Yalnız Mesajı Göster

Erzurum Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Erzurum Gelenek Ve Görenekleri




Ninniler

Ninniler anonim halk edebiyatı ürünlerlndendir Dörtlüklerle söylenirler Tek dörtlük halinde ninniler olduğu gibi birden fazla dörtlükten oluşan ninniler de vardır Ninni, çocuk emzlrillp kundaklandıktan sonra salıncakta, beşikte veya kucakta sallanıp uyutulmaya çalışılırken kadınlar tarafından sade bir dille söylenir, özel bir ezgisi vardır Erzurum ve çevresinde "nemli" olarak bilinen ninnilerden birkaç Örnek sunuyoruz:
Bebeğin beşiği bakır Ben sallarım tıkır tıkır İçindeki aslan Bekir Nenni bebek, nenni bebek
Benim kızan nar tanesi Anasının bitanesi Uykusunun bir çaresi Nenni kızım nenni nenni
Dandini dandini dan İki Yddız saydım on iki Ortadakinin yarısı Gel benim kızımın dayısı nenni
Elma attım yuvarlandı Gem beşiğe dayandı Beşikle bebek uyandı Nenni bebeğim nenni
Hu hu hu billah Oğluma uyku ver Allah Uyusun da büyüsün Fetullanh Nennl yavram nenni
Kuzu meler anasına Kuşlar uçar yuvasına İşte geldim bir yaşıma Nenni bebek neni
Oğlum oğlum yürûdi Ak donunu sürüdi Haydi büyü koş oğlum Tarlayı diken bürüdi Uyu yavrum nenni Büyü yavrum nenni
Uyu bebeğim uyuşana Yavaş yavaş büyüsene Sütüm yok ki verim sene Nenni bebek nennl


Masallar

ERZURUM MASALLARI
Anadolu Türk diyolektolojisi üzerinde çalışan ProfDr Ahmet Caferoglu dil malzemesi vermek maksadıyla İlk defa 1942 yılında Erzurum'a ait iki masalı yazıya geçirmiştir, "Ehmet Bezircan" ve "Serencem" adlı bu iki masal Erzurum'un Pasinler İlçesine bağlı Sürbahan köyünden derlenmiştir
KÖSE HİKAYESİ
Bir varmış, bir yokmuş Pasinler tarafında bir kövde bir köse ailesi yaşarmış Köse'nin bir oğli varmış Oğlan Anasının yahasını tutmuş ki "Babama de beni eversin" Anası da erine "Hal bele İken bele oğlan evlanmah istir" diyir Buni diyende gocası diyir ; "Mademki evlanmah Isdır Götürsün sehere öküzi satsın parasını getirsin, onun parasıyınan başını bagliyah," Gari gidir, gocasının söylediklerini oğluna annadir; "Baban dedi ki sabahtan öküzi sehere götürsün satsın, parasını getirsin oni everim" Buni diyende oğlan sevünir sabahı dar edir" Öküzü ahurdan cihardır, öğüne gatir, şehrin yoluni dutir Şehirde de yeddi tene menşur yüz köse varmış Bu köseler şehrin dışarısındaki yollara dagılir yollardan gelip geçenleri gandırır, mallarını yoh fiyetten alirlarmış Oğlanın babasının adı Hasan İmiş Hasan da çoh menşur bir köseyimiş Oğlan seherin yoluni yari edende garşısına İki köse çıhır Bunlar bahirlar ki oğlan birez sevoya benzir "Bele nereye gidirsen" deyirler
Ökizi satmiya götürirem
Ne istirsen, biz alah
"On panknot verin" diyende, kösenin biri diyir ki: "Ey hoş fiyeti de ey amma bu öküzün bir gusuri var"
"Neymiş gusuri hele diyin bahim" Köse diyir ki: "Bu öküzün boynuzları coh sivri Alan adam alaf verende başıni bir sallasa adamın gözüni çıkardır sufatını dağıdır
Oğlan bu sözleri dinlir öküze "ho" diyir Birez ilerliyende; "Ola ben ne edim nasıl edim" diyir Yerden bir daş almasiyinan öküzün iki boynuzuni da gırir O hışdlk öküz olir kolik Bele bu vaziyette yoluna devam edende garşısına İki tene köse daha çıhır Bu köseler de öbürlerindenmiş Oğlani birez saf göriller Gandınp Öküzü elinden almah isdirler: "Bele nereye gidirsen deliganlı?" diyirler
Anbu öküzü götirirem ki şeherde satim
Ne lstirsen? Biz alah,
"On panknot verin yeter" diyir Oğlan bele diyende köseler diyirler ki: "Öküzün değeri var on pankinot eder daha fazla da eder Fiyeti de ey hoş amma bu Öküzün bir gusuru var" "Neresinde bir gusuri var hele gösterin" diyende Köseler diyir ki; "Bu öküzün dudahları coh loşo alaf yiyende etrafa sıçradır''
Oğlan köselere peki diyir, öküzü öğüne gatir Birez gelende cebinden piçaği çıhardlr öküzün iki dudağını da dibinden kesir Tebi öküz al ganlar içinde galir Bele bu veziyette giderken gine garşısına iki köse çıhır: "Deliganli hele eylen, bele nere gidirsen?"
Anbu öküzi şehirde satmiya götürirem
Vola ne ey bir öküzmüş bu öküz
Ne istisen biz alah,
On panknot isdirem
Ey öküze göre fiyati bişey değil, ama bu öküzün bir gusuri var, o da olmasa misli menendi bulunmaz
-Neymiş gusuri?
-Bu öküzün pocçigi çoh uzun, Bir sallasa etrafi berbad eder
Bu sözleri dinledikten sonra köselerden ayrılan oğlan, şehre yahlaşdıgı yerde gene piçagını çıgardir öküzün poçcığini dibinden kesir Beçare öküz onca gan ziyan edir ki artık feri fesi kesilir, daha yürlyemlr düşir ölir Öküz ölende oğlan diyir ki: "O ki satamadım, bari derisini köve götürüm" Öküzi soyir derisini heybesine goyir köye götürir Babası Hasan Aga oğlani görende sorir;
-Ola ne ettin?
-Heç baba Ökiz öldi
"Nasıl oldu bu iş?" diyende, oğlan "Hal bele iken bele" diyir köselerin yaptıklarını bir bir babasına annadir Köse Hasan öbürlerinden daha yaman bir köseymiş Ogluni dinnedikten sora: "Ya ele mi bahah ki el mi yaman, bey mi?" diyir Ertesi gün sabah, açılanda garisına diyir ki: "Hele esşegi çıkart, ben bögün şehire gidecagam" Eşşegi çıkardirlar Köse Hasan, oğlanın tarif ettiği yere yaklaşanda eşşegin gerisine bir tene altın tepir Birez sonra köseler Köse Hasan'ın öğini kesirler amma bunlar onun da bir köse olduguni bülmirler
Aga uğur ola nere gidirsen?
Anbu eşsegi satmiya götürirem
Ne istirsen? Biz alah
Yüz pankınot
Aga bir eşşek de yüz pankınot ede Hele olacağına de de alah
"Ahlız keserse, benim eşşeğimin değeri yüz pankınottur" diyir ve hama eşşegi modullir Modulliyanda eşşek hama "vırt" edir, arkasından altınlari dışari atir Köseler buni görende şaşırırlar "Bu nasıl iş" diyirler Köse Hasan yere düşen altını alir temizlir dizine sürir parlatır, kesesine goyir Buni gören köseler diyirler ki
Hele dur aga bu eşşek her vahıt mı altın cihardır?
Benim eşşegiin âdeti beledir, her vahit çıharır
Bu İş nasıl olir? Hele annat
Bu eşsegi bir yere gabatacahsın bir hafta heç yanına ugamiyacaksan, bir
hafta sora cıhanp bir modulladın mi, gördüğüz gibi altın cihardır
Köse Hasan bele diyende öbürleri dinnirler dinnirler birbirlerinen pısır kısır gonuşduhdan sora diyirler ki: "Gel bu eşsegi bize yetmiş pankınota ver"
Ne başınızı agırdim Köse Hasan; vur dut eşsegi dohsan pankınota köselere satir, paraları cebine goyir, köyüne gelir
Köse Hasan kövünde olsun, biz gelah eşşegi alan köselere: Köseler, eşsegi alır almaz götürir bir boş merege gabadirlar Bir hafta heç yanına ugramirlar Bir hafta sonra gidirler zirzanın üstündeki asma kilidi açirlar, gapiyi itilirler amma gapi bir türll açılmir Meğer eşşek acından gebermiş gapının ardasına yıhılmış Ne İse, zorlanirlar gapiyi açirlar, eşşegin cendegini dişari atirlar Köse
Hasan'a verir verişdirir "Helbet sen elimize geçersen, biz de sene edeceğimizi bülürük' diyirler
Biz gelek Hasan'a Köse Hasan köve gelende, yoldan İki tene tilki enigi alir eve gelir Garısına diyir ki: "Bah beni ey dinne Ben bele iken bele ettim Şimdi o köseler gelende onlara bir oyun oyniyacayıh" Bele diyende garısı diyir ki: "Gine kim bülür nasıl bir şeytanlıh düşünmüşsendlr, hele annat Hasan diyir ki: "Bah şimdi o adamlar gelende diyacahsan ki Hasan tarlada çalışir Ben bu tilkilerden birini senin yanına bırahacagam Öbür tilkiyi de tarlaya götürecağam Sen evde bir ayran aşı, bir guşgana dolma, birez de pilav yap hazır et Köseler gelende ben onların yanında benim tilkinin kulağına diyecagam ki eve get söyle hanım şu şu yemekleri bişirsün, misafirim var" Emi?
-ee
Tebi tilkiyi puhardanda gacıp gidecektir Ondan sorasına garışma Köse Hasan hilesini garısına annatanda garısı "pekey" diyir Herif de tarlaya gidir Aradan bir saat mı geçir, iki saat mı geçir, hilâf olmasın gapı dögllir, Dögülende gar Sövenin deliğinden bahir ki köseler gelmiş:
-Kim o?
Hasan Aga evde mi?
Heyir evde yoh
Ya nere gitmiş?
anu garşıdaki tarlada çalışir
Köseler "pekey" diyir Hasan'ın yanına gidirler - Selâm-eleykûmüselâmdan sonra köseler diyirler ki:
Bize sattığın eşşek öldi
Vah! Çoh yazık Nasıl ettiz ki öldi?
Bir hafta yanına uğramadıh
Yanına ot, su goyduz mu?
Heyir goymadıh
Vah vah zavallı essek, demek ki acından ölmüş Acıdım, çoh acıdım amma
ne edek canız sağ olsun, o ki olan olmuş üzülmeyin Buriya gelmişken bize gidah
bir yemek yiyah sora gidin
'Yoh yoh eziyete düşme" diyende Köse Hasan, adamların yanında, arabanın goluna bağlı bulunan tilkinin gulagına onnann duyacağı bir sesle diyir ki' "Get eve söyle, de ki "Ağanın iki tene misafiri var Çorba, dolma, pilav bişirsin Bir saat sora gelecahlar" Bu sözleri tilkinin gulagına söyledikten sora oni buhardır Tilki adamın elinden kurtulanda tebi gaçir gidir Köseler buni görir ecebe galirlar 'Tilki de İnsan dilinden anniya bu nasıl iş? Hele bahah soni nasıl cıhacah diyirler Tarlada Hasan Agaynan birez yarenlik edirler Birez sora Hasan diyir ki: "E Ağalar, gahın gidah bir garnımızı doyurah"
Hep beraber toplanir eve gidirler Hasan Aga evden içeri girir Köseler onun ardasından girende bahirlar ki tarladaki tilki havluda, evün içinde dolanir Eyce şaşirirlar Ne ise biraz sora Hasan'ın tilkinin kulağına söylediği yemekler bir bir gelende köseler dayanamirlar yemek yedikten sora diyirler ki:
Aga anbu tilkiye heyran olduh, gel buni bize sat
Olmaz, bu tilki çoh merifetlidir satamam
Hasan tebi bu sözleriynen müşteri gızıştırir birez gevüşek davrananda köseler israr edirler "Gel sat ne istirsen verah" Bunların ısrari üzerine Hasan da diyir ki peki mademki bunca istirsiz ikiyüz pankınot verin, tilkiyi alın götürün"
Ne başınızı ağırdım Vur dut tilkiyi yüzaltmış pankınota alir gidirler Köse Hasan'nan garısı arkalarından gülirler, sevünirler Köseler de bir sevincinen tilkiyi alıp öteki köselerin yanına gidirler Tilkinin merifetini annatirlar Köselerin başi diyir ki ele İse en evvel tilkinin kulağına ben söylim, bizim eve yollim yemeği bizde yiyah" Ötekiler, "olur" diyirler Baş köse tilkinin kulağına birşeyler söylir Evde hanıma börekler, paklavalar ısmarlır tilkiye: "haydi get" diyir Tilki tebil adamdan gurtulur gurtulmaz gaçir gidir Birez sora köseler toplanır, baş kösenin evüne yemek yemeye gidirler Baş kösenin garisi diyir ki Heyir ola herif, bunca misafiri hebersiz neye getirdin?'
Nasıl hebersiz, tilki gelip söylemedi mi?
Ne tilkisi, sen ne gonişirsan, tilki de heber getire?
Köseler, üzüntüden birbirlerini suçliya dursunlar, biz gelah Köse Hasana
Köse Hasan, gansma diylr ki: "Bah_ gari bu herifler gene gelip beni bulacahlar Ben sindi sene birşey ögretecagam ey dinne Carisi "pekey" diylr Hasan diyir ki; "Ben senin boynuna bir bagarsah bağlıyacagam Bağırsağın içine kan dolduracagam Misafirler gelende ben sene yemekten sora derem ki hele gadayıf dolması da getir Sen de dersen ki: 'Gadayıf dolması yapmadım1 Benim yalandan hersim çıhar Beni onların yanında yatırır keserern sen de ölmüş gibi evvela çıtpınır sora cansız yatarsan sora adamlar sana acırlar Ben de onlara derem ki: 'Mademki çoh üzülirslz sizi üzüntüden gurtarim' Anbu gamış düdögl getirir guiagan üç defa öttürürem O zaman sen cana gelir ayağı gaharsan Annadın mı?" Gan: "Herif senin bene ettiğin nedir?" dedikten sora "pekey" diyerek kabul edir Yemekler yiyildikten sora Hasan Ağa gansına diyir kt "Hele gadayıf dolması getir sofradan gahah" Gansı dlyir ki: "Ben gadayıf dolması yapmadım?" Hasan Ağa buna coh fena halde herslenlr Hama orada belinden gemesini134 çıharir garının boynuna basir Garının boynundaki bagarsah deşilir Ortalığa kan yayillr Orada ki köseler buna coh üzilirler "Aman aga ne ettin, bizim yüzümüzden cinayet işledin, vah vah coh üzüldük" diyende Hasan Ağa misafirlere diyir ki: "Bunca ki üzüldüz durun ben buni dirildim" Bele dedigden sora gahlr terekten bir tene küçük kamış düllük135 getirir, yerde cansız yatan gansının kulağına bir defa öttürlr Öttürmez gari çift sıççırir ayağa gahlr Oradakiler de hayret edirler Birez sora bu düllüge lallp olirlar Ne başızl agırdlm Köse Hasan bu dülligi de ey bir para İle onlara satir Düllügi olan köseler gelir evlerlnde ganlannı birer birer kesirler, düllük heç birini dirilımeyince gene Hasan Aga'nın kövünün yoluni dutirlar
Köse Hasan Öteki köselerin gene köve geleceklerini, bu defa canini gurtaramiyacagınl anlir yeni bir oyun hazırlir Gansma dlylr ki: "Bah garl bu herifler gelir beni sorarlarsa sen ağliyarah de ki "Hasan öldi" Ben bir mezer yaptırıp içine gireceğam Onlar mezerimi görür, öldüğüme İnanırlarsa gurtuluruh_" Gansı "pekey" diylr
Aradan coh geçmlr Yeddt köse toplanır, köve gelirler Hışmınnan Hasan'm kapısın! çalirlar Gansi kederli kederli: "Kim o?" diylr
- Hasan Aga yoh mi?
-Vay canım cıha Hasan Aga öleli 48 saat oldl
Gari bunları söyleyende kaprom anhasında yalandan aglir Köseler buni dinnediklen sora diyirler ki:
-Buraya gelmişken gidah bari mezerinde bir fatiha ohiyah
Gabristana gidirler, sıraya düzülir fatiha ohiyanda baş köse bahir ki mezerin uç yerinde bir delik var Meğer Hasan orayı nefes deliği goymuş Baş köse arkadaşlarına diyir ki
-Vola hele mezeri açın ben bu delikten şüpelendim
Köseler mezeri açirlar ki Hasan mezerin ortasında oturir " sensen bize bu oyunları oyniyan" diyerek Hasan'i dutir bir çuvalın İçine goyir götürirler Götürende bahirlar ki uzahdan davul çalınir, atlılar gaynaşir bir şenlik bir şamata gelir Yanlarına gidirler ki düğün olir Hasan'ın bulunduğu çuvalı bir ağaca bağlir, düğüne gidirler Hasan-bahir ki gettiler kendi kendine devamlı olarak: "istemirem, lstemirem, istemirem" diyir O sırada sürüsü ile geçen bir çoban bu sese gulaklanir Çuvalın yanına gelir ki, içindeki adam boyuna "istemirem lstemirem" diyir
Neyi istemirsen baba sen kimsen
Ah benim gardaşım, nasıl annadlm, bene begin gizini vermek istediler,
almadım Beni bu çuvala goydular Ben oni istemirem
-Vola sen ne ahılsız adamsan insan begin gızınıı almaz mi ?
-Eğer sen istersen, gel çuvala gir Senin elbiselerini de bene ver Beg'in gizini
sen al
Hasan bele diyende çobanın ahlı yatir "He" diyir Çoban çuvala girir Hasan çoban gıyafetlnde sürüyi alir gidir
Biz gelah yeddi köseye Köseler düğünden dönirler ki çuval yerinde durir İçindeki boyuna "beni cihardın ben aliram, begin gizini almıya razı oldum, ben alacağam" diye gonuşir Köseler diyirler ki Hasan ahlını oynatmış Çuvalı alir getirir Çobandede körpüsünden aşşaği atirlar "Di get, geber senin yanan buhartmadıh ya!" diyirler

Türküler

YEMEN TÜRKÜSÜ

Mızıka çalındı, düğün mü sandın Al beyaz bayrağı gelin mi sandın Yemen'e gideni gelir mi sandın
Dön gel ağam, dön gel dayanamiram Uyku, gaflet basmış, uyanamiram Ağam öldüğüne inanamiram
Ağamı yolladım Yemen eline Çjfte tabancalar takmış beline Ayrılmak olur mu taze geline
Akşam olur mumlar yanar karşımda Bu ayrılık cümle âlem başında Gündüz hayalimde, gece düşümde
Koyun gelir, kuzusunun adı yok Sıralanmış küleklerin südü yok Ağamsız da bu yerlerin tadı yok

SARIGELİN TÜRKÜSÜ
Erzurum çarşı Pazar, Leylim aman aman, Leylim aman aman, Leylim aman aman sarı gelin
İçinde bir kız gezer, Hop ninen ölsün sarı gelin aman, Sarı gelin aman suna yarim
Palandöken yüce dağ, Leylim aman aman, Leylim aman aman, Leylim aman aman sarı gelin
Altı mor sümbüllü bağ, Hop ninen ölsün sarı gelin aman, sarı gelin aman
Seni vermem ellere, Leylim aman aman Leylim aman Leylim aman sarı gelin
Niceki bu canım sağ, Hop ninen ölsün sarı gelin aman Sarı gelin aman Sarı gelin



KEVENK YOLU TÜRKÜSÜ

Kevengin yollarında, Çimeydim göllerinde, ilik düğme olaydım, O yarin kollarında
Kız yandan yandan yandan Severim seni candan
Kevenk yolu bu mudur Testi dolu su mudur Gittin ki tez gelesin Tez gelişin bu mudur
Kız yandan yandan yandan Severim seni candan



KÖMÜR GÖZLÜM TÜRKÜSÜ
Kömür gözlüm ne gezersin bu bağda Bu bağ bizim güzellerin bağıdır
Aklan uyup yuva yapma bu bağda Felek vurur yurdun, yuvan dağılır
Kömür gözlüm bu yerlerden gidersem Hoşça geçin yârân ile eşinen
Gurbet elde kem haberin alırsam Döğünürüm kara bağrım taşınan



HUMAKUŞU
Yavri, yavri huma kuşu yükseklerde seslenir
Ağa yâr goynunda bir çift suna beslenir
Yavri yavri sen ağlama kirpiklerin ıslanır
Ağam ben ağlim ki deli gönül Uslanır
Yavri yavri sen bağ ol ki ben bahçende gül olim
Ağam layıkımdır yanim yanim kül olim
Yavri yavri sen efendim ben gapında gul olim
Atasözleri

Atasözleri, bir fikri, bir öğüdü meolu ile kısa ve kesin olarak anlatan, eskiden beri söylene gelmiş veciz sözlerdir Asıl atasözleri yanında, fıkra türünde söylenmiş olanlar da vardır Bunlar, çok kısıtlanmış hikâye yapısındadırlar Karşılıklı konuşmayı belirten İki simetrik yan cümleyi içine alırlar Aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi genellikle geçmiş zamanla kullanılır:
Erzurum ve çevresi atasözleri bakımından zengin bir potansiyele sahiptir Yöreden derlediğimiz bazı atasözlerini veriyoruz:
Aç koyarsan hırsız olur, çok söylersen yüzsüz
Aç tavuk rüyasında darı görürmüş
Ağacı kurt öldürür, insanı dert
Ağır taşı kimse yerinden kaldıramaz
Akıllı düşünene kadar deli oğlunu evermiş
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir
Alışmış kudurmuştan beterdir
Allah dağına bakar kar verir
Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı
Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste
Araz (Araş) akar, göz bakar
Arsız neden arlanır, çulda giyse sallanır
Asıl azmaz
Aslını yitiren haramzadedir
Aş taşınca kepçeye paha biçilmez
At binenin, kılıç kuşananındır
Ateşle barut bir arada bulunmaz
Ateş olmayan yerde duman çıkmaz
Atın ölümü arpadan olsun
Ava giden avlanır
Avcı avında yolcu yolunda gerek
Avrat vardır arpa unundan aş yapar, avrat vardır dolu ambarı boş yapar
Az tamah çok ziyan, getirir
Balık baştan kokar
Başa gelen çekilir
Başı bezeklinin aşı tezekli olur
Ben ağa sen ağa inekleri kim sağa
Ben umarım bacımdan, bacım ölür acından
Benim için şap da bir şekerde
Besle kargayı oysun gözünü
Bir eli yağda bir eli balda
Bir ye bin şükret
Borcun yoksa kefil ol vaktin çoksa şahit ol
Boş çuval dik durmaz
Büyük lokma ye, büyük söz söyleme
Bugünün işini yarına bırakma
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir
Buz üstüne bina yapılmaz

Can boğazdan geçer
Can çıkmadan huy çıkmaz
Cömertsin der, maldan ederler Yiğitsin der candan
Çağrılan yere erinme, çağırmayan yere görünme
Çarşıda mum yok korun (körün) talaşına (telâşına)
Çıra, dibine ışık vermez
Çok segirden (koşan) tez yorulur
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin
Çöreğinde çiği olan gocunur
Çürük tahta mıhi (çivi] tutmaz
Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz
Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur
Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar
Davacısı kadı olanın, yardımcısı Allah olsun
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
Deli dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun
Delik büyük, yama küçük
Deliye hergün bayram
Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş
Demiri nem çürütür, insanı gam
Deveye diken lazım boynunu uzatsın
Dilin kemiği yok
Dinsizin hakkından imansız gel
Dünya malı dünyada kalır
Dünya yansa bir horum bağ otu yanmaz
Düşmez kalkmaz bir Allah'tır
Ecel geldi cihana, bas ağrısı mahane
Eceli gelen keçi çobanın değneğine sıçrar
Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste
Elin ağzı torba değil ki çekip bûzesin
El mi yaman, bey mi?
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
El kazanı ile aş kaynamaz
El yarası onulur, dil yarası onulmaz
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez
Eşek çamura batanca yol gösteren çok olur
Et tırnaktan ayrılmaz
Ev alma komşu al
Ev danası öküz olmaz
Evdeki hesap çarşıya uymaz
Evli evinde, köylü, köyünde gerek
Fazla mal, göz çıkarmaz
Felek kimine kürk giydirir, kimine yelek
Fukaranın ahı, tahttan İndirir şahı
Gelen gideni aratır
Gelin ata binmiş, "ya kısmet demiş ''
Geven ne ki gölgesi ne ola
Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur
Gün doğar, âlem görür
Gün doğmadan neler olur
Güneş balçıkla sıvanmaz
Güvenme varlığa, düşersin darlığa
Güzelin basından çile eksik olmaz
Güzün gelişi yazdan bellidir
Hamama giden terler
Harman yel ile düğün el ile olur
Hazıra dağlar dayanmaz
Her horoz kendi çöplüğünde öter
Her kuşun eti yenmez
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar
Hırsız evden olunca, öküz bacadan çıkar
Hırsıza beyler borçludur
İmam evinde aş ölü gözünde yaş bulunmaz
İnsani arkadaşı azdırır
İnsana dayanma ölür, ağaca dayanma kurur
İnek öldü şab kesildi dana öldü hep kesildi
İnsanın yere bakanından suyun durgun akanından kork
İnsanoğlu kanatsız kuştur
İsli kazanın yanında durma sana da is bulaşır
İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü Kara
İşten artmaz, dişten arta
İyi dost kara günde belli olur
İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir
Kabahat da gizli ibadet de
Kabahat samur kürk olsa, kimse üzerine almaz
Kabul olunmayacak duaya amin denilmez
Kadı ekmeğini karınca yemez
Kadı kızında bile kusur bulunur
Kalp kalbe karşıdır
Kalpten kalbe yol vardır
Kara haber tez duyulur
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yere kucaklamış
Kârını bilmeyen kasap, elinde kalır masat
Kaş İle göz, gerisi söz
Kaynayan kazan kapak tutmaz
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
Kazma kuyunu, kazarlar kuyunu
Kediye ciğer emanet edilmez
Komşu komşuya bakar canını ateşe yakar

Alıntı Yaparak Cevapla