Konu
:
Osmanli Mutfagi Hakkinda Genel Bilgiler
Yalnız Mesajı Göster
Osmanli Mutfagi Hakkinda Genel Bilgiler
08-02-2012
#
4
Prof. Dr. Sinsi
Osmanli Mutfagi Hakkinda Genel Bilgiler
İMARETHANELER
Toplu yemek türlerinden biri de Osmanlı'da yoksulları doyurmak için kurulan ve adı İmarethane olan mutfaklardı
Bu kuruluşların kökeni İslam'ın "zekat ve fitre" gibi dini vecibelerinin yerine getirilmesine dayanıyordu
İmaretlerde parasızdı yemekler ve onların masraflarını zenginlerin bir araya getirdiği vakıflar üstleniyordu
İstanbul'daki İmarethanelerde günde en az 4-5 bin kişiye yemek verilirdi
Bayram ve şenlik günlerinde çoğalırdı bu rakamlar
İmarethane açan kişiler mülklerini kurdukları imarete bağlamaya mecburdurlar
Bu zorunluluk imaretin devam etmesini sağlamak için gerekliydi
İmaretlerin yaptığı ekmeğin özel bir adı vardı:Fodla
KAHVE TÖRESİ
Hangi yemekten sonra olursa olsun kahve vazgeçilmez bir son noktadır
Günlük hayatta da önemlidir
Türk kahvesinin özellikle o dönemde kendine has nükteleri deyimleri töresi vardı
Kahve tiryakisi kahve ocağı kahve falı kahve fincanı ve
"Bir fincan kahvenin kırk yıla varan hatırı"
Kahve çeşitleri de vardıade kahve şekerli kahve orta şekerli (Bir adı da adeta) az şekerli kahve
Bir de zamana göre içilen kahveler vardı
Sabah kahvesi (İki türlü olur)
Biri yataktan kalkar kalkmaz içilir
Öbürü kuşluktan az önce
Bu kahveler bazen "sütlü kahve" de olur
Yorgunluk kahvesi fal kahvesi dedikodu kahvesi mola kahvesi yemek sonu kahvesi gibi
Türk töresinde yemeğe konuk çağırmak genellikle: "Hiç değilse bir acı kahvemizi içmek için buyurun" diye yapılırdı
Bir de ne zaman tiryakilerle kahve ve sigara bir araya gelir tiryakiler:
"Kahve tütün
Keyifler bütün"
diye hoşluklarını ifade ederlerdi
Bu arada yemek arkasından kahve yerine çay içenleri de unutmayalım
Çayı icat etti bir Pir
Sabahları iki akşamları bir
diye tanıtırlardı çay lezzetini
EKMEK VE ÖTESİ
Osmanlı'da ekmek önceleri ev fırınlarında komşu hanımların birbirine yardımıyla belli günlerde daima kadınlar tarafından yapılan ve pişirilen bir nimetti
Sanıyorum ki Türk mutfağında ekmeksiz bir sofra hiç düşünülememiştir
Ekmek buğdaydan çavdar unundan mısırdan kepekten yapılır; somun pide şepit bazlama yufka ekmeği gibi çeşitleri vardır
Karadeniz'in mısır pastası denilen mısır unu ekmeği ve İstanbul'un francalası incelmiş ekmek türlerinden sayılırdı
Zaman elbette ekmeklerimizle de oynamakta ve kendine uygun değişiklikleri yapmakta
Pide ekmeğini söz gelimi insanlar artık yalnız ramazan ayında görüyorlar
Osmanlı Batı yaşamından etkilenmeye başladıktan sonra ekmek üretiminden de değişim başlamış ve ev fırınlarındaki ekmek üretimine karşılık çarşı ekmeği gündeme gelmişti
Çarşı ekmeğini ev kadınları önceleri sevmediler
Hatta ayıpladılar
Ev dedikodularına "onlar çarşı ekmeği yer" lafı bazen ayıplama olarak bazen de alay etmek için kullanılan bir deyim olmuştu
Ekmeğini evinde yapan veya yaptıran hanımlar sıkıntılarını şu deyişlerle ifade ederlermiş:
Samanlıkta saray oldu
Kadınlara kolay oldu
veya:
Ekmek çarşıya düştü
Elâlem aç kaldı küstü
Ama aslında ekmek ne küstü ne darıldı
Ekmek her haliyle vazgeçilmez bir yiyeceğimiz olduğu için ilk günden bugüne bütün zarafeti ve tadıyla sofralarımızın baş tacıdır
Öyle değil mi efendim?Öyle ise dilinmiş ekmeklerimizi soframıza koyar biz de Osmanlı yemeklerinin sohbetine başlarız
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul