Yalnız Mesajı Göster

Yürüyüş Rotaları | 50 Düş Patikası

Eski 08-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Yürüyüş Rotaları | 50 Düş Patikası




Yürüyüş Rotalarımız | 50 Düş Patikası



Durusu (Terkos) Gölü


Durusu (Terkos) Gölüİstanbul
Fotoğraf: Yıldırım Güngör



Terkos gölü istanbul'un Avrupa yakasındaki üç doğal gölden biri ve en temizi Küçükçekmece Gölü bitmiş durumda Büyükçekmece Gölü de çarpık yerleşim planlarından nasibini almaya başladı sitlerin dışında kalmış gibi gözüküyor Şimdiki adı Durusu Göl civarında Ormanlı’dan Balaban’a kadar birçok yürüyüş parkuru bulunuyor Bu parkurların büyük çoğunluğu ise gölün farklı bir bölgesinde bitiyor ve her bölge farklı bir güzellik sunuyor Terkos’a İstanbul’dan gelirken Kemerburgaz Göktürk Tayakadın hattı en mantıklı yol Yolun bir kısmı inşaat halinde olsa da kısa sürede Tayakadın köyünü geçerek Balaban köyü sahiline ulaşmak mümkün Sahilde göreceğiniz balıkçı tekneleri göldeki en yoğun balıkçılık ya pılan yerlerden birinin burası olduğunu gösteriyor Benim önereceğim rota köy kahvesinin hemen yanından başlıyor Kahvenin yanından geçen orman yolunu takip edin Kısa bir süre sonra ormana gireceksiniz







Durusu (Terkos) Gölüİstanbul
Fotoğraf: Yıldırım Güngör




Orman yolunun zemini eğer kısa bir süre önce yağmur yağmışsa ciddi bir çamur birikintisiyle kaplanmış olabilir Yani çamura bulanabilirsiniz İlk etabın sonlarınaa doğru büyük bir ağaca varacaksınız Yol burada ikiye ayrılacak İleri giden yolu takip ederseniz bir kilometre kadar sonra gölün kenarına varırsınız Ağacın solundan yamaçtaki patikayı takip etmenizi öneririm Yaklaşık yarım saat sonra gölün başka bir sahiline varacaksınız Eski teknelerin batık durumda olduğu sazlıklarla çevrili bu sahil, sanki bir film platosu gibi Biraz dinlendikten sonra sahildeki yola girin Yol hafif bir eğimle yükselerek geldiğiniz yola çıkacak Bu yolda özellikle örümceklerin kurduğu tuzaklar çok fazla Şansınız varsa canlı olarak bir doğa belgeseli bile izleyebilirsiniz Bu etap boyunca bol bol çakal sesi duyabilirsiniz Sakın ürkmeyin Yürüyüş sonrasında köyün kahvesinde çay içip kahvedeki yaşlılarla sohbet etmeyi de ihmal etmeyin sakın Çok değil sadece üç dört saatlik bir yürüyüşün bile sizi nasıl motive ettiğini ve veriminizi artırdığını hafta başında işe başlarken anlayacaksınız






Belgrad Ormanları



Belgrad Ormanları
Fotoğraf: Hakan Ezilmez



İstanbul’un akciğeri, 5 bin 300 hektarlık bir alana yayalın Belgrad Ormanları’nda kısa ve uzun mesafeli birçok yürüyüş parkuru bulunuyor Kente yakın olduğu için insanlar Belgrad ormanına sadece piknik amaçlı gidiyorlar Oysa kaybolma pahasına da olsa ormanın derinliklerine yürümek gerek Yürüdüğüm bu parkurlardan ikisi en çok beğendiklerim arasında Biri Koç Üniversitesi’nin altından başlıyor Son derece temiz akan bir dere boyunca yaklaşık altı yedi kilometre yüründükten sonra Karadeniz kıyısında derenin denize döküldüğü küçük koya ulaşılıyor Daha doğrusu yakın zamana kadar ulaşılıyordu Ama son üç yılda bu derenin yamaçlarına ve kenarlarına yapılan villalar yüzünden denize ulaşılmaz oldu Şırıl şırıl akan bir suyun kenarında kuş sesleri eşliğinde yapılan bu dingin yürüyüşün ne yazık ki bu gelişme yüzünden tadı kaçtı Bu nedenle ben bu ormanlarda ilk kez yürüdüğüm başka bir parkuru tanıtmak istiyorum Rumelifeneri’nden Kale’ye doğru giden yola sapın Yol 15 dakika sonra sizi Golden Beach tesislerinin girişine götürecek İsterseniz geceyi burada ahşap bungalovlarda geçirebilirsiniz Parkur tesislerin arkasındaki yoldan başlıyor Dar bir orman yolu olan bu parkuru seçmemin ana nedeni bir tarafınızın orman, bir tarafınızın da masmavi deniz olması Muhteşem bir doğa ve orta uzunlukta ama hiç de yorucu olmayan bir parkur Parkura girdikten kısa bir süre sonra dünyadan soyutlanmış olarak yürümeye başlayın İnişli çıkışı ve virajlı olarak devam eden parkur yaklaşık bir buçuk saat sonra başka bir koyda sona eriyor Demirciköy’e ait olan bu koyda hava güzelse yüzebilirsiniz Geri dönüşte de aynı rotayı kullanacaksınız Yol boyunca ormana giden küçük patikalar da göreceksiniz Bunlara girmeyin Çünkü her patika başka bir patikaya açılıyor Bu durum kısa bir süre sonra az bir süre için bile kaybolmanıza neden olabilir



Binkılıç





BinkılıçSarayKırklareli
Fotoğraf: Özcan Yüksek



Kırklareli’nin Saray ilçesinin Binkılıç köyü civarındaki yürüyüş parkurlarından biri köyün kuzeyinden akan Binkılıç Deresi’ni izliyor, öteki de bu derenin biraz ilerisindeki yolu takip edip ormana dalıyor Orman parkuru için başlangıç noktası bir çiftlik evinin yanı Buradan yola çıktığınızda sel tarafından tahrip edilen ama işlevi sona ermeyen yoldan yükselerek ormana doğru yürümeye başlayacaksınız Kısa bir süre sonra kendinizi ormanın içinde bulacaksınız Ormana girmeden önce hızınız biraz yavaşlayacak Orman yolunu takip ederek birkaç saatlik bir yürüyüş yapabilir, köylülere yardım etmek için mantar toplayabilirsiniz Dikkat etmeniz gereken tek şey karanlığa kalmamanız Bu nedenle gidiş dönüş saatinizi ve ormandan ne kadar sürede çıkacağınızı iyi hesaplamanız lazım İkinci parkur Binkılıç Deresi, aslında bu yürüdüğümüz ormanın ardında yer alıyor Orman bir tepeyi kaplıyor, tepenin eteklerinden de dere akıyor Ancak bitki örtüsü o kadar yoğun ki buradan aşağı inerek derenin kaynağına ulaşmak biraz zor Bu nedenle yürüyüşe derenin ağzından başlayacağız Derenin kenarı meyve ağaçlarıyla dolu Dere boyunca en çok görülen ise ıhlamur ağaçları Yükseldikçe dere daralacak Bu kesimde yer yer ortaya çıkan düzlüklerde oturup dinlenebilir, bir şeyler atıştırabilirsiniz Yola çıktıktan iki saat sonra derenin kaynağı olan tepenin eteklerine varacaksınız



Gökçeada





GökçeadaÇanakkale
Fotoğraf: YGüngör



Gökçeada birçok yürüyüş rotası barındırıyor Tatil için gidenlere önerim sabah erken kalkarak saat 14:00’e kadar yürüyüp, daha sonra plaja gitmeleri Dereköy - Şeytan Kalesi, Kaleköy - Mavikoy, Şahinkaya Kanyonu ve Marmaros Şelalesi parkurları aklıma ilk gelenler Benim Gökçeada’daki favorim Marmaros Şelalesi parkuru Bu parkur için önceden izin almanız gerekecek Yangın çıkabilir diye yaz aylarında bölgeye giriş yasaklanıyor Dereköy’ün çıkışında sağa doğru ayrılan yolun girişi bu nedenle çoğunlukla zincirle kapalıdır Yol boyunca yürürken çam ağaçlarından yayılan koku sizi hiç yalnız bırakmayacak Kısa bir süre sonra manzaranıza Semadirek Adası da eşlik edecek Yaklaşık 45 dakikalık bir yürüyüşten sonra sağa doğru açılmış ama yarım bırakılmış çok kötü bir yol çıkacak karşınıza Yola girin Yol hemen bitecek ve bir patikaya bağlanacak Çok fazla kullanılmadığı için bazı bölümleri iyice bozulmuş olan patikayı takip edin







GökçeadaÇanakkale
Fotoğraf: YGüngör



Patika bir süre sonra tatlı bir eğimle vadi tabanına inecek Vadideki dereyi görünce şaşıracaksınız Bir adanın ortasında debisi böylesine yüksek bir derenin bulunması tam bir sürpriz Dere boyunca yukarı doğru yürümeye devam edin Birkaç küçük çavlandan sonra karşınıza yaklaşık 30 metreden dökülen Marmaros Şelalesi çıkacak Bir an kendinizi Amazon ormanlarında hissedebilirsiniz Vadi içinde saklı kalmış bu mucizeye hayran olmamak elde değil Benim için antik bir eser aynı zamanda Muhtemelen Troia Savaşı sırasında da burada akıyordu Hem de çok daha görkemli Şelalenin solunda gözüken patikayı kullanarak yukarı çıkmaya çalışmayın, bu etabın inişi çok tehlikeli Siz şelalenin serin sularının tadını çıkarın yeter Şelaleyi anılarıyla baş başa bırakarak derenin içinden aşağı doğru yürüyün 20 - 25 dakika sonra derenin denize ulaştığı Marmaros Koyu’na varacaksınız Sahilin solundaki kayalıklardan denize girebilirsiniz Bu kayalıklardaki mağara bir zamanlar foklara ev sahipliği yapıyormuş Marmaros Koyu’nda iyice dinlendikten sonra akşam güneşi Semadirek Adası’nın zirvelerinde kaybolmadan yola çıkarsanız bir saat içinde Dereköy’e varırsınız







NeandreaKestanbol Antik TOcakları





NeandreaKestanbol Antik Taş OcaklarıEzine (Çanakkale)
Fotoğraf: YGüngör



Neandrae antik kenti Çanakkale’nin Ezine ilçesi sınırları içindeki Çığrı Dağı’nın zirvesinde yer alıyor Bu 2 bin 800 yıllık kentin buraya kurulma nedeni Bozcaada’dan batan güneşin yarattığı muhteşem ışık oyunları değil tabi ki İlk neden dağın tüm coğrafyaya egemen olması İkinci neden de Çığrı Dağı’nda büyük su kaynaklarının bulunması Bölgede birçok yerde su problemi yaşanırken dağda bulunan çeşmelerden su akmaya devam ediyor Sadece dış surları ayakta olan kent tamamen yıkılmış ve toprak altına gömülmüş durumda Bu antik kentten granit ocaklarına yürüyüş 3 - 4 saat sürüyor Yürüyüş için ideal mevsim ilkbahar Bu mevsimde tarlalar gelincikler sayesinde kıpkırmızı bir palto kuşanıyor Rotanın teknik hiçbir zorluğu yok Sabah erken saatlerde araçla Çığrı Dağı’na giderek yürüyüşe buradan başlayabilirsiniz Tepeden aşağı yumuşak bir eğimle inen rota tarlalardan geçiyor ve Koçali köyü yakınlarındaki antik taş ocaklarında sona eriyor Köy civarında üç eski taş ocağı var Bunlardan en önemlisi, içinde 12 metre uzunluğunda ve 170 santimetre çapında yedi adet sütunun bulunduğu ocak







NeandreaKestanbol Antik Taş OcaklarıEzine (Çanakkale)
Fotoğraf: YGüngör


Bu sütunları bu kadar düzgün nasıl yapmışlar ve buradan limana nasıl taşımışlar anlaşılır gibi değil Ocaktaki keski izleri o kadar iyi korunmuş ki sanki işçilerin mesaisi bitmiş de yarın gelip yeniden çalışmaya başlayacaklar havası var Roma döneminde burası önemli bir sütun ihracat merkeziymiş Vatikan’a, Ephesos’a, Afrika’ya birçok eski Anadolu kentine buradan sütun gönderilmiş Bu rota öylesine ilginç ki yürüdüğünüz her yer tarihi eser kaynıyor adeta Bir tarlada yürürken karşınıza bir sütun parçasının çıkması kadar olağan şey yok burada Bu yürüyüşün tersini de yapabilirsiniz Araçlarla Çanakkale - Geyikli yolundan Alexandreia Troas yoluna sapın Önce kaderine terk edilmiş bu muhteşem kentten kalanları gezin Roma döneminde de kullanılan Kestanbol kaplıcalarını geçtikten sonra varacağınız Uluköy’de kime sorsanız Koçali yolunu gösterir Tersine yürüyüşün avantajı da Neandrea’ya akşamüzeri varacağınız için güneşin batışını izleme şansına sahip olmak






























Alıntı Yaparak Cevapla