08-03-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Benim Nefsim Ne Köpek
KALBİNİ BİLMİYORSUN DİLİNE DE İNANMIYORSUN
Cevdet Paşa “Garib Bir Vaka” diye vermiş
Mevzu şu: Allah Resûlü, Hazret-i Ebu Katâde Radıyallahu Anh’ı bir grub askerle Necid tarafına gönderiyor Yolda Ebdad oğlu Amir’le karşılaşıyorlar Amir onlara selâm verip Müslüman olduğunu söylüyor Fakat grubun içinden Cüsame oğlu Muhallim, eski bir olay sebebiyle Amir’i öldürüyor
Mesele bir şekilde Allah Resûlü’ne intikâl ettiğinde Muhallim’i çağırıyor
“Resûlullah: “Adın nedir?” diye sordu
Muhallim: “Cüsame oğlu Muhallim” diye cevab verdi
Resûlullah: “Ebdat oğlu Amir, Müslüman olduğunu açıktan söylemişken, sen onu öldürdün mü?” dedi
Muhallim: “Onun Müslüman olduğunu söylemesi, ancak ölümden kurtulmak içindi” dedi
Resûlullah: “Ya sen onun kalbini yardın mı ki, doğru mu yalan mı olduğunu bilesin?” dedi
Muhallim: “Onun kalbi bir et parçasıdır, yarılsa ne anlaşılır?” dedi
Resûlullah: “Kalbini bilmiyorsun, diline de inanmıyorsun; ne yapmalı?” dedi
Muhallim, başka diyecek bir şey bulamayıp: “Ya Resûlullah, benim için istiğfar et” dedi
Resûlullah: “Allah seni affetmesin” deyince, Muhallim’in gözlerinden yaş akarak kalkıp gitti ve kederinden bir hafta zarfında öldü Defnedilince yer onu kabul etmeyip dışarı attı Tekrar defnedilince yer onu yine attı Kavmi gelip Resûlullah’a haber verdiler Resûlullah: “Bu yer ondan daha fenalarını kabul eder; fakat Cenab-ı Hak size ibret vermek istiyor” buyurdu Ondan sonra kavmi tekrar defnettiler ve üzerine büyük taşlar koyup gittiler ”
*
Evet
Kalbini bilmez, diline inanmaz taifesinden biri gelip ‘Benim Nefsim Ne Köpek’ dediğinde, ne yapacağız? Kalbini bilmiyoruz, öyleyse dilinden çıkana inanmalıyız (mı)?
İşte bütün mesele burada Nüanslar, nüanslar, nüanslar… Bâtın nisbeti içinde helezonvarî nüansların lâtifliğinde yol alamıyorsak, her işi, her şeyi ve her şahsı nefsin dehhameleşmiş bünyesinde her şeye âlet edebiliriz
Eskilerin mekânlarına nakşettikleri hikmetli söz ne güzel: EDEP YA HU!
*
Büyük Doğu-İbda, baştan sona Bâtın Nisbeti çizgisinde fikri tasarrufuna almış bir davadır, dediğimizde; mühimsemez modunda, mühimsizliklerini ifşa edenler, futbol fanatiklerinin yaptıkları abuklukların ötesine geçeceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar
Ne demişler, nefsin en çok hoşuna giden şey, mollalıkla hovardalığı bir arada götürmekmiş… Hovardalık kelimesinin hasrında tüm dünya alâkaları var; hazza ayarlı olarak
Ne güzel yazıyormuş… Ne güzel konuşuyormuş… Ne güzel savaşıyormuş…
Dünya gözüyle Allah Resûlü’nü görmüş Kuzman’ı hatırlayın! Ne müthiş savaşıyordu Allah Resûlü onun için, “o cehennemliktir” dediğinde Sahabî çok şaşırmıştı
İbadette herkesi geçmiş genç, Sâhabi tarafından Allah Resûlü’ne takdim edildiğinde, ona söyledikleri malûm Mescide namaza gittiğinde Kâinat’ın Efendisi: “Onun kellesini kim alacak?”, buyuruyorlar… Sırlar, sırlar…
*
Dünya karıştı Ehlullah kıyamda Rejimler çöküyor… Hilâfet makamının yegâne varisi Türkiye’de BAŞYÜCELİK DEVLETİ’ne doğru yürüyüş başlamıştır Ayak uydurmak isteyenler, gerçek mânâda, Benim Nefsim Ne Köpek demeyi bilmelidirler; bilmeliyiz Tekbirler deryasında kulaç atmaya hazır kıtalar saf tutmalı “Gafil ne bilir neşve-i pür-şevk-i vegayı? — Meydan-ı celâdetteki envar-ı sefayı?”
*
Dilini tut Kalemini tut Kalbini tut Edeb çerçevesinde her birinin yularını sonuna kadar gevşetmekte serbestiz, ama âşıklık delil ister
Dil kemiksiz; konuşur… Kalem ucuzladı; yazar… Kalb bilmem ne çukuru Garib bir zamanda yazılan şu Sahabî sözleri ne güzel: “Keşke, zamanın insanlarıyla ilgi kurmaktan tamamen kesilecek bir yerde duraydım Çünkü zaman vefasızdır Ceylânların hâli ne güzeldir ki, mamur yerlerden uzak ve harab yerlerde duruyorlar ”
Garib zamanlarla fütuhat zamanlarının arasındaki berzah’ta gibiyiz İki tarafa da çalan bir hâl içinde olduğumuzdan, nerede bu yana, nerede diğer yana intikâl edeceğimizin şuurunu kuşanmak elzemdir
*
|
|
|
|