|
Prof. Dr. Sinsi
|
Naat
NAAT
Seccaden kumlardı  
                                   
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!
Mescit mü'min, minber mü'min  
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere "amin!"
Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı  
Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!
Kapına gelenler, ya muhammed,
Uzaktan, yakından-
Mü'min döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi
Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu" lara karışsın
Aminler  
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi  
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi  
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi?
Günler, ne günlerdi, ya muhammed;
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı  
Ve birgün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halime'nin kucağında
Abdullah'ın yetimi,
Amine'nin emaneti ağlardı!
Hatice'nin koncası,
Aişe'nin gülüydün
Ümmetinin gözbebeği,
Göklerin resulüydün  
Elçi geldin, elçiler gönderdin  
Ruhunu allah'a,
Elini ümmetine verdin
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke'de bunalırsan
Medine'ye göçerdin
Biz dünyadan nereye
Göçelim ya muhammed?
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor  
Diller, sayfalar, satırlar
(ebu leheb öldü) diyorlar:
Ebu leheb ölmedi, ya muhammed;
Ebu cehil, kıtalar dolaşıyor!
Neler duydu şu dünyada
Mevlid'ine hayran kulaklarımız:
Ne adlar ezberledi, ey nebi,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kabe'ne siyahlar
Yakışmamıştır, ya muhammed,
Bugünkü kadar!
Haset, gururla savaşta;
Gurur, kafdağır17;nda derebeyi  
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği  
İyiliğin türbesine
Türbedar oldu iyi!
Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına!
Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi taif'tir, kimi hayber'dir  
Fethedemedik, ya muhammed,
Senelerdir!
Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi  
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi  
Günahın kursağında
Haramların peteği!
Bayram yaptı yabanlar:
Semave'yi boşaltıp
Save'yi dolduranlar  
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar  
Ağlasın yesrib,
Ağlasın selman'lar!
Gözleri perdeliyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı  
Yere dökülmeyecekti, ey nebi
Yabanların gözünde kalacaktı!
Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler  
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar?
Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir
Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir  
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi  
Hakkı göremiyen
Gözlerdeydi!
Şu kutu, cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva-ki bilinmez,
Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-
Kuşlarını, bir sabah,
Medine'ye uçurdu mu?
Ey abva'da yatan ölü
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!
Dinleyene hala,
Çöller ses verir:
"yaleyl!" susar,
Uğultular gelir
Mersiye okur uhud,
Kaside söyler bedir
Sen de, bir hac günü,
Başta muhammed, yanında ebubekir;
Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!
Ebubekir'de nur, osman'da nurlar  
Kureyş uluları karşılarında
Meydan okuyan bir ömer bulurlar;
Ali'nin önünde kapılar açılır,
Ali'nin önünde eğilir surlar
Bedir'de, uhud'da, hayber'de
Hak'kın yiğitleri, şehid olurlar  
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
Yerde kalmazdı ruh  kanadlıydı
Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler  
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Ya muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına!
Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itri, bestelesin tekbir'ini;
Evliya, okusun kur'an'lar!
Ve kur'an'ı göznuruyla çoğaltsın
Kayışzade osmanlar!
Na'tini gaalip yazsın,mevlid'ini süleyman'lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin sinan'lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel, ey muhammed, bahardır  
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır! 
Hacdan döner gibi gel;
Mi'raç'tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanad, rüzgar kanad;
Hızır kanad, cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Ayetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad  
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i habeşi sustuysa
Ezanlarını davud okusun!
Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler  
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
Arif Nihat Asya
|