|
Prof. Dr. Sinsi
|
Esma-İ Hüsnâ'dan Esintiler
EL-HAKİM
Ya ilâhî hakim sensin, suâl olmaz hikmetinden,
Hükmedersin adlin ile, ders almayız ibretinden,
Buyruğunda, yasağında ilâhî hikmetin vardır;
Güzel şeyler sâdır olur senin yüce kudretinden
Yârabbi! 
Göğe ser çeken ağaçlarını kökleri,
Emer gıdasını topraktan,
Damarı derindedir  
Nakış nakış işlemişsin o sonsuz gökleri,
Nasiplenir bir böcek bir yapraktan,
Yaptığın her iş mutlaka yerli yerindedir  
Yıldızlı semâlarda senin
O sonsuz kudretin gizli,
Aklımızın almadığı herşeyde
Mutlak senin bir hikmetin gizli  
Hükmeden sensin İlâhî,
Yarattığın herşeye hâkimsin
Çekil yolumuzdan ey nefs,
Söyle bana kimsin? 
Zavallı nefs, gönlünde senin sesini duyanlar,
Bir dem yanılıp da bu sese uyanlar;
Er-geç o kudret önünde aczini farkedip,
Ne kadar zavallı olduğunu anlar 
Yârabbi, uydurma bizi nefsimizin sesine,
İzin verme İblis'in bize hükmetmesine 
Hakîm olan vasfın ile hükmet gönlümüze,
Senindir ezel İlâhî ve senindir ebed;
Etme bizi nefsimize, benliğe mukayyed 
Yarattığın şu dünyada yaşar, gezeriz de;
Kimi zaman her nesnede hikmet sezeriz de,
Uyarız hevâsına şu nefs denen düşmanın,
Yürürüz bilmediğimiz aldatan bir izde 
Hikmet senindir İlâhi, Sensin elbet Hakîm
Hükmeyle adaletinle, merhametinle bize,
Hükmetmeyi nasîb eyle gâfıl nefsimize  [color="#800080"]
EL-VEDÛD
El-vedûd'sun yâ ilâhî, sevginin kaynağı sensin,
Rızânı kazanan kulu, elbette ki çok sevensin,
Sensin sevdiğin kulunu, cümle cihana sevdiren;
Sevgi senindir ilâhî; hem seven, hem sevilensin
Yârabbi! ,
Sevgi ile yarattın âlemleri,
Menba'ı sensin sevginin,
Seversin sana sâdık, sâlih kullarını  
Sevilensin,
Sevgiye lâyık olan sensin
Yuvasında yavru kuşu sevgi ile besleyensin,
Yarattığın tabiatı çiçek çiçek süsleyensin,
Çiçek gibi sevgilerle büyütürsün çocukları,
El-Vedûd sensin İlâhî,
Sevilen sen, seven sensin  
Yârabbi ne mazhariyet sevgine lâyık olmak,
Seni severken sermest, sevilirken ayık olmak  
Sevgini yüreğinde taşıyarak gelenler,
Senin rızân için sevip, saadetle gülenler,
Erişilmez sevgine liyâkati bilenler,
Sevgili kullarındır  
Yârabbi, diler isen kulunu zelîl edersin,
Lütfedersen tüm cihana sevgiyi sebîl edersin  
Biz seni severiz Yârab,
Senin yarattığın herşey
Sen yarattın diye güzel
Severiz yarattığını senin rızân için Yârab,
Uyup İblis'in emrine öfke ve kin niçin Yârab?
Yediveren güller gibi açar seni seven gönül,
Meltemlerde tüller gibi uçar seni seven gönül
Bilir İlâhî sevdayla yanan gönül nâra yanmaz;
Cümle fâni sevdalardan başın alıp kaçar gönül
Allah rızâsı için severiz sevdiğini,
Sevmeyiz sana âsi olan hiçbir kulu biz
Yine de sevgi ile yaklaşırız her varlığa,
Seçeriz gösterdiğin sevgi desenli yolu biz  [color="#800080"]
EL-MECÎD
Azamet ve kudretinden yaklaşılamaz yanına,
Ta'zîm eder seni yer-gök, övgü yaraşır şanına,
El-mecîd'sin, sahib olan sensin erilmez şevkete;
Lutfedensin kullarının ahvâl-i perişanına  
Yârabbi! 
Erişilmez sana Yârab,
Cisim yanar celâlinden
Erir, buhar olup uçar, hangi göz bir nebze görse
O mübarek cemâlinden  
Kimseler yaklaşamaz sana azametinden,
Titrer cümle kâinat o İlâhî haşmetinden  
Azimü'ş-şân'sın Yâ Rabbi,
Azâmet-şân sana mahsus
Sonsuz kerem, sonsuz ilim,
Sonsuz gufran sana mahsus  
Hikmetin gafillere çözülmez bilmecedir,
Gaflet ile örtülü göze her dem gecedir  
Elbette gafil olan sezemez hikmetini,
Yine esirgemezsin onlardan nimetini  
"Her vasfın yücedir Yârab,
Senin her adın ulu
Bize şefaatçi kıl
Âlemleri uğruna yarattığın Resûl'u  
Yönelt yanık gönlümüzü sevgiye,
Gerçek lâyık olan sensin Yâ İlâhî övgüye  
Sezadır övgülere kudretin ve ihtişamın,
Zerre ihtişamın gizli gurubunda bir akşamın  
Binbir ümit kanatlanır her sabahın seherinde,
Yıldızlar seni zikreder her gece yerli yerinde
Hem yaklaşamayız sana,
Azamet ve kudretinden,
Hem seni severiz Yârab,
Hem korkarız haşmetinden  
Şüphesiz sensin yaratan, rızkımızı veren sensin,
Bizi en gizli ücrada gören sensin,
Bizim için nimetini yeryüzüne seren sensin,
Vâde dolunca bizleri dalımızdan deren sensin  
El-Mecîd sensin İlâhi, senindir kudret ve şân,
Tüm övgüler sanadır, kurtulur sana koşan  [color="#800080"]
EL-BÂİS
Nimet senin, lûtfun ile yüzümüzü güldürensin,
Hikmet senin, bir zamanı bin mekâna böldürensin,
El-bâis sensin ilâhî, diriltirsin ölenleri;
Haşre diriltmek üzere dirileri öldürensin  
Yârabbi! 
Sende gizli "Ba's ü ba'del-Mevt"in sırrı,
Ölüm bir son değildir, biliriz Yârab 
Elbette mîzân kurulup, verilecek hesab;
Sanırlar ki öldük de kurtulduk,
Zannederler ki kabirde huzuru bulduk 
Unutup da Yaratan'ı zulmederler, kibrederler,
Alır yetimin hakkını, haram-helâl demez yerler
Düşünmeden encamını bunca irtikâb, ihtikâr,
Sanırlar ki, her yapanın kalacaktır yanına kâr
Umursamadan bir lâhza ulu Rabbin gazabını,
Çekecekler kıyamete kadar kabir azabını  
Ve emrinle dirilecek cümle ölüler bir anda,
Ağdem'den son insana, hepsi aynı zamanda,
Ağaçsız, engebesiz o meydân-ı arasat
Üzerinde ameller bir bir edilir hasat 
İlâhî emir ile İsrafil üfler Sûr'a,
Baş açık, yalınayak herkes varır huzura 
Yârabbi, ba'sedersin bil cümle ölüleri,
Kimse kımıldayamaz ne geri, ne ileri
Ne ihtilas günüdür, ne irtikâb günüdür,
Vurulur ulu mizan, o gün hesâb günüdür 
Herkesin elindedir gayrı amel defteri,
Herşey ayandır sana, ne şâhid ne müfteri
Her uzvumuz apaçık eder suçunu beyân,
Senden gizli ne var ki? Her fiil sana ayan
Sizlere o mahşerde görünme celâlinle,
Muhammed aşkına Yârab, lutfeyle cemâlinle
Mağfiret et bizlere Gafur vasfınla Yârab,
Merhametin olmazsa, orda hâlimiz harâb 
Girilip kıyamette, kıyam eder ölüler;
Nedir bu başıboşluk, uslanın ey deliler! [color="#800080"]
|