Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı’Dan Cumhuriyet’E Kadınların Eğitimi

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı’Dan Cumhuriyet’E Kadınların Eğitimi




Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınların Eğitimi



Dr Şefika KURNAZ


Osmanlı döneminde kadınlar, sadece sıbyan mekteblerinden yararlanabilmekte, daha fazla bir eğitime ihtiyaç duyulmamaktaydı İdareci ve aydın kesimden kimselerin kızları, ailelerinin desteği ile özel dersler alabilmekteydi


Tanzimat'la birlikte Batı'nın her konudaki etkisi, eğitim alanında da kendini göstermiştir Fransa'nın Duruy Kanunu (1867)'ndan yararlanılarak hazırlanan 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi (1) ile kızlar için öğretmen okulu açılması ve rüşdiye sayısının artırılması kararlaştırılmış, (2) kadınların sağlığı düşünülerek ebe mektebi açılmıştı Devlet eliyle gerçekleştirilen bu düzenlemelerle kadınların kültürel bakımdan geliştirilmesine çalışılmıştır


II Abdülhamid zamanında bu okulların sayısı hızla artırılmıştır Kız Öğretmen Okulu bir tane kalmışsa da, kız rüşdiyelerinin taşraya da götürülmesiyle sayıları üç katına ulaşmıştır Buna ek olarak, kızları üretime katmak amacıyla sanayi mektebi açılması da gerçekleşmiştir


Ancak, Meşrutiyet döneminde, bu okulların kalitesinin çok düşük olduğu tartışılmış ve kalitenin yükseltilmesine çalışılmıştır Meşrutiyet aydınları, kadının eğitimini savunmaktadır Onların tartıştığı konu, bu eğitimin hangi amaçla, nereye kadar ve hangi programla verilmesi gerektiğidir İslâmcılar, ev hanımlarına yönelik, iyi çocuk yetiştirebilecek anneler için liseye kadar eğitime taraftar iken, Batıcılar ve Türkçüler, kadının sosyal hayata girmesini kolaylaştıracak sınırsız bir eğitimden yanadırlar Onlar, kadına yüksek öğrenimin kapılarının da açılmasını savunurlar Bu tartışmalar, konuya hükümetin de sıcak yaklaşması sayesinde olumlu sonuç vermiş, kadınlara yüksek öğrenim yanında birçok alanda eğitim imkânları sağlanmıştır (3)


Osmanlı döneminde kadınların eğitimi alanındaki gelişmeleri, "ilk ve orta dereceli okullar, meslekî eğitim, yüksek öğretim ve kadınların eğitim alanında istihdamı" başlıkları altında inceleyelim


İLK VE ORTA DERECELİ OKULLAR


İbtidaiyeler


Osmanlı devleti, ilk öğretimin önemini çok önceden farketmiş, konu ile ilgili çeşitli yasalar çıkarılmıştır1845, 1847 yıllarında alınan kararlarla sıbyan mektepleri dört yıl olarak belirlenmiş, yetersiz kişilere hocalık yaptırılmaması kararlaştırılmıştı Ancak bu kararlar da, daha sonra alınan 1857, 1863 ve 1864 tarihli kararlar gibi parasızlık va hocasızlık yüzünden uygulanamamıştır


Sıbyan mektepleri konusunda en önemli teşebbüs 1869 tarihli Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi'dir Bu nizamnâmeye göre, sıbyan mekteplerine devam mecburiyeti erkekler için 6-10, kızlar için 7-11 yaşları olarak belirlenmiştir Bir mahalle veya köyde iki sıbyan mektebi varsa bunlardan birisi kızlara ayrılacaktır Yoksa, yeni bir mektep açılıncaya kadar kızlar da erkeklerin gittiği sıbyan mektebine gidecek, fakat erkeklerden ayrı bir sırada oturacaklardır (4)


Nizamnâmeye göre, hoca maaşları dahil olmak üzere okul giderleri, sırasıyla vakıflardan, fitre ve kurban derilerinden; bunlar yeterli değilse, mahalle veya köy halkı tarafından karşılanacaktı (5) Bu uygulama ile okul yönetimi halka verilmekte, bu da, çocuklarını pek okutmak istemeyen veliler üzerinde olumsuz etki yapmaktaydı


İlk öğretim mecburiyeti 1869 Nizamnâmesi'nden sonra ilk defa olarak Kanun-ı Esâsi (1876)'de anayasa maddesi olarak yer almıştır Böylece, kız ve erkek öğrenciler için eşit öğretim hukuken mümkün kılınmıştır (6)


II Abdülhamid devrinde sıbyan mekteplerinin yerini ibtidâi mektepleri almıştır 1906-1907 yıllarına ulaşıldığında, ülke çapındaki okul sayılarına baktığımızda resmi ve özel toplam 4659 erkek ibtidâisi, 349 kız ibtidâisi, 5073 karma ibtidâi olduğunu görmekteyiz (7)


Meşrutiyet dönemine gelindiğinde bu sayı 1913-1914 yıllarına ait istatistiklerde şu şekilde karşımıza çıkmaktadır (8): 4609 erkek, 587 kız, 3977 karma olmak üzere toplam 9173 ibtidâi mektebi


Rakamlara baktığımızda Meşrutiyet döneminde karma ve erkek ibtidâi mekteplerinin sayısında azalma olurken, kız ibtidâilerinde % 50'ye yakın bir artış olduğunu görmekteyiz Bu artışta, Meşrutiyet yönetiminin kızların eğitimine önem vermesi rol oynamıştır Okul sayılarının genel toplamında görülen azalma ise, bazı okulların savaşlarda kaybedilen topraklarda kalması ve savaş sebebiyle bazı okulların kapanmış olması ile açıklanabilir


Okul sayılarında görülen bu artış yanında kalitenin de aynı şekilde arttığını söylemek pek mümkün değildir Sir Fry'ın 1909 tarihli raporuna göre okullar bina, araç-gereç ve öğretmen bakımından çok yetersizdir Öğrencilerin çoğunun ders kitabı bile bulunmamaktadır Öğretmenler kalacak yerden mahrumdurlar (9) Hatta, bir araştırmaya göre bu okulların ancak % 377'si eğitime müsaittir (10)


İbtidâi mekteplerinin bu perişan hali sık sık eleştiri konusu olmuştur Kadınların eğitiminde kalitenin ve sayının yükseltilebilmesi için yüksek okullar açılmazdan önce ibtidâi mekteplerinin durumunun düzeltilmesine ihtiyaç olduğu belirtilmiştir (11)


Daha önce olduğu gibi Meşrutiyet döneminde de özel ibtidâi mekteplerine izin verilmekteydi Bunun için, kurallara uymak ve vergisini vermek, Maarif Nizamnâmesi'nin özel mekteplerle ilgili 129 maddesine uyulması gerekmekteydi (12)


Rüşdiyeler


Kızlara orta öğretim imkânı ilk kez Tanzimat döneminde sağlanmıştır İlk kız rüşdiyesi 6 Ocak 1859 tarihinde İstanbul'un Sultan Ahmet semtinde açılmıştır (13)


1869 Nizamnâmesi kız rüşdiyeleri ile ilgili olarak bazı esaslar getirmiştir Buna göre büyük şehirlerde hane sayısının 500'ü aşması halinde, dinî nüfus göz önüne alınarak, müslüman veya hıristiyan rüşdiyeleri açılabilecektir Öğretmenler kadın olacak, öğretmen açığı olduğu takdirde yaşlı ve bilgili erkek hocalardan yararlanılabilecektir (14)


Kız rüşdiyelerinin İstanbul dışına götürülmesi kararlaştırılmışsa da, bu uygulama II Abdülhamid devrine kadar gerçekleştirilememiştir (15)


Kız okullarının ders programlarında din bilgisi, ahlâk, nâfi'a bilgisi, osmanlıca, hesap, sülüs ve rık'a, arapça, farsça, imlâ, tarih, coğrafya, hıyâtet (terzilik) ve nakış gibi dersler bulunmaktaydı


İlk kız rüşdiyesinin açıldığı 1859 tarihinde İstanbul'da 13 erkek rüşdiyesi vardı İlk erkek rüşdiyesi 1874'de, yani 12 yıl önce açılmıştı Erkek rüşdiyelerindeki öğretmen sayısı 1-6 arasında değişirken, ilk açılan kız rüşdiyesinin öğretim kadrosunda 2'si erkek, 1'i nakış hocası hanım olmak üzere toplam 3 öğretmen bulunmaktaydı (16)


Kız rüşdiyelerinde kadınların yöneticilik yaptıklarına dair ilk kayıt 1871-72 tarihlerine aittir Bu tarihte Fatma Hanım'ın Beşiktaş İnas Rüşdiye Mektebi'nin müdiresi olduğunu görmekteyiz (17)


Kız rüşdiyelerinde nakış dersi dışındaki derslere giren hanım hocalara ilk kez 1873 tarihinde rastlamaktayız (18) Dârülmuallimât'ın ilk mezunları olan bu hanımlar, aynı zamanda eğitim tarihimizde resmî okuldan yetişerek görev alan ilk hanım öğretmenlerdir 1893-1908 tarihleri arasında ise, kız rüşdiyelerinde hiç erkek öğretmen bulunmadığı görülmektedir (19)


İstanbul dışındaki şehirlerde kız rüşdiyeleri açıldığına dair elimizde bulunan en eski bilgi 1883-1884 tarihlerine aittir (20) Bu tarihte Selanik, Bursa, Kastamonu ve Beyrut'ta kız rüşdiyeleri bulunmaktadır Aynı yıllarda İstanbul dışındaki vilayetlerde toplam 385 erkek rüşdiyesinin olması, aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu göstermektedir 1887-1888 yılında 11'i İstanbul'da, 20'si diğer şehirlerde olmak üzere toplam 31 kız rüşdiyesi vardı Erkek rüşdiye sayısı ise, 20'si İstanbul'da olmak üzere toplam 435 idi (21)


Hemen Meşrutiyet öncesinde, 1906-1907 yıllarında, resmî ve özel kız ve erkek rüşdiyelerinin sayılarında şöyle bir tablo bulunmaktaydı (22): İstanbul'da 16 kız, 25 erkek, 16 karma; İstanbul dışında 69 kız, 380 erkek ve 9 karma rüşdiye


Bu bilgilere bakıldığında, 25 karma rüşdiyenin (Erzurum'da bulunan 1'inin dışında) tamamının özel rüşdiyeler olduğu görülmektedir Bu da, bize karma eğitim konusunda halkın devletten önde gittiğini düşündürmektedir


Rüşdiye sayısının artışında II Abdülhamid dönemi eğitim politikasının rolünü ihmal etmemek gerekir Bu döneme gelinceye kadar, İstanbul'da sadece 9 kız rüşdiyesi varken, II Abdülhamid'in 33 yıllık yönetiminde bu sayı 76 yeni okul açılarak 85'e yükseltilmiştir


Bu gelişmeleri değerlendirirken, Tanzimat döneminde açılmış bulunan Dârülmuallimât'ın olumlu katkısını da göz önünde bulundurmalıdır Bu okulun mezunları sayesinde hanım öğretmenlerin sayısı artmış, buna paralel olarak kız rüşdiyelerindeki öğrenci sayısında da artışlar meydana gelmiştir Kız rüşdiyelerine gösterilen bu talep, yeni okulların açılmasında da etkili olmuştur


Meşrutiyet dönemi için, inas rüşdiyelerinin tarihî gelişimi konusunda, devlet kayıtlarında yeterli bilgi bulunmamaktadır Yalnız, 1918 yılında ülkede toplam 116 inas rüşdiyesi olduğunu bilmekteyiz (23) 1906-1907 yıllarında toplam 85 kız rüşdiyesi bulunduğuna göre, bu dönemde 31 yeni okul açılmıştır Bunların ne kadarının devlet desteği ile, ne kadarının halk desteği ile açıldığına dair bilgiye sahip değiliz Ancak, bunlardan bazılarının halk desteği ile açıldığını düşündüren bilgi kırıntıları bulunmaktadır Meselâ, İzmir Karşıyaka halkı mahallelerinde açılacak inas rüşdiyesi için belli bir parayı karşılamayı taahhüt ederek, geri kalanın hükümetçe karşılanmasını talep etmiştir (24)


İnas rüşdiyelerinin eleştirilen bir yönü ders programları idi Edhem Nejad, kız ve erkek rüşdiyelerinin ders programlarının aynı olmasından şikayetçidir Ona göre, bir kızın yabancı dil bilmesi, iyi tablo yapması, müzikten, matematikten anlaması çok gerekli değildir Bu okullarda yetişen kızlar çocuğun eğitimi, beslenmesi ve ihtiyaçlarını iyi bilmeli, eşini memnun edebilmeli, devlete iyi evlat yetiştirebilmeliydi Oysa bu okullarda verilen bilgiler, mezun olan kızların hayatlarında işlerine yaramamaktadır Ailede bu bilgiler kullanılamamaktadır Kızlar, yine ailelerinden gördükleri gibi, geleneksel yöntemlerle annelik ve zevcelik yapmaktadır Maarif, bu durumun düzeltilmesi için tedbir almalı, kız rüşdiyelerine şu dersleri koymalıdır: Din bilgisi, osmanlıca, çocuk büyütme ve terbiyesi, sağlık bilgisi, ev idaresi, yemek pişirme, beden eğitimi, hesap, tarih, coğrafya, tıp bilgisi, resim, dikiş dikme ve tamir etme ve yamama, nakış, ütü yapma, -taşra kızları veya belki İstanbul kızları için de - bahçıvanlık ve ziraat işleri


Edhem Nejat, kız rüşdiyelerinin kısaca iyi bir anne, eş ve ev kadını yetiştirmeyi amaç olarak seçmesinden yanadır Mevcut programların, mezun kızların hayatta işlerine yarayacak şekilde değiştirilmesini istemektedir Hatta, bunun için, inas rüşdiyelerine öğretmen yetiştiren dârülmuallimâtın programlarının da yeniden düzenlenmesi gereğini dile getirmektedir (25)


İdâdiler


Kızlar için ilk idâdi II Abdülhamid döneminde Münif Paşa'nın nâzırlığı sırasında 13 Mart 1880'de açılmıştır (26) Bu okul, kızlara lise seviyesinde eğitim verme teşebbüsünün ilk örneği olması bakımından önemlidir 1323-24 (1906-7) Maarif İstatistiği'nde, Manastır'da 1 özel kız idâdisi, İstanbul'da karma eğitim veren 3 özel idâdi bulunmaktadır (27) Bu da bize, kızların II Abdülhamid döneminde idâdi öğrenimine devam ettiklerini göstermektedir Ancak, bu sayı çok yetersizdir Aynı yıllarda ülkede gayri müslimlerin 12, yabancıların17 kız idâdisi vardır (28)


Meşrutiyet dönemine gelindiğinde ülkede hâlâ resmî bir kız idâdisi yoktur Bu konuda ilk teklif Meclis-i Mebusan reisi Ahmed Rıza Bey'den gelir II Abdülhamid, bu teklifi uygun bularak Kandilli'deki Âdile Sultan Sarayı'nı bu okul için bağışlar Okulda ingiliz eğitimi uygulanacak, yatılı ve gündüzlü olmak üzere iki bölümden oluşacak, öğretmen ve mubassır kadrosu Avrupa'dan getirtilecekti (29)


Ahmet Rıza Bey, kız idâdisine yardım kampanyası için şunları söylemektedir: "Şimdiye kadar hiç kimseden para istemedim, almadım Lakin, bu mektep için herkesten para isteyeceğim" (30)


Ahmet Rıza Bey'in bu gayreti, saray yanında din ulemâsı tarafından da desteklenmektedir Manastırlı İsmail Hakkı ve Nasuhizâde Mustafa Âsım Efendiler bunlar arasında sayılabilir Yardımlar Osmanlı Bankası aracılığıyla toplanmaktadır (31) Bu iş için 1910 temmuzunda Mekteb-i Sultanî-i İnas Cemiyet-i Hayriyyesi adında bir cemiyet bile kurulmuştur 150 öğrencinin alınacağı belirtilen okula hânedandan bir hanımın da kaydı yapılmıştır (32) Ancak, maalesef bir sonuç alınamamıştır (33)


Maarif Nezareti'nin okul açılması için piyangolar tertibine izin vermesine rağmen (34), yine de sonuç alınamayınca işe devlet el attı 1911 yılında Aksaray'da İstanbul İnas İdâdisi adıyla bir okul açıldı(35) Okul 1913 yılında İstanbul İnas Sultanîsi'ne dönüştürüldü (36) Okulun öğrenim süresi 5 yılı ibtidâi, 5 yılı tâli sınıflar olmak üzere toplam 10 yıl idi Ders süreleri ibtidâi bölümünde 40, diğer sınıflarda 60 dakika olarak belirlenmişti Okulda şu dersler okutulmaktaydı: Kuran-ı Kerim, din bilgisi, ahlâk ve medeniyet bilgisi, osmanlıca, ecnebi lisanı, hesap, hendese, cebir, tabii bilgiler, sağlık bilgisi, kimya, coğrafya, tarih, kozmografya, el işi, resim, hat, müzik, beden eğitimi, ev idaresi, çocuk terbiyesi, beyaz işleri, ipek işleri, dikiş, biçki, yemek pişirme (37)


İdâdinin ders programına bakıldığında, Edhem Nejad'ın kız rüşdiyeleri için teklif ettiği programın bir bakıma burada uygulandığını söyleyebiliriz Programda liseli kızların fen, sosyal, matematik dersleri yanında, hayatta kullanabilecekleri dikiş, nakış, yemek, sağlık ve çocuk eğitimi bilgileriyle de donatıldıkları görülmektedir Beden ve ruh sağlığı da ihmal edilmemiş, beden eğitimi ve müzik derslerine de yer verilmiştir


Okulun ders programı erkek sultanîlerine göre daha hafiftir Bu yıllarda kızlar için yüksek öğrenim bulunmadığından, böyle bir program yeterli görülmekteydi Kızların yüksek öğrenime girmelerinden sonra bu programın yetersizliği daha iyi farkedilecektir (38)


1914 yılında Büyükada'da yeni bir inas sultanîsi açılmak istendiyse de bir sonuç alınamamıştır (39) Bu yıla kadar yeni kız idâdileri açmak için dört teşebbüs yapılmış, bunlardan ancak 2'si gerçekleştirilebilmiştir Bu sayı, sonraki yıllarda açılan Erenköy, Çamlıca ve Kandilli kız idâdileriyle birlikte 5'e yükselecektir (40) Kız idâdilerin sayıca yetersiz olmasına karşılık, bunların bir kısmının kız sanayi mektebine dönüştürülmesinin teklif edilmesi dikkat çekicidir (41)


Kız idâdileri bu dönemde İstanbul dışındaki şehirlere götürülememiştir Bu uygulama, ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilebilecektir

Alıntı Yaparak Cevapla