08-03-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Boğazda Verilen Bir Yoğurt Molası | Kanlıca-Beykoz | İstanbul

"Küçük bir tekneyle boğazdan Karadenize doğru yol alırken solunuzda yemyeşil bir zümrüt gibi uzanan Emirgan sizi çaya davet ederken hemen sağınızda bulunan Kanlıca koyu ise meşhur yoğurdu için davetiye çıkarmakta olur
Sahiline yanaşıp, tekneye plastik bardaklar içinde uzatılan, üzeri pudra şekeri kaplı meşhur yoğurdunu yiyen herkes yıllar sonra bile bu tadı unutamaz Eğer onlardan biri, bir şekilde konuyu buna getirirse ve sizin o an için Kanlıca'ya gitme imkanınız yoksa bence mevzuyu hemen değiştirin Çünkü öyle bir anlatıyorlar ki akan ağzınızın suyunu durdurmak çok zor oluyor (Tecrübe ile sabittir efendim)     Banemin"
Şair Aydın Hatipoğlu ise dizelerinde şöyle anlatmıştır Kanlıca'yı  
Sen zehir yeşili bir resimsin
Kararmış çam ormanlarından
Eski izniklere sıçramış acı
Ellerinde pürüzsüz beykoz izleri

Sen serin bir çizgisin
Uçuk denizlerin zemherisinde
Çeşmibülbül burgacında yükselip
Umuda huruç eden selçuki derviş

Sen zor bir küheylansın
Özgür ırmaklar akar soluğunda
Bakar mermer merdivenli tapınaklarda
Donmuş gülümseyişiyle meryem

Sen bir masalsın düş kuşaklarında
Yasak sevdalar yazan elyazmaları
Hirada inzal olan büyü ve cinsellik
Gün görmemiş bir köy kızısın belki de ilk
 
Kanlıca, her İstanbullunun zihninde şu ya da bu biçimde, en fazla da meşhur yoğurduyla yer etmiştir Elbette bünyesinde birçok güzelliği ve tarihi yapıtı barındıran Kanlıca semti bundan ibaret değildir Emirgan’ın karşısında, Anadolu Hisarı ile Çubuklu arasında bulunan Kanlıca’nın hemen güneyinde eskiden Phiela (Manoli) körfezi denilen Kanlıca koyu yer almaktadır Kanlıca Boğaz’a doğru küt bir çıkıntı meydana getirmektedir Bu çıkıntı Bizans kaynaklarında Phrixu Limen olarak adlandırılmaktadır
Bülbül deresinin ağzında yer alan bu koy’un Osmanlı döneminde, özellikle on dokuzuncu yüzyılda düzenlenen mehtap şenlikleri ile ünlü olduğu bilinmektedir Bu koya ayrıca, Atatürk’ün meşhur yatı Savarona’nın sık sık demirlediği bilgisine Cumhuriyet dönemi gazetelerinde ve hatıratlarda ulaşmak mümkündür
Kanlıca adının, kağnı arabası kullanmaları nedeniyle “Kanglı” olarak isimlendirilen bir Türk kabilesinden türediği iddia edilmektedir Beykoz Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra buraya Anadolu’dan insanların kağnılarla gelmesi sonucunda önce “Kağnılıca” olarak anılmaya başlanan semt, zamanla “Kanlıca” adını almıştır

Kanlıca’nın Bizanslılar devrinde, Elasos ya da Olasos olarak adlandırıldığı ve bu semtin zengin toplum kesimlerinin itibar ettikleri bir yazlık mekân olduğu tarih kaynaklarında karşımıza çıkan bir diğer bilgidir
Kanlıca iskelesinde yer alan, İskender Paşa Camii, Kanlıca’nın tarihsel değerlerinden birisidir 1559-1560 (h 967) tarihleri arasında bu camiyi yaptıran İskender Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden olup, bostancıbaşılıktan bu göreve yükselmiştir
İskender Paşa Camii

İskender Paşa, Osmanlı tarihinde “Magosa fatihi” olarak bilinmektedir İskender Sinan olmasıdır Cami’nin yanıbaşında İskender Paşa ve oğlu Ahmed Paşa’nın birlikte yattıkları İskender Paşa türbesi yer almaktadır
Kanlıca yalıları ile de tarihsel bir kimlik kazanmıştır Öyle ki, IV Murad devri şeyhülislamı Bahai Efendi’nin yaptırdığı bir yalı dolayısıyla Kanlıca koyu Bahai Körfezi olarak da anılmaya başlanmıştır Bahai Efendi’nin yalısı on dokuzuncu yüzyılda yanarak yok olmuştur Bu yerde İhtisap Ağası Kör Tahsin Efendi yeni bir yalı yaptırmıştır Bu koyun solunda Hacı Raşit Bey Yalısı yer almaktadır
Meşhur kanlıca Yoğurdunun Yenildiği Yer

Özellikle on dokuzuncu yüzyıldan itibaren önde gelen devlet adamları yaz mevsimlerini Kanlıca’da geçirirler ve devletin kaderi ile ilgili konularda birçok önemli olaya burada karar verirlerdi Tanzimat döneminin en meşhur paşalarından olan Ali Paşa’nın buradaki yalısında çok önemli siyasi görüşmeler yaptığı bilinmektedir Türk-Yunan Muahedesi Ali Paşa’nın Kanlıca’daki yalısında imzalanmıştır
Kanlıca'da meşhur yalılardan bir diğeri de Saffet Paşa Yalısıdır Bu yalıda da yine birçok toplantı yapılmış, birçok yabancı devlet adamı, hariciye nazırlığı ve bir dönem sadrazamlık yapan Saffet Paşa'yı ziyaret etmişlerdir Bu yalılar yanında, Kanlıca koyunun sol tarafında yer alan Nuran ve Turan Barlas tarafından restore ettirilen Yağlıkçı Hacı Reşit Bey Yalısı da dikkate değer bir yalıdır
Tepedeki Mezarlıkta Rahmetli Barış Manço'nun
Kabristanı Bulunmakta

Yine, başlangıçta çeşitli valiliklerde bulunan Vecihi Paşa tarafından yapılan, ancak Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu Prenses Rukiye tarafından 1895 yılında yeniden yaptırılan ve Rukiye Sultan Yalısı olarak adlandırılan yalı da burada zikredilmesi gereken bir yalıdır Prenses Rukiye Sadullah Paşa’nın oğlu Nusret Bey ile evlenmiş ve Nusret Bey’in annesi yalının kendi payına düşen kısmını gelinine hediye etmiştir Prenses Rukiye yalıyı bir süre sonra Mısırlı Prenses İffet’e satmış, Prenses İffet’in ülkeden kaçmasının ardından 1957 yılında Özdemir Atman tarafından satın alınmıştır
Bir botanik aşığı ve üç padişahın hekimliğini yapmış olan Hekimbaşı Salih Efendi tarafından yaptırılan Hekimbaşı Yalısı da bir diğer güzellik abidesidir Çeşitli bitkilerden çeşitli ilaçlar üreten ve adını Osmanlı modern tıp tarihine yazdıran Hekimbaşı Salih Efendi’nin yaptırdığı bu güzellik abidesi fotoğraf karelerinden aşinası olduğumuz bir güzelliktir Bu yalı, 1978 yılında yeniden restore edilmiştir
Kanlıca İskelesi

1699 yılında inşa ettirilen Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı’na da burada değinmek gerekmektedir Bu yalı bütünüyle sağlam bir yapı arzettiği vakitler, deniz kenarında seksen metrelik bir cepheye sahipti Yirmi odalı bir harem binasını bünyesinde barındıran yalı, Osmanlı İmparatorluğu’nun güçsüz düşmeye başladığı dönemlerde devleti resmen yöneten Köprülü sülalesinin beş sadrazamından dördüncüsü olan ve Mevlevi tarikatına üye olduğu bilinen Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır
Sözü yalılardan açıp da Halil Ethem Paşa Yalısı’nın görmemezlikten gelmek doğru olmaz II Abdülhamid devrinde bir süre sadrazamlık yapan Ethem İbrahim Paşa tarafından yaptırılan yalı, Osmanlı tarihinin son dönemlerinin birçok bilinen simasını bünyesinden çıkaran bir aile tarafından yaptırılmıştır 1830 yılında Fransa’ya gönderilen Ethem Paşa tarafından yaptırılan yalı, onun Fransız mimarisinden ne denli etkilendiğini de gözler önüne serecek niteliktedir Ethem Paşa öldükten sonra yalı, Ethem Paşa’nın en küçük oğlu Halil Ethem Bey’in adıyla anılmaya başlanır Ethem Paşa’nın bir diğer oğlu da meşhur sanat adamı Osman Hamdi Bey’dir

 
Sezen Aksu - Ah Istanbul Istanbul Olali
Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bir taşa
Gözümün yasini yüzdürürüm Hisar'a doğru
|
|
|
|