Konu
:
Tarihten Nükteler
Yalnız Mesajı Göster
Tarihten Nükteler
08-02-2012
#
7
Prof. Dr. Sinsi
Tarihten Nükteler
BİR HOCANIN SORUŞU BAŞKA OLUR
Osmanlı zamanında, Diyarbakır köylerinden bir delikanlıyı ailesi okusun adam olsun niyetiyle İstanbul’a tahsile yollamış
Delikanlı, o zamanki adı
Mekteb-i Kuzat
olan Hukuk fakültesine girmiş ve oradan mezun olmuş
Köyüne dönecek, tek vasıta var; at veya eşşek
Bir eşek satın alıp yola koyulmuş
Günlerce yol aldıktan sonra bir gün iyice yorulunca bir ağacın gölgesine sığınmış
Birkaç saat uykudan sonra bakmış ki, hayvanı yok
Derken karşıdan bir çoban çıkagelmiş
Çobandan hayvanı soracak ama şu kadar tahsilden, terbiyeden sonra “hemşerim, eşeğimi şu ağaca bağlamıştım
Ben uyurken yularını çözüp kaçmış, onu gördün mü?” diye soramaz ya
Kendine yakışır bir dille başlamış derdini anlatmaya “
şu karşıda görünen enacir
(incir)
ağacının zil-i kebirine
(büyük gölgeliğine)
kayd-u bent eylediğim
(bağladığım)
dabbe
(hayvan),
nevmim galebe edip hâbe erdikte
(uykuya dalınca)
cezmü bağın çözüp hâl-i firarı irtikap eylemiştir
(ipinden kurtulup kaçmıştır)
Hangi bende azimet eylediğinin lütfen ihbarı
(hangi tarafa gittiğini lütfen bildiriniz)
Zavallı çoban hiçbir şey anlamamış, Arapça dua zannetmiş ve; “
Hudeşte râzı be beyim
Duavi pür bâşa
Serinim bine figi
”(Beyim Allah razı olsun
Duan çok iyidir
Başıma üfür) demiş
Kaynak
:
Kirazlıdere Tutukevi Penceresinden 12 Eylül-Recai Kutan-Kaşif Yayınları-Ankara
Salih Okur(cevaplar
org)
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul