalılar ulusal sporları Buz hokeyinin yanısıra atletizm de de başarılı
Halk Şarkılarına Unesco'dan Koruma
Letonya’da 1873 yılından beri yaklaşık 2 bin 500 kişinin sahneye çıktığı bir müzik festivalinin yapılıyor olması halkın müzik tutkusunun en büyük işareti Ayrıca her ülkenin kendine özgü halk şarkıları vardır ama, Letonyalılarınki biraz daha özel
“Daina” olarak adlandırılan halk şarkıları var ve genellikle kadınlar tarafından söylenir, bu nedenle Letonya halk müziğinde savaş, şiddet, alkol gibi erkeklere özgü konulara neredeyse hiç rastlanmaz
Letonyalılar, ulusal kültürlerinin en önemli kanıtı olan Dina yani halk şarkılarını 19 yüzyıldan itibaren arşivlemeye başladılar Bugüne kadar söylenen ve yazılan 1 milyon 200 bin Daina olduğu tahmin ediliyor ve UNESCO, bu arşivi dünya kültür mirası olarak korumak için kolları çoktan sıvadı
Soğuk ülke olduğu için alkol oranı yüksek içecek çeşidi çok Letonya’da Letonyalıların Slovenyalılar gibi ulusal Cola’ları yok ama, rengi yüzünden Coca Cola’ya benzetilen siyah balzamları var 1752 yılında bir eczacının bulduğu bu geleneksel içecek, 34 ayrı ot ve yağın karışımından oluşuyor ve % 45 alkol içeriyor Balsamın yanısıra hamurişleri de Letonya’nın spesialiteleri arasında

|
|
|
|