|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türkiye’De İslam, Hıristiyanlık Ve Museviliğin 70 Kutsal Abidesi

Hacı Bektaş Veli Müzesi

Nevşehir
Fotoğraf: Ergün Candemir
Asıl adı Muhammed bin Musa olan ve doğum ile ölüm tarihi net olmayan Hacı Bektaş Veli’nin 1242-1337 tarihleri arasında yaşadığı sanılıyor Horasan’ın Nişabur şehrinde doğdu Hicaz’a gittikten sonra Anadolu’ya gelerek Kırşehir civarında Karahöyük’te (Hacıbektaş) yerleşip dergâhını kurdu
İkinci Osmanlı hükümdarı Orhan’ın yeniçerilik teşkilatını kurduğu zaman Hacı Bektaş Veli’nin duasını istediği, hatta “yeniçeri” adını da onun koyduğu rivayet edilir Yeniçeri külahından sarkan keçenin Hacı Bektaş Veli’nin hırkasının sarkık kolunu temsil ettiği söylenir
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Hacı Bektaş Veli Dergâhı 13 yüzyılda yapılmış olmakla birlikte, sonradan birçok onarım gördü

Nevşehir
Fotoğraf: Sinan Anadol
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan onarım projesi ile 1958-1964 yılları arasında onarıldı; 16 Ağustos 1964 tarihinde arkeoloji ve etnografya müzesi olarak düzenlenip ziyarete açıldı Müze binası plan bakımından üç ana bölümden oluşuyor
Birinci avluya güneydeki anıtsal görünümlü çatal kapıdan giriliyor “Üçler Çeşmesi” bu avluda İkinci avluya ise üçgen alınlıklı ve sivri kemerli “Üçler Kapısı”ndan giriliyor Avluda Aslanlı Çeşme, Şevi, Baba Köşkü, Tekke Camii, havuz, mihman evi, meydan evi, kibr evi, Dedebaba Köşkü bulunuyor “Hazret Avlusu” da denen üçüncü avluya basık kemerli, yeşil kanatlı, “Altılar Kapısı”ndan giriliyor Bu avlu içinde Atatürk Köşesi, pir evi, Balım Sultan Türbesi ve hazine bulunuyor
Müzede ayrıca Suluca- Karahöyük kazılarında ele geçen buluntular Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phryg, Roma, Doğu Roma eserlerinin yanı sıra çeşitli etnografik eserler sergileniyor

Gümüşler Manastırı

Niğde
Fotoğraf: Bünyad Dinç
Niğde’ye dokuz kilometre mesafedeki Gümüşler kasabasında
Manastır, Bizans sanatının Anadolu’daki en iyi korunmuş örneklerinden biri Büyük bir kaya kütlesi içine kazılmış manastırın bulunduğu bölge 1973 yılında arkeolojik sit alanı ilan edildi
Fresklerle bezeli, dört sütunlu manastır 10 yüzyıla tarihlense de yapımının 8 ila 12 yüzyıllar arasında sürdüğüne dair izlere rastlandı Manastırın kilise kısmına, kayaya oyularak yapılmış bir koridordan geçilerek giriliyor
Buradaki kare planlı avlunun doğu, güney ve kuzey kısımlarında odacıklar sıralandığı görülür Kuzeydeki büyük odanın mezar odası olarak kullanıldığı sanılıyor Güneyde ise, avludaki havalandırma boşluğundan da fark edilebilen iki katlı yeraltı kenti bulunuyor
Kilisenin kuzey duvarlarını kapsayan apsisteki fresklerin en üstünde bir otorite sembolü olarak Hz İsa taht üzerinde resmedilmiş olarak görülüyor İsa’nın yanında Meryem, St John, meleklerden Cebrail ile Mikail ve diğer kutsal semboller bulunuyor
Orta bölümde 12 havarinin portreleri, alt kısımda ise pelerin giymiş Meryem, onun sağ ve solunda da kilisenin ileri gelenleri resmedilmiş Bu merkez apsisinin sağ ve solundaki iki niş içerisinde Meryem ve St John tasvirleri var Sol nişteki “Gülümseyen Meryem ve Bebek İsa” freski ise ayrıcalıklı bir eser Kilisenin batı duvarlarında da İncil’den alınmış konuların betimlendiği freskler yer alıyor
Alaattin Camii

Niğde
Fotoğraf: Bünyad Dinç
Şehir merkezindeki Alaattin Tepesi’nde
Türk-İslam eserleri arasında büyük bir öneme sahip olan Alaattin Camii, Selçuklu Sultanı I Alaattin Keykubat döneminde, Niğde Sancak Beyi Zeynettin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırıldı
İl merkezindeki Alaattin Tepesi üzerine inşa edilen cami, giriş kapısındaki “Taçlı Kadın Başı” figürüyle tanınıyor
İki portalli caminin en görkemli kısmı, geleneksel Selçuklu sundurma özelliklerine göre yapılan doğu portali Güneş ışıkları, belirli saat ve dakikalarda (yaz ayları saat 10:00 / 11:00 civarında), portaldaki taş oymalar üzerinde bıraktığı gölgelerle “taçlı kadın başı” oluşturuyor
Kapısı Selçuklu bezeme sanatının tüm inceliklerini yansıtan Alaattin Camii’nin duvarlarında gri ve sarı olmak üzere iki renk taş kullanıldığı görülür
Çatı sularını toplayan çörtenler, aslan başı biçimine yapılmış

Veysel Karani Camii ve Türbesi

Siirt
Fotoğraf: Fatih Pınar
Baykan ilçesinin Yeşilçevre (Ziyaret) köyünde
Cami ve türbe Diyarbakır- Bitlis karayolu üzerinde, Baykan ilçesine yaklaşık sekiz kilometre mesafede yer alıyor
Hz Ali zamanında Sıffın Savaşı’nda, 657 yılında şehit olan Veysel Karani’ye atfedilen türbe Selçuklu döneminde yapıldı
Günümüzdeki Veysel Karani Camii 1887 yılında inşa edildi Türbesi ise 1901 yılında onarım gördüyse de 1967 yılında yeniden yapıldı Yörenin “cas” denilen harcıyla yapılıp kubbe ile örtülen türbe, 1974 yılında Vakıfl ar Genel Müdürlüğü’ne devredildi Türbe, karayolundan geçen bütün araçların uğrak yeri olduğu gibi, bahar aylarında yurdun dört bir yanından gelen ziyaretçilerin akınına uğruyor
Külliyede 2001 yılında restorasyon çalışmaları yapılarak, dokuya uygun proje çerçevesinde hizmete sunuldu

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Sivas
Fotoğraf: Fatih Pınar
Divriği’de, kalenin güneyinde
Divriği Ulu Camii, Mengücekoğullarından Ahmet Şah tarafından 1228 yılında yaptırıldı Bu nedenle Ahmet Şah Camii olarak da anılıyor
Cami ile darüşşifası 32x64 metrelik alanı kaplıyor
Camiye kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan üç kapıdan giriliyor Kuzeydeki görkemli taçkapının güzel taş işçiliği Divriği Ulu Camii’ni Anadolu camilerinin tümü arasında özel bir konuma oturtuyor Taçkapı oymalı geometrik ve çiçek motifleriyle dantel gibi işlenmiş olmasıyla tanınıyor
Camiyi 25 değişik tonoz ve kubbe örtüyor Kubbe sistemini dört sıra halinde 16 sütun taşıyor Sütunlar, sekiz kenarlı kılıfla 18 yüzyılda kalınlaştırıldı
Caminin kuzeybatısında, boyu kısa, tek şerefeli bir minaresi var
Mihrabın üst yarısı bitkisel motiflerle, abanoz minberi geometrik motiflerle süslü
Darüşşifası ise Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 tarihinde yaptırıldı Bu eşiz anıt 768 metrekarelik alana oturuyor 18 yüzyılda medrese haline getirildiği için Şifahiye Medresesi de deniliyor
Anadolu’da erken dönem mimarisinin en seçkin örneği olan Divriği Ulu Camii ve şifahanesi; plan, mimari elemanların oranları, süsleme, örtü biçimlerinin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla başlı başına kendine özgü bir yapıttır UNESCO’nun koruma çalışmaları kapsamında yürütülen “Dünya Kültür Mirası” listesine Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası da dâhil edildi


|