08-04-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Urla İlçesi (İzmir'de Bir Nefes)
KarantinaAdası

800'lü yıllarda salgın hastalıkların dünyanın dört bir ucuna Asya'dan yayılması üzerine kıtalar arası geçişlerin olduğu belli noktalarda karantina bölgeleri oluşturuldu Asya'dan gelen mikropların Avrupa'ya yayılması bu bölgeler sayesinde engellendi Bu bölgelerden biri de İzmir'in Urla ilçesinde yer alan Karantina Adası  
İnsanlık tarihinin 5 bin yıllık izlerine rastlanan Karantina Adası, yıllara meydan okuyor Doğal güzelliği ve tropik ormanları andıran görüntüsüyle görenlere parmak ısırtan ada, ufak düzenlemelerle turizm cenneti olabilecek bir yapıya sahip Ancak şimdilik adanın nimetlerinden faydalananlar oldukça sınırlı  Urla'dan Karantina Adası'na kara bağlantısı var Adaya geçtiğinizde yol ikiye ayrılıyor

Sağ tarafa dönen yol İzmir Urla Devlet Hastanesi'ne giderken soldaki Sağlık Bakanlığı Urla Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'ne çıkıyor Bu tesislere bakanlığa bağlı çalışanlar ve kamu personeli girebiliyor Çok fazla ziyaretçisi olmayan adayı hastanede muayene olanlar, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nde çalışanlar ve Sağlık Bakanlığı Urla Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nde kalanlar ziyaret ediyor

1800'lü yılların başında Asya'dan Avrupa'ya yayılan ölümcül hastalıkları engellemek için kıtalar arasında karantina bölgeleri oluşturuldu Bu bölgelerde tahaffuzhaneler kurularak kıtalar arasından geçiş yapan gemiler kontrolden geçiriliyordu Türk Dil Kurumu tahaffuzhaneyi "sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu" diye tanımlıyor Özellikle hacıları taşıyan gemiler daha dikkatli bir şekilde kontrol ediliyordu Çünkü bu dönemde hacıları taşıyan gemilerin tonajı düşük olmasına rağmen yolcu sayısı fazlaydı 1893'te Cidde'den hareket eden bir Avusturya vapurunda Tur'a varana dek 27'si koleradan 33 ölüm olayı yaşanmıştı 1873'te Cidde'den yola çıkan vapur İzmir'e varana kadar 334 kişi ölmüştü Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek için 1823'te Osmanlıların ilk karantina bölgesi kuruldu 1865'te Klazomen (Urla) Tahaffuzhanesi, Osmanlılar tarafından Fransızlara yaptırıldı Fransızlar bu adayı çeşitli teçhizatlarla döşeyip tahaffuzhane haline getirdi Bu dönemde adanın karayla bağlantısı olması için Fransızlar bir de köprülü yol yaptı
Gemiden alınan giysiler ray sistemiyle doğrudan kazanların olduğu bölüme götürülürdü  

Sistemin İşleyişi
1865'te yapılan ve 1950 yılına kadar işlevini sürdüren tahaffuzhanede sistem şöyle işliyordu: "Yolcular gemilerden indirilip soyunma odalarına alınır Kıyafetler çıkarılıp filelere konulur Peştamal ve takunya giyen yolcular, giysilerini 360 derece dönen dolaplara yerleştirir
Soyunma odalarının arka duvarında olan görevliler dönen dolaplardan kıyafetleri alıp dezenfekte işlemini başlatır Peştamal ve takunyaları giyenler özel duş odasına alınır Burada kendilerine verilen sabunlar ve özel sterilize edilmiş suyla yıkanırlar
Duş Bölümleri

Duştan çıkanlara kıyafetleri iade edilir Giyinenler doktor odasında muayeneden geçtikten sonra hasta olanlar karantinaya alınır Sağlıklı olanlar da yolculuğuna devam eder Hastalık taşıyanlar bir daha asla adadan çıkamaz Ölene kadar adada misafir edildikten sonra sönmüş kireç dökülen mezarlıklara gömülürler "Eşyaların mikroplardan arındırılması en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş Limandan başlayan raylı sistem sterilize makinelerine kadar uzanıyor Böylece eşyaların taşınmasında hiçbir sorun yaşanmadığı gibi tahaffuzhanede çalışanlara mikrop bulaşma riski azaltılmış
Raylı sistemle taşınan kıyafetler ortadaki makinede sterilize ediliyormuş Kıyafetler 120 derecelik buharla sterilize edildiği için ıslanmıyor ve yolcular banyodan sonra da kıyafetlerini giyebiliyormuş Yolcuların üzerindeki kıyafetler de "ipekli ve diğer kumaşlar" olmak üzere ikiye ayrılıyormuş Burada amaç ipekli kumaşların mikroptan arındırılırken zarar görmemesiymiş
1984 yılından bu yana Karantina Adası'nda görev yapan Sağlık Bakanlığı Urla Eğitim ve Dinlenme Tesisleri Müdürü Halil Çetin, Klazomen Tahaffuzhanesi'nin çürüyüp gitmesine çok üzüldüğünü belirtiyor 21 yıldır tahaffuzhanenin müze haline dönüştürülmesi için birçok bürokratla görüştüğünü söyleyen Çetin, "Burayı Osmanlı'dan bugüne sağlık hizmetinin nereden nereye geldiğini gösteren bir sağlık müzesine dönüştürmek istiyoruz" diyor
Çamaşırların Yıkandığı Kazanlar

Raylar (İçeriden görünüm)

Dolaplar döner sistemle çalışıyor
Adanın tarihine düşülen notlar
1894: Yemen'den gelen askerler Klazomen (Urla) Tahaffuzhanesi'ne gönderilerek muayene edilip, karantina altına alındı Bingazi'den Girit'e uğrayan Kayseri vapurunda kara humma hastalığı görüldüğü için yolcular karantinaya alındı
1896: Petersburg'da kolera hastalığı görülmesi nedeniyle Finlandiya Körfezi'nden gelen gemiler Beyrut, Trablusgarb ve Klazomen'de karantinaya alındı Koleranın yoğun olarak görüldüğü Flemenk ve Belçika limanlarından gelen gemiler,, Trablusgarb ve Klazomen tahaffuzhanelerinde beş gün boyunca karantinada tutuldu
1903: İzmir'de veba hastalığı yüzünden bir kişinin ölmesi üzerine tüm gemiler, burada karantinaya alındı Gemideki tüm eşyalar dezenfekte edildi Klazomen Tahaffuzhanesi'nde karantina altına alınan Mısır Valisi Abbas Paşa'nın kardeşi Mehmet Ali Paşa'nın,
1912: Klazomen'de karantina altında tutulan Rusyalı hacılar,
1917: Klazomen Hastanesi doktoru iken Berlin'de cinayet işleyen ve Berlin Konsolosluğu'na sahte mühürlü mektup götürmesinden dolayı takibe alınan Naster Rod, şüpheli halinden dolayı sınır dışı edildi Beyrut karatina bölgesinden çıkması doğrultusunda hakkında resmi işlem yapılıp yapılmayacağı sorun haline gelmişti adada olay çıkardı Ancak yine de karantina süresi bitene kadar hacca gönderilmediler
|
|
|
|