Yalnız Mesajı Göster

Türkiye’De İslam, Hıristiyanlık Ve Museviliğin 70 Kutsal Abidesi

Eski 08-04-2012   #15
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türkiye’De İslam, Hıristiyanlık Ve Museviliğin 70 Kutsal Abidesi





Hacı Bektaş Veli Müzesi



Nevşehir
Fotoğraf: Ergün Candemir



Asıl adı Muhammed bin Musa olan ve doğum ile ölüm tarihi net olmayan Hacı Bektaş Veli’nin 1242-1337 tarihleri arasında yaşadığı sanılıyor Horasan’ın Nişabur şehrinde doğdu Hicaz’a gittikten sonra Anadolu’ya gelerek Kırşehir civarında Karahöyük’te (Hacıbektaş) yerleşip dergâhını kurdu

İkinci Osmanlı hükümdarı Orhan’ın yeniçerilik teşkilatını kurduğu zaman Hacı Bektaş Veli’nin duasını istediği, hatta “yeniçeri” adını da onun koyduğu rivayet edilir Yeniçeri külahından sarkan keçenin Hacı Bektaş Veli’nin hırkasının sarkık kolunu temsil ettiği söylenir

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Hacı Bektaş Veli Dergâhı 13 yüzyılda yapılmış olmakla birlikte, sonradan birçok onarım gördü





Nevşehir
Fotoğraf: Sinan Anadol



Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan onarım projesi ile 1958-1964 yılları arasında onarıldı; 16 Ağustos 1964 tarihinde arkeoloji ve etnografya müzesi olarak düzenlenip ziyarete açıldı Müze binası plan bakımından üç ana bölümden oluşuyor

Birinci avluya güneydeki anıtsal görünümlü çatal kapıdan giriliyor “Üçler Çeşmesi” bu avluda İkinci avluya ise üçgen alınlıklı ve sivri kemerli “Üçler Kapısı”ndan giriliyor Avluda Aslanlı Çeşme, Şevi, Baba Köşkü, Tekke Camii, havuz, mihman evi, meydan evi, kibr evi, Dedebaba Köşkü bulunuyor “Hazret Avlusu” da denen üçüncü avluya basık kemerli, yeşil kanatlı, “Altılar Kapısı”ndan giriliyor Bu avlu içinde Atatürk Köşesi, pir evi, Balım Sultan Türbesi ve hazine bulunuyor

Müzede ayrıca Suluca- Karahöyük kazılarında ele geçen buluntular Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phryg, Roma, Doğu Roma eserlerinin yanı sıra çeşitli etnografik eserler sergileniyor



Gümüşler Manastırı




Niğde
Fotoğraf: Bünyad Dinç


Niğde’ye dokuz kilometre mesafedeki Gümüşler kasabasında

Manastır, Bizans sanatının Anadolu’daki en iyi korunmuş örneklerinden biri Büyük bir kaya kütlesi içine kazılmış manastırın bulunduğu bölge 1973 yılında arkeolojik sit alanı ilan edildi

Fresklerle bezeli, dört sütunlu manastır 10 yüzyıla tarihlense de yapımının 8 ila 12 yüzyıllar arasında sürdüğüne dair izlere rastlandı Manastırın kilise kısmına, kayaya oyularak yapılmış bir koridordan geçilerek giriliyor

Buradaki kare planlı avlunun doğu, güney ve kuzey kısımlarında odacıklar sıralandığı görülür Kuzeydeki büyük odanın mezar odası olarak kullanıldığı sanılıyor Güneyde ise, avludaki havalandırma boşluğundan da fark edilebilen iki katlı yeraltı kenti bulunuyor

Kilisenin kuzey duvarlarını kapsayan apsisteki fresklerin en üstünde bir otorite sembolü olarak Hz İsa taht üzerinde resmedilmiş olarak görülüyor İsa’nın yanında Meryem, St John, meleklerden Cebrail ile Mikail ve diğer kutsal semboller bulunuyor

Orta bölümde 12 havarinin portreleri, alt kısımda ise pelerin giymiş Meryem, onun sağ ve solunda da kilisenin ileri gelenleri resmedilmiş Bu merkez apsisinin sağ ve solundaki iki niş içerisinde Meryem ve St John tasvirleri var Sol nişteki “Gülümseyen Meryem ve Bebek İsa” freski ise ayrıcalıklı bir eser Kilisenin batı duvarlarında da İncil’den alınmış konuların betimlendiği freskler yer alıyor





Alaattin Camii



Niğde
Fotoğraf: Bünyad Dinç



Şehir merkezindeki Alaattin Tepesi’nde

Türk-İslam eserleri arasında büyük bir öneme sahip olan Alaattin Camii, Selçuklu Sultanı I Alaattin Keykubat döneminde, Niğde Sancak Beyi Zeynettin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırıldı

İl merkezindeki Alaattin Tepesi üzerine inşa edilen cami, giriş kapısındaki “Taçlı Kadın Başı” figürüyle tanınıyor

İki portalli caminin en görkemli kısmı, geleneksel Selçuklu sundurma özelliklerine göre yapılan doğu portali Güneş ışıkları, belirli saat ve dakikalarda (yaz ayları saat 10:00 / 11:00 civarında), portaldaki taş oymalar üzerinde bıraktığı gölgelerle “taçlı kadın başı” oluşturuyor

Kapısı Selçuklu bezeme sanatının tüm inceliklerini yansıtan Alaattin Camii’nin duvarlarında gri ve sarı olmak üzere iki renk taş kullanıldığı görülür

Çatı sularını toplayan çörtenler, aslan başı biçimine yapılmış




Veysel Karani Camii ve Türbesi



Siirt
Fotoğraf: Fatih Pınar



Baykan ilçesinin Yeşilçevre (Ziyaret) köyünde

Cami ve türbe Diyarbakır- Bitlis karayolu üzerinde, Baykan ilçesine yaklaşık sekiz kilometre mesafede yer alıyor

Hz Ali zamanında Sıffın Savaşı’nda, 657 yılında şehit olan Veysel Karani’ye atfedilen türbe Selçuklu döneminde yapıldı

Günümüzdeki Veysel Karani Camii 1887 yılında inşa edildi Türbesi ise 1901 yılında onarım gördüyse de 1967 yılında yeniden yapıldı Yörenin “cas” denilen harcıyla yapılıp kubbe ile örtülen türbe, 1974 yılında Vakıfl ar Genel Müdürlüğü’ne devredildi Türbe, karayolundan geçen bütün araçların uğrak yeri olduğu gibi, bahar aylarında yurdun dört bir yanından gelen ziyaretçilerin akınına uğruyor

Külliyede 2001 yılında restorasyon çalışmaları yapılarak, dokuya uygun proje çerçevesinde hizmete sunuldu




Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası



Sivas
Fotoğraf: Fatih Pınar



Divriği’de, kalenin güneyinde

Divriği Ulu Camii, Mengücekoğullarından Ahmet Şah tarafından 1228 yılında yaptırıldı Bu nedenle Ahmet Şah Camii olarak da anılıyor

Cami ile darüşşifası 32x64 metrelik alanı kaplıyor

Camiye kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan üç kapıdan giriliyor Kuzeydeki görkemli taçkapının güzel taş işçiliği Divriği Ulu Camii’ni Anadolu camilerinin tümü arasında özel bir konuma oturtuyor Taçkapı oymalı geometrik ve çiçek motifleriyle dantel gibi işlenmiş olmasıyla tanınıyor

Camiyi 25 değişik tonoz ve kubbe örtüyor Kubbe sistemini dört sıra halinde 16 sütun taşıyor Sütunlar, sekiz kenarlı kılıfla 18 yüzyılda kalınlaştırıldı

Caminin kuzeybatısında, boyu kısa, tek şerefeli bir minaresi var

Mihrabın üst yarısı bitkisel motiflerle, abanoz minberi geometrik motiflerle süslü

Darüşşifası ise Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 tarihinde yaptırıldı Bu eşiz anıt 768 metrekarelik alana oturuyor 18 yüzyılda medrese haline getirildiği için Şifahiye Medresesi de deniliyor

Anadolu’da erken dönem mimarisinin en seçkin örneği olan Divriği Ulu Camii ve şifahanesi; plan, mimari elemanların oranları, süsleme, örtü biçimlerinin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla başlı başına kendine özgü bir yapıttır UNESCO’nun koruma çalışmaları kapsamında yürütülen “Dünya Kültür Mirası” listesine Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası da dâhil edildi









Alıntı Yaparak Cevapla