Yalnız Mesajı Göster

Edirne'yi Her Yönü İle Tanıyalim

Eski 08-03-2012   #18
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Edirne'yi Her Yönü İle Tanıyalim







İçinde sütun olmayan, sadeliğine rağmen anıtsal görüntüsüyle uzaktan bakanları etkisi altına alan IIBayezid Camii, tam merkezinde konumlandığı külliyenin en değerli yapısı olarak ön plana çıkar



Kemersiz ve Sütunsuz Cami
Caminin külliye alanındaki konumu olarak, külliye birimlerinin merkezinde yer almaktadır Caminin mimarı, Mimar Hayretin veya Yakup-Şah Bin Sultan Şah olup, temeli 1484 yılında bizzat Sultan IIBayezid tarafından atılmış ve 1488 yılında ibadete açılmıştır
Cami, yapı olarak çevresindeki yüzden çok kubbeli binanın hepsine egemen bir görünüştedir 22 Metre çapındaki kubbesi, büyük bir blok şeklinde yükselen dört duvar üzerine oturtulmuştur
Cami, kemersiz ve sütunsuz olup 2058x20601ık bir kare biçimindedir Tabandan kubbe kasnağına kadar olan yüksekliği ise 1934 metredir
Caminin sağ ve sol beden duvarları bitişiğinde dokuz kubbeli ve dört odalı birer tâbhanesi olup, cami iç mekânının sağ ve solundan üçer pencere bu tabhanelere açılır (Cemaat çok olduğu zaman buralarda da namaz kılındığı rivayet edilir)
Taş İşçiliğiyle Büyüleyen Mermer Minber
Mermer minber, taş işçiliğinin bir şaheseridir 8 Köşeli olarak yontulmuş 17 mermer sütun üzerindeki zarif sütun başlıklarına oturtulmuş hünkâr mahfilinin, Osmanlı cami mimarisinde yapılmış ilk mahfil olduğu kabul edilmektedir Mahfil sütunlarının Diana Tapınağı'ndan getirilmiş olduğu söylenmekte ise de buna dair bir belge mevcut değildirCaminin giriş kapısı ve iç pencere kapakları, ağaç işleme sanatının üstün örneklerindendir Cami içi akustiği de oldukça hassas olup, mihraptaki bir fısıltı dahi en arka saflardan duyulmaktadır
Camideki Kitabeler
Caminin iç giriş kapısı üstündeki kitabe, iki sıra halinde altı mısra olarak yazılmıştır Sözler Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'ye ait olup, yazı Hamdullah'ındır
Kitabenin son satırındaki (Hayrün Cemil) sözü ebcet hesabıyla 1488 (H893) yılını vermektedir ki, bu tarih Külliye inşaatının bitiriliş tarihidir



Bursalı Veliyüddin oğlu Ahmet Paşa, Külliye inşaatının tamamlanması üzerine şu şiiri yazmıştır:
Şöyle âli yaptı darulhayn Sultan Bayezid,
Kim feleklerde melekler eyledi medhü sena
Bu meratip ne cihettendir sana dedim, dedi:
Ben kara toprağı ihya etti ol zıllihüda
Menbaı bahri ata oldum ki benden feyz alan,
Hem hikemdir, hem niamdır, hem seha vü hem şifa
Böyle olur kime düşse pertevi hursidi baht,
Böyle olur kime salsa sayeiperri hüma,
Hüsn ile bağı cihanı hurrem etti gül gibi,
Anın için dediler tarihini hurrem bina
Şiirin üçüncü beyitinin ikinci mısrasındaki "Hem hikemdir, hem niamdır, hem seha vü hem şifa" kelimeleri, camiye, medreseye, imarete ve dârüşşifaya işaret etmektedir
Son beytin ikinci mısrasının sonundaki "Hurrem bina" kelimesi ise, sitenin tamamlandığı tarih olan 1488 (H894) yılını göstermektedir
Anıtsal Görünüş
Caminin anıtsal görünüşü uzaktan bakanları etkisi altına alır Caminin sağ ve sol beden duvarlarına bitişik tâbhanelerin köşelerinde, giriş kapısından şerefeye kadar 149 basamaklı yüksekliği 38,50 metre olan birer şerefeli zarif iki minaresi, kübik ana bloğun keskin hatlarını iki yana çekerek yumuşatmakta ve dış mekânı engin bir sükûna kavuşturmaktadır
Tunca Nehri'nin Aynasında Yansıyan Görkemli Siluet
Mimarideki heybeti ve ciddiyeti ile sadelik ve tevazuyu bağdaştıran, gereksiz gösteriş ve özentiden soyutlanıp taklitten uzaklaşan, iddiasız fakat inkar kabul etmez bir sağlamlığa ve kişiliğe sahip olan bu anıtlar topluluğunun, yeşillikler arasındaki mermer döşeli yatağında aynı heybeti ve sükuneti içinde akan Tunca Nehri'nin aynasında yansıyan görkemli silueti, devrinin özelliklerini dile getiren ölümsüz bir görünüştür
Avlu
Birisi ana, ikisi yan olmak üzere üç kapı ile girilen dikdörtgen biçimindeki mermer döşeli iç avluyu, 18 mermer sütuna dayanan 22 kubbeli bir revak çevrelemektedir Avlunun merkezinde, üstü açık mermer bir abdest şadırvanı vardır Bu haliyle avlu, insan ruhunu ferahlatan, sâde, iddiasız, bir parçası olduğu cami yapısıyla her yönden son derece uyumlu ölçüler içinde ana birimin tamamlayıcısı durumundadır
Evliya Çelebi’den Bayezid Camii
Evliya Çelebi'nin 1652 (H1063) yılında Edirne'ye gelişinde, Külliyeli ziyareti sırasında Sultan IIBayezit Camii için: "Edirne Şehrinin kuzeyinde Tunca Nehri kenarında çimenlik, lalelik düz bir yerde, dört köşe duvar üzerinde büyük kubbeli gönül açan bir camidir Ancak iki kapısı var Sol taraftaki saadetli kapı, padişahlara mahsus hünkâr mahfili kapısıdır İkinci kapısı kıbleye açık büyük kapıdır Üzerinde tarih kitabesi yazılmıştır
Caminin kıble kapısından tâ mihraba varıncaya kadar uzunluğu yaklaşık 28 metre olup eni yaklaşık 25 metredir Cami içinde ise hiç sütun bulunmamaktadır Hünkâr mahfili sol taraftadır Şeşhane gibi on adet hilâli sütunlar üzerinde kurulmuş bir selâtin ibadet yeridir

Mihrap ve minber, beyaz mermerden yapılmıştır Cami pek çok avize ve kandillerle süslenmiş olup nurlu kubbeleri kandil tabakalarıyla bezenmiştir Müezzinler mahfili, gayet estetik olup avlusundaki cennet bahçelerinin zarif güzelliklerinin tanımı güçtür
Bu caminin sağ ve solunda Gazi Mihal Bey Camii gibi, misafirlerin kalmasına mahsus iki tabhane vardır Bu avlu, beyaz mermer döşeli, cilalı tabanıyla, cemaatin yüz renklerinin yansıdığı bir ayna gibidir Cami mimarı, bu avlunun mermerlerine öyle cila vurmuş ki zerre kadar bir toz bile üzerinde asla duramaz

Üç yanında üç büyük kapısı vardır Avlunun çevresindeki yan sofaları on sekiz tane biçimli, bahada ağır, uzun sütun ve üstlerinde de on altı kubbe vardır Pencereleri dışarı, büyük avluya bakar Ama bu avlu kubbelerinin içi üç şerefeli kubbeleri gibi süslü ve nakışlı değildir Hemen hepsi sade gözlü beyaz kubbelerdir Bu avlunun uzunluğu ve eni tam ikişer yüz ayak olup ortasında bir abdest havuzu vardır ki şadırvanı havuz kubbesine sıçrar
Bu avluda, dışardaki büyük avlunun (bugünkü dış bahçe) temiz toprağında pek çok dut ağaçlarıyla süslü bir avludur, etrafında hastahane, aşevi, kiler ve mahzenler, tabhâne, kitaphane ve medreseler vardır Ama bu orta avlusunun iki tarafında iki adet minare vardır ki şerefeleri adeta süslü birer kadeh gibidir Gayet ince ve uzun minarelerdir Minareler birbirinin aynı olup her biri yaklaşık 60 metre kadardır
Vakfiye'de Gösterilen Cami Görevlileri ve Ödenekleri
l HATİP: Bayram ve cumalarda hatiplik edecek, günde 15 akçe alacak
2 İMAM: Her biri günde 8 akçe alacak
l SERMAHFİL-İ HUFFAZ: Hafız olacak ve devir okunurken onları idare edecek, günde 7 akçe alacak
30 HAFIZ VE DEVİRHAN: Her sabah camide tam bir hatim yapacak, günde üçer akçe alacaklar 10 tanesi devirhan olacak, l'er akçe daha alacaklar
5 EN'AMHAN: Hergün (en'âm) okuyacaklar her birine 4 akçe verilecek
l MUARRIF: Cüz sandıklarını cüz okuyanlara verecek ve toplayacak, günde 5 akçe alacak
l MEDDAH: Her cuma övgü okuyacak, günde 4 akçe alacak
7 MÜHELLİL: Her gün değişik tehlilller ( Lâilâhe illâllâh) getirecekler Biri reis, ki günde 3 akçe alacak, diğerleri 25 ar akçe alacaklar
7 SELAVATCI: Selâvat getirecekler Reis 3, diğerleri günde 2'şer akçe alacaklar
l MÜCEVVİD-MÜRETTİL: Öğle ve ikindi namazlarından sonra "bir hizip miktarı okuyacak", günde 2 akçe alacak
2 KAYYUM: Camiin içini-dışını süpürüp halıları döşeyip kaldıracak, her biri günde 3 akçe alacak
2 ÇERAĞCI: Cami ve imarette çerağ (mum) ve kandilleri vaktinde yakıp söndürecekler Her birine günde 3 akçe, kandilcilere günde 4 akçe verilecek (Kandillerin yağ ve fitil giderleri karşılığı olarak)
l NOKTACI (Denetleme): Üzerinde aldığı hizmeti özümsüz olarak yapmayanları kaydedip mütevelliye bildirecek, günde 2 akçe alacak Toplayacak olursak bu tarihte caminin görevli sayısının 66'yı bulduğunu görürüz

Alıntı Yaparak Cevapla