|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı’Dan Cumhuriyet’E Kadınların Eğitimi
Kız Öğretmen Okulu (Dârülmuallimât)
Türk eğitim tarihinde kadınlarla ilgili en önemli gelişmelerden biri de dârülmuallimâtın açılmasıdır Bu okulun açılmasıyla, kadınların eğitim imkânları genişlemiş, yeni bir çalışma ortamı hazırlanmıştır
Böyle bir okula ihtiyaç bulunduğu, 1869 Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi'nde belirtilmişti Ancak, okulun açılışı 26 Nisan 1870'de gerçekleştirilebilmiştir Okulun amacı, kız okullarına öğretmen yetiştirmekti (64)
Okul, sıbyan ve rüşdiye şubesi olarak ikiye ayrılacak, bu şubeler de müslim ve gayri müslim olarak bölünecekti Sıbyan şubesinin öğrenim süresi 2, rüşdiyeninki ise 3 yıl olacaktı (65) 1893'deki bir düzenleme ile okula 6 yıllık bir "ihtiyat kısmı" getirilmiştir Bu kısım, kız rüşdiyeleri düzeyinde olup, dârülmuallimâta öğrenci yetiştirmektedir Buradan veya kız rüşdiyelerinden mezun olanlar dârülmuallimâta sınavsız alınmaktaydı (66) Diploması olmayanlar ise sınava alınıyor, başarı durumlarına göre sıbyan veya rüşdiye şubelerine ayrılıyorlardı Mezun olan sıbyan mektebi hocaları, yeni bir sınavla rüşdiye şubesine devam edebiliyorlardı (67) İhtiyacı olanlara, mezuniyet sonrası en az 5 yıllık mecburi hizmet karşılığı günümüzdeki öğrenci kredisine benzer bir maaş bağlanıyordu Hizmet yapmayanlardan bu ücret geri alınıyordu (68)
Okulun programında şu dersler bulunmaktaydı: Ulûm-ı diniyye, kırâat-ı Türkiyye, Arabî, Farisî, lisan-ı Osmanî ve imlâ, inşâ-yı Türkî, kavâid ve imlâ, imlâ ve inşâ, resim, sülüs, rık'a, dikiş, makina, nakış, coğrafya, tarih-i Osmanî, hesap
Bu dersler arasında "eğitim" dersinin olmayışı dikkat çekicidir Bu ders 1879'da konmuş ve hocalığına da Aristokli Efendi getirilmişti Ancak, ders bir yıl sonra kaldırıldı ve 1891'de tekrar konuldu (69) Bu konuda Ayşe Sıdıka Hanım'ın katkısını belirtmek gerekir O, Maarif Nezâreti'ne dersin önemini belirten bir rapor sunmuş, görüşleri uygun bulunarak bu dersin hocalığına atanmıştır (70)
Maarif Nezâreti'nin dârülmuallimâta öğrenci alımı için açtığı ilk sınava katılan 32 öğrencinin hepsi de başarılı bulunmuştur (71) Bunlardan 20'si 1872-73 ders yılında mezun olmuştur (72)
Dârülmuallimât açılırken, öğretmenlerinin hanım olması istenmişse de, ilk yıllarda bu husus öğretmen yokluğundan dolayı tam olarak gerçekleştirilememiştir Başlangıçta yalnızca dikiş ve nakış derslerine hanım hocalar girmekteydi, bunların hemen hemen yarısı gayri müslimdi 1872-1882 yılları arasında bu durum böyle devam etmiştir Dârülmuallimâtın yetiştirdiği öğretmenler, zamanla kendi okullarında görev almaya başlayınca, erkek hocalar yanında gayri müslim hanım hocaların da sayısında azalma olmuştur 1882 yılında itibaren hanım hocalar sayıca erkek hocaları geçmiştir 1893'ten sonra ise erkek hoca sayısı yok denecek kadar (1-2 civarında) azalmıştır (73)
Dârülmuallimâtta bir kadının yönetici olarak görev alması ilk kez 1881 yılında olmuştur Bu tarihte, Refika Hanım bir erkek müdür yanında müdire olarak görev almıştır (74)
İlk dârülmuallimîn 1848'de İstanbul'da açılmış ve 1909'da sayıları taşradakilerle birlikte 29'a ulaşmıştır Dârülmuallimât ise, ancak 1870'de açılabilmiş ve Tanzimat dönemi süresince de tek bir okul olarak kalmıştır (75) Aslında bu iki okulun ders programları arasında da fazla bir fark yoktur (76)
Meşrutiyetin ilânından sonra dârülmuallimâtın kalitesini yükseltmek için bazı teşebbüslerde bulunuldu İlk önce aksaklıklar belirlenmeye çalışıldı İngiliz Sir Fry'e okullar hakkında genel bir rapor hazırlatıldı Onun tesbitlerine göre okullarda öğretmenler çok yetersizdi İlgi çekemiyorlardı Bu aksaklığın giderilebilmesi için Avrupa'dan 5 yıllığına öğretmen getirilmeli, bunların diğer öğretmenlere örnek olması sağlanmalıydı Öğretmenler bir yandan eğitim görürken, bir yandan da ders vererek pratik kazanmalıydı Bu konuda eğitim uzmanları da onlara yardımcı olmalıydı
Sir Fry'in dârülmuallimât için teklifleri şunlardı: 1 Dârüluallimâta İngiltere, Amerika, İskandinavya veya İsviçre ülkelerinden bir müdire konmalıdır 2 Müdire Türkçe bilmiyorsa, yanına onun işine karışmayacak bir Türk müdire konmalıdır 3 Öğrencilerin sıhhî, ahlâkî ve ilmî eğitimlerinin sürekliğini sağlamak için okul yatılı olmalıdır 4 Okul gerekli malzeme ile donatılmalı, etrafında geniş bahçesi bulunmalıdır 5 Okulun yanında, öğrencilerin uygulama yaparak tecrübe kazanabileceği bir de ibtidâi mektebi bulunmalıdır
Dârülmuallimât "ileride aşı alınabilecek en mühim bir ağaç" olduğundan, onun için hiçbir fedâkârlıktan kaçınılmamalıdır Ülkede, yurt dışında eğitim görmüş öğretmen varsa, onlardan da yararlanmalıdır Okulda müdürün başkanlığında bir teftiş heyeti seçilmelidir Heyetteki öğretmenlerin yabancı okul mezunlarından olması tercih edilmelidir Bunlar, Avrupa ülkelerindeki eğitimi sürekli takip etmelidir Okul müdürü, her yıl öğretmenleri teftiş etmelidir
Dârülmuallimâtın binası yetersiz olduğu için, uygun şekilde yeniden inşa edilmelidir (77)
Bu tekliflerden, Sir Fry'in tamamiyle Avrupa tarzında bir öğretmen okulu modeli sunduğu anlaşılmaktadır
Bu arada, Türk aydınlarının da konuyla ilgili görüşler ileri sürdüklerini biliyoruz Edhem Nejad'a göre, dârülmuallimâta kız rüşdiyesi mezunları alınmalı, öğrenim süresi 3 yıl olmalı, programa şu dersler de eklenmelidir: Âdâb-ı muâşeret, hıfzısıhha ve çocuk büyütme, ev idaresi, ev ve çiftlik hesaplarını tutma, bahçıvanlık, tavukçuluk, sütçülük, arıcılık, dokuma, konserve, biçki, dikiş, ütü, hâne tanzimi ve tasnifi Derslerin isimlerinden de anlaşılacağı gibi, o, kız öğretmen okulunda tamamen pratik hayata yönelik bir program uygulanmasından yanadır Bu sebeble, kız ve erkek öğretmen okullarında aynı programın uygulanmasını doğru bulmaz Bu uygulama ile kızların aile hayatına yararlı olamayan "süslü bir hanım" olarak yetiştirildiğinden yakınır
Edhem Nejad'a göre, ayrıca ülkede ana okullarına ağırlık verilmeli, buralara öğretmen yetiştirmek için Ana Okulları Dârülmuallimâtı açılmalıdır Bu okula rüşdiye mezunları alınmalı, 2-3 dönemlik bir sürede, mutlaka bir Avrupa ülkesinin yardımı ile mükemmel eğitim verilmelidir (78)
Edhem Nejad, dârülmuallimâtın merkez vilayetlere yaygınlaştırılmasının gereğine dikkati çekerek, bunun inas rüşdiyelerine iki yıl ilavesiyle gerçekleştirilebileceğini belirtir (79)
Ferid Vecdi de, dârülmullimâtın vilayet merkezlerine yaygınlaştırılması gerektiğine inanlardandır O da, rüşdiye mezunlarının 2 yıl okuduktan sonra öğretmen yapılabileceğini belirtir Dârülmuallimâtlara da sonra 7 yıllık kız okulu mezunları alınmalı, 3 yıl daha eğitimden sonra diploma verilmelidir (80)
Türk aydınları bir yandan bu görüşleri dile getirirken, 1909'da herhalde Sir Fry'in raporu dikkate alınarak dârülmuallimâtta bir düzenlemeye gidildi Ancak, bu uzun sürmedi Kısa bir süre sonra, okul yine kimsenin ilgilenmediği bir öğretim kurumu haline geldi 1910-11 öğretim yılında okulda 90 kişilik öğrenci mevcudu ile vasat bir eğitim yapılmaktaydı
Dârülmuallimât mezunları taşraya gitmek istemiyorlardı Bazıları evleniyor, öğretmenlik bile yapmıyordu Emrullah Efendi, yetişen hanım öğretmenleri bakanlığın tam kontrolüne almak için yatılı bir okul açmaya karar verdi Bu okula taşradan kızlar getirilecek, öğretimleri bitince taşraya gönderilecekti (81)
Emrullah Efendi, taşradaki maarif idarelerine emirler yazarak bu okul için kız öğrenci istedi Öğrenciler gelince de uygulamadan vazgeçildi Gazeteler, yatılı okul açıldığını ilân ettilerse de açılmadı Taşradan gelen 60-70 kız öğrenci Yatılı Kız Sanayi Mektebi'ne yerleştirilmek istendi, ama okulda oda bulunamadı Sonra okula yakın olarak Fatih Çarşamba'daki Saip Paşa Konağı kiralanarak oraya yerleştirildiler Kızlar, Kız Sanayi Mektebi'nin derslerine devam ettiler (82)
Dârülmuallimât daha sonra Çapa'daki Derviş Paşa Konağı'na taşınmış, sonradan Çarşamba Saip Paşa Konağı'ndaki Yatılı Kız Sanayi Mektebi kaldırılarak, dârülmuallimâtla birleştirilmiş, öğretmen ve öğrencileri karıştırılmıştır 1914'de İsmail Mahir Efendi'nin müdürlüğü zamanında okula bir de uygulama okulu eklenmiş, sürekli olarak pedagojik konferanslar verilmeye başlanmıştır
Yatılı dârülmuallimât kurulunca, Maarif Nezâreti 7 maddelik bir kararnâme yayınlamıştır Buna göre, okulda müdire okulun dış işleriyle, muâvine ise iç idare işleriyle ilgilenecektir Eğitim öğretim işlerinden müdire sorumlu olacaktır Okula görevlilerden başka kimse girmeyecek, öğretmenler de sadece ders vermek için girebileceklerdir Derse girip çıkarken kendilerine bir mubassır eşlik edecektir Sadecemüfettişlerin okula girişi serbest olacaktır (83)
Bu oldukça katı görünen kararların alınması Meşrutiyet döneminin temel fikirlerine ters düşüyorsa da, bu hususun, öğrencilerin bütün sorumluluğunun idareciler üzerinde olmasından kaynaklandığı düşünülebilir Diğer yandan, ülkede taassubun çok güçlü olması, idareciler üzerinde bir baskı yaratıyordu Çıkabilecek dedikodular, mevcut öğrencilerin de okuldan alınmalarına yol açabilirdi Öğrencilerin kıyafetleri bile tartışma konusu olabiliyordu Meselâ, kızların yüzleri açık olarak çalışmaları Araplar arasında tepkiye yol açmıştı(84)
1913 yılında yayınlanan bir nizamnâme ile öğretim süresi dârüluallimînde 4, dârülmuallimâtta 5 yıla çıkarıldı, ders sayıları artırıldı (85)
Dârülmuallimâttaki öğrenci sayısında zamanla artış olmuştur 1914'te 186'sı yatılı 253 öğrenci ve 33 öğretmen varken (86), bu öğrenci sayısı 1916-17'de 803'e ve bir yıl sonra da 1005'e ulaşmıştır (87) 1919 yılında İzmir, Ankara, Konya, Atina, Edirne, Eskişehir, Beyrut, Halep ve Bursa'da bulunan yatılı ve gündüzleri darülmuallimâtlardakilerle birlikte 6000 civarında öğrenci bulunmaktaydı (88)
Dârülmuallimâtla ilgili önemli bir gelişme, bu okula öğretmen yetiştirmek üzere 1913 yılında bir dârülmuallimât-ı âliye açılmasıdır (89) Bu okulda aynı zamanda idâdi ve sultanîlere de hanım öğretmen yetiştirilecekti Ayrıca, beden eğitimi öğretmeni yetiştirmek üzere dârülmuallimât çıkışlı 30 kişiye eğitim verilmekteydi (90)
Dârülmuallimât-ı âliyede 1913 yılında 58, 1914'te 40 öğrenci bulunmaktaydı (91) Bu okul aynı zamanda Dârülfünûnun bir başka öğrenci kaynağı durumundaydı Ancak, mütareke döneminde kapanmıştır (92)
1914 yılında dârülmuallimât bünyesinde bir de Ana Muallime Mektebi açılmıştır Okul 23 öğrenci ile öğretime başlamıştır (93) Böylece Edhem Nejad'ın fikirleri gerçekleşmiş oldu Ancak, öğretmenlerin Ermeni olması sebebiyle, okul Ermeni etkisinde kalmıştır Avrupa'da terkedilen yöntemler uygulanmasına rağmen, bizde olumlu karşılanmıştır (94)
Dârülmuallimât, II Meşrutiyet'e kadar öğrencilere burs veren gündüzlü bir okuldu Sıbyan ve rüşdiye mekteblerinden başka, bunların dengi kız meslek okullarına da öğretmen yetiştirmekteydi Burs almadan mezun olan öğrenciler öğretmenlik yapmasalar bile, aydın kadınların sayısının artmasına katkı sağlamaktaydı Dârülfünûn açılıncaya kadar, kızlar için en yüksek öğretim kurumu dârülmuallimât idi (95) Buradan mezun olan hanımlar, devletin ilk kadın memurları olma bahtiyarlığına ermişlerdir (96) Diğer yandan dârülmuallimât sayesinde ülkedeki kadın öğretmen sayısı artmış, buna paralel olarak rüşdiyelerdeki kız öğrenci sayısında da artış olmuştur Mezun olanlar resmen atandığından, bu gelişmeler, devletin kadının çalışmasını kendiliğinden tasvibi sonucunu doğurmuştur Tanzimat dönemi için geçerli olan bu gelişme, Meşrutiyet döneminde hükümetin kadının sosyal hayata çekilmesi politikası için bir başlangıç olmuştur
Bütün bu gayretlere rağmen, dârülmuallimât istenilen düzeye getirilip yaygınlaştırılamamıştır Sayı açısından bakıldığında, Meşrutiyet döneminde İstanbul dışındaki merkez vilayetlerde 10 kadar okul açılabildiği görülür Bu sayının yeterli olmadığı açıktır Diğer yandan bu okulların eğitim düzeyi de düşük kalmıştır Niyazi Berkes'e göre, bu okullar ilk öğretim ile yüksek öğretim arasında köprü görevi göremeyen "ara okullar" olarak kalmıştır (97) Nezihe Muhiddin de, Abdühamid döneminde bu okula yazıldığını, fakat seviye düşüklüğü ve disiplinsizlik yüzünden dayanamayıp 6 ay sonra ayrıldığını belirtmektedir (98)
Dârülmuallimât mezunlarının, okuldaki eğitim düzeyinin düşüklüğü sebebiyle işlerini hakkıyla yapamadıkları hep şikayet konusu olmuştur Bu okullarda ibtidâi ve rüşdiye mezunlarının bile öğretmenlik yaptığının okulun mezunları tarafından dile getirilmesi bu şikayetleri doğrulamaktadır (99) Aydın Meclis-i Umûmisi'nin İzmir'de bir dârülmuallimât açılması kararı alması üzerine, yeni okullar açmak yerine mevcut okulların düzeyinin yükseltilmesi konusu yeniden gündeme getirilmiştir (100)
|