08-02-2012
|
#4
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Nezahat Onbaşı (İlk İstiklâl Madalyası Bir Çocuğun
İLK HARP HEYECANI
Nezahet Hanım Milli Mücadele'ye katılışının ilk safhalarına ait anılarını Tarih ve Coğrafya Dünyası Mecmuası'na şöyle anlatmış:
"Gelinkondu Köyü'nde kurduğumuz karargah benim için yeni bir hayata başlangıç teşkil etti Artık talim devresini bitirmiş, acemilikten kurtulmuş, muallem bir asker olmuştum Cephelerde sükunet olduğu için çadırda babamın hizmetine bakıyordum Babamın elbiselerini temizliyor, söküklerini dikiyordum
Bir akşam üstüydü Çadırın önünde oturmuş, babamın ceketindeki sökükleri dikiyordum Birden silah çatırdıları duyuldu Bütün bölükler silah başı yaptılar, ileriye keşif kuvvetleri gönderildi Babam da hazırlıklarını bitirerek yanıma geldi:
- Haydi, dedi; benimle gel
-Nereye gidiyoruz?
-Askerlikte sual sorulmaz Verilen emirler yapılır
-İyi ama ben asker miyim?
-Şu dakikadan itibaren askersin
Hiçbir cevap hayatımda bu derece beni sevindirmemişti Demek ki babam beni artık asker olarak kabul ediyordu İçimde sevinç bulutları dalgalana dalgalana hazırlıklarımı bitirdim, bölüklerin toplandıkları yere doğru koştum Silah sesleri hâlâ duyuluyordu
Bölükler emir aldıktan sonra yürüyüş koluna geçtik Birkaç saat sonra, keşif bölüğü döndü Yanlarında çopurlu poturlu ve silahlı bir sürü insan vardı Bunlar çetelermiş Reisleri de Gavur Ali diye anılan biri Biraz evvel silah atanların bunlar olduğu anlaşılmıştı Meğer bu adamlar bir köy civarından geçerlerken hep böyle yaparlarmış Gavur Ali'yi babamın yanına getirdiler Babam sordu:
-Kimsiniz siz? Bu silah sesleri nedir?
-Ben Gavur Ali; biz de sizdeniz Baskın yapmak için cephanemiz kalmadı Bize cephane verin
-Ya duyduğumuz silah sesleri neydi?
-Köy kenarından geçiyordum, bizimkiler aşka geldi
-Ben, keyif için mermi yakanlara cephane vermem Bir tek kurşunun bile bugün için kıymeti vardır
Çeteciler babamın bu sözlerinden memnun olmadılar, homurdana homurdana uzaklaştılar Sonradan öğrendiğime göre bu çetelerin çoğu Milli Mücadelemize hizmet etmişler Fakat bir kısmı da köyleri basıp talan etmişler
ÇERKES ETHEM SİLAH HEDİYE ETTİ
Gelinkondu Köyü'nden şafakla beraber ayrıldık Geyve istikametine doğru ilerliyorduk Ben, atımla babamın yanında gidiyordum
İkinci karargahımızı Geyve Akhisarı'nda kurduk Burada benim için çok mühim yeni bir hadise oldu; bölüklerimizden biri, zararlı faaliyette bulunan çetecilere karşı gönderilmişti Bir haylilerlemiş olan bu bölüğe bir emir götürülmesi gerekiyordu Bu iş için iki atlı hazırlandı Babama beni de bu atlılarla göndermesi için yalvardım, razı oldu
İki atlı ile birlikte karargahtan yel gibi uzaklaştık Tarlalardan geçerken başka bir atlı grubun bize doğru geldiğini gördük Askerlerden biri bu grubu tanıyormuş
-Bursa grubu, diye bağırdı Ben:
-Ne yapacağız şimdi? Diye sordum
-Hiç, dediler; Kuvayı Milliyecidir Bizimle birliktir Bir şey yapmazlar
Atlı grup bize yaklaşınca önlerindeki adam attan indi Doğru bana yürüdü ve atımın yularını tutarak sordu:
-Sen kimsin küçük?
-Nezahet
-Baban kim senin?
Yanımdaki asker cevap verdi:
-Bizim kumandanımız Halit Beyin kızıdır bu
Çete Reisi beni okşadı:
-Sen, dedi; iyi bir asker olacaksın ama birşeyin noksan
Üstüme başıma göz gezdirdim; herşeyim tamamdı
-Benim hiçbir şeyim eksik değil
-İyi düşün bakalım küçük
-Herşeyim tamam benim
-O halde nasıl harp edeceksin?
Silahsız olduğumu ima etmek istediğini anladım
-Bana göre silah yok ki  
Güldü:
-Ben sana silah bulurum
Sonra adamlarından birini çağırdı Ver şu silahını, dedi Adam omuzundan çıkardığı silahı reise verdi O da bu silahı bana uzatarak:
-Al bakalım küçük, dedi; işte şimdi tam asker oldun
Görüştüğüm ve bana silah hediye eden bu çete reisinin Çerkes Ethem olduğunu sonradan öğrendim O zamana kadar hiç böyle küçük silah görmemiştim Meğer bu Yunanlılardan alınmış bir filinta imiş Çok sevinmiştim; aylarca hasretini çektiği oyuncağa kavuşan çocuk gibiydim   
(Nezahet Onbaşı'nın bu silahını daha sonra babası Hafız Halit alır Kendini yaralayabileceği düşüncesiyle mermilerini boşaltır Nezahet onbaşı aylarca sırtında bu filintayla cephelerde gezer )
|
|
|
|