Yalnız Mesajı Göster

Çanakkale'de Kahramanlık Öyküleri

Eski 08-02-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Çanakkale'de Kahramanlık Öyküleri



Yüzbaşı Hâlis Bey

25 Nisan 1915 günü 3 Taburun 2 ve 4 Bölükleri sabah 0800 sıralarında İncebayır Sırtında Avustralya’lılarla savaşa başladı Bu birlikler Türk tarafının sağ yan kuvvetlerini teşkil ediyordu Alay Komutanı onlara yardım edemeyecekti Çünkü sol yan çatışmaları çok daha çetin geçiyordu Kayıplar gittikçe ağırlaşıyordu Bunun farkında olan Tabur, kendi alayından ziyade 57 Alayın gelmesini bekliyordu Onlar da ha geldi ha geliyordu Herkesin gözü tepelerde ve derelerde idi

Böyle nazik bir durumda iken tabur, İncebayır yanında Edirne sırtındaki düşman kuvvetlerine de saldırmak mecburiyetinde kaldı Saldırdılar ve onları geri püskürttüler Bu defa Kılıçdere içinde başka bir düşman grubu ile karşılaştılar Onlarla da çarpışmaya giriştiler ve haklarından da geldiler

Bu sırada Tabur Komutanı Yüzbaşı Halis Bey yaralandı Yaralarına hiç aldırmadı ve Sargı yeri’ne gitmeyi reddetti “Durumumuz çok tehlikeli” dedi Ama kan kaybı fazlalaşmaya başladı Arkadaşları da ısrar edince, bir şartla giderim dedi; “57 Alay kahramanları buralara gelinceye kadar, haberci askerlerden başka hiçbir kimse geriye bir adım atmayacak ve gerekirse hepsi orada şehit olacak, fakat mevkilerini terk etmeyeceklerdir İşte bu vasiyetinden sonra Sargı yeri’ne götürülebilmiştir

Bu sırada saat 0900’a yaklaşmıştı Anzaklar 10000 kişilik bir kuvvetle Kanlısırt’ı işgal etmişlerdi Karşılarında ise Alayın 2 Tabur yaralıları ile 1 Tabur kahramanları vardı 10000 kişi ile 1000 küsur insan dövüşüyordu Denizden de 280 namlu ağzı Kanlısırt ve havalisini kana boyuyordu Alay Komutanı Şefik Bey sağ yana yardım edemiyordu Sırt kan gölü haline gelmişti

Anzaklar da 25 Nisan gününün akşamı “Burası Kanlısırt olsun” dediler O günden sonra orası Kanlısırt olarak anılmaya başlandı Zira 25 Nisan günü orada bizim 2000 şehidimizin ve düşmanın 2000 ölüsünün binlerce litre kanı akmıştı

Sonuçta Düztepe üzerinden 57 Alay kahramanları şimşekten atlara binmiş, yıldırım gibi geliyorlardı Geldiler Canlarını hiç sakınmadan dövüştüler Ve hepsi şehit düştüler Bize bu cennet vatanı bıraktılar
O gün, onlar orada ölmeseydi, bugün bizler burada olmazdık


Bilal Eren
Sur Dergisi / 2008



Alıntı Yaparak Cevapla