Yalnız Mesajı Göster

Bartın Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Bartın Gelenek Ve Görenekleri




GELENEKSEL EL SANATLARI


Telkırma
17yy’dan günümüze ulaşan el emeği Telkırma; yüzyılların çok değerli desenlerini gümüş pırıltılı ışıklarla yansıtan nadir el sanatlarımızdandır Dokuma siyah veya beyaz tül üzerine gümüş tel işleme olarak yapılmakta; adını işleme sırasında kullanılan gümüş telin El ile kırılarak koparılmasından almaktadır
Geçmişte daha çok çarşaf, yatak örtüsü, yastık örtüsü, kırlent, karyola eteği, bohça, çeşitli boyda örtüler vb ürünler üzerinde kullanıldığı bilinmektedir
Günümüzde ise bu tekniği; oda takımlarında, yatak takımlarında, yemek ve çay takımlarında, dış giyim ve giyim aksesuar ürünlerinde uygulamak mümkündür Özellikle her türlü balolarda ve özel günlerde kullanılan şal ve giyim aksesuarları ilgi çekmekte ve Uluslararası alıcıları bulunmaktadır
Oda takımlarında; masa örtüleri, panolar, kırlentler, çeşitli büyüklükte örtüler, tuvalet takımı örtüleri, abajurlar, kutular vb ürünler,
Yatak takımlarında; yatak örtüsü, kırlent, bohça vb ürünler,
Yemek ve çay takımlarında; tepsi örtüleri, amerikan servisleri vb ürünler,
Dış giyimde; fantezi elbiseler, bluz, pantolon vb kıyafetler,
Giyim aksesuarlarında; çanta, gözlük kılıfı, kemer, eşarp, fular, şal, etol, şapka, mendil, vb ürünler,
Duvar aksesuarlarında; portre, çiçek vb motifli tablolar,


Bartın’da yaygın olarak üretilen ürünlerdir


Yüzyılların karakteristik desenlerinin işlendiği Telkırmalar; Bartın işi olarak da bilinir Ülkemizde sadece Bartın’da üretilirken, son yıllarda bazı illerimizde de üretildiği görülen Telkırma’nın “Coğrafi İşaret” tescil işlemleri sonuçlanmak üzeredir


El İşlemeleri
Bartın halkının yerli zevkini ve yaratıcı gücünü, 17 yy’dan günümüze önemini oldukça yitirerek de olsa ulaşabilen el işlemelerinde bulmak mümkündür Eskiden ev eşyası, giyim ve aksesuar olarak işlenen el işlemeleri; desenlerine göre isimler alır, kenarları da Bartın işi kenarsuyu ile süslenirdi Bugün de mihraplı, yıldız, bağ yaprağı, karanfil, lale, gül, kaymak tabağı, değirmen taşı, sarhoş sokağı, kilim ve halı deseni gibi karakteristik desenlerin Gergef adı verilen tezgahlarda veya kasnakta yapılan işlemeleri görmek olasıdır
Giyim ve aksesuarlar: Uskufa ve Kutnu yelek üzerine yapılan işlemeler, yazma, şal, gece çantası ve fantezi giyimler
Ev eşyası: Ev eşyası olarak yapılan işlemelerin başlıcaları; yatak, yastık, çarşaf, bohça, peşkir (Havlu), karyola eteği ve sofra takımlarıdır


Yazmacılık
Yazma, Bayanların başörtüsü olarak kullandıkları desenlendirilmiş kumaşlardır Yazmacılıkta genellikle pamuklu kumaşlar kullanılır Desenleme işlemi, ya el ile kağıt üzerine çizilen motiflerin kumaş üzerine doğrudan kopyalanarak veya önceden yine el ile motiflerin üzerine çizildiği tahta kalıpların kumaşa uygulanmasıyla yapılır
Bu sanatın teknik özelliği ince kalemle başlanıp sonra kalıba çevrilmesidir Yazmacılıkta üç ana teknik kullanılmakta, Yazmalar da bu isimlerle anılmaktadır Bunlar; “Kalem işi”, “Kalıp kalem işi” ve “Kalıp işi”dir
En makbul yazmalar birer sanat eseri diyebileceğimiz "Kalem işi" yazmalardır Bu tür yazmalar günümüzde artık hiç yapılmadığı gibi eski örneklerine de ender rastlanmaktadır
Bartın'da Yazmacılık, 1890 yılında Trabzon'dan gelen Dursun DEDE tarafından başlatılmıştır O yıllarda köy nüfusunun yoğunluğu nedeniyle Yazmacılığın uzun yıllar rağbet görmesi, bölgeye çeşitli ustaların gelmesini sağlamış ve günümüze kadar taşınmıştır
Bu sanatı Trabzon’da yaşayan bir Ermeni’den öğrenen Dursun DEDE bu işi on yıl kadar sürdürmüş ve yaşlılığı nedeniyle bırakmıştır Daha sonra İstanbul'dan gelen KİRKOR usta ve David usta ile Sayın Ersöz Bartın'da yazmacılıkla uğraşan ve gelişmesini sağlayan ustalardır
Sayın ERSÖZ; 1946 yılında Bartın’a gelen David Ustanın 3 yıl çıraklığını yapmıştır Bu sanatın Bartın'daki son temsilcisidir 23 yıl ağaç baskı, 3 yıl da serigrafi baskı tekniği İle yazmacılık sanatının Bartın' da son temsilcisi olmuştur 1966 yılında İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okuluna Baskı Teknikleri konusunda seminerler vermesi İçin davet edilmiş, bilgi ve birikimini sanatçı adaylarına aktarmıştır


Dokumacılık
Bartın’da makine işçiliğinin yayılmasından sonra eski önemini yitiren ve kaybolmaya yüz tutmuş diğer sanatlardan biriside dokumacılıktır Bugün Kumluca, Kozcağız ve Kurucaşile’nin kırsal kesimlerinde sürdürülmekte, etnografik değerleri olan ve yöreden temin edilen eski dokuma el işleri de Amasra Müzesinde sergilenmektedir


Ağaç Oyma- Süsleme İşleri (Çekicilik)
Tarihi, 17yy’a dayanan ağaç oymacılığı, bugün Amasra ve köylerinde sürdürülmektedir Amasra’da Çekiciler Sokağı’nda Ihlamur, Şimşir, Dişbudak, Ceviz, Kiraz ve Kızılağaç gibi ağaçlar kullanılarak yapılan hayvanlar, çerez takımları, isimlik, anahtarlık, resimlik, leylek gibi kuş figürleri, Ayetler ve güzel sözler yazılı levhalar ile kaşağı gibi eşyalar satılmaktadır
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, Amasra halkının dağlardan kestikleri Şimşir ve Ihlamur ağaçlarından yaptıkları oyma-işleme ağaç eşyaları satarak geçimlerini sürdürdüklerini yazmaktadır Ayrıca, Osmanlılar ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde mısır koçanı yaprakları kullanılarak örülen zincir, hasır şapka ve patik örmeciliği, günümüzde çok az da olsa görülmektedir


Gemi Yapımcılığı
Bartın’da gemi yapımcılığının geçmişi, yaklaşık 400 yıl öncesine dayanır Kaynaklarını en verimli şekilde kullanan yöre insanı, zengin orman ürünlerinden yararlanırken, bunu sanatla bütünleştirmesini de bilmiştir
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde (Cilt-3, sayfa-261) ve Ulus’lu İbrahim Hamdi’nin ( Yıl-1738 ) Atlas isimli kitabında; Bartın ve Amasra’da Kalyonların yapıldığı yazılıdır Osmanlı Donanmasının Kadırga ve Kalyon ihtiyaçlarını karşılayan Bartın, Amasra ve Kurucaşile (Tekkeönü, Kapısuyu ) tersanelerinde yapılan gemilerin Mavna, Yelkenli, Gulet, Çektirme, Bumbarta ve Martiko gibi çeşitleri olduğu yine yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır Ayrıca; Bartın’da Gazhane Burnu ile Orduyeri Köprüsü arasında ve Irmak kenarında (Tersane Caddesi) faaliyet gösteren yıllık 40-50 gemi kapasiteli tersanelerin de 1950 yıllarına kadar varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir
1914-1918 yılları arasında hükümet adına olmak üzere ortalama 80 tonluk 300 adet mavna imal edilmiştir 1918-1920 yılları arasında da mavna, gulet ve çektirme yapımı devam etmiş, her yıl 50-60 gemi yapılmıştır Bu dönemde Gemiler, armalı (donanımlı) yada armasız (donanımdan yoksun, yalnızca tekne) olarak yapılmaktaydı Armalı gemilerin direk, yelken gibi donanım malzemeleri bulunurdu 1914 yılında 100 tonluk armalı bir mavna 200 Osmanlı altın lirasına, armasız mavna ise 100 Osmanlı lirasına yaptırılıyordu 150 tonluk gulet armalı olarak 300 Osmanlı altın lirasına, armasız olarak 150 Osmanlı lirasına yapılmaktaydı


Babadan kalma aletlerle ve babadan oğula öğretilerek günümüze ulaşan bu sanat; teknolojik gelişmelerle bütünleşerek geçerliliğini korumakta, zaman zaman nostaljik eklemelerle süslenen çoğu önemli parçalar eski aletlerle sadece el emeği ve ustalıkla yapılmaktadır


Günümüzde gemi yapımcılığı, Ahşap Tekne ve Yat Yapımcılığı olarak Merkez ve Kurucaşile ilçemizin Kapısuyu ve Tekkeönü köylerindeki tersanelerde sürdürülmektedir





Alıntı Yaparak Cevapla