Yalnız Mesajı Göster

Deyimler Sözlüğü-P-

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Deyimler Sözlüğü-P-



Kaynak:Türkceciler Deyimler Sözlüğü
eyimler Sözlüğü-P-[/url]
Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek değer ve itibarını kaybetmek"Yeni bir elektrikçi aldılar desene Murat`ın pabucu dama atıldı"
Pabucunu ters giydirmek: Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak bu telâşla kaçmasına sebep olmak"El oğlu bu adama pabucunu ters giydirir tetikte olmalı insan"
Pabuç bırakmamak: Yılmamak korkmayıp yapacağından vazgeçmemek"Ben öyle olur olmaz insanlara pabuç bırakmam"
Pabuç pahalı: Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır"Baktı ki pabuç pahalı hemen geri döndü"
Paçaları sıvamak: Bir işi yapmak için hazırlanmak"Bir an önce paçaları sıvayıp işe başlamak istiyordu"
Paçası düşük: Giyimine kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen sünepe
Paçayı kaptırmak: 1 Yakalanmak ele geçmek 2 Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak 3 Dilediği gibi davranamamak"Paçayı kaptırdık bir kere yakamızı kurtaramıyoruz"
Paçavrasını çıkarmak: Çok hırpalamak sağlam yerini koymamak işe yaramaz bir duruma getirmek"Beş kişiydiler adamın paçavrasını çıkardılar"
Paçayı kurtarmak: Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak"Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık"
Paha biçilmez: Çok pahalı kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek"Paha biçilemez tablolar sergilenmişti"
Pahalıya mal olmak: Kolay elde edilememek; para özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak"Bu ev size pahalıya mal olsa gerek"
Palas pandıras: Acele olarak hazırlanmaya zaman bulamadan"Palas pandıras evden çıkmak zorunda kaldık"
Palavra atmak: Abartarak söylemek yalan söylemek olmayacak şeylerden söz etmek
Paldır küldür: 1 Büyük bir gürültü ile 2 Ansızın ve kurallara uymaksızın"Paldır küldür merdivenlerden inmeye başladılar"
Pamuk ipliği ile bağlamak: Etkisi az sürecek köksüz geçici bir çözüm yolu bulmak
Paniğe kapılmak: Çok korkmak telâşa sürüklenmek"Çocuklar paniğe kapılacaklar diye endişeleniyorum"
Papara yemek: Çok azarlanmak"Çabuk olun annemden papara yemek istemiyorum"
Para babası: Çok zengin parası bol olan
Para canlısı: Parayı çok seven paraya düşkün
Para çekmek: 1 Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak 2 Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak
Para dökmek: Bir şey için çok para harcamak"Düğün için az para dökmedi"
Para etmemek: 1 İşe yaramamak etkili olmamak 2 Değeri pahasına satılamamak"Bu malların para edeceğini sanmıyorum"
Parasını sokağa atmak: Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek
Para kesmek: 1 Çok para kazanmak 2 Devletin çok para basması"Bizim büfe âdeta para kesiyor"
Para sızdırmak: Kandırarak zorlayarak birinden para almak"Kabadayılar esnaftan az para sızdırmadılar"
Para tutmak: 1 Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek 2 Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak"Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz?"
Paraya çevirmek: Bir malı verip yerine para almak"Gidin şu dolapları paraya çevirin de gelin"
Paraya kıymak: Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak
Paraya para dememek: 1 Çok para kazanmak 2 Bol para harcamak 3 Elde olan parayı az bulmak
Para yapmak: Para kazanıp biriktirmek"Gurbete para yapmaya gitti"
Para yedirmek: İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek"O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler"
Para yemek: 1 Çok para harcamak 2 Rüşvet yemek görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak"İnsanlar artık açıktan para yiyorlar"
Parmağı ağzında kalmak: Çok şaşırmak hayrete düşmek
Parmağına dolamak: Bir konuyu her fırsatta her yerde ele alıp konuşmak o konu ile uğraşmak
Parmağında oynatmak: Birine her istediğini yaptırmak onu kukla gibi kullanmak"Beni parmağında oynatamayacaksın alçak herif"
Parmağını bile oynatmamak: Hiç tepki göstermemek kayıtsız kalmak"Beni dövdüler ama o parmağını bile oynatmadı"
Parmak basmak: 1 Bir nokta üzerine dikkati ya da ilgiyi çekmek 2 İmza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak
Parmak hesabı: 1 Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap 2 Hece vezni"Bizim bakkal hâlâ parmak hesabı yapıyor"
Parmak ısırmak: Büyük şaşkınlık duymak hayrete düşmek"Yaptığım tatlıyı görünce parmaklarını ısıracaklar"
Parmak kadar (çocuk): Yaşça çok küçük pek küçük (çocuk)"Parmak kadar çocukla iş yapılır mı?"
Parmak kaldırmak: 1 Olumlu oy vermek için el kaldırmak 2 Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak"Parmak kaldırarak söz istemeyi öğrenin artık!"
Parmakla gösterilmek: 1 Bir şey az bulunmak 2 Seçkin ünlü olmak"O çevresinde parmakla gösterilen bir adamdı"
Parmaklarını yemek: Bir yemeğin çok lezzetli olduğunu anlatmak için kullanılır"Böreği değil parmaklarımızı yedik âdeta"


Alıntı Yaparak Cevapla