Yalnız Mesajı Göster

Fehim-İ Arvâsî

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Fehim-İ Arvâsî




FEHİM-İ ARVÂSÎ

Doğu Anadolu'da yetişen büyük velîlerden Silsile-i aliyye adı verilen büyük evliyânın otuz üçüncüsüdür Osmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamıştır Seyyiddir "Hazret-i Şeyh" ve "Allâme" lakapları vardır "Arvâsî" denmekle meşhûr olmuştur Babası, Seyyid Abdülhamîd Arvâsî'dir Annesi aynı âilenin Doğubâyezid kolundan SeyyidHacı İbrâhim Efendinin kızı Seyyide Emine Hanımdır 1825 (H1241) senesinde Van'ın Bahçesaray (Müküs) ilçesine bağlı Arvas (Doğanyayla) köyünde doğdu 1895 (H1313) senesinde aynı köyde vefât etti Kabri oradadır ve sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir

Temiz ve asîl âilesi Anadolu'nun doğu vilâyetlerinin ilim, irfân ve güzel ahlâk vasıflarının timsâli (sembolü) idi Zamanlarının âlimi, fazîlet örneği olan dedeleri Kâdirî ve Çeştî yollarına mensûb idiler Babası, Arvas'ın tekke, zâviye ve medresesinin sevk ve idâresini yürütürdü Seyyid Fehim, küçük yaşta babası Seyyid Abdülhamîd Efendiyi kaybetti AnnesiSeyyide Emine Hanım, zâhide, takvâ ve verâ sâhibi sâlihâ bir hanım idi Pekçok kadın hizmetçileri olduğu halde ilim talebesinin elbisesini kendisi eliyle yıkar ve yardım ederdi

Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başlayan Seyyid Fehîm, kısa zamanda Kur'ân-ı kerîmi hatm ve hıfzetti Sonra dedelerinin kurduğu ve öteden beri ilim yayan büyük âlimler yetiştiren Arvas Medresesi ile Müküs'teki Mîr Hasan Velî Medresesinde temel dînî bilgileri ve Arabî âlet ilimlerini okudu Kısa bir müddet ilim tahsîline ara verdi

Sonra Cizre'ye gidip Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerinden Şeyh Hâlid-i Cezerî'nin ders halkasına dâhil oldu Kısa zamanda emsallerini geçip ilimde ilerledi Dînî ilimleri ve zamânın fen bilgilerini öğrendi

Seyyid Fehim, Cezire'de ilim tahsîli ile meşgûl olduğu sırada, amcaoğlu Seyyid Sıbgatullah Efendi de Cezire'ye gelip, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinden Şeyh Sâlih Sibkî hazretlerinden ilim öğrendi Cezire dönüşünde Van'a uğradı Van'da bulunduğu günlerde büyük velî Seyyid Tâhâ-yı Hakkârî hazretleri de Nehrî'den Van'a gelmişti Seyyid Tâhâ hazretlerinin en seçkin eshâbından olan amcası Seyyid Muhammed Efendi, Seyyid Sıbgatullah Efendiye, Seyyid Tâhâ-yıHakkârî hazretlerine talebe olmasını tavsiye etti Seyyid Tâhâ'ya talebe olan Seyyid Sıbgatullah, onun hizmetinde ve sohbetinde bulunarak, tasavvuf yolunda ilerledi Kısa zamanda olgunlaşarak insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda icâzet, diploma ve hilâfet aldı Van vâlisi ve halkı Van'da kalmasını ısrarla istediler Fakat o; "Nehri'ye gidiyorum Seyid Tâhâ hazretleri uygun görürlerse burada kalırım" buyurdu Van'da kalmak istediğini Seyyid Tâhâ hazretlerine arzedince, buyurdu ki: "Yok Molla Sıbgatullah! Van halkı dûn-himmettir (eksik, kısa himmetlidir) Van'ın fethi benim ve senin elinde olmaz Mükâşefe âleminden mâlûmata göre sizin sülâlenizden, yâni Arvâsî hanedânından, ilim ve irfânı ile tanınmış, Allah bilir ama onun [Seyyid Fehimi kasdediyor] vâsıtasıyla, Van'ın irşâdı geçici olarak mümkündür O zâtın hayatta olup olmadığını bilmiyorum" buyurdu Seyyid Sıbgatullah Arvâsî hazretleri; "O zât amcamın oğludur Cezire'de ilim tahsîli ile meşgûl, ilim ve irfânla meşhûrdur" dedi Seyyid Tâhâ; "Bir başka gelişinde o zâtı muhakkak bana getir" diye emir buyurdu

Seyyid Sıbgatullah hazretleri, hocasını ikinci defâ ziyârete gelişinde, genç yaştaki Seyyid FehimArvâsî'yi de Nehri'ye getirdi Seyyid Tâhâ hazretlerinin huzûruna gidip sohbetiyle şereflendiler Kalma zamânı bitip ayrılacakları sırada, Seyyid Sıbgatullah ve yanındakiler Seyyid Tâhâ hazretlerinin elini öpüp izin aldıktan sonra, sıra Seyyid Fehime gelince, Seyyid Sıbgatullah geride kaldığını görüp, Seyyid Tâhâ hazretlerinden onun için de izin istedi Fakat Seyyid Tâhâ hazretleri, Seyyid Fehim'in kalmasını münâsip gördü ve; "O burada kalsın" buyurdu Seyyid Tâhâ'nın hizmetinde kalan Seyyid Fehim, kısa sürede kemâle geldi Seyyid Tâhâ hazretleri onun hakkında; "Başkalarının altı ayda aldığı mesâfeyi, Seyyid Fehim yirmi dört saatte aldı" buyurdu

Seyyid Tâhâ hazretleri bir gün Câmi-i Şerîfin duvarına dayanarak Seyyid Fehim hazretlerine işâret ederek yanına çağırdı O da yanına gelince; "Çok zekîsin, ilme istekli ve kâbiliyetlisin Muhakkak Mutavvel kitabını okumalısın" buyurdu Seyyid Fehim hazretleri; "Kitabım yok Bizim taraflarda Mutavvel okunmaz" diye arz edince, kendi kitabını hediye ettiMuş'un Bulanık kazâsının Âbirî köyünde MollaResûl Sibkî ismindeki büyük âlime gidip okumasını tavsiye buyurdu Huzûrundan ayrılırken; "Sen zekî ve tedkik edici bir ilim tâlibisin Suâllerine hocalar tatmin edici cevap veremezler ve rahatsız olurlar Derslerin tâkibi esnâsında bir zorlukla karşılaşırsan, onları rahatsız etme Elini göğsüne koy ve beni hatırla İnşâallah derhal müşkilini hallederim" buyurdu

Hocasının elini öpüp duâsını alan Seyyid Fehim Arvâsî, Mutavvel okumak üzere zamânın Doğu Anadolu'daki en büyük âlimlerinden olan Molla Resûl Sibkî'nin huzûruna vardı Molla Resûl; "Ben Arvas âilesinden birisine ders okutmak arzusundaydım Çünkü, Arvas'ta MollaResûl Zekî'den okudum O âileden gelen bu zâtta zekâ eseri göremiyorum Hayret o âilenin fertleri çok zekî olurlardı" dedi Seyyid Fehim Arvâsî, Molla Resûl'den ders almaya başladı Fakat Seyyid Tâhâ hazretlerinin tavsiyesine uyarak ders esnâsında suâl sormamaya dikkat ediyordu Hattâ Molla Resûl, Seyyid Fehim'in talebelerinden Molla Hâlid'e; "Senin hocan suâl sormuyor Zekâsız mıdır, yoksa utanıyor mu?" diye sordu Molla Hâlid de; "Evet ben başlangıçtan beri bu zâtın yanında okuyordum Bir zaman hocalarına çok suâl sorar, hocalar ona cevap vermekten âciz kalırlardı Fakat Nehri'den döndükten sonra ne hikmetse suâl sormayı terk etti İlim öğrenmedeki kâbiliyetine gelince: "Kusura bakmayın, bendeniz onun sizden yüksek olduğunu tahmin ederim" diye arz etti

Bir gün Molla Resûl'den Mutavvel'i okurken hocasına; "Burayı anlayamadım" dedi Molla Resûl tekrar anlattı Fakat Seyyid Fehim-i Arvâsî yine anlayamadığını söyledi Molla Resûl cümleyi birkaç defa okuduktan sonra; "Bugün yoruldum, yarın anlatırım" dediErtesi gün okudu fakat yine açıklayamadı O gece Molla Resûl de, Seyyid Fehim de düşündüler Üçüncü gün aynı yere gelince, Molla Resûl oradaki inceliği yine açıklayamadı O sırada Seyyid Fehim hocası Seyyid Tâhâ hazretlerinin; "Ders okurken anlayamadığın yer olursa, beni hatırla" sözünü hatırladı Molla Resûl dersi mütâlaa etmekle meşgûlken, Seyyid Fehim gözlerini kapayıp, mürşidi Seyyid Tâhâ hazretlerini gözünün önüne getirdi Seyyid Tâhâ elinde bir kitab ile göründü Kitabı Seyyid Fehim'in önüne açtı Mutavvel'in o sayfasıydı O satırları açık olarak okudu Seyyid Fehim merakla dikkat ediyordu O cümlenin arasında bir atıf vavı (ve harfi) fazla okudu Seyyid Tâhâ hazretleri kaybolunca, Seyyid Fehim gözlerini açtı Molla Resûl'ün o satırları okuyup düşünmekte olduğunu gördü Molla Resûl'den izin isteyip, hocasından duyduğu gibi bir (ve) ekleyerek okudu Molla Resûl bunu işitince; "Mânâ şimdi anlaşıldı" dedi İkisi de iyice anlamıştı Molla Resûl; "Bu satırları yirmi senedir okudum, anlattım Fakat hep anlamadan anlatırdım Şimdi iyi anladım Söyle bakalım bunu doğru okumak senin işin değil Ben senelerce bunu anlayamadım Sen nasıl anladın? Bu (ve)yi okudun, mânâ düzeldi" dedi Seyyid Fehim, mürşidi Seyyid Tâhâ hazretlerini hatırlayıp yardım istediğini söyledi Mürşidinden nasıl öğrendiğini anlattı Molla Resûl; "Îmândan sonra küfür yoktur" diyerek kitabı kapattı Seyyid Fehim ile birlikte Nehrî'nin yolunu tuttular Onlar yolda iken Seyyid Tâhâ hazretleri; "Hazret-i Seyyid Fehim güzel bir hediye ile geliyor" buyurdu Kısa bir müddet sonra Seyyid Fehim'le birlikte gelen MollaResûl de Seyyid Tâhâ hazretlerinin sohbetine kavuşup, talebelerinden oldu Onun huzûrunda mânevî olgunluğa erişip, zâhirî ilimlerde olduğu gibi, tasavvuf ilminde de yetişti Seyyid Tâhâ hazretleri Molla Resûl'e hilâfet vererek insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmakla vazîfelendirdi

Hocası ve mürşidi Seyyid Tâhâ hazretlerinin huzûruna tekrar dönen Seyyid Fehim, onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu Seyyid Tâhâ hazretlerine olan muhabbet ve bağlılığı sebebiyle onun yattığı odanın dış tarafında pencereye yüzünü döner ve sabahlara kadar ayakta durup, onun güneş gibi nûr saçan feyizlerinden istifâdeye çalışırdı Hattâ bir defâsında bununla yetinmeyip, soğuk bir gecede şiddetli kar yağarken, kapının dışında uzandı Mübârek başını kapının eşiğine koyarak yattı Şiddetli yağan kar, mübârek vücûdunu örttü Fakat muhabbetle yanan kalbi ile kar altında çeşit çeşit feyz ve bereketlere kavuştu Seyyid Tâhâ hazretleri teheccüd namazını kılmak için mescide gitmek üzere kapıyı açtı Ayağını kapıdan dışarı atınca, Seyyid Fehim'in sırtına bastı Seyyid Fehim hemen ayağa kalkıp edeple mürşidinin karşısında durdu Seyyid Tâhâ hazretleri; "Yeter Molla Fehim Benim kanâatime göre bugün ilimde bir ummânsınız Seyyid Şerîf Cürcânî hazretlerinden sonra ilimde seyyidlerin yüzünü siz güldürdünüz Bu ilmi bu kadar yere sermeyiniz" buyurdu Seyyid Fehim hazretleri ise; "Bu ilimden bütün istifâdem, hazretinizin bir nazarıyla olana yetişememiştir Bendeniz menfaatimi arıyorum" diye cevap verdi Bunun üzerine Seyyid Tâhâ hazretleri onu kucakladı, gecenin karanlığında cihânı aydınlatacak mânevî nûrları ihsân etti Elini tutarak berâber mescide gittiler

Seyyid Tâhâ hazretlerinin hizmet ve sohbetinde tasavvuf yolunun en yüksek derecelerine kavuşan Seyyid Fehim "kuddise sirruh" , büyük bir velî oldu Mutlak hilâfetle şereflenme zamânı gelince, üstadı Seyyid Tâhâ onu huzûruna çağırdı ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak, onların dünyâ ve âhirette saâdete, kurtuluşa kavuşmalarına vesîle olmakla vazîfelendirdi Fakat Seyyid Fehim; "Bu bir ağır yüktür Ben bunu kaldıramam Hem de buna lâyık değilim" deyip çekingen davrandı Seyyid Tâhâ hazretleri; "Bu bir emr-i ihtiyârî, isteğe bağlı bir iş değil, emr-i zarûrî olup, mecbûrî iştir" buyurdu Memleketi olan Arvas'a gitmesini emretti Yola çıkacağı zaman tekrar huzûruna çağırdı, kitapların içindeki mektuplarını kendisine göstererek; "Bu ihlâs ve muhabbet sizin değil midir? Neden imtinâ ediyorsunuz Yemin ederim ki sizin hilâfetiniz, Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz tarafından tasdik buyrulmuş ve bütün sâdât-ı kirâm büyükler tasdik buyurmuş, ben de tasdik etmek zorundayım Siz de kabûl etmek mecbûriyetindesiniz" buyurdu

Kanâat, tevekkül, zühd, muhabbet, rızâ ve teslimiyette çok yüksek bir mürşid-i kâmil olan ve; "Seyyid Tâhâ'yı gördüm, tarîkat ve hakîkatin ne olduğunu öğrendim" buyuran Seyyid Fehim hazretleri, hocasının emrine uyarak Arvas'a döndü Arvas Medresesini yeniden îmâr ederek talebelere ilim öğretti Ayrıca, Nakşibendiyye yolunun esaslarını anlatarak insanların saâdetine çalıştı İslâmiyetin emir ve yasaklarından kıl kadar ayrılmaksızın vazîfesine devâm etti Her zaman âfet kabûl ettiği şöhretten kaçındı Arvas Medresesinde en az elli talebeye ders verip Madde-i Kübrâ adlı eseri okuturdu Seyyid Muhammed Emin, Seyyid Abdülhakîm, Halîfe Derviş, Halîfe Ali, Molla Abdülcelîl ve Şeyh Resûl gibi büyükler onun yetiştirdiği âlim ve velîlerdendir Ondan ilim tahsîl edip, mezun olanlar Van ve havâlisinde Reîsü'l-müderrisîn ünvânıyla anıldılar Seyyid Fehim hazretlerinin ilim ve mârifetteki üstünlüğü kısa zamanda her tarafa yayıldı

Seyyid Fehim hazretleri hocası Seyyid Tâhâ hazretlerini, ders talebesi gibi her yıl, Arvas'dan Nehrî'ye gelerek, ziyâret ederdi Vefâtından sonra, yerine geçen birâderi Seyyid Muhammed Sâlih hazretlerini de ziyâret edip, sohbetlerinde bulundu Zîrâ Seyyid Muhammed Sâlih hazretleri Seyyid Fehim hazretlerinin sohbette üstâdıydı

Üstâdının vefâtından sonra daha da tanınan Seyyid Fehim hazretleri, ilim ve fazîlette iyice meşhûr oldu Mısır, Irak, Suriye ve bu havâlide halledilemeyen meseleler ona getirildiÇözülemez gibi görülen müşkil meseleleri hallederdi Onun sohbetinde bulunmak üzere Arvas'a giden kimseler dünyâdan habersiz, nefsin ve şeytanın şerrinden emniyette olup, muhabbet deryasına daldılar Ondan feyz alıp, yüksek derecelere kavuştular Sohbet ve dersleriyle pek çok insanın doğru yola kavuşmasına vesîle oldular Böylece, Doğu Anadolu halkının Sünnî kalmasını, şiîliğin ve mezheb ayrılığının yöreye girmemesini temin ederek, millî birliğe çok hizmet etti Doksanüç Harbinde Ruslara karşı Doğu Bâyezîd Cephesine gidip büyük kahramanlıklar ve muvaffakiyetler gösterdiler

Seyyid Fehim hazretleri hocası Seyyid Tâhâ hazretlerinin vefâtından sonra onun emir ve tavsiyelerine sıkı sıkıya uydu Senede iki defâ Van'a teşrif ederek halka İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı Onların dünyâda ve âhirette saâdete, mutluluğa kavuşmaları için çalıştı Vâz ve sohbetleriyle Van halkının İslâmiyete bağlılığı ve bu husustaki şöhreti arttı "Dünyâda Van, âhirette îmân" sözü insanlar arasında yaygın olarak söylenmeye başlandı Seyyid Fehim hazretlerinin Van'a gelişlerinde büyük bir kalabalık ve izdiham olurdu Zamânın vâlisi, askerî ve mülkî erkânı onu ziyâret ederek, sohbetlerinden istifâde ederler, varsa müşkil meselelerini sorup cevaplarını alırlardı Maddî ve mânevî bütün emirleri yerine getirilir, herkes ona saygı ve hürmette kusur etmezdi Böylece hocası Seyyid Tâhâ'nın seneler önce buyurduğu; "Van'ın fethi Arvâsî hânedânından, ilim ve irfânı ile tanınmış bir zâtın vâsıtasıyla muvakkaten (geçici olarak) mümkündür" sözünün hükmü kerâmet olarak ortaya çıkmıştı



Alıntı Yaparak Cevapla