|
Prof. Dr. Sinsi
|
Esmaül Hüsna Derslerin Hepsi
GENİŞ AÇIKLAMALAR
ES-SEMİ
Cenab--ı Hak buyuruyor:
"Şüphesiz Allah, isitendir, görendir " (1)
"Allah işitendir, görendir " (2)
İşitmekten maksat, sesi idrak etmek, manayı anlamak, kabul etmek ve uymaktır Cenab-ı Hak "işitme", "dinleme" ve "uyma" konusunda şöyle buyurmaktadır:"Allah'tan korkup-sakının ve dinleyin " (3)"Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan krkup-sakının, dinleyin ve itaat edin " (4)"Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu " (5)"Öyleyse kullarıma müjde ver Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir " (6) "Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi " (7)
"Yine de işitmiyorlar mı?" (8) İnsana şah damarından daha yakın olan Allah, herşeyi gören olduğu gibi işitendir de Allah kainattaki her sesi duyar Uçsuz bucaksız uzayda büyük bir hızla ilerleyen galaksilerin, gezegenlerin, gök taşlarının seslerini duyduğu gibi, mikroalemde yaşayan ve insanların gözle asla göremeyeceği milyarlarca canlının da sesini duyar Çünkü Kendisi tüm bunları yaratandır Allah toprağın altında yarılan tohumun da, gökyüzünde çakan şimşeğin de, yere düşen bir yağmur tanesinin veya uçan bir kuşun kanat sesini de işitir
Kuşkusuz Allah'ın büyüklüğünün ve kudretinin delillerinden biri tüm kainattaki canlı ve cansız bütün sesleri aynı anda işitmesidir
Allah yaşayan tüm insanların Kendisi'ne gizlice yönelerek ettikleri bütün duaları aynı anda işitir ve aynı anda icabet eder Allah Katında zaman ve mekan olmadığı, Allah her an her yerde olduğu için bu, O'na göre çok kolaydır Aynı zamanda gizli fısıltıların, konuşmaların da hepsini duyar
Allah kalpleri ürpererek Kendisi'ne dua edenlerin, gizlice yönelip dönenlerin seslerini işittiği gibi isyan edenlerin, kalpleri inkarda direnenlerin de seslerini, kurdukları planların en ince noktalarını da işiterek bilir O'nun ilmi her yeri kuşatmış, hiçbir canlı O'ndan gizli bir tek söz sarfedememiştir ve edemeyecektir Bunu ahirette, ağzından çıkan her sözün karşısına getirildiğini görünce daha iyi anlayacaktır (9)
Allah her şeyi, herkesin yaptığını görür Onun görmesine hiç bir şey engel olamaz
O'nu kendinden başka hiçbir göz O'nu kavrayıp ihata edemez ve fakat O, gözlerin hepsini idrak ve ihata eder, görür, bilir Gözler kendini anlayamazken, onları anlayan, anlatan, gören, gösteren, gerçeği bilen ancak O'dur Gözler onu idrak ve ihata edemezken, O gözleri idrak ve ihata eder ve aynı gerçek bütün idrak edilen şeylerde böyledir Ve O lutuf sahibi ve her şeyden haberdardır Ve lutuf sahibi ve her şeyden haberdar olan ancak odur İdrakin nuru gibi her lutuf O'nundur Her şeyi bilen, her doğru haberi veren ancak odur Gözler görmüyor diye, gözlerden, gönüllerden uzak, ihtiyaçlardan, dileklerden, doğru doğru haberdar olmaz sanıp da O'ndan dönmemeli, eğri yollara sapmamalıdır O lutuf sahibi ve her şeyden haberdar olan en görmeyen gözleri görür, en gizli, en duyulmaz sanılan şeylerden, gönüllerin hiç kimselere açılamayan sırlarından ve eğilimlerinden haberdardır O, onlara kendilerinden yakındır O'na ibadet etmek ve işleri ısmarlamak için şart, O'nu görmek değil, O'nun görmesi, lutuf sahibi ve her şeyden haberdar olması ve O'na ihlas ve tevhid ile zât ve sıfatlarına, fiilerine ve lutuflarına iman edilmesidir (4)
EL-BASİR
Allah Teâla, yer ve göklerin her yerinde görülebilecek her şeyi Basîr sıfatıyla kuşatmıştır ve onları görmektedir O'nun için görülemeyen bir şey yoktur Hiç bir şey ondan gizli değildir Allah'ın, kalpteki fısıltıları, beyindeki oluşumları, fikirdeki gizlilikleri, kalplerdekini, zifiri karanlık bir gecede kapkara bir taşın üzerinde yürüyen simsiyah bir karıncayı ve çıkardığı sesi görür, duyar, bilir (5)
Allah'ın her şeyi gördüğünü bilen kimse, gizli ve açık her halini düzeltmeye çalışır Her durumda Allah'a karşı gelmekten korkar ve O'ndan utanır Allah'ın kendisini yasakladığı yerlerde bulmasındanveya emrettiği yerlerde bulmamasından kaçınır Kendisinin daima Allah'ın gözetiminde olduğğunu aklından çıkarmaz O'nun kendisini görmesini Hafife alarak günah işlemez
İnsanların görmesinden utanıp, Allah'ın görmesinden utanmayan kimse, Allah'ı Hafife almış olur
Bâsir ismini bilmenin faydası, kişide murakebe hissini yartamasıdır Murakebe: "Allah'ı görüyormuşçasın ibadet etmendir Zira sen, Allah'ı görmüyorsan da Allah seni görmektedir
Bâsir ismini bilen kimse, varlık âlemiyle ilgili ayetlere, yer ve göklerdeki olağanüstü düzene bakarak Allah'ın azamet ve yüceliğin düşünür, çevresine daima ibretle bakar Allah'ın güç ve kudretrini, hikmetini, derin ilmini ve etkin iradesini gösteren yapılara bakarak O'na daha bir içtenlikle ve güvenle ibadet eder (5)
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"  Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin " (8)
"  Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin  " (9)
"  Kemiklere de bir bak nasıl biraraya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" (10)
EL HAKEM
Cenab-ı Hak Buyuruyor:
"Allah size Kitab'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim? " (4)
"  Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin O hakimlerin en iyisidir " (5)
Allah'ın bu ismi, bütün üstün sıfatları ve güzel isimleri içine almaktadır Çünkü işitmeyen, görmeyen ve haberi olmayan birinin Hakem olması mümkün değildir O, bu dünyada ve ahirette açık ve gizli olarak kulları arasında hüküm verendir Verdiği emirlerin, koyduğu yasaların, icra ettiği hükümlerin, varlıklar üzerinde sözlü vefiili olarak uyguladığı kararların hepsi O'nun gerçek hakim olduğunu göstermektedir (1)
Hakem ismi, O'nun zati sıfatlarındadır Hüküm verme yetkisi sadece Allah'a aittir Hükmü elinde tutan, iyiyi kötüden ayırdeden ve verdiği hükmü kimsenin bozamayacağı yegane merci O'dur Kimseye zerre miktarı kadar haksızlık yapmaz Kimseye günahından fazla ceza vermez
Allah'ın hükmüne karşı, hükmüne müracaat edilebilecek hiçbir hakem tasavvur olunamayacağı gibi, ilâhî hükmü anlamak ve tebliğ etmek için de diğer âyetlerin, mucizelerin delaleti, icazı, kitabın mucizesi kadar kuvvetli, açık ve tafsilatlı değildir (2)
Kul hüküm yetkisinin yalnız Allah'a ait olduğuna inanmadıkça iman etmiş sayılmaz
EL-ADL
Cenab-ı Hak buyuruyor:
Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır   " (1)
Allah'ın zulmetmeye ve haksızlık yapmaya gücü yeter ancak O, fazlı, keremi, cömertliği ve kullarına iyiliği nedeniyle asla kimseye haksızlık ve zulüm yapmaz
- Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun
Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın Adalet yapın O, takvaya daha yakındır Allah'tan korkup-sakının Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır (Maide Suresi, 8)
Allah adalet yapanların en hayırlısıdır O'nun düzeni tüm kainatı kuşatmıştır O, adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterecektir Herşeyi hakkıyla gören, herşeyin içini dışını bilen, herşeyden haberdar olan Allah'ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir
İnsanların yaşamları boyunca işledikleri tüm fiiller muhakkak Allah'ın adaletine göre değerlendirilecektir Zulüm yapanların zulümlerinin elbette karşılıksız kalmayacağını, iyi tek bir sözün bile mükafatının verileceğini, Allah Kuran'da bize haber vermektedir Tüm bunların adilce değerlendirileceği yer ahirettir; Allah'ın sonsuz adaletinin tecelli edeceği yer  
Dünya hayatında inkarcıların peygamberlere ve müminlere çıkardıkları zorluklar, attıkları iftiralar, işledikleri günahlar elbette karşılıksız kar kalmayacaktır Müminlerin cennetteki derecelerini yükselten tüm bu zorluklar, inkarcıların da cehennemin en alt tabakalarında bulunmalarına vesile olacaktır Allah hesap gününde son derece duyarlı terazilerle hiç kimseyi haksızlığa uğratmayacak, dünyada onlara verdiği sürenin sonunda sonsuz adaletine uygun olarak hesabını çok seri olarak görecektir Şüphesiz Allah herşeyi bilen ve vaadine en sadık olandır İnsanlar dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette muhakkak göreceklerdir Böylece inkarcılar, içinde yaşadıkları inkarın, en acı şekilde karşılığını bulacak, Allah'a imanlarında ve bağlılıklarında kararlı olanlar ise yaptıklarının karşılığını en güzeliyle muhakkak Allah'tan alacaklardır
Ancak burada üzerinde önemle düşünülmesi gereken bir nokta vardır Allah'ın adaletini düşünürken kesinlikle bir insanın adalet anlayışıyla kıyaslama yapılmamalıdır Çünkü inkar eden bir insan isteklerine ve zaaflarına uyabilir, adaleti gözetirken duygusallığa kapılabilir, bir konu hakkında yanlış hükümler verebilir ve yapılanları unutabilir En önemlisi de karşısındakinin içinden geçirdiklerini bilmesi mümkün değildir Allah ise asla yanılmaz ve asla unutmaz Her insan için onun her hareketini gözetleyen ve kaydeden melekler tayin etmiştir Bu melekler insanların hem içinden geçeni, hem de tüm eylemlerini yazarlar Sonuç olarak Allah insanın ruhuna tamamıyla hakimdir En adaletli hüküm verecek olan da Rabbimiz'dir İsra Suresi'nin 71 ayetinde, Allah'ın sonsuz adalet sahibi olduğu şöyle haber verilmektedir:
Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar (İsra Suresi, 71)
Yapılan tüm kötülüklerin, inananların aleyhine kurulan örgütlenmelerin, hazırlanan tuzakların karşılığı en küçük ayrıntısına kadar ahirette verilecektir Allah inkarcılara, dünya hayatında aslında yalnızca onların kötülüklerini artırmaya neden olacak mal, mülk, zenginlik ve bunun gibi birçok imkan verebilir Allah ayetlerinde bunlara aldanılmaması gerektiğini bildirmiştir Çünkü kısacık dünya hayatının karının, ahirettekinin yanında hiçbir anlam ve öneme sahip olmadığı şüphe götürmez bir gerçektir Hele sonsuz bir cehennem inkarcılara gittikçe yaklaşıyorken  
Asıl yurt olan ahirette her nefis yaptıklarını karşısında hazır bulacaktır Allah sonsuz adaletinin tecellisini kullarına, cennetinde ve cehenneminde sonsuza kadar gösterecektir Allah en sonunda Kendisi'ne inananlarla inanmayanların arasını hak ile ayıracaktır
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz Çünkü Allah, adalet yapanları sever (Mümtehine Suresi, 8)
Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah, işitendir, görendir (Nisa Suresi, 58)
De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir (Sebe Suresi, 26) (2)
- Her müslüman, Allah'tan başka mutlak adalet sahibi kimsenin olmadığını, her adil sahibinin ve uyguladığı adaletinin Allah'tan geldiğini, O'ndan olmayan her hükmün zulüm ve bâtıl olduğunu bilmelidir
Sonra da Allah'ın kendisi için takdir ettiği ve uyguladığı (kaza)her şeyi kabullenmeli ve içtenlikle O'na teslim olmalıdır Bütün sözlerinde, fiillerinde ve hükümlerinde hiç bir zaman adaletten ayrılmamalıdır (3)
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, Allh için şahidler olarak adaleti ayakta tutun" (4)
Zalim senin adaletinden korkmalı, mazlum da senin adaletine sığınmalıdır Sen de fakir ile zengini, güçlü ile zayıfı, yakın ile yabancıyı, dost ile düşmanı daima eşit tutmalı ve aralarında adaletle hükmetmelisin Bununla beraber eşlerin ve çocukların arasında da adaleti gözetmelisin (3)
|