|
Prof. Dr. Sinsi
|
Artvin Gelenek Ve Görenekleri
Artvin Gelenek ve Görenekleri
GİYİM-KUŞAM
Cumhuriyet dönemine kadar yöredeki en dikkat çeken erkek giysisi, yerli yünden köy tezgahlarında dokunan ve şal adı verilen kaba kumaştan dikilmiş şalvar ve çuha idi Paçaları aşağıya doğru daralan yan dikişleri siyah ve koyu lacivert kaytanlar geçirilen bu şalların bel kısımları sıkılırdı Ceket yerine giyilen cepken biçimindeki uzun kollu çuhanın göğüs kısımlarının iki yanında cepleri vardır Bu ceplere, içinde görünecek şekilde fişeklik için dikilmiş parçalar dikilirdi Başlarında kabalak denilen başlıklar vardı
Kadınlar ise fistan ve üstüne sıkma yelek giyerlerdi Bellerine kuşak ve peştamal sarar, başlarına tepesi düz fes, bunun üstüne renkli yazma, en üstüne de beyaz uzun bir örtü (leçek) örterlerdi Fesin altına Mahmudiye olarak adlandırılan para takarlardı Yazma üzerine alından tüm şerit halinde dolanan poşu takılırdı Ayaklarına yünden örülmüş çorap, çapula ve yemeni adı verilen ayakkabılar giyilirdi
HALKOYUNLARI
Artvin, dik yamaçlı dağlarla çevrili, derin vadilerce uzanan, topraklarının büyük bir kısmının ormanlarla çevrili olduğu bir yöredir Artvin'de doğa ile girişilen mücadele her zaman için zor olmuştur Yöre insanı mücadeleci, çalışkan, içten bir karakter taşır Bununla birlikte Artvin, stratejik konumu itibarı ile de kültür sirkülasyonunun yaşandığı bir ildir Artvin Halk Oyunları, Karadeniz - Kafkas ve Doğu Anadolu'ya has özelliklerin harmanlanmış olduğu bir estetiğe sahiptir
Artvin yöresel oyunları kendi içinde; sadece erkeklerin oynadığı sadece kadınların oynadığı ve hem erkek hem de kadınların oynadığı oyunlar olarak sınıflandırılabilir Ezgi ve figür bakımından en zengin yöremizdir
1936'da İstanbul'da yapılan Balkan Festivali'ne Artvin ekibi de katılmıştır 2 Eylül gecesi Beylerbeyi Sarayı'nda Atatürk'ün huzurunda gösteri yapan Artvin ekibi, Artvin Barı'nı oynarken, Atatürk de oyuna iştirak etmiş ve sonuna kadar oynamıştır Bu hatıra üzerine Artvin halkı da oyunun ismini ATABARI olarak değiştirmiştir Oyunun sözleri de artık "  Atamızdan yadigâr bizde Atabarı var  " şeklinde söylenmektedir
Çalgı olarak akordion, davul-zuma, tulum, kemençe, mey ve def kullanılmaktadır Başlıca oyunlar ise; Sarıçiçek, Deli Horon, Düz Horon, Hemşin Horonu, Coşkun Çoruh, Karabağ, Uzundere, Kobak, Cilveloy, Atom ve Atabarı'dır
TÜRKÜLER
Kız Belin İncedir İnce, Sini Kalaylı, Ağlama Gelin Ağlama, Karanfilli Gelin, Yamadan Gel Yamadan, Cilveloy, yörenin bilinen başlıca türküleridir
DÜĞÜN ADETLERİ (KIZ KÖÇÜRME – OĞLAN EVERME):
Kız isteme: Kız isteyecek kişilere "elçi" denmektedir Elçiler yörenin hatırı sayılır kişilerinden seçilir Kız tarafı gelenleri hoş karşılar Bunun tersi ayıp sayılır Kız verilmese bile elçi ağırlanmalıdır
Elçi tarafından konu "Allah'ın emri, Peygamberin kavli" sözleriyle açılır Kız tarafı düşünmek için müddet ister Verecek olsa bile ilk gelişte "evet" demez İkinci ya da sonraki gelişlerde, eğer verecekse "evet" der
Nişan: Söz verildikten sonra nişan töreni için gün belirlenir Her iki taraf yakınlarını çağırırlar Belirlen günde nişan yüzükleri takılır Aileler ve yakınları, gelin ve damat adaylarına çeşitli takılar sunarlar
Erkek tarafının, kız tarafı ailesinin kişilerine getirdiği, çoğu giysi türünden hediyeler sunulur Bu hedilere "yolluk" denir Nişan törenini bazı aileler, kız ile erkeği yan yana getirmeden yaparlar Buna "kah nişan" denir Bazı aileler ise kız ile erkeği yan yana getirerek yaparlar, buna da "açık nişan" denir Eskiden hemen bütün düğünlerde kız tarafı erkek tarafından başlık parası almaktaysa da bugün bu adet kalmamıştır
Düğün: Düğün günü iki aile tarafından kararlaştırılır Buna "kesim kesme" denir Düğün günü olarak eskiden halkın "cuma akşamı" dediği Perşembe günü tercih edilirdi Düğünler köylerde evlerde, açık havada yapıldığı gibi ilçe merkezlerindeki salonlarda da yapılmaktadır Düğün gününden önceki akşam kız tarafında, evlenecek kızın akrabaları ve arkadaşları toplanarak "kına gecesi" yaparlar Bazen kına gecesinde oğlan yengesi de bulunur
Düğün günü sabahı, erkek tarafından davet edilmiş olan ve kendilerine "makar" adı verilen davetliler erkek evinde toplanırlar Makar grubu, yanına "oğlan yengesi"ni, sağdıç denilen düğün sorumlusunu ve damat adayını (bazen damat götürülmez) da alarak kız evine gider Eskiden düğünlere atlarla gidilirse de şimdi bunun yerini motorlu araçlar almıştır İki taraf da köy içinde ise yayan da gidilebilmektedir
Kız tarafı makar grubunu, sağdıcı ve yengeyi karşılayarak ağırlar Kahve ve yemek ikram edilir Bu sırada davul-zurna ya da başka çalgılarla oyunlar oynanır, çeşitli eğlenceler yapılır
Kadınların oturduğu odada gelin hazırlanır Bu arada erkek yengesi gelinin başı üstünde bir tepsi pastayı keserek ortadakilere ikram eder Gelin hazırlanırken gereken malzemenin (kolonya, tarak, bıçak, kemer, eşarp vb) erkek yengesi tarafından sağlanması zorunludur Bu arada yengeye şaka amaçlı bazı zorluklar çıkarılır Hazırlanan gelin odadan çıkarılırken, yakın bir kimsesi tarafından kapı tutularak bahşiş alınır Bu arada sağdıç tarafından orada bulunanların üzerine şeker, bozuk para vb atılır Vedalaşmadan sonra gelin, oğlan yengesi ve kız yengesinin arasında olmak üzere, atlara ya da arabalara binilerek erkek tarafına doğru yola çıkılır
Bu sırada makar kapının önüne toplanmıştır ve davul-zurna "gelin ağlatma" adı verilen havayı çalmaktadır Kız anası ve yakınları bu yanık havayı dinleyince kendilerini tutamaz, ağlamaya başlarlar
|