08-04-2012
|
#5
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Seferihisar İlçesi (İzmir)
Lebedos
Antik çağda İon birliğini oluşturan on iki Yunan şehir devletinden biri olan Lebedos'un kuruluş tarihi M Ö 7 yüzyıl olarak tahmin edilmektedir Ancak 2004 yılında sur duvarlarının bulunduğu yarım ada üzerinde yapılan bazı yüzey araştırmalarında, işlenmiş küçük bir obsidyen yonganın bulunmuş olması buranın Koloniler Öncesi döneme ait ve muhtemelen Neolitik Çağda yerleşilmiş bir yer olduğunu akla getirmektedir Önümüzdeki yıllarda bu şehirde yapılacak kapsamlı bir araştırma ile bütün bu soruların cevaplanacağı aşikardır 
İonia bölgesi antik kentlerinden Lebedos, bugün Seferihisar ile Selçuk arasındaki kıyıda Ürkmez Köyü’nün (Kısık Köyü) yanı başındaki küçük bir tepenin üzerinde kurulmuştur Kolophon’un kuzeyinde, Kral Kodros’un oğullarından Andropompos tarafından kurulan Lebedos, İon göçü sırasında Helenlerin eline geçen ilk Anadolu kentlerindendir İonia Birliği’nin on iki üyesinden biri olmasına karşılık komşusu Myus ile birlikte diğerlerinden sönük kalmıştır
Lebedos antik kenti 175 m uzunluğunda, alçak ve kayalık bir yarımada üzerinde kurulmuştur Burası 201 m genişliğindeki bir kara parçası ile ana karaya bağlanmıştır Akropol 61 m yüksekliğindeki bir tepededir Kentin coğrafi konumu, iyi bir limanı olmayışı, çevresinde Kolophon ve Tlos gibi gelişmiş kentlerin oluşu Lebedos’u engellemiştir Bu yüzden deniz ticaretinden pay alamamış, diğer İon kentlerinin yaptığı gibi dış topraklarda koloni kuramamış, sanatçı ve bilim adamı yetiştirememiştir M Ö 5 yüzyılda Atina delos Deniz Birliği’ne önceleri üç talent vergi ödemiş, sonra da bu vergi bir talente düşürülmüştür
Horatius’un “Tekedilmiş Köy” olarak tanımladığı Lebedos, Klasik dönemde sikke basmayan tek İon kenti olmuştur Helenistik dönemde isminden hiç söz edilmemiş, Kral Antigonos bu kenti Teos topraklarına katmayı düşünmüştür Lysimakhos’un buradaki halkı Ephesos’a yerleştirdiği ve lebedos’u tamamen ortadan kaldırdığından söz etmiştir Buna rağmen kent varlığını sürdürmüş, M Ö 226'da Mısır kralı II Ptolomaios’un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır Bundan dolayı da 60 yıllık bir süre “Ptolemais” ismi ile anılmıştır M Ö 2 yüzyılda Teos, Ephesos ve Myonnesos’dan kovulan dionysos sanatçıları buraya yerleşmiş ve kentin kalkınmasında biraz da olsa katkıları olmuştur
Lebedos’ta arkeolojik araştırma yapılmadığından geçmiş tarihi ile ilgili bilgi oldukça yetersizdir Günümüze ulaşabilen kalıntıları yok denecek kadar azdır Yalnızca yarımadayı çepeçevre kuşatan surların kalıntıları günümüze gelebilmiştir
Lebedos’un karşısındaki ana karanın yamaçlarında, yüzeyde çok sayıda çanak çömlek parçaları ve duvar izlerine rastlanmıştır Ayrıca buradaki düz bir tepenin üzerinde de oldukça büyük bir yapının temellerine rastlanmıştır
Karakoç Kaplıcaları
Karakoç'taki sağlık ılıcaları üçbin yıldan beri kullanılmaktadır Erken bizans döneminde gözde olan kaplıcaların görkemli ılıca yapısının kalıntıları hala durmaktadır

Yapılan araştırmalara göre Karakoç Kaplıcası'nın sularında bol miktarda karbon dioksit, sodyum klorür ve bikarbonat bulunur Romatizma, cilt ve raşitizm hastalıklarının tedavisinde etkilidir İçmesuyu olarak kullanıldığı ise mide ve bağırsak bozukluklarına, böbrek taşlarına iyi geldiği bilinmektedir


Karaköse Harabeleri
Karakoç Kaplıcalarına yaklaşık 1 5 km, Lebedos antik kentine 4 kmuzaktadaki harabelerin olduğu yere Karaköse denildiği gibi, halk arasında Karakisse şeklinde de söylenmektedir Muhtemelen Hellenistik döneme tarihlendirilen, ancak araştıması henüz yapılmamış bir tapınak ve hamam kalıntısı bulunmaktadır Çevrede yapılan temel kazılarında ortaya çıktığı gibi, buraya en yakın Hamamönü Kaplıcası' nın şifalı sularının hamama büzlerle getirildiği sanılmaktadır

Myonnesos
Doğanbey körfezinden 1 km kadar kuzeyde Myonnesos' un olduğu yer, günümüzde Çıfıtkale veya Sıçan Adası olarak bilinmektedir

Myonneso , tarihte ancak birkaç kere ortaya çıkmıştır M Ö 190 yılında Antiocus III, kıyıları korumaya çalışırken Teos 'a yönelmiş olan Roma Donanması karşısında birçok gemi görür Önce kralın donanması zannedilir, ancak daha sonra korsan gemileri olduğu anlaşılır Korsanlar Roma donanmasından kaçarak Myonnesos' a sığınmayı başarırlar Tarihte " geniş bir tabandan piramit gibi yükselen ve karadan çok dar bir patikayla ulaşılan sarp bir kaya" olarak anlatılan Myonnesos için aynı zamanda, deniz kıyısında ki kayaların deniz tarafından oyulmasıyla sivri çıkıntılara sahip olduğundan bahsedilir Miletli Hecataeus M Ö 500' de Myonnesos' tan bir kent olarak bahseder Buna karşılık Efes' li Artemidorus burayı sadece bir yer olarak tanımlar Tarihçi Pliny ise buranın eskiden bir kasaba iken kendi devrinde sönmüş olduğunu anlatır Bir zamanlar Dionysos sanatçılarının barındığı yer olarak da adı geçen adanın ana kara ile bağlantısı güneyde 25-30 cm su altında kalmış olan antik yol ile sağlanmaktadır
Düz alanlardan yoksun kayalık adada görülen Myonnesos' ait tek yapı kalıntısı 2 5-3 m yüksekliğinde ve 5-6 m uzunluğunda olan antik duvardır Çok büyük boyutlu taşlarla inşa edilen bu duvar M Ö 500' lü yıllara tarihlenir Üst kısımlarda mevcut kalıntılar ise 16 yüzyıla ait Türk yapılarından kalmıştır Dionysos artistleri büyük olasılıkla adanın karşısında bulunan verimli vadiye yerleşmişlerdir Ancak buralarda herhangibir kalıntıya rastlanmaması artistler grubunun büyük inşaatlar yapmadıklarını ortaya koyar

Myonnesos' da Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izlere de rastlamak mümkündür Selçuklular döneminde İpsilihisar olarak anılan ada, tarihte Cüneyt Bey olayı olarak bahsedilen olaylar dizisine kadar Aydınoğullarının son beyi olan Cüneyt Bey' in kalesi olmuştur Ada bu yenilgiden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır Tepenin hemen üstünde yer alan sıvaları korunmuş olan üç sarnıç ile bazı yapı kalıntıları Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine aittir

Hereke / Düzce
Seferihisar' ın 6 km kuzeyinde bulunan Düzce köyünün eski adı Hereke' dir ve halk arasında "Herakles" den geldiği ve köyün doğrudan Heraklia antik kenti üzerine kurulduğu görüşü yaygındır Diğer taraftan böyle bir kentin varlığına bilimsel literatürde rastlanılmadığı için şüpheyle de bakılmaktadır Antık kentten görebileceğimiz yalnızca yörede kullanılmış bol miktardaki taşlardır Bunlardan en ilginci Erken Osmanlı döneminden kalma hamamın batı duvarında yer alan tanrı Herakles' e Gymnasion başkanının adadığı sunaktır Yörede bulunan frizler İzmir Arkeoloji Müzesi' ne götürülmüştür Düzce' de en fazla dikkati çeken eserler, 15 yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Kasım Çelebi Medresesi ve Camii' dir Mederese ile aynı avluyu paylaşan cami, avlunun güneyindedir ve orjinal yapısından yalnızca minarenin alt kaidesi ve minareye bitişik köşe duvarları kalmıştır

Medrese ise avlunun kuzeydoğusunda yer almakta ve kalıntısından L formunda olduğu anlaşılmaktadır Medresenin iki yönlü kolunda toplam dokuz adet küçük birimin içinde birer ocak ve ikişer niş bulunmaktadır Birimlerin önünde sütunlar ile taşınan ve sivri kemerlerle birbirine bağlanan revak sırası mevcuttur Revakların ve birimlerin üzeri tuğla malzemeli kubbe ile örtülmüştür

Beyler Su Kemeri
Seferihisar ilçe merkezinin 16 km doğusundaki Beyler Köyünde, köyün kuzeydoğusunda büyük bölümü ayakta olan büyük bir su kemeri dikkati çekmektedir Yapının, Roma döneminde inşa edildiği ve büyüklüğüne göre de yöre için oldukça önemli bir yerleşmeye dağdan su getirmek amacıyla yapıldığı anlaşilmaktadır Söylentilere göre burası Teos halkı tarafından yayla olarak kullanılmıştır Üç adet kemeri hala ayakta olan su kemerine köyde "Yedi Kızlar" denilmektedir

Sığacık
Bugün Seferihisar'ın bir mahallesi durumunda olan Sığacık, ilçe merkezinin 5 km batısında, 16 yüzyılda inşa edilmiş bir kalenin surları içinden çevreye doğru yayılarak, tarihle iç içe bir yerleşim dokusu özelliği kazanmıştır Tarihi yerleşme Teos'un kuzey limanını oluşturan koydadır
Sığacık kalesi ve sur duvarları 1521-1522 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman' ın emri üzerine Rodos seferine hazırlık olması amacıyla donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiştir O dönemde meskun bir yer olan Sığla/Sığala ( Sığacık)' ya bir dış kale bir de koğuş tabir edilen askerlerin günlük hayatını ve eğitimini geçirdiği iç kaleden oluşan bir kale yapılmıştır İç kalenin denize bakan kısmında iki burç ve iki kapı bulunmaktadır Dış kale ise Kuşadası, Ayasuluk ve Seferihisar adlı üç kapıya sahiptir Aslında İki katlı olan kalenin kalan tek katının surlarına iki kulenin gizli merdivenlerinden tırmanılır
1953 tarihli Sığla Sancağı' na ait bir İcmal Defteri' nde önemi belirtilen kıyı kaleleri arasında, Ayasuluğ-Çeşme deniz hattında küçük teknelerin ilk uğrak yeri olarak Sığacık' ın adı geçmektedir XVI yüzyılda Urla ve Sığacık İskeleleri hububat ve kuru meyve naklinde kullanılmaktaydı
Sığacık kalesi bir yerleşme yerini savunmaktan çok bir deniz üssü olarak hizmet vermiş, daha sonraları gümrük kontrol merkezi olarak kullanılmıştır Kalenin surları ve iki kulesinden başka içinde Süleyman Han Cami, hamam ve mescit vardır Surların yapımında Teos antik kentinin taşlarından yararlanılmış olup, duvarlarda Teos'tan gelme kitabelere rastlamak mümkündür Kale içinde evler bitişik düzende olup, bazıları tek bazıları da iki katlıdır Evlerin çoğu kerpiçtendir ve büyük bölümünde iç avlu bulunmaktadır İki katlı evlere cumbalar ve tahta panjurlar eklenmiş, içerdeki merdivenler ve kapılar ahşaptan yapılmıştır

Akkum

Dünyaca ünlü Akkum plajı Sığacık mahallesinde bulunmaktadır Küçük ve Büyük Akkum olarak iki plaja ayrılan bu iki muhteşem plajda Rüzgar sörfü yapılmaktadır Üç ayrı tatil köyü bulunan Akkum bir de yeni yapılan beş yıldızlı oteli ile tatilcilere hizmet vermektedir 


Akarca
Yaz aylarında İlçenin nüfusunu beşe katlayan Akarca mevki yazlık konutlarla ve muhteşem plajı ile karşımıza çıkmaktadır Akarca'da ev sahibi olmak bir çok kişinin rüyalarını süslerken sitelerde yoğunluklu olarak Ankara, Denizli, Manisalı vatandaşlar yaşamaktadır

|
|
|
|