08-04-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İç Anadolu'nun İncisi | Kayseri
Kayseri'de Tarihi Eserler ve Gezilecek Yerler
  
Orta Anadolu’nun ticâret ve sanâyi merkezi, kara ile demiryollarının kavşak noktası olan Kayseri tabiî güzellikleri yanında çok zengin târihî eserlere sâhiptir Çok eski bir yerleşim merkezi olduğundan pekçok târihî eser ve yeri vardır Bunların en önemlileri Selçuklu ve Osmanlı devrine âit olanlardır Selçuklu eserleri Konya’dan sonra en çok Kayseri’dedir Selçuklu ve Osmanlı devri eserleri görülmeye değer güzellikte birer sanat şâheserleridir Önemlilerinden bâzıları:
  
Kayseri Kalesi
Beşinci asırda Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır Birçok harpte zarar gören kale Birinci Alâeddîn Keykubâd zamânında tâmir edilmiştir Daha sonra Karamanoğlu ve Osmanlılar devrinde tâmir edilerek kullanılmıştır İç ve dış kaleden meydana gelmiş ise de bugün dış kale çok harab vaziyettedir İç kale dörtgen plânlı 195 burçludur Doğuda güneyde ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır

  
Hunat (Huand) Hatun Külliyesi (Melikgazi)
Hunad Hatun Külliyesi, I Alaeddin Keykubad'ın eşi, II Gıyaseddin Keyhüsrev'in annesi Mahperi Hunad Hatun tarafından Kayseri şehir merkezinde yaptırılmış olan külliye
Kesme taştan inşa edilmiş olan Hunad Hatun Külliyesi cami, medrese,hamam ve türbe bölümlerinden oluşur Külliye camiinin minaresi II Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır Külliyenin dikdörtgen planlı medresesi bugün Kayseri Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılmaktadır Külliyenin piramit külahlı sekizgen türbesinin içinde üç sanduka bulunmaktadır Külliyenin hamamı çifte hamamdır Hamamın hem erkerler bölümünün kubbesi hem de kadınlar bölümünün kubbesi tuğla ile inşa edilmiştir Külliyenin hamam bölümünde yapılan son restorasyon sırasında bazı çiniler ortaya çıkarılmıştır
Cami, mihraba paralel 8 sahından oluşmaktadır Mihrap önü kubbesi bulunan cami Malatya Ulu cami planını yansıtmaktadır Erzurum Ulu cami mihrapönü gibi bir genişleme söz konusudur Yapının taç kapı ve mihrap kısmı süslemeli olup geometrik bezeme kullanılmıştır
Medrese ise dıştan kale görünümünde iken zamanla burçları yıkılmıştır Tek katlı iki eyvanlı açık avlulu medrese plan tipindedir Ana eyvanı süsleme kuşağı çevrelemektedir Medresede de geometrik süslemeler hakimdir Aslan başı şeklinde çörtenlere sahiptir Bütün külliyede kesme taş malzeme kullanılmıştır
Türbede ise farklı bir özellik olan mukarnaslı kaidesi ilgi çelici özellik yansıtmaktadır

  
Çifte Medreseler: Giyasiye ve Şifaiye
Kayseri il merkezinde Kocasinan ilçesi sınırlarında yer alır Güzel bir çevre düzenlemesi ile Mimar Sinan parkında serbest fakat abidevi bir duruş sergilerler
Medrese ve hastanenin bir arada bulunması sebebiyle halk arasında çifte medrese olarak adlandırılmışlardır Tarihi kayıtlarda, Giyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırıldığı için Giyasiye Medresesi ve Şifaiyesi olarak anılan yapılar; günümüzde ise daha çok kitabede de geçtiği şekilde I Gıyaseddin Keyhüsrev’in kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan için yaptırılmasından dolayı Gevher Nesibe Sultan Medresesi ve Darüşşifası olarak bilinmektedir
Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından H 602/M 1205 yılında kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyeti üzerine yaptırılmıştır Biri medrese, öbürü şifâhane (hastane) olmak üzere iki yapıdan oluşmaktadır Yapılardan batı tarafında bulunan şifahane, doğu tarafında bulunan ise medresedir Medrese ve Şifâhane, Dünya'nın ilk tatbiki tıp okuludur Her iki bina da dikdörtgen planlı olup, medresenin sağ köşesindeki türbe, Gevher Nesibe Sultan'a aitir
Tek kat üzerine yapılmış bu çifte bina, 60 m uzunlukta ve 40 m genişliktedir Asıl medrese daha ufak, hastane kısmı ise geniş ve muntazamdır Tümüyle taştan yapılmış iki yapının planı birbirine benzer Avlular üç yandan revaklarla çevrili, dört eyvanlıdır Hücreler revakların arkasında yer alır Avluların ortasında dikdörtgen havuzlar bulunmaktadır
Medrese ve Darüşşifa’nın girişi güney yönündedir Yapı sarımtırak kesme taşlardan yapılmıştır Duvarların iç dolgusunda kireç harçlı moloz taş kullanılmıştır Medrese ve Darüşşifa birbirlerine koridorla bağlı iki ayrı yapı olup, dört eyvanlı kapalı avlu plan tipindedir Her ikisinde de 7X12 metre ölçülerinde birer havuzlu avlu vardır Bu avlunun çevresi sivri kemerli, tonoz örtülü revaklar ve arkalarındaki odalardan meydana gelmiştir Odaların hepsi küçük olup, revaklara açılmaktadır

  
Tabiî güzellikler:
Kayseri’de tabiî güzelliği ile meşhur pekçok mesire yeri vardır Başlıca mesire yerleri şunlardır:
  
Erciyes Dağı
Zirvesi devamlı karla örtülü ve İç Anadolu’nun en yüksek dağı olan Erciyes Dağı ve eteklerinde manzarası ve tabiî güzelliği fevkalâde olan mesire yerleri vardır Ayrıca dağ, kayak sporlarına müsâittir Erciyes ve Tekir yaylası kış aylarında dağcılık ve kış sporları merkezi özelliğini taşırken, yaz aylarında ideal bir dinlenme yeridir Çeşitli tesisler, yüzme havuzu, telesiyej yanında dağ evi vardır Uludağ’dan sonra Türkiye’nin en büyük kış sporları merkezidir

  

  
Gesi Bağları
Gesi'nin Tarihi: 1071 Malazgirt'ten evvel baslar Kayseri 1067 yılında Afşin Bey tarafından fetih edilmiştir O günden itibaren de Türk kalmıştır Ne var ki bu tarihlerden önce ve sonra Kayseri ve çevresi nüfus akınına uğramıştır Malazgirt'le birlikte gelenler Müslüman Oğuz boylarıdır
Önce gelenler ise Karadeniz'in kuzeyinden gelip Balkanlara yerleşen ve uzun süre burada kalarak Hıristiyan dinine giren Peçenek ve Oğuz Türkleridir Osmanlı döneminde esas nüfus Müslümanlardan oluştuğundan bu Hıristiyanlar Türk olarak kabul edilmemişler ve azınlık olarak kalmışlardır 1120 yılındaki tahrir defterinden yapılan tetkiklerde Gesi ve çevresinin nüfusunun % 71 ini Hıristiyanların % 29 unu Müslümanların oluşturduğu görülmektedir
Hıristiyan nüfusun Türkçe'den başka dil bilmedikleri İncillerinin bile Türkçe yazıldığı, kişi İsimlerinin Turgut-Türkoğlu -Teke gibi Türkçe isimler olduğunu görüyoruz Ayrıca 1839 yılında yapılan Darsiyaktaki kilisenin bir benzeri olan Endürlük köyündeki kilisenin kitabesinde 1835 yılında Hacı Murat Kalfa tarafından yaptırıldığı yazılmaktadır
1920 Yılında Zincidere'de çıkartılan eski harflerle basılan Anadolu Ortadoxluğunun sesi adli gazetede, gazete sahibinin ismi Antalyalı Tekeoğlu Filip olarak yazılmıştır Bu gazetenin bir sayısında da İstanbul Patrikhanesine bağlı olmadıklarını ve basının hiç bir zaman kendilerini temsil etmediğini ve edemeyeceğini ancak T B M M tanıdıklarını ifade ederek Milli Mücadeleyi desteklemişlerdir
Ayrıca 19 Aralık 1919 Perşembe günü Kumarlıda Atatürk'ü karşılayan halk arasında bunlarda bulunmaktadır İste Gesi ve Kayseri'de yasayan -Rumlar, Hıristiyan Türklerdir Bu Hıristiyanlar 1923 yılında mübadeleye tabi tutularak Selaniğe gitmişlerdir
1488 Yılında Ağırnas Kasabasında doğan Büyük Türk Mimari Koca Sinan'da bu Türklerdendir

  

  
Karatay Hanı

  
Kayseri Kalesi

  
Şehir Stadyumu

  

  

|
|
|
|