|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mahalli Ve Manevi Heyecan Kirkpinar (Halil Delice)
Güçlüyken adil olmak
3 Temmuz Perşembe günü Trakya Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyumda,
“Türkün Dünya Görüşünün Aynası Peşrev” konulu tebliği sunduk
Bu tebliğde çok şeyler anlattık, hem de bu güne kadar söylenmemiş şeyleri İnşallah bunları haber haline getireceğiz
Kırkpınar’da yeni uygulamaya konulan “kura ile galibi belirleme” kuralını bundan sonraki yazımızda inceleyeceğiz
Bugün, peşrevde çok güzel dile getirilen günümüz insanlığının en büyük derdi “Güçlüyken adil olmak” konusuna temas etmek istiyoruz
En zor şey güçlüyken adil olmak, var iken dağıtabilmektir
Ecdat bunu çok iyi bildiğinden, bir vatan ediniş destanı olan Kırkpınar yağlı güreşlerinin en önemli öğesi olan peşrevde bu gerçeği dile getirmiş
Pehlivanlar cazgırın duasını bitirip, “Hep birlikte şu aslanlara diyelim maşallah” demesiyle,
kartalın kanat çırpmasını, kurdun hedefe atılmasını, okun yeni ufuklara uçmasını, kır atın şahlanmasını andırır şekilde, peşreve, çırpınmağa başlarlar
Bu esnada gözleri sağ baştaki pehlivandadır Ondan işaret gelince üç adım geri, daha sonra üç adım ileri yürürler ve sağ dizi üzerine çökerler
Üç adım geri gitmek, Hak, adalet, aşk karşısında boynumuz kıldan ince;
üç adım ileri gitmek de, hedefimiz, amacımız, şehitlik, hakkın rızası, insanların duası manasındadır
Daha sonra da sağ elini toprağa dokundurduktan sonra üç defa, dizine, dudaklarına ve başına götürürler
Bu, “Ey pehlivan, gücün ve ustalığınla mağrur olma  Topraktan geldin, yine toprak olacaksın  Sahip bulunduğun nimetlerin hesabını vereceksin 
Gücün, ustalığın, malın, rütben, sende emanettir, sana ihsandır Bunlar mesuliyet demektir 
Sahip olduğun bu üstünlükleri hak yolunda kullanıp kullanmadığının hesabını vereceksin” anlamındadır
İşte günümüz insanının en büyük açmazı budur Gücü, kuvveti, malı, makamı, bilgiyi, hesabı verilecek emanet bilmemesidir
Eğer bütün bunlar, emanet bilinmezse, gidiş kendini dev aynasında görmeğe, zulmün en karanlığına düşmeğedir
Ecdadımız, buğday başağı gibi ol demiş Yani gücün, malın, bilgin artıkça, boynun dikilmesin, tam tersi olgunlaşan buğday başağı gibi bükülsün, ‘sahip olduğum bu nimetlerin şükrünü nasıl yerine getiririm’ endişesiyle
Önceki Kırkpınarlarda galip gelen pehlivanlar bırakın çılgınlar gibi yerinde oynamayı, çok büyük suç işlemiş gibi kıpkırmızı kesilip boynunu büküp, mahcup bir şekilde meydanı terk ederlermiş
Şimdiki pehlivanım diye ortaya çıkanlar bırakın peşrevin söylediklerini bilmeyi, doğru dürüst bir peşrev bile yapmaktan âcizler
Güreşçilerin hiç olmazsa peşrevi gereği gibi yapmaları konusunda titiz olmalıyız Umulur ki şekilden manaya yol bulunur
Güçlüyken adil olmak çok zordur Bunu sağlamak için kişinin ya gönül gözünün açılması, ya da gücü kontrol eden idare ve idareyi denetleyen yargının olması gerekir
Günümüzde bütün bunlar gücün kontrolüne girince; mazlumlar, güçsüzler zulüm altında inler olmuş
İşte bu çok güç işi, güçlüyken adil olmayı, insanlığın son sığınağı Osmanlı gerçekleştirmiş
Ve bu gerçek, dünyadaki bütün mazlumları, milli takımımızın galibiyetine sevindirmiştir
Onlar, milli takımımızda güçlüyken adil olan ecdadımızı, topraktan gelip yine toprak olacak, sahip olduğun üstünlüklerin hesabını vereceksin diyen Kırkpınar geleneğini görmüşlerdir
Kırkpınar alperenlerini, insanlık güçlüyken adil olanları, toprak rahmeti bekliyor
|