08-04-2012
|
#17
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türkiye’De İslam, Hıristiyanlık Ve Museviliğin 70 Kutsal Abidesi
Cudi Dağı ve Nuh Peygamber Camii

Şırnak Nuh peygamber Camii ve Türbesi
Fotoğraf: Umut Kaçar
Şırnak’ın 18 kilometre güneydogusunda
Nuh Peygamber rivayete göre Adem’in ölümünden 1742 yıl sonra dünyaya geldi ve 950 yıl yaşadı Peygamber olduğunda 50 yaşındaydı Kavmine söz geçiremeyince Tanrı’nın emriyle gemi yaptığında ise 500 yaşındaydı Eşi ile Sam, Yafes, Ham adlı üç oğlunu ve üç gelinini, ayrıca her hayvandan birer çift alarak gemiye bindi
Kırk gün, kırk gece süren tufan ve ardı arkası kesilmeyen şiddetli yağmur yeryüzünü sulara boğdu Yeryüzü tam 150 gün sualtında kaldı
Sular çekildiğinde Nuh’un Gemisi Cudi Dağı’na (Tevrat’a göre Ağrı Dağı’na) oturdu Anlaşılacağı üzere insanlar Nuh’un çocuklarından, hayvanla da gemiye alınan çiftlerden çoğaldı
Nuh’un mezarının Cizre’de bulunduğuna inanılması, Şırnak’a bir zamanlar Şehri Nuh denmesi, Cizre surlarının gemi biçiminde olması da buna kanıt olarak gösteriliyor
Yerli ve yabancı turizm bakımından kendine özgü bir önemi olan Cudi Dağı’na araçla çıkılması olanaksız Birkaç yerden yaya olarak çıkılabiliyor En uygun yol Silopi’nin Kösreli (Hesana) köyünün Griçolya mevkiinden başlayan rota Tırmanış yaklaşık 45 dakika sürüyor Zirvenin altında 500 metrekarelik düzlük, Sefi - ne (Gemi) adıyla anılıyor ve Nuh’un Gemisi’nin burada olduğuna inanılıyor

Şırnak
Fotoğraf: Sinan Anadol
Bu durak yeri bir iki metrelik taş duvarla çevrili Çeşitli kaynaklarda, buranın Nuh’un yaptırdığı bir ibaret yeri olduğu ve daha sonra Hıristiyanlığın yayılmasıyla burada Deyrüc Cudi diye anılan bir kilisenin inşa edildiği kaydediliyor
Sefi ne’den batıya doğru ilerlendiğinde iki taş örgü sarnıç ve doğal kuyular görülüyor Sefi ne’nin güneydoğusunda, Çılmire adı verilen yerde çeşitli kabartmalar, taş heykeller ve Assur Kralı Sanherib’e ait kitabe görülüyor Doruğa yakın noktadaki büyük mağara da çeşitli hayvan kabartmalarıyla yerli ve yabancı gezginlerin ilgisini çekiyor
Nuh Peygamber Camii (Şırnak)
Önceleri kilise olan caminin bodrumunda Nuh Peygamber’e ait olduğu söylenen, beş metre uzunluğunda bir sanduka bulunuyor Dar bir merdivenden bodruma inildiğinde karşılaşılan namazgâhın mihrabında beyaz taş üzerine işlenmiş, kırmızı–mavi renkli bir motif bulunuyor

Sümela (Meryemana) Manastırı

Trabzon
Fotoğraf: Mehmet Gülbiz
Maçka ilçesinin 19 kilometre güneydoğusunda, Altındere köyü yakınında
Sümela Manastırı, Trabzon’daki dini yapıtlar içerisinde en tanınmış olanı Maçka ilçesinin Altındere Milli Parkı’ndan geçildikten sonra Trabzon’a 45 kilometre mesafede bulunan manastır, Karadağ üzerindeki doğal mağaradan da yararlanılarak teraslar üzerine inşa edilmiş bir yapı
Manastıra zikzaklar çizerek zorlu bir tırmanıştan sonra ulaşılabiliyor Kuruluş hikâyesi İS 4 yüzyıla dayanan manastırın ilk temelinin, Atinalı Keşiş Barnabas ile yeğeni Sopherenios tarafından atıldığı rivayet ediliyor Karadağlar’ın en dik yamacına çıkan keşişler burada iki oda kurar, keşişlerin ölümünden sonra burası Hıristiyanlarca kutsal tapınak olarak kabul edilir…
Sümela Manastırı 13 yüzyılda Komnenoslar döneminde genişletilerek onarıldı III Aleksios zamanında ise bugünkü manastır 72 oda ve büyük bir kitaplık ile yeniden yaptırıldı Daha sonra duvar freskleriyle süslenen manastır, Osmanlı döneminde manastıra gelir sağlaması için vakıfa verildi; haklarının korunması için fermanlar çıkarıldı, özellikle 19 yüzyılda kütüphane, misafirhane gibi ek bölümlerle genişletildi
Günümüzde koruma altına alınan manastırda mağara kilisesi yapıların çekirdeğini oluşturuyor İsa ve Meryem’in yaşamından sahneler içeren freskler 14 ve 15 yüzyıllara tarihlendiriliyor
Manastırın ikinci bölümü keşiş odaları, kitaplık, kiler gibi yaşam alanlarından oluşuyor


Ayasofya Müzesi

Trabzon
Fotoğraf: Gökhan Tan
Şehrin kuzeybatısında, sahil yolu üzerinde
Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan Ayasofya Kilisesi, Trabzon İmparatorluğu krallarından I Komnenos zamanında inşa edildi
İngiliz seyyah ve araştırmacı G Finlay tarafından 1427 yılına tarihlenen çan kulesi kilisenin batısında yer alıyor Kilisenin kuzeyinde bulunan üç apsisli şapel kalıntısı ise daha erken bir döneme ait
II Mehmet (Fatih) Trabzon’u aldıktan sonra yapı camiye çevrildi 1864 yılında harap durumda olan yapı, Bursalı Rıza Efendi’nin teşvikleriyle onarıldı I Dünya Savaşı yıllarında depo ve hastane olarak da kullanıldı 1958-1962 yılları arasındaki onarımın ardından 1964’te müze olarak ziyarete açıldı
Kare haç plan üzerine kurulu yapı yüksek bir kubbeye sahip Narteksli bir giriş holü ve üç nefi olan yapının ortadaki nefi beş köşeli, yanlardakiler ise yuvarlak birer apsisle son buluyor Narteksin üzerinde şapel var
Ayasofya’da süslemelerin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde İncil’den alınmış konular işleniyor


Akdamar Kilisesi

Van
Fotoğraf: Hakan Öge
Van Gölü’nün güneyinde, Gevaş açıklarında bulunan Akdamar Adası’ndaki kilise, bölgedeki Hıristiyanlık dönemine ait en erken eser sayılıyor
Yaygın olarak adanın adıyla anılan kiliseye Kutsal Haç Kilisesi de deniyor
Akdamar Kilisesi, İS 915-922 yıllarında Vaspurakan Kralı I Gagik tarafından bir saray kilisesi olarak yapıldı Kilisenin mimarı aynı zamanda bir keşiş olan Manuel’dir, ancak gerek kilisenin gerekse beraberindeki saray ve kentin planlamasında kralın bizzat kendisinin projeye katkıları oldu
Yaklaşık 15x20 metre boyutlarındaki küçük yapı dıştan üç yönden güdük kollarla ayırt edilen haç plana sahip Haçın ortasındaki büyük kare alanı örten, yerden 20 metre kadar yüksekteki kubbe dıştan onaltıgen bir form sergiliyor
Kilisenin kubbe kasnağında, doğudan başlayarak Adem ve Havva’nın yaratılması ve sonrası olayları anlatan Tevrat’ın yaratılış öyküleri resmediliyor Bugün sadece kasnaktaki birkaç fresk mevcut


Van
Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün
Kubbe, konik külahının altında birbiri ardına koşan aslan, panter, köpek, kaz, karaca, yabandomuzu gibi hayvan bezemeleriyle dikkat çekiyor
Akdamar Kilisesi’nin apsis duvarındaki altı havari betimlemesi ise kısmen iyi durumda Bunun gibi yapı içinde payeler üzerinde üst üste panolarda tam boy figürler halinde azizler görülebiliyor İsa’nın yaşamının anlatıldığı İncil öyküleri güney haç kolundan başlayarak batı ve kuzey haç kollarında iki sıra halinde yer alıyor
Akdamar Adası’ndaki Kutsal Haç Kilisesi’nin doğusunda bir zamanlar katolikosların ve manastır görevlilerinin gömüldükleri bir mezarlık var Mezar taşlarının en erkeni 1336 tarihli ve Katolikos IV Stefanos’a; en geç tarihlisi ise 1893 ile Katolikos Şirayan’a ait Taşlardan uzun dikdörtgen olanın üzeri kuyumculuktaki “telkâri” işçiliğine benzer, derin oymalı çizgisel desenlerle bezeli
Anıt müze olarak düzenlenen kilise 2007 yılında ziyarete açıldı


|
|
|
|