|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türklerin Anadolu’Da Fethettiği Son Başkent | Trabzon (Trapezus)
Of İlçesi

Of, Trabzon ilinin doğusunda yer alan ve tarihi çok eskilere dayanan bir ilçedir Halkının önemli bir bölümü Türkmen Çepnilerden ve Gürcistan'dan gelen Kumanlardan oluşur [kaynak belirtilmeli] Arazisini Of'tan Karadeniz'e dökülen Solaklı, Baltacı ve İyidere derelerinin aşağı havzaları oluşturur İlçenin güneyinde Hayrat ve Dernekpazarı ilçeleri, doğusunda Rize ili, batısında Sürmene ilçesi ve kuzeyinde Karadeniz bulunur


Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında daha büyük bir yüzölçüme sahip olan ilçenin sınırları 1948 yılında Çaykara'nın, 1990 yılında da Hayrat'ın ilçe olmasıyla daralmıştır
Of, ülkenin yönetiminde söz sahibi olan birçok siyasetçi ve bürokrat yetiştirmiştir Tarihi, kültürel, siyasi ve ekonomik olarak zengin bir ilçedir
  

Etimoloji

Ophiussa veya Ophiusa Eski Yunancada "yılanların yaşadığı yer" [1] anlamına gelmekte olup başta Portekiz, Rodos ve Marmara Denizi'ndeki Avşa adası olmak üzere çok sayıda yerleşim antik çağda bu adı taşımıştır [2] Gerçekte Antik çağ yazılı kaynaklarında Of "OPIUNTE" adıyla geçmektedir ve eski Lazca "OPUTHE"=(Yerleşim yeri; köy) anlamını ifade eder Trabzon Of ve hinterlandında Lazlarin arkaik öncülleri olan Kolhis veya Tzan kabilelerini yaşadığı tarihsel tanıklıklarla sabittir
  

Tarihçesi

Doğu Karadeniz Bölgesinin tarihi ve özellikle bölgenin en önemli şehri olan Trabzon'un tarihi ele alındığında, batılı tarihçilerin büyük bir çoğunluğu bölge tarihinin Yunan kolonileriyle başladığını vurgulamaktadırlar Halbuki bölgeye Yunan kolonileri gelmeden önce birçok tarihçinin de belirttiği gibi bölgede yerli kavimler bulunmakta idi Bu insanlar muhtemelen en eski çağlardan beri bu toprakların yerlileri olarak Doğu Karadeniz Bölgesinde yaşamaktaydılar Bölge muhtelif zamanlarda Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve kısa süreli koloniler kurulmuştur Bu koloni idareleri, yerli halkı kapsamıyordu Bu koloni devletlerinin en güçlü oldukları zamanlarda bile hükümranlıkları ancak bulundukları surlar içinde sınırlı kalmıştır Sur dışında yaşayan yerli kabileler bağımsız topluluklar olarak yaşamışlardır


Bölge, Roma İmparatorluğunun parçalanmasıyla Doğu Roma olarak bilinen Bizans'ın payına düşer Bu hakimiyet, 1204 yılında Latinlerin İstanbul'u işgal etmesine kadar devam eder Bu tarihten sonra 1461 yılına kadar (Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethi), yine Bizans İmparatorluğunun uzantısı olan, Bizans hanedanı Komnenosların kurmuş olduğu Trabzon Rum Devleti'nin egemenliğinde kalır 4 yüzyıl başlarında Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu tarafından resmi din olarak kabul edilmesiyle, bu din halk arasında hızla ve serbestçe yayılmaya başladı


Daha önce Doğu Karadeniz'de yaşayan kavimler de Hıristiyanlığa geçmeye başladılar Hıristiyanlaşan bu kavimler tedrici bir şekilde Doğu Kilisesi'nin resmi dili olan Yunanca'yı öğrenmek zorunda kaldılar Özellikle 10 yüzyıldan sonra Papazların telkinleriyle bu dili konuşmak daha da yaygınlaştı Zira Papazlar "İncil'in dili dışında bir dilde konuşulan her kelime cehenneme gitmek için işlenen bir günah olarak hesaplanacaktır" şeklinde telkinlerde bulunmakta idi Bu durum, yerel halkın kendi dilleriyle karışık bir Yunanca ya da halk arasında bilinen adıyla Rumca konuşulmasına neden olmuştur İzlenen bu Bizans siyaseti, yerel dillerin, inançların ve geleneklerin büyük bir çoğunluğunun belleklerden silinmesine, kısaca yerli unsurların asimile olmasına neden olmuştur


12 asırda Çepni Türkmenleri Doğu Anadolu üzerinden göç ederek Doğu Karadeniz'e yerleşmiştir Trabzon'un batı bölgelerine yerleşen Çepniler den Trabzon'un doğusuna da yerleşmeler olmuş ve bu gün dahi Trabzon'un Çaykara ilçesinde soyadı Çepni olan aileler mevcuttur Bölgenin asıl unsurları kuman kıpçaklarıdır Gürcistan'dan bütün karadenize dağılan kumanlar Of bölgesine yoğun olarak yerleşmiştir


Kumanlar Gürcistan'da uzun süre kaldığından hristiyanlığı benimsemişlerdi Of ve çevresi 1461 yılında Trabzon'un Fatih tarafından fethedilmesiyle Osmanlı İmparatorluğunun eline geçmiştir bu tarihten sonra gittikçe Müslümanlaşmaıştır Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği sırasında da yoğun kuman iskanları ile nüfusu artmıştır 1717 yılında Rizeli kuman soylusu Tuzcuoğlu isyanında Tuzcuoğlu Memiş Ağa, kaçarak Oflulara sığınmışlar, Osmanlı Ordusu Ofluları kırmaya başlamasına rağmen kendilerine sığınan Memiş Ağa teslim edilmemiştir Ancak Memiş Ağa kendi isteği ile Ofluların kırılmaması için teslim olmuştur Yunan Kaynaklarında belirtildiğine göre 1912 yılında Of'taki Rum nüfusun oranı ancak yüzde 1 olmuştur


Oflular bölgenin tarıma elverişli olmayışı nedeniyle ya gurbete ya eğitime yönelmişleridr bu doğrultuda koskoca Osmanlı İmparatorluğunun din adamı yetiştiren müesselerinin çoğu İstanbul'dan sonra Of'ta olmuştur Oflu hocalar kaybolmaya yüz tutmuş din ilimlerini tekrar canlandırmışlar, Hazerfen Ahmet Çelebi gibi uçan yedi Türkten üçü Oflu Hocalardan olmuş, en dakik saat bulma aletlerini yapmışlar ve uygulamışlar,Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk'ü desteklemişler, İstanbul'da en büyük medreselerde müderrislik yapmışlar, padişaha kafa tutmuşlar, Mehmet Akif'in şiirlerine konu olmuşlardır


Türkiyenin her yerinde Oflu Hocalar simge olmuşlar, şarkılara, fıkralara konu olmuşlar, Of dışında bir çok yerde Oflu Hoca mezarları yatır haline dönüşmüştür Bölge 1929 yılında pek çok köylünün ölümü ve evini kaybetmesine yol açan ve Of felaketi olarak nitelendirilen bir sel baskını yaşamış ve halkının bir bölümü Maçka ilçesine göç etmek zorunda kalmıştır
  

Coğrafyası

İlçe; toplam alanı 330 km², ortalama rakımı 10 metre olan, tabiatın bütün özelliklerini sergileyen, deniz ve karanın bütünleştiği eşsiz doğal güzelliklere sahip bir alan üzerinde kurulmuş şirin bir ilçedir
Trabzon'un yaklaşık 52 km doğusunda olan ilçenin, doğusunda Rize ili, batısında Sürmene ilçesi, güneyinde Hayrat ve Dernekpazarı ilçeleri, kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır


Yörenin en büyük akarsularından Solaklı Irmağı'nın taşımış olduğu alüvıyal yığıntıları kıyıda biriktirerek meydana getirdiği düz ve fazla geniş olmayan bir alan üzerine kurulmuş bir sahil yerleşim birimidir Çaykara ve Of ilçelerini birbirine bağlayan karayolu ilçeyi ikiye ayırır
Daha eski yerleşim yeri olan Solaklı Deresi'nin doğusundaki merkez, genel olarak ilçedeki idari birimlerin yer aldığı alandır Yeni yapılanmalarla Solaklı Deresi'nin batısındaki alan da gelişmiştir Bu alan ilçe sakinlerince Kalyon Mevkii diye adlandırılmaktadır


İlçenin yerleşim yerinin kuruluş alanı dar ve düz biçimde devam ettiği halde, hemen arka kısmında dağlar birden bire yükselmekte, geçişi ve yükselmeyi engelleyici çok eğimli bir dağ sisteminin geldiği dikkat çekmektedir Bu heybetli yükselişle dağlar, yeşilin tonlarının hepsini sergileyen bir güzelliğe sahiptir Güneye doğru gidildikçe bu renk armonisi çok daha dikkat çekmektedir


Doğu Karadeniz Bölgesi'nin iklim tipi özelliklerine sahiptir Yağışların her mevsimde bol olması ve sürekliliği, yöre iklimini etkiler Yağışın en fazla olduğu dönem Sonbahar mevsimidir
Denizin düzenleyici etkisi termostat görevi gördüğünden, hem günlük, hem yıllık sıcaklık farklılıklarının fazla olması önlenir Yaz aylarında fazla sıcak olmadığı gibi, kış aylarında da dondurucu soğuklar görülmez Her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçer


Ardındaki dağların birden yükselmesi dolayısıyla yamaç yağışları gerçekleşir
Rüzgarların esiş yönleri ve şiddet dereceleri mevsim özelliklerine bağlı değişiklikler gösterir Genel olarak Lodos, Poyraz ve Kıble rüzgarları görülür
  

Akarsuları

İlçe yerüstü kaynakları bakımından zengin bir yöre özelliğindedir Dağların denize paralel olarak uzanması yüzünden akarsular, sadece kuzeye bakan yamaçlardan denize doğru akar
Güneyde bulunan yüksek dağların yamaçlarından çıkan akarsular, sert akışlı, dar boğazlar içinden geçerek, derin vadiler boyunca denize ulaşırlar


Başlıca akarsular;
Solaklı Deresi
Baltacı Deresi
İkizdere
İvyan (gelincik) Deresi


Yörede bol yağış olmasından dolayı gür orman alanları mevcuttur Yöredeki orman örtüsünün kendi kendini yenileyebilme özelliği vardır Kesilen ağaçların yerine yenileri dikilmeden orman örtüsü kendi kendine büyüyüp gelişebilmektedir


Kıyı şeridinde orman yerine küçük ağaç toplulukları göze çarpar Burada en yaygın çeşit olarak fındık, taflan, kızılcık, üzüm, muşmula, defne gibi küçük ağaçlar ile çalı ve sarmaşıklar yetişir Bunun yanında narenciye ürünlerine rastlamak da mümkündür Kıyı şeridinde nüfus yoğunluluğunun çok olmasından dolayı doğal bitki örtüsü tahrip edilmektedir


Denizden 300-400 m yüksekliğe kadar olan yerlerde kızılağaç, meşe, kestane, ceviz vb olan orman tiplerine rastlanır Daha yükseklerde ormanlar alan ve büyüklük olarak birleşir Dağların denize bakan ve daha nemli olan kuzey yamaçları daha yeşildir Yükselti 600-800 m'yi aşınca yüksek dağların etek ormanları gözükmeye başlar Bu ormanlarda en yaygın olan türler; kışın yapraklarını döken meşe, gürgen gibi ağaçlardır Ancak bu tür ormanların önemli bir kısmı orman kazanmak amacıyla insanlar tarafından tahrip edilmiştir


Yükseklik arttıkça dağ ormanları ortaya çıkmaya başlar Bu yükseklik 1200 m'ye gelene kadar yapraklı ağaç çeşitleri ormanları meydana getirir Bunlar arasında en çok meşe, kestane, şimşir, kızılağaç ve ıhlamur ağaçları göze çarpar 1200-1600 m arasında orman çeşitleri yapraklı ve iğneli ağaçlardan oluşan karışık ormanlardır 1600 m'den sonraki yükseklik kuşağında çam, ladin ve köknar gibi ağaçlardan meydana gelen iğneli ormanlar göze çarpar


Bu ormanlar 2000-2300 m'ye kadar uzanır Daha yüksek yerlerde ormanlar kaybolur yerini çayırlar ve dağ otlakları alır Genellikle sık ormanlar 1200-1600 m aralarında yer alır 1600 m'den yüksek olan yerlerde en çok çam ormanları görülür
  

Tarım Ve Hayvancılık

İlçede, nüfusun önemli bir kısmı tarım sektöründe çalışmaktadır
Elde edilen başlıca tarım ürünü çaydır Çay, ayrıca bölgenin başlıca geçim kaynağıdır İlçe arazisinin engebeli oluşu (% 75) bölgede modern tarımın yapılmasını engellemektedir Bu da, toprağın ve iklimin elvermesiyle, çay tarımının önünü açmaktadır Ayrıca fındık tarımı da bölgenin geçimini sağlayan tarım ürünleri arasındadır Diğer üretilen ürünlerinin çoğu ticari amaçla değil, kendi aile ihtiyacını karşılayacak şekilde üretilmektedir


Başlıca ürünler: Çay, fındık, mısır, patates, kara lahana, fasulye, kabak, elma, armut, erik, üzüm, incir, kiraz, kestane, karayemiş, narenciye ve kivi'dir
Son zamanlarda özellikle kivi üretimine özen gösterilmekte, üreticiler devlet tarafından teşvik edilmekte ve desteklenmektedir Kivi, çaya alternatif ürün olarak yetiştirilmektedir


Bölgede;Sürü hayvancılığı olmamakla birlikte, ahır hayvancılığı şeklinde büyükbaş hayvancılık, İç kesimlerde küçükbaş hayvancılığı, koyun ve kıl keçisi yetiştiriciliği, Kümes hayvancılığı, tavuk, kaz, ördek, tavşan yetiştiriciliği, Denize komşu olması ve Karadeniz'in verimliliği, ayrıca akarsularda yetişen tatlı su balığı avcılığı ile, balıkçılık, Bitki çeşitliliği, çiçeklerin bol olması, çok sayıda meyve ağaçları bulunması dolayısıyla, arıcılık bölgede yapılan başlıca hayvancılıktır
  

Yaylacılık

Yazları sıcaklıklardan kurtulmak ve hayvanlara gür otlaklar bulmak amacıyla yaylacılık yapılmaktadır Günümüzde bu faaliyet yerini turizm amacına bırakmaya yönelmiştir Hayrat Of'dan ayrıldıktan sonra, her ne kadar yaylası kalmadıysa da eski yaylalıları kendilerini halen Of'lu olarak tanımlamaktadır Bunlar başlıca (BÜYÜK MESORAŞ)-SARMAŞIK, (KÜÇÜK MESORAŞ)-GÖKSEL, (HALNUT) YENİKÖY,CUVAMANK dır Bunlar köy statüsünde olup bunlara bağlı ayrıca yaylalar da vardır Mesela Büyük harman, Kadınlar, Çunis yaylaları gibi
  

Of Felaketi

Of felaketi veya Of sel baskını, 6 Temmuz 1929 yılında Trabzon iline bağlı Of, Çaykara ve Sürmene ilçelerinde etkili olan çok sayıda kişinin ölümü ve evin yıkımına sebep olan büyük sel baskınının adıdır Bu sel baskınında evlerini kaybedenlerin büyük bölümü Arap Kaymakam döneminde Maçka ilçesinde 1923 mübadelesi ile Yunanistan'a gönderilen Karadeniz Rumları'nın evlerine yerleştirilmiştir





  

|