08-04-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Olympos Antik Şehri | Olimpos (Antalya)
Olympos Antik Şehri

   
T a r i h i
"Olympos" kelimesinin eski yunancada "ulu dağ" anlamına geldiğine inanılmaktadır Dünya üzerinde yirmiden fazla dağ ve tepe bu adı taşımaktadır ve bazılarının yakınlarındaki kasaba ve şehirler de bu adı almıştır Bu tepelerin en ünlüsü, Yunanistan'ın kuzey doğusunda bulunan, eski Yunan tanrılarının evi sayılan, Thessalian tepesidir Olympos Antik şehri adını, eskiden Olimpos Dağı olarak bilinen Tahtalı dağından alır Tahtalı Dağı şehrin 10 km kuzeyinde bulunmaktadır ve eteklerinde bugün Yanartaş adıyla bilinen, hiç sönmeyen ateşi barındırır
Olympos, antik Likya medeniyetinin en önemli şehirlerinden biri olmuştur Şehrin temelleri eski Helenistik dönemde, MÖ 300 civarında inşa edilmiştir Büyük İskender'in fetihlerine ilk başladığı yıllarda kış aylarını, Olympos'a komşu bir liman şehri olan Phaselis'te geçirdiği bilinmektedir

Olimpos'un tarihi kayıtlarda izine ilk defa MÖ 78 yılında, Sicilya'daki Roma Valisi Servilius Vatia'nın zamanın en büyük korsanı Zenicetes'i deniz savaşında yendiği sene rastlanır Gemilerini Porto Ceneviz ve Sazak'ın gizli limanlarında saklayarak civardaki tüm kıyı şeridini hakimiyeti altına alan Zenicetes, Olympos'u da kendisine kale yapmıştır Şehir yeniden Roma hakimiyetine geçtikten sonra "ager publicus" (satışa çıkarılmış veya kiralık olarak verilecek Roma mülkü) olarak ilan edilmiştir
Korsanların, Pers tanrısı Mitras için garip kurban törenleri ve gizli ayinler düzenledikleri söylenmektedir Mitras, o yıllarda doğu ülkelerinin birçoğunda yaygın olarak inanılan Pers mitolojisinde saf ruh ve ışık tanrısıdır
MS 43 senesinde Likya, Roma İmparatorluğuna katılmıştır Olimpos şehrinin koruyucusu, Yunan Tanrısı Hephaistos için festivaller düzenlenmiştir İmparator Hadrianus'un MS 130 senesinde şehri ziyaret ettiği de kayıtlarda yer almaktadır

Olympos, Roma İmparatorluğu Hristiyanlaşma süreci içerisindeyken bir piskoposa ev sahipliği yapmıştır 3 yüzyıldan itibaren korsanların sürekli olarak şehre saldırmaları sonucu şehrin nüfusu yavaş yavaş azalmış ve şehir eski önemini kaybetmiştir
11 ve 12 yüzyıllarda şehir Cenevizliler, Venedikliler ve Rodos Şovalyeleri tarafından yeniden inşa edilmiş ve haçlı seferleri sırasında ticaret limanı olarak kullanılmıştır Olympos şehri, Osmanlı Donanmasının 15 yüzyılda doğu Akdenizi hakimiyeti altına aldığı sıralarda terkedilmiştir
Roma Hamamı

Efsaneler ve Mitler
   
Yanartaş - Chimera

Yanartaş, Tahtalı dağının eteklerinde, deniz seviyesinden 250 m yüksekte bulunmaktadır Günümüzde, ormanın içerisinde, açık bir kayalık alanda 20 kadar alev bacası vardır MÖ 4 yüzyıldan beri yazarlar metinlerinde bu gizemli alevlerden sözetmektedirler Ateşin bulunduğu yerin yakınlarındaki kalıntılar antik bir Bizans Kilisesine aittir Bölgede bulunduğu bilinen en eski yapı, Hephaistos'a adanmış olan bir tapınaktır Günümüzde bu yapıdan geriye çok az bir kalıntı kalmıştır
Yapılan analizler sonucu yanan gazda bol miktarda metan olduğu tespit edilmiştir Bu gizemli alevlerin keyfini en iyi karanlıkta çıkarabilirsiniz Fakat alevlerin olduğu düzlüğe kadar yapmanız gereken maceralı yolculukta yanınızda bir el feneri bulundurmanızda fayda var
   
Belerophan - Chimera

Yanartaş'ın adı Bellerophon ve Chimera efsanesinde geçmektedir Korith prensi Bellerophon'un, Argos Kralı Proitos'un karısı Sthenetoia ile bir ilişkisi olduğu iddia edilir Bunun üzerine Argos kralı, prensi Likya Kralı Iobates'e, içinde prensin öldürülmesi gerektiği yazan gizli bir mesajla gönderir Iobates, Bellerophon'a, aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu, nefesinden ateşler saçan Chimera adlı bir canavarı öldürme görevini verir
Bellerophon, Tanrıça Athena'nın yardımıyla uçan at Pegasus'u yakalar Kurşun uçlu bir mızrakla Chimera'yı ağzından vurur Kurşun, Chimera'nın alevler saçan ağzında erir ve canavarı öldürür Iobates, Bellerophon'a ikinci görev olarak vahşi, savaşçı Solymi (Termessian) kabilesiyle savaşmasını emreder Bu görevi de başaran Bellerophon'a, daha sonra da Amazon'larla savaşması görevi verilir
Kendisine verilen tüm görevleri başaran Bellerophon, Likya'ya dönüş yolunda en cesur Likyalı askerler tarafından pusuya düşürülür, fakat bundan da sağ çıkmayı başarır ve Likya'ya bir kahraman olarak girer Iobates, Bellerophone'a krallığının yarısını ve kızlarından birini vererek onu onurlandırır
Efsanenin başka bir versiyonu, Bellerophone'nun Pegasus'la cennetin kapılarına kadar uçtuğunu, kapının önünde Pegasus'un onu üzerinden attığını anlatır Bellerophone, yeryüzüne kadar düşer ve tanrılar onu horgörüp hiç yardım etmedikleri için yeryüzünde yapayalnız dolaşmaya başlar
       
|
|
|
|