|
Prof. Dr. Sinsi
|
Esma-İ Hüsnâ'dan Esintiler
EL-HAYY
Doğan günde, esen yelde, açan gülde murad sensin,
Diyen dilde, yapan elde, çalan telde sanat sensin,
Söner güneş, kayar yıldız, her hayatın bir sonu var;
Hayy sana münhasır yârab, sonu gelmez hayat sensin
Yârabbi! 
Tomurcuğa durur dallar,
Tomurcuk döner çiçeğe
Meltem meyveleri sallar
Sonu bilinen gerçeğe  
Akşam olur, döner rengi dağların
Döner güneş, döner dünya, döner su
Buza, kara, buhara  
Döneriz günü gelince, dön emrinle sana biz;
Beden olur, toprak olur, hayâl olur döneriz  
Sultan olsak sonu belli, köle olsak ne çıkar?
Ateş olsak, cirmimizce bir yer yakar söneriz
Sönmeyen sensin İlâhî, dönmeyen sensin
Dönen biziz verdiğimiz sözden Bezm-i Elest'te
Yaprak solar, ağaç kurur, devrilir;
Ağaç, ağaç iken sonunu bilir  
Yapraklan eller gibi açılır da semâya,
Kökleriyle seni arar derinde
Gölgesiyle, meyvesiyle sana şükrü edaya
Gayret eder ona hayat bahşettiğin yerinde  
Ruhsuz sandığımız dünya, güneş , ay;
İlâhî cezbenle devreder durur,
Verdiğin hizmette eylemez kusur  
Biz garip bedenler, bunca ham ervah,
Sana dikleniriz, eyvah ki eyvah! 
Biliriz ki, ölecektir doğanlar,
Göçüp giden birer candır zaman içinde anlar  
Ebedî hayat senindir Yârab,
Senindir cümle zamanlar
Hayy sensin İlâhî, sensin sonsuz hayat,
Senden hayat bulur cümle canlar  
Bedene can veren özge can sensin,
Ezelden ebede yaşayan sensin,
İmân ettik Yâ İlâhî,
Hayatı kendiyle başlatan sensin  [color="#800080"]
EL-KAYYÛM
Her şey senin ile başlar, herkes şenden seni umsun,
Seni görmek isteyen göz, özünü özünde yumsun 
Sana -hâşa- yok diyenler, benliğini inkâr eder;
Zira zamanı başlatan, mekânı kuran kayyum'sun :
Yârabbi! 
Senin verdiğin akıl elbet algılayamaz
Ne senden sonrasını, ne senden evvelini  
Kendini bilen akıl bendini çalkalamaz;
Ne yıldızlar kadar çok,
Ne de kumlar kadar az
Bir çizgide kalamaz  
Ne sorar sonrasını, ne arar evvelini
Çocuğun kesse aklı, uzatır mı ateşe
O minicik elini? 
Var idin en evvelden,
Her şey yok olsa bile, hep var olacaksın sen  
Zaman nerde başladı, acaba nerde biter?
Kaç ışık yılı ırak bizlere galaksiler? 
Zerredeki dengeler, dengelenmeyen genler,
Kimin emriyle gezer uzayda gezegenler? 
Göl olan damlacıklar, buharlaşan dereler,
Bu sesleri nereden buluyor hançereler? 
Söyle biliyor isen, ey âciz akıl söyle!
Başlarını almış da nereye gider böyle
Serseri ve serâzad, çağlayan gibi güruh? 
Nerelerde dinlenir bin yıllardır bunca rûh? 
Karşılarken bunca yıl gelenleri gidenler,
Toprağı taşırmıyor toprak olan bedenler  
Yârabbi! 
Yaratanı inkâr etmek ne gaflet
Bey etme özgelere, bizi kendine kul et! 
İmân olsun bu yolda gönlümüzün yolluğu,
Biz cihana sultanlığa değişmek istemeyiz
Âlemleri yaratan bir Allah'a kulluğu  
Yârabbi, Kâyyum sensin; yoktur senden evveli,
Seni ve sevdiğini severiz rızân için
Seni sevdik seveli  
İlâhî, yaşat bizi sana lâyık kul gibi
Yârab, bizi uzak tut boş hayâller kurmaktan;
Serip de aklımızı dikenlere çul gibi,
Üstüne oturmaktan  [color="#800080"]
EL-VACÎD
Münezzehsin kusurlardan, hep müstağni olan sensin,
Dileyince verdiğini, isteyince alan sensin,
Mürâd eylediğin her şey hazır olur huzurunda;
Kaçış yok senden ey vâcid, gel diyince bulan sensin
Yârabbi  
Hükmünü infaz etmeye,
Ya da kabzetmeye ruhu,
Gerek duyduğun anda bulursun kullarını
Sonsuz kudret sahibisin, ermediğin yer yok,
Basîr vasfınla İlâhî, görmediğin yer yok  
Sırtını senin verdiğin kudrete yaslayanlar,
Kibre ram olup da, ilâhlık taslayanlar
Nerdeler? Hiç birinden eser yok  
Sonsuz gücünden özge güce yoktur ihtiyacın,
Sonu geldi emrin ile nice tahtın, nice tâcın  
Ol der isen oluverir her şey,
Dize gelir cüce önünde devler
Dilersen âbâd edersin vîrân olan haneleri,
Emredersen vîrân olur evler  
Bulmak için aramana gerek yoktur senin Yârab,
Yarattığın her şeyi bulansın
Gizlenmek ne mümkün senden,
Senden ne mümkün kaçış?
Sen isteyince bulan, el-Vâcid olansın  
Aklı olan elbette gizlenmeyi denemez,
Hiç bir yer asla senin ilminden gizlenemez  
Senden kaçan gafiller,
Senden gayrı sığınacak bulamaz
Her yer senindir Yârab, her yerde sen varsın,
Kimse senin hükmünden, kaçmakla kurtulamaz 
El-Vâcid sensin İlâhî, bizi her an bulursun,
Sen karanlığı saran sönmeyecek bir nursun
Sensin âciz kullarına merhametinle yaklaşan,
Sensin o sonsuz kudreti sonsuzluğu aşan  
Veren sensin, alan sensin,
Aramadan bulan sensin,
Duyan, bilen, gören sensin;
Cemâlini görenlerden eyle bizi Yârabbi!
Şefkatine erenlerden eyle bizi Yârabbi! [color="#800080"]
EL-MÂCİD
Nice vasfeylesin kalem, keremini yâ rabbena?
Kullardaki meziyyeti eden sensin medh ü sena
el-Mâcid'sin; şânın Yüce, sonsuzdur kadr ü keremin;
Hata örtmek yüceliği sana mahsus, yalnız sana  
Yârabbi  
Methine mazhar olur, iyi işler yapan kulun,
Tevbe etse bağışlanır yanlış yola sapan kulun
Översin iyiliği, hayır ve hasenatı,
Seversin hayra olan her işi ve sanatı
Rızânı kazanan kul, elbet sana yâr olur,
İnsanlığa hizmet eden lutfuna mazhâr olur 
Rızân için sevenler hedef olur sevgine,
Erer senin o yüce, o erilmez övgüne 
Kulun iyiliğini eyliyorken aşikâr,
Örtersin hataları 
Kapatır, fahşetmezsin suçlarını kulun,
Nadim olunca bağışlar,
Sararsın şefkatin ile  
Beyhude koşup dururuz nefsin emriyle nafile,
Geçer gider günlerimiz, binbir hata,
Bin gaf ile  
İhsanın bol, lutfun sonsuz,
Ölçüye gelmez keremin;
Sensin bizi âkibetimizden eyleyen emîn  
Sarar sonsuz merhametin nice âsi kulu,
Şanın yüce, ilmin yüce, izzet ve celâlin ulu  
Bağışlarsın cümle kusurumuzu,
Faşedip de âleme bizi utandırmazsın
Yüceltir hayatımızda senin verdiğin şeref,
Dilersen tenzil edersin,
Dilersen edersin ref  
Senindir şereflerin yücesi,
Şanın en ulusu senindir;
Yârabbi, kibrimizin yücelttiği gönlü,
Lutfunla tevazu gölüne sen indir  
El-Mâcid sensin İlâhî, düşenleri kaldıransın,
Bizi muhabbet gölüne şefkatinle daldıransın,
Azamet ve muhabbetin o yüce zâtında gizli;
Et yüreği gönül edip, muhabbetle dolduransın , [color="#800080"]
EL-VÂHÎD
Sonsuz kürre ve zerreden yaratmışsın gökle yeri,
Yönetirsin kudretinle akıl almaz âlemleri, ef-Vâhid'sin,
Çoklukları yaratan tek ilâh sensin; yoktur zât ve sıfatının asla eşi ve benzeri  
Yârabbi  
Yoktur eşin ve benzerin, birsin  
Senin kudretin sonsuz, her şeye kadirsin
Başlangıcın yoktur senin, bitmeyeceksin,
Ortağın yoktur senin, teksin  
Senin yarattıklarından
Olur mu hiç sana denk?
Senindir sonsuz hayat, senindir tam iktidar,
Sensin bitmeyen ahenk  
Hamakat ehlidir elbet sana şerik koşanlar,
Senin verdiklerinle çağıldayıp coşanlar  
Bilirsin gönüllerde nasıl belirir niyet,
Yârabbi sensin ehad, senindir vahdaniyet 
İnsan insana benzer, dağ dağa benzer Yârab,
Deniz denize benzer, bağ bağa benzer Yârab,
Deve hörgücü benzer devenin hörgücüne,
Bir kartalın gücü denk, bir kartalın gücüne
Senin sonsuz kudretin hiç bir güce benzemez,
Senin gücün önünde başkasının gücü ne?
Hiç kimsenin kemâli erişmez kemâline,
Benzemez hiç kimsenin cemâli cemâline 
Yarattığın insanlar çoğalır kumlar gibi,
Gökyüzünde yıldızlar yakarsın mumlar gibi,
Ormanlarda sayısı bilinmeyen ağaçlar,
Her dem bir başa konan yakut kakmalı taçlar,
Dallarda açan çiçek,
Uçuşan kelebekler
Sayısız küçük böcek,
Senin emrini bekler 
Ağaç ağaca benzer, çiçek çiçeğe benzer,
Kimi zaman hayâller bile gerçeğe benzer
Senin ulu varlığına hiç bir şey benzeyemez,
Birsin, teksin Yârabbi, Birazcık aklı olan ortağın var diyemez 
İmân ettik İlâhî, yok senden gayrı ilâh; Lâ ilahe illallah! [color="#800080"]
|