08-03-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Gökçeada - Çanakkale
Sıradan birgün, buluverirsiniz kendinizi Kapatepe limaninda Bunaltici sicaga ragmen gikiniz bile cikmadan beklersiniz, arabali vapur kuyrugunda  Demli bir yorgunluk cayinin sihiri bile atmaya yeter sizi vapurun kupestesine 

Deniz mi deniz! Marti mi marti!
Kah dalgalara birakir beyninizdeki yorgun dusunceleri, kah gozlerinizle yunuslarin vapur ile yaptiklari yarisi izleyerek, oksijenin etkisiyle transa geciverir bedeniniz Bir de vapur uzaklasirken ana karadan, o ayrilisi bilip, bir sure sonra "bakir"e ulasmanin verecegi heyecan vardir ki evlere senlik!
Hem sizi sarip sarmalamistir, hemde arkaniz sira maviye kanat cirpan martilari   


Adaya yaklasirken, bakir goruntu hafiften tehdit eder sizi fazlasiyla  Bir o kadar da sirri buradadir adanin  Vapur bosalir, bosalirken karninizda kelebekleriniz harekete gecer

Budur bakir'in buyusu! Dipte eskinalar cirit atarken, buradadir bulmak isteyeceginiz oteki siz  Eskina deyip gecmeyin, kendi halinde bir baliktir, ancak bir baligi kafasindaki kristalize olmus tasla yemeyi ogretecek kadar da zeki  
|
|
|
|