Yalnız Mesajı Göster

Edirne'yi Her Yönü İle Tanıyalim

Eski 08-03-2012   #23
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Edirne'yi Her Yönü İle Tanıyalim





Halen devasa kütlesi ile Edirne'nin içinde abidevi bir şekilde duruyor Rüstempaşa Kervansarayı bugün otele dönüştürülmüş şekliyle hizmet vermeye devam ediyor



Rüstempaşa Kervansarayı, Kanunî Süleyman'ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında Mimar Sinan'a yaptırılmıştır Kervansaray iki bölümden oluşur, birinci bölüm büyük avlunun bulunduğu yer Büyük Han, İkinci bölüm Küçük Han ya da Deve Hanı olarak adlandırılır Ön cephesinde 21 dükkan ve 102 oda bulunur

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, büyük avluda altı şadırvan üstü mescit olan ve Köşk Mescit diye adlandırılan bina yıkılmıştır

Büyük Han bölümünün ikinci katında alttan ısıtmalı tipik Türk Hamamı yapılmış, devrin özelliğine uygun çinilerle kaplanmıştır

Rüstempaşa Kervansarayı, 1972 yılında restore edilerek otel haline getirilmiş ve başarılı görülen bu restorasyonla 1980 Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü almıştır



"Büyük hayrat Bu Sultan Ahmed döneminde küçük bir han imiş Sonra Ekmekçizâde Ahmet Paşa temelinden yıkıp büyük bir han yaptırmış ki Edirne kentinde ve İstanbul'da misali yoktur" Evliya Çelebi



Ekmekçizâde Ahmet Paşa Kervansarayı, Ayşe Kadın Hanı olarak da bilinir Yancıkçı Şahin mahallesinde İstanbul yolu caddesinde Ayşekadın semtinde bulunmaktadır

Ekmekçizâde Ahmet Paşa tarafından 1609 (H1018) tarihinde Sedefkar Mehmed Ağa ile Edirne'li Mimar Hacı Şaban Ağa'ya yaptırılıp Sultan Ahmed'e hediye edilmiştir

İki şadırvanı ve tabhanesi bulunan büyük bir kervansaraydır Bunlardan başka dört büyük ahır, birçok odalar, cadde üzerinde taş yapı dükkânlar ve iki ahır arasında büyük bir havuz ve üzerinde kusursuz bir kemeri vardır

Yapımın bitişine Edirneli Mehmet Kisbî Çelebi tarafından yazılıp mermer levha ile kapısı üstüne asılı tarih yazısı bulunmaktadır



Kisbi Efendinin Tarih Manzumesi
"Temaşa eyleyüp Kisbî dedi itmamena târih
Yapıldı han sultan Ahmet oldu bî bedel âbâd"

Evliya Çelebi bu kervansaray için şöyle der: "Büyük hayrat Bu Sultan Ahmed döneminde küçük bir han imiş Sonra Ekmekçizâde Ahmet Paşa temelinden yıkıp büyük bir han yaptırmış ki Edirne kentinde ve İstanbul'da misli yoktur Bu Ayşe Kadın (Eşe Kadın) hanı tam ikiyüz ocak olup avlusunun bir tarafında da içli dışlı harem odaları vardır Ahırı bin tane at alır Dört tarafı sofalı olup dış avlusu dahi bin kadar deve ve at alır Kale gibi handır"



Osmanlı Hanlarının erken örneklerinden biridir
1946 yılına kadar cezaevi olarak kullanılan bu han, günümüzde kültür merkezi olarak hizmet vermektedir Ahmet Bâdi Efendi Riyaz-i Belde-i Edirne adlı eserinde bu han ile ilgili şu bilgileri aktarıyor:

Yapı iki katlı olup, Osmanlı Hanlarının erken örneklerinden biridir Yapıda kesme taş ve tuğla kullanılmıştır Üst katında 31 odası bulunmaktadır İnşa yılı olarak, yapının özelliğine dayanılarak 15 yy ilk yarısında yapıldığı tahmin edilmektedir

Vali Rüstem paşa zamanında (1846) yapı tamir edilerek cezaevine dönüştürülmüştür 1946 yılına kadar cezaevi olarak kullanılmıştır

Vali Hacı İzzet Paşa (1891-1892) zamanında esaslı bir tamirat görmüş ve hapishaneye ek olarak revir ve 4 oda daha eklenmiştir Yapının güney cephesinde Mustafa Razi tarafından yazılmış bir kitabe bulunmaktadır

Günümüzde restore edilerek Kültür Merkezi olarak kullanılan yapıda Edirneli ressam Hayri Çizel ve Edirne'de görev yapan Hasan Rıza Sergi salonları ile atölyeler ve üst katlarda idari odalar bulunmaktadır


Hükümet Caddesinde, Üç Şerefeli Camiinin karşısında, Sokullu Hamamı’nın güney bitişiğinde yer almaktadırŞehir merkezinde, Hükümet Caddesinde, Üç Şerefeli Camiinin karşısında, Sokullu Hamamı’nın güney bitişiğinde yer alan bu yapı, 16 yüzyılın II yarısında Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır

Yapım tarihi Sokullu Hamamı ile aynı zamana rastlamaktadır Han, 1965 yıllarına kadar onarım görmemiş ve büyük bir kısmı yıkılmıştır Horozlu Bayırı Caddesinde bugün üst kısmı, yıkılmış olan saat kulesinin karşısındaki han girişi ve girişin sol tarafı beden duvarları ayakta kalabilmiştir 1967-1969 yılları arasında, ayakta kalabilen bu kısımda yıkılarak hanın tamamı, anıtlar kurulu kararıyla restorasyon projesi çizilip yeniden yapılmıştır Alt katta dükkan sıraları, üst katta da han odaları bulunmaktadır Han girişi eski yerinde Horozlu Bayırı Caddesi içindedir Dükkan cepheleri kesme taş üzerine tuğla kemerlerle geçilmiştir; Üst yapıda bir sıra taş ve iki sıra tuğla derzli olarak örülmüştür

Dikdörtgen pencere kenarları kesme taş sövelerle geçilmiştir Pencereler tuğla örgüler arasında üç sıra kesme taşla birbirine bağlanmıştır Beden duvarları kirpi saçakla son bulmaktadır L planlı hanın iç kısmında üst kattaki odalara çıkan merdiven han girişinin sağında yer almaktadır Dış cephe boyunca sıralanmış odaların her birinde birer ocak bulunmaktadır


Devrinin bütün özelliklerini taşıyan bu yapı, XVI yüzyıl Osmanlı Mimarisinde inşa edilmiş diğer sahil kervansarayları içinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan bir örnektir
Enez kervansarayının konumu
Trakya'nın güneybatısında, Meriç nehri deltasının doğusunda eski bir yerleşim yeri olan Enez'in plajı olarak bilinen, takriben Enez'e 7 kilometre uzaklıkta ve Gümrük denilen yerdedir

Karadeniz'deki Burgaz (Odessos) şehrinden güneye giden ticaret yolu, yukarı Meriç vadisine vardıktan sonra, ya karayolundan veya Meriç Nehri ile Enez'de Ege Denizi'ne ulaşmakta, bu yol Karadeniz, İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale'den dolaşan deniz yolundan çok daha kısa olmaktadır Bu yol ayrıca Karadeniz ile Ege Denizi arasında ticari yönden daha emin bir bağlantı olmaktaydı
Ege adaları ile Trakya arasındaki ticarette bir değişim merkezi olarak rol oynamış olan Enez'in liman şehri olarak tarihi süre içinde gelişmesini sürdürürken, Gümrük adıyla bilinen yerdeki bu sahil kervansarayı, Osmanlı Devri'nde yoğunlaşan ticari hayatın değişim merkezi olarak inşa edilmiş olmalıdır İşte devrinin bütün özelliklerini taşıyan bu yapı, XVI yüzyıl Osmanlı Mimarisinde inşa edilmiş diğer sahil kervansarayları içinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan bir örnektir

Mimari Özellikleri
Yapıya ait herhangi bir kitabe mevcut değildir Yapı kıyıya dik olarak uzun dikdörtgen şeklindeki plân konumu ve semasıyla (bir bütün içinde ard arda mekânların sıralanması) kervansaray mimarisinde tek örnek olarak görülmek istenirse de, bölgenin diğer kervansarayları ile ana hatları ve malzeme benzerliğiyle, çok kullanılan bir şemanın, ihtiyaca cevap verecek ölçüde uygulanmış olduğu bir örnek olmaktadır

Doğu-batı doğrultusunda kıyıya dik olarak inşa edilmiştir Dik konumu denizden gelecek saldırılara karşı korunmasını sağlamak düşüncesi ile doğmuş olabilir Denize dik konumlu uzun bir diktörtgen olup, kervansarayın dar cephesi dıştan dışa 10,60 metre, uzun cephesi ise 10675 m ölçüsündedir Bugün yer yer ağaçlı bir tarla içinde kalmış olan yapı, uzaktan ince uzun bir siluet halinde görülmekte, fakat yaklaştıkça hacim olarak belirmektedir




Alıntı Yaparak Cevapla