Yalnız Mesajı Göster

İğdır Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İğdır Gelenek Ve Görenekleri




Tarihçesi 2

Bu rapordan sonra bölge ahalisinin silah ihtiyacını karşılamak için IX Kolordu tarafından bölgeye 2000 civarında silah gönderilmiştir Kendine güveni artan bölge ahalisi, daha da rahatlamıştır Bunlar, Aras – Türk Hükümeti’nin kurulmasına zemin hazırlamıştır

Osmanlı Devleti’nin 1 Dünya savaşında yenildiğinin belgesi olan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros ateşkes anlaşması gereği ordu geri çekilmeye hazırlanıyordu Bu durum Ermenileri sevindirirken, buralarda bulunan Türk ahaliyi de büyük endişelere sevk etmekteydi Güvenlikleri ciddi tehlike altında bulunan bölge ahalisi, çare olarak IX Ordu komutanı Yakup Şevki Paşa’ya müracaat ederek yardım istediler Bunun üzerine, zaten bölgedeki hassasiyeti çok yakından bilen Yakup Şevki paşa, 11 Tümen komutanı Albay Rüştü Bey’e gereğinin yapılması için emir verdi

Osmanlı Ordusu’nun direktifleri ve bölge ahalisinin iştiraki ile 18 Kasım 1918 ‘de Gemerli kasabasında geniş katılımlı olarak yapılan toplantı sonunda Aras- Türk Hükümeti kurulduğu resmen ilan edildi İlan edilen kuruluş beyannamesinde şöyle denilmektedir; “ 18 Kasım 1918’ de Revan Vilayeti’nde, Aras Vadisi’nde yaşayan bir milyon kişi, Osmanlı Ordusu gittikten sonra, tehlike altında kalmamak için Revan Muhacirleri, Nahcıvan, Şerur, Eçmiadzin, ve Sürmeli Bölgeleri’nin temsilcileri, yukarıda belirtilen tarihte, Gemerli kasabası’nda toplantı yaparak, bir teşkilat oluşturmaya karar vermişlerdir Kurulan Aras – Türk Hükümeti’nin merkezi Iğdır olarak kabul edildi Bu hükümetin çeşitli yerlerde şubeleri açılacaktır Kendi güvenliği için gerekirse silahlı mücadele yapacak olan bu teşkilat, kendisine dokunulmamak, hak ve hukuku çiğnenmemek kaydıyla saldırgan olmayacaktır

Hükümet Reisi Emir Bey, çalışmalarını Gemerli Kasabası’nda yapmıştır Vesikalardan anlaşıldığı kadarı ile Iğdır’da herhangi bir toplantı olmamıştır Merkez resmen Iğdır, cepheye uzak olması yüzünden, çalışmalar cepheye daha yakın olan Gemerli’de yürütülmüştür

Aras-Türk Hükümeti, kabinesi şu isimlerden oluşuyordu

Hükümet Başkanı: Emir Bey Zamanbeyzade

Maliye Nazırı: Gember Alibey Beneniyarlı

Harbiye Nazırı: Cinangiroğlu İbrahim Bey

İnzibat Nazırı: Bağır Bey Rızazade

Adliye Nazırı: Mehemmet Beyzade

Harici İşler Nazırı: Hesenağa Sefizade

Şeyhülislam: Mirze Hüseyin Mirze Hesenzade ve Lütfü Hoca Ekid

Fahri üye: General Ali Eşrefbey

IX Ordu komutanı Yakup Şevki Paşa’nın direktifleri ile kurulan bu hükümet, Osmanlı birliklerinin çekilmesi ile ortaya çıkan boşluğun doldurulması, bölgenin geleceğini garanti altına almak ve sayıları bir milyonu geçen Türk nüfusu için çok önemli idi

Ancak bu Hükümetin kurulması, maalesef istenilen sonucu vermemişti Bütün gayretlere rağmen teşkilatlanma istenilen güce ulaşamamış, Ermeni saldırılarını bir türlü önleyememişti Zira Ermenilerin uzun zamandan beri başta Ruslar olmak üzere birçok devlet Ermeni saldırılarının artması ve birçok bölgeyi işkâl etmesi, büyük muhacir kitlelerini ortaya çıkarmıştı Tarihte “Gaça Gaç” olarak’ta bilinen bu olayda insanlar, adeta canlarını kurtarmak için her şeylerini bırakarak daha güvenli yerlere kaçmaya çalışıyordu Bu hususta Harbiye Nazırı Cihangiroğlu İbrahim Bey şunları söylemektedir; “ Nahcivan taraflarına hücum eden Ermeniler, Muhacir olan 1204 kişiyi öldürmüşler, Vedibasar’da genç kadınları ayırmışlar, 2000 kişiyi harmanda öldürmüşler 40 kadın ve çocuğu diri diri yakmışlar Bölgenin sevilen şahıslarından Seyyid Hasan’ın ailesine tecavüz edilmiştir

Bu saldırılardan kurtulabilenler, Bayezı’da doğru çekiliyorlardı Ermeni kuvvetleri Uluhanlı- Gemerli üzerinden Nahcıvan’a doğru ilerlerken 1000 kişilik 8Ermeni Piyade birliği de Sürmeli’ye saldırdı Ermeniler, Sürmeli ve Kulp(Tuzluca)’yı işgal ettiler Bu işgallerden sonra, Iğdır ve çevresinde kanlı günler başladı Iğdır’dan Bayezıt’a çekilen Aras – Türk Hükümeti Başkanı Ali Ekber Bey ve üç arkadaşı, kuvvetleri dağıldığı için çaresizdiler Ermeni vahşetini Erzurum’a bildirmekten başka yapabilecekleri başka bir şeyleri yoktu

IX Ordu komutanı Y Şevki Paşa, Iğdır’da ki Ermeni terörünü İstanbul’a çektiği telgrafla şöyle bildirmektedir; “ Osmanlı askerleri tarafından Iğdır boşaltıldıktan sonra, geri dönen Ermeniler zulme başladılar Iğdır Kasabası’nda Türk gençleri toplanarak meçhul yerlere götürülüyorlar Müslüman ahaliye ait erzak ve diğer eşyaları zorla alıyorlar Bölgede çok büyük bir felaket yaşanmaktadır İstanbul’da bulunan galip devletlerin temsilcilerinden olaya duyarsız kalmamaları” istenmektedir Ermenilerin Deh ne Boğazı ve Şerur’a hücumları devam ederken, Müslüman ahali akın akın İran’a kaçmakta idi Bunlardan bir kısmı da karşıya geçmeye çalışırken Aras Nehri’nde boğulmuşlardır

Bu Ermeni saldırıları sırasında, Iğdır, Gemerli, Dereleyez, Uluhanlılar’da, Başköy’de yaşayan Türklerin tamamı yurtlarından kovulmuşlardır Gemerli’de 48, Vedibasar’da 18, Dereleyez’de 74, Şerur’da 7 köy yakılmış, suçsuz ve savunmasız insanlar işkenceden geçirilmiştir

Böylece büyük ümitlerle kurulan ancak ömrü çok az olan Aras- Türk Hükümeti’nin yıkılmasından sonra, 15 Kasım 1918’de Kars Müslüman Şurası, Kars’da umumi bir konferansın toplanması için faaliyete geçildi Bu konferansa Iğdır’dan Reşid Bey Şemseddinov iştirak etmiştir Bu şuranın ikinci toplantısı Cihangir oğlu İbrahim Beyin başkanlığında toplanarak faaliyet sahasını genişletmiştir Batum, Kars, Artvin, Oltu, Ahıska, Sürmeli ( Tuzluca Iğdır, Aralık) Ahılkelek ile Eçmiadzin’in batı bölgesi dâhil edilmiştir

Bundan sonra daha büyük bir teşkilatlanmaya gidildi 17–18 Ocak 1919’da III Kafkas konferansı toplandı Burada Cihangiroğlu İbrahim Bey’in başkanlığında “Müveggeti Milli Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti” kuruldu Ahıska, Ahılkelek, Ardahan, Oltu, Kağızman, Iğdır, Şavşat, Gamerli, Nahcıvan, Ordubad, Kars, Batum bu hükümetin sınırlarına dâhil edildi

Fakat Osmanlı ordusu, bu yerleri boşalttığı sıralarda Ermeniler, hemen Gümrü ve Eçmiyazdin bölgelerini, Arpaçay’ı ve Aras Kıyıları’nı ve Iğdır Bölgesi’ni de sınırlarımıza yakın yerlere kadar işgal ettiler
Birinci dünya savaşının sonunda, İtilaf Devletleri tarafından, Osmanlı Hükümetine dikte ettirilen Mondros mütarekesi gereğince, silahlarının büyük kısmı ellerinden alınmış ve personel bakımından genel olarak kadro haline getirilmiş olan Türk kuvvetleri yeni durumlarına göre konuşlandırılması ve mütareke şartlarına göre yeni kadrolarının yapılması büyük önem arz ediyordu

Mondros mütarekesinde elde kalacak birlik miktarı belirtilmemiş, yalnız ordu mevcudu kayıt altına alınmıştı Bu boşluktan faydalanan Türk Genelkurmayı mevcut kuvvetleri dokuz Kolordu, yirmi Tümen olarak tespit etmişti

İtilaf devletleri ile Osmanlı Hükümeti arasında yapılan Mondros mütarekesi (30 Ekim 1918) gereğince de Osmanlı ordusu Kafkasya ve İran'ı boşaltarak 1914 Türk-Rus sınırına çekildikten sonra 9 Osmanlı Ordusu lağvedilerek yerine 15 Kolordu kuruldu

15 Kolordu bölgesini o zamanki Van, Erzurum ve Trabzon illeriyle kısmen ve batıya doğru derinlik teşkil etmekteydi Dört piyade tümeniyle (3 9 11 Kafkas ve 12) bağlı birliklerden oluşmakta ve kolordu komutanı Mirliva Kazım Karabekir Paşa idi

İzmir’in işgali, Samsun ve Trabzon bölgesindeki pontusçu taşkınlıklar, Ermeni ve Gürcülerin doğudan doğrudan harekete geçebilecekleri ihtimali dolayısıyla 15 kolordu Karadeniz kıyısından Iğdır'a kadar olan bölgenin korunmasından sorumluydu Bu kolorduca geliştirilen hareket planlarından bir tanesi de iki tümenle Sarıkamış, bir tümenle Iğdır istikametinde Ermenilere taarruz etmekti

Iğdır Bölgesi’ni Ermeni zulmünden kurtarılması için 11 Kafkas tümeni, Van ve daha güneyindeki alaylarıyla, Doğubayazıt bölgesinde toplanacaktı Bu tümenin Nahcivan'da bulunan müfrezesi Milli Şura kuvvetlerini de emrine alacak ve Azerbaycan kuvvetleriyle de işbirliği yapacak ve taarruz için ayrıca emir bekleyecekti

15 kolordu, Ermenilere karşı yapılacak taarruzun manevra planını tasarlamış ve bunu bir emirle, 28 Mayıs 1920’de birliklere yayınlamıştı Buna göre; “11 tümen; Iğdır'ı kurtaracak ve Aras’a kadar olan bölgeye hâkim olacak; bunun için, Tümen büyük kısmıyla Doğubeyazıt'a toplanacaktı

Diyadin ve Ağrı’daki taburlar bulundukları yerlerde kalacaklar Tümenin büyük kısmı Doğubayazıt’tan Iğdır istikametinde hareket ederken, Diyadin'deki tabur, Iğdır; Ağrı’daki tabur da Gaziler (Pernavut) üzerinden Hacıbayram köprüsü istikametinde gönderilecekti Tümen Doğubeyazıt'ta daha kuvvetli bulunacak, gerektiği takdirde, Ağrı'daki birlikler de Diyadin'e alınacaktı

Toplanma için seferberlik emri verilip er ve taşıt araçları tamam olarak alınmadığı takdirde, yerli kaynaklardan ve yerli kuvvetlerden faydalanılacaktı Misak-ı Milli ile tespit edilen sınır içerisindeki ve Nahcivan-Iğdır dolaylarındaki Milli Şura kuvvetlerinin de üstün fedakârlık göstermeleri ve harekâta katılmaları sağlanacaktı Bunun için; her tümen kendi cephesindeki şuralar yanına şimdiden subaylar göndererek teşkilatı tamamlayıp, durum hakkında etraflı bilgi alacak ve şura kuvvetlerinin iyi bir suretle sevk ve idareleri sağlanacaktı

Yine 9 Türk ordusu komutanı, verdiği 29 Kasım ve 27 Aralık 1918 tarihli iki raporunda da Ermenilerin yaptığı katliamları bildirmiş Ve özellikle Iğdır halkından 2000 kişinin Ermeni zulüm ve baskısı yüzünden, Türk topraklarına sığınmak üzere gelirken, Iğdır’ın 10 km kuzeyinde Sarıçoban Köyü Yezitleri tarafından ateşe tutularak bir kısmının şehit edildikleri ve Ermeni Hükümeti jandarmaları tarafından Müslümanların para, eşya ve yiyeceklerini zorla alındığı öldürüldükleri bildirilmektedir Ermeni birliklerinin, vedi, sederek dolaylarındaki zulümlerinden kaçan 500–600 Müslüman’ın Aras Nehri sağ kıyısına geçerken perişan bir halde Doğubeyazıt'a gelmekte olduklarını, çeteci Yapun’un Nahcivan kuzeyinde Almalı Köyü’nden 688 ve batısındaki Alış Köyü’nden de 516 kişiyi öldürmüş olduğunu ve genç kadınları ayırdıktan sonra 2000 kişiyi toplayarak katlettiğini; ayrıca 40 kadın ve çocuğu bir odaya hapsederek yaktığını ve bölgede buna benzer yapılan cinayetleri belirtmişti

Ermeniler, bölgede terör faaliyetlerini yoğunlaştırırken, Temmuz-1919’da Iğdır Bölgesi’ndeki Türk yerleşim yerlerindeki ahaliden, mevcut silahlarını teslim etmelerini istediler Bunun üzerine, Sürmeli, Gelgel, Karabulak, İncesu, Harabe köyleri silahlarını teslim etmişlerdir Silahlarını teslim ederek savunmasız kalan bu köylerin ileri gelenleri hemen yakalanarak katledilmiştir Bu durumu öğrenen, sayıları 70’in üzerinde olan köy, silahlarını teslim etmeyerek teminat istediler İstedikleri teminatı alamadıkları için silahlarını teslim etmemek için direnen köyleri yıldırmak maksadıyla Ermeniler, saldırılarını yoğunlaştırdılar
Ermeniler,12 Ağustos 1919 ‘da Iğdır mıntıkasında Molla Ömer köyünün güneyindeki Tavuskün Köyü’ne baskın yaparak ahaliyi kâmilen, 13 Ağustos günü, Yukarı ve Aşağı Katırlı Köyleri’nin erkeklerinin tamamı toplanmış ve büyük çoğunluğu katledilmişlerdir Yine bu günlerde, Aliköse, Perçinis, Hamurkesen, Köyleri’ndede katliam yapılmıştır Iğdır yöresinde 21 yerleşim yeri bu şekilde Ermenilerin saldırılarına uğramıştır Türklerden yakaladıklarını katletmişler, kadınları çıplak olarak Eçmiadzin’e götürmüşlerdir Bu köylerden bazıları şunlardır; Kolibey, Kerim arkı, Canfeda, Kazançı, Küllük, Yaycı, Kiti Bayraktutan
Kazım Karabekir bu konuda şunları yazmaktadır; “11 Kasım’da karargâhımı Gümrüye naklettim Gümrü’nün doğu sırtlarında mevzi alan Ermenilere karşı taarruz hazırlığına başladım Bu arada Arpaçayın doğusunda bazı mevzileride işkâl ettirdim Ermeniler’de 12 Kasım’da Iğdır’ı boşaltarak Aras Nehrinin kuzeyine çekildiler 14 Kasım, sabahleyin Ermeni mevzilerine karşı taarruz başlattım

Iğdır bölgesinde ise özellikle ova kesiminde bulunan savunmasız köylerde Ermeni çetelerinin zulüm ve şiddeti bütün hızıyla devam etmekteydi Oba köyü, Küllük, Hakmehmet, Kazancı, Kadıkışlak ve Necefali gibi ovada bulunan köylerde Ermeniler, erkekleri toplayıp topluca yakma ve katletme faaliyetlerini devam ettirmekteydiler Bu köylerin halkından kurtulabilenleri çareyi köyleri terk etmekte, dağlık alanlara ve sınırın güvenli yerlerine kaçmakta bulmuşlardı

Ermeniler, bölgede terör faaliyetlerini yoğunlaştırırken, Temmuz-1919’da Iğdır bölgesindeki Türk yerleşim yerlerindeki ahaliden, mevcut silahlarını teslim etmelerini istediler Bunun üzerine, Sürmeli, Gelgel, Karabulak, İncesu, harabe köyleri silahlarını teslim etmişlerdir Silahlarını teslim ederek savunmasız kalan bu köylerin ileri gelenleri hemen yakalanarak katledilmiştir Bu durumu öğrenen, sayıları 70’den fazla köy, silahlarını teslim etmeyerek teminat istediler İstedikleri teminatı alamadıkları için silahlarını teslim etmemek için direnen köyleri yıldırmak maksadıyla Ermeniler, saldırılarını yoğunlaştırdılar Ermeniler,12 Ağustos 1919 ‘da Iğdır mıntıkasında Molla Ömer güneyindeki Tavuskün köyüne baskın yaparak ahaliyi kâmilen, 13 Ağustos günü Yukarı ve Aşağı Katırlı köylerinin erkeklerinin tamamı toplanmış ve büyük çoğunluğu katledilmişlerdir Yine bu günlerde, Aliköse, Perçinis, Hamurkesen köylerin’ de de katliam yapılmıştır Iğdır yöresinde 21 yerleşim yeri bu şekilde Ermenilerin saldırılarına uğramıştır Türklerden yakaladıklarını katletmişler, kadınları çıplak olarak Açmıyanez’ne götürmüşlerdir Bu köylerden bazıları şunlardır; Kolibey, Kerim arkı, Canfeda, Kazançı, Küllük, Yaycı, Kiti’dir

Iğdır yöresinde, Obeyan Haçatur Ağa , Antranik , Dro , Samson , Dikran gibi kişiler idaresindeki Ermeni birlileri, Sürmeli çukurunda terör havası estirmeye başladılar Aliköse, Perçinis , Hamurkesen, Kulubey, KerimArkı , Canfeda , Kazançı, Küllük, Yaycı, Kiti , Alikamerli, Kasımcan , Kuzugüden, Hakmehmet, Oba, Koçkıran, Şıraçı , Gökçeli , Bayatdoğanşalı , Kacerdoğanşalı, Bayat , Gecer , Zülfikar , Karakoyunlu ve adlarını sayamadığımız onlarca yerleşim yerinde büyük katliamlar yapılmıştır

Bu bölgede ayrıca İngilizlerin de faaliyetleri bulunmakta idi İngilizler, Erivan-Culfa demiryolunun idare ve kontrolünü Ermenilere verdiler Bu demiryolu hattı Kars-Tiflis-Batum-Erivan-Nahcivan-Tebriz-Bakû demiryolu hattında önemli bir yer teşkil etmekteydi

Özellikle İngilizler, Türkiye’nin doğudan da ablukasını tamamlamak için çaba sarf etmekteydiler Esasen Kars-Gümrü demiryolu ile karayolları Ermenilerin ellerindeydi Batum üzerinden giden yollar ise İngiliz ve Gürcüler tarafından kapatılmıştı Batum üzerinden, şimdi de Nahcivan-Karabağ üzerinden geçen biricik karayolu Ermenilerin kontrolüne geçmişti Bu suretle Türkiye’nin, Azerbaycan ve Bolşevik Rusya ile irtibatı kesilmiş oluyordu 15 kolordu komutanlığı hiç olmazsa, yolun açık bulundurulmasına pek çok önem vermekteydi Bu yüzden de Iğdır, Nahcivan Bölgeleri’nin Ermenilerden temizlenmesi bir an önce gerçekleşmeliydi

İngilizlerin Ermeniler vasıtasıyla kurmak istedikleri doğu çemberini kurdurmamaya özen gösteren kolordu komutanı Kazım KARABEKİR paşa, hem halkı ermeni zulmünden kurtarmak, hem de Azerbaycan ve Bolşevik Rusya ile açık olan yoldan irtibatımızı sağlamak için büyük gayretler göstermiştir 11 Tümenden Yüzbaşı Halil, Üsteğmen Edip (Albay Tokalp) ve topçu üsteğmen Naci (General Altuğ) ve Teğmen Osman Nuri ile yedi er, Nahcivan bölgesine sevk etmiştir

Bunların görevleri, Yüzbaşı Halil idaresinde, Nahcivan Sancağı’nı da daha önce kurulmuş olan, yerli milis alaylarını sevk ve idare ederek bu bölgeyi Ermeni istilasından korumaktı Bu heyet 17/18 Temmuz 1919 da Doğubeyazıt’tan gizlice sınırı geçerek, Ağrı Dağı eteklerini takiben Yenice’ye varmış ve büyük bir halk topluluğu tarafından karşılanmıştı
Türk subayları Nahcivan'a geldikten sonra, şöyle bir görev bölümü yapmışlardı:

Nahcivan ve bölgesi genel komutanı Yüzbaşı Halil, Nahcivan Bölgesi komutanı Yarbay Kelba Ali Han, Ordubat Bölgesi komutanı Üsteğmen Edip, Şerur Bölgesi komutanı üsteğmen Naci idi
Iğdır Bölgesi, buna bitişik olan Aras Nehri kuzeyindeki Zegibasar Bucağı nüfusunun %80’i Müslüman olması dolayısıyla, Ermenistan’ın merkezi olan Erivan'ın çok yakınında ve merkezi tehdit edecek durumda çok hassas bir bölgeydi Bu sebeple; Ermeniler her şeyden önce ve daha Mondros müterakesi imza edildikten ve Osmanlı Ordusu bu bölgeyi boşalttıktan sonra, hemen Iğdır’ı işgal ve Aras üzerindeki Markara Köprüsü’nü de tutarak Zengibasar'ı tek başına bırakmışlardı Iğdırlılar, aralarındaki ikilik ve teşkilatsızlıktan bu işgali önleyememişleri

Iğdır dolaylarında Taşburun’da bulunan Ermeni kuvvetinin 400–500 piyade (3 Alaydan) ile dört top ve altı makineli tüfek olduğu tahmin ediliyordu
Iğdır’ın işgalinden sonra 6 Şubat 1920 sabahı Ermeniler Aras Irmağı’nın kuzeyine Karbabazar köyüne saldırmışlar 40 kişiyi öldürmüşler ve geri kalan İslam halkı kaçırmışlar Ayrıca demiryolunu kontrole almak için Kargın köyüne saldırmışlar fakat buradaki savunama sonucu başarılı olamadan geri çekilmişler

10 Şubat 1920’de Ermeni hükümeti, Ağrı Dağı’nda bulunan Kürt aşiretlerini, bölgedeki Türklere karşı kışkırtmak maksadıyla aşiret reislerine mektuplar ve bir meclis kurarak barışmak için müzakereye girmelerini teklif etmişti Sınırın öte tarafında, Ağrı Dağı eteklerinde oturan celali aşireti reisi Ali Mirza, Ermenilerin bu teklifini kabul etmemiş ve gerçekten de bu Ermeni teklifi aşiretler üzerinde nefret uyandırmıştı
Zengibasar bölgesinden sorumlu olan Yüzbaşı Muhittin bölgede teşkilatlanmaya başlamış ve 37 köyden meydana gelen Zengibasar ve Aralık ilçesi bölgesinde dört taburlu üç alay dairesi kurulmuştu Her büyük köy bir bölük dairesi olup, her üç köy, bir tabur dairesiydi Subaylar köylerin ileri gelen kimselerindendi

1- Alay: Gümrü- Zengibasar demiryolunun Zengibasar kısmının kuzeyindeki arazi halkı 1 alayı oluşturmakta olup, dört taburlu idi komutanı Teğmen İhsan’dı
2- Alay: demiryolunun güneyindeki (demiryolu ile Aras Nehri arası) arazi halkından dört tabur olarak kurulmuştu Komutanı Halil Nuri idi
3- Alay: Aras nehri batısında ve Aralık bucağının kuzeyindeki bölge halkından kurulmuş olup komutanı Meşhedi Bilal Ağa idi

Bunun, üzerine Aralık Bucağındaki Hamit Bey Aşireti’yle Ağrı Dağı’nın eteklerinde bulunan Celali Ali Mirza Aşiretleri birer Tümen adı almışlarsa da bunlardan hiç faydalanılamamıştır
Zengibasar’da Yüzbaşı Muhittin'in raporuna dayanarak, Doğubeyazıt’ta bulunan 18 alay komutanı Binbaşı Hilmi 28 Mart 1920’de 15 kolordu komutanlığına şu raporu vermiştir (özet):
“Nahcivan’da bulunan Yüzbaşı Halil’in her neye mal olursa, Iğdır’a taarruz etmek mecburiyeti olduğunu, Zengibasarda Yüzbaşı Mühittine bildirmesi üzerine Yüzbaşı Muhittin, yerel kuvvetleri toplayarak müşavereden sonra Iğdır’a taarruz kararı vermiştir

Bu karar üzerine, 25/26 Mart 1920’de toplanabilen aşiret ve Milli Teşkilat kuvvetleriyle yapılan bir hücumla, Taşburun zapt edilmiş ve Iğdır civarına kadar yaklaşılmıştı Bu sırada bir erin şehit olduğunu gören aşiret ve milli teşkilat mensuplarının moralleri bozularak biraz geri çekilmişler ve yeni tesis edilen hatta akşama kadar beklemişlerdir

Bundan cesaret alan Ermeniler’in Iğdır’daki topçusuyla ateşe başlamaları üzerine Milli Teşkilat kuvvetleri karışmıştır Ermeniler getirdikleri 150 piyade 32 süvari, iki makinalı tüfek ve üç topla karşı taarruza geçmişlerdir Bunlar üç defa geri püskürtülmüştür Süvari ve topçunun kanadımızı tehdidine ve savunma hattımızın 5000 metre yakınına sokulmalarına rağmen, akşama kadar oldukları yerde kalmışlardır Bu mesamede Dize ve Cennetabat (Taşburun) Ermenilerin eline geçmiştir

29 Mart 1920’de Yüzbaşı Muhittin, Vedibasar Bölgesi subayı Teğmen Osman Nuri komutasında gönderdiği bir kuvvetle Dize ve Taşburun köylerini Ermenilerden temizleyerek Zengibasar teşkilatına bağlamıştır

Bundan sonra Ermeniler, 19 Haziran 1920’de yaptıkları büyük bir taarruzla Zengibasar bölgesini işgal etmişlerdir
Bu bölgede olaylar bu şekilde cereyan ederken Nisan 1920'nin sonlarına doğru Rusların Kafkasları aşıp Azerbaycan’a girmesi ve Gürcistan ile Ermenistan ise tehdit etmeye başlaması sonucu Ankara hükümeti ve 15 kolordu komutanlığı bir an evvel doğu bölgesinin kurtarılması ve Misak-ı Milli sınırlarına ulaşılmasının gerekli olduğunu belirterek Doğu Anadolu Bölgesi’nde seferberlik başlatıldı
15 kolordu komutanı Kazım KARABEKİR Paşa, 28 Nisan 1920 ve 6 Mayıs 1920 tarihlerinde, büyük millet meclisi başkanlığına, doğu cephesi komutanlığı kurulması hakkındaki tekliflere, 13/14 Haziran 1920’de şu cevabı aldı

“15 kolordu komutanı Kazım Karabekir paşanın doğu cephesi komutanlığına atandığı, büyük millet meclisi bakanlar kurulu kararıyla tebliğ ve ilan olunur Kazım Karabekir Paşa, doğu cephesinde bulunan bütün sivil ve askeri makamlar üzerinde seferdeki ordu komutanlığı yetkisine haizdir” Böylece 15 kolordu komutanlığı, doğu cephesi komutanlığı unvanını aldı

11 Tümenin Van’da bulunması hem sınıra hem de hareket alanına uzak olmasından dolayı ve aynı zamanda haberleşme araçlarının noksanlığı yüzünden Ermenistan'a yapılacak bir harekâtta daha aktif hale gelmesi için Van’dan Doğubeyazıt’a taşınmış ve 17 Haziran 1920’de bu tümene çeşitli görevler verilmişti

Tümen komutanı Albay Cavit, 18 Haziran 1920 de doğu cephesi komutanlığına verdiği bilgide “Kağızman'a taarruz edecek kuvvete mürettep Tugayı” adı verilecek,
Pernavut (Gaziler)’ta bulunan milisler Kulp (Tuzluca)’lu Şamil Ayrım’ın idare ettiği Kulp ve Pernavut Milli Şura Kuvvetleri), Akçay Deresi Köprüsü istikametinde gönderilecek ve Ermenilerin bu köprüden faydalanmalarını ve köprünün tahribini önleyecektir Kağızman istikametinden batıya doğru etki yapmak ve Kulp Bölgesi teşkilatını idare etmek üzere, Tümen topçu alay komutanın alay karargâhı ile beraber, 20 Haziran 1920’de harabe Perçinis’e hareket ettirileceği;

Mürettep tugay ve Pernevut milisleri, 23 Haziran 1920’de taarruza başlayacaklar, ihtiyat alayları tamamen toplanmasa dahi taarruzun geri bırakılmayıp yapılmasının emredileceği;
Kağızman bölgesindeki kuvvetlere 1 mürettep tugayı adı verildiği;

Nahcivan Bölgesi komutanlığına Vedi ve Develi bölgesinde göstermelik taarruz yapılması ve karşılarındaki düşmanı tespit etmeleri emrinin verildiği; Iğdır Bölgesi’nde de aynı şekilde hareket olunacağı,merkez grubuna mürettep tugay ile irtibat sağlanması hususunda cephe komutanlığınca emir verilmesi istenmiştir

Eylül 1920 tarihine kadar pek çok defa Ermeniler ile çatışmalar olmuş özellikle bu bölgede savaşan 11 ve 12 Kafkas tümenleri Kağızman (Ortakale), Tuzluca (Kulp), Iğdır Bölgeleri’nde de çeşitli zamanlarda taarruzlar yaparak Tuzluca’yı işgal ettiler Bu taarruzlardan maksat Özellikle Oltu Bölgesi’nde bulunan Ermeni kuvvetlerini doğuya doğru sürerek Sarıkamış, Kars ve çevresinin alınarak eski sınıra kadar olan araziyi kurtarmaktı

27/28 Eylül 1920’de büyük millet meclisi ve doğu cephesi komutanlığının ortaklaşa kararı ile büyük bir taarruz yapılacak ve doğu bölgemiz Ermenilerden kurtarılacaktı Bunda batı cephesinde Yunan ilerlemesinin devam etmesi Yunan işgal birliklerinin Afyon- Uşak bölgelerinden daha içerilere kadar ilerleyerek Sakarya’ya yaklaşmalarını önlemek ve batı cephesini kuvvetlendirmek ile Bolşevik Rusların Gürcistan ve Ermenistan tehdit etmeleri bu cephede bir an önce misakı milli hudutlarına ulaşılmasını zorunlu kılıyordu

28 Eylül’de taarruza geçen Türk ordusu 28/29 Eylül günü Sarıkamış’ı kurtararak Kars’a doğru ilerlemeye başlamıştı aynı zamanda cephenin sağ kanadında; Iğdır Bölgesi’nde Iğdır bahçelerinde bulunan Ermeniler sıkı temas ve ateş muharebesi Iğdır Güneyinde bulunan Hoşhaber ve Kamışlı İstikametlerinde ise keşif faaliyetleri yapılmaktaydı

Kağızman bölgesinde 1 mürettep tugay Kağızman girmişti Burası 29 Eylül’de Kağızmanlı Ali Bey’in (Kağızman Milletvekili Ali ATAMAN) idare ettiği milis (Milli Şura Kuvvetleri) tarafından tutulmuştu Kağızman’da tekrar Milli Şura Hükümeti kurulmuştur Kağızman’daki 150 kadar süvari ve 60 piyadeden ibaret olan Ermeni kuvveti Kulp (Tuzluca) istikametine çekilmiştir

Doğu cephesi komutanlığı, Kars taarruzuna başlamadan daha önce bu taarruzun daha uygun bir durumda yapılabilmesi için, cephenin sağ kanadının Aras Nehri’ne kadar olan bölgeye hakim olması lüzumunu düşünerek, 18 Ekim 19202de sarıkamıştan, Doğubayazıt’ta bulunan sağ kanat grubu komutanlığına; “Kars’ın kurtarılması için hareketin kararlaştırıldığı, bu sebeple; Şahtahtı ve Iğdır taarruzlarının mümkün olduğu kadar çabuklaştırılmasını ve bunun için bütün sağ kanat grubu cephesinde faaliyet göstermesi lüzumunu” belirtti ve “Iğdır’ın işgaliyle Aras’a kadar olan bölgeye hakim olunduktan sonra, tasarruf olunabilecek aşiret kuvvetlerini Alaca- Başgedikler istikametine sevk ederek Ermenilerin yan ve gerilerini tehdit etmelerinin çok faydalı olacağı ve Şahtahtı ile Iğdır’ın işgalinden sonra Erivan’ı tehdit edecek bir durum alınmasını” istedi

İki zayıf piyade taburu ve geri kalanı aşiretlerden ibaret bir kuvvetle yapılan bir taarruz, geceleyin irtibatsızlık yüzünden istenen sonucu sağlayamadı
24 Ekim 1920’de Iğdır istikametinde yapılan yeni bir taarruzda; Erhacı-Halfeli-Hoşhaber hattı işgal edildi

Diğer ayrı bir kuvvet de (34 Alayın 1Taburu) Alican köyü dolaylarında yaptığı çarpışmada Ermenilere 100 kadar zayiat verdirmiş ve 30 esirle iki top ele geçirmişti
Tabur, bu taarruzu, Iğdır’da bulunan Ermeni kuvvetlerinin çekilme istikametini Markara Köprüsünde tıkmak maksadıyla yapmıştı Fakat Ermenilerin direnmeleri sonucunda maksadına ulaşamayarak, Yukarı Alican Köyü’nün beş kilometre doğusunda savunmaya geçmek zorunda kaldı Ermenilerin Iğdır etrafında kuvvetli direnmeleri yüzünden burası elde edilemedi

30 Ekim 1920’de Kars’ın Ermeni işgalinden kurtarılmasının ardından Türk kuvvetleri doğuya doğru hareket ederek Gümrü'ye yaklaşmışlardı 6 Kasım günü Ermeniler doğu cephesi komutanlığına barış müterakesi için mektup gönderdi Daha sonra Türklerin müterake ve barış için öne sürdüğü şartlar Ermeni tarafından kabul edilmeyince hareketin devam etmesi kararlaştırıldı (9 Kasım 1920) Hareket için çeşitli plan ve hazırlıklarda başlanıldı Sağ kanat Grubunun (Iğdır Bölgesi) büyük bir kısmının Kulp (Tuzluca) üzerinden Erivan istikametine taarruza geçirilmesi ve şahtahtı müfrezesinin de şahtahtı köprüsüne yeter kuvvetle tutarak, harekâtına demir yolu boyunca ilerletmesi istenilmiş

Bunu niçin Iğdır’ın güney ve doğu cephesinden, Yarbay Reşat komutasında örtme ve gözetleme görevini yapabilecek kadar kuvvet bırakarak 11 Kafkas tümeni büyük kısmının ve tümen karargâhının şimdiden kulp bölgesine saldırması lazımdır Bu takdirde geri ile irtibat Kulp-Kağızman-Kars-Eleşkirt-Karakilise üzerinden sağlanacaktı

Doğu cephesinde tekrar başlayan taarruz üzerine ermeni kuvvetleri hem Kars’ın doğusunda hem de Iğdır ve Şahtahtı bölgelerinde yenilgilere uğrayarak geri çekilmeye başladı
Kazım Karabekir bu konuda şunları yazmaktadır ; “11 Kasımda karargâhımı Gümrü’ye naklettim Gümrü’nün doğu sırtlarında mevzi alan Ermenilere karşı taarruz hazırlığına başladım Bu arada Arpaçay’ın doğusunda bazı mevzileri de işkâl ettirdim Ermeniler’de 12 Kasım’da Iğdır’ı boşaltarak Aras’ın kuzeyine çekildiler 14 Kasım sabahleyin Ermeni mevzilerine karşı taarruz başlattım Birkaç saat’te Ermenileri iyice hırpaladık 7 şehit ve 50 yaralı verdik Ermeniler 582 ölü bırakarak doğuya doğru çekildiler Sağ yanımızda bulunan Ermeni kıtalarına 17 Kasımda taarruz ederek onları mağlup edip, güneye doğru püskürttüler Ermenilerin Şahtahtı müfrezemize saldırısı anında geri püskürtüldü Üçü subay olmak üzere, 210 esir alındı Böylece alınan esirlerin sayısı iki bini buldu

Bu son darbeden sonra, Ermeniler mütareke şartlarımızı kabul etmek zorunda kaldılar 17 Kasım, saat 3’de karargâhıma gelen bir Ermeni Yüzbaşı, Ermeni Başkumandanı ve Hariciye Nazırı’nın mütareke şartlarımızı kabul ettiklerini belirten mektubunu getirdi 18 Kasımda Ermeni Dâhiliye Nazırı, bir Yüzbaşı ile karargâhıma geldi Bolşevik ihtilalinden yeni kurtulduklarından, sulh muahedesi başlar başlamaz istediğimiz silahları vereceklerini ve hafif makineli tüfekleri az olduğundan tedricen vermelerine müsaade rica etti Kabul ettim”

15 Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa, bu konuda devamla şunları söylemektedir;” Mütareke şartları olarak, Ankara’nın istediği biner mermisi ile 2000 tüfek, 3 batarya seri ateşli koşulu dağ topu, yine koşulu 40 makineli tüfengi, Ermenilerden alarak, doğu cephesinin ilk zafer hediyesi olarak, batı cephemize doğru yola çıkardım

25 Kasımda Gümrüde, başkanlığım altında Ermeni Hatisyan heyeti ile müzakere başlattık Bu toplantı ile, Mondoros Ateşkes Anlaşması’nın yırtıldığını kabul ettik 3 Aralık’da Gümrü Anlaşması ‘nı imzaladık 5 Aralık’da nezrimizdeki Rus murahhası, sonradan sefir olan Medivani, Hariciye komiserinden bir telgraf aldığını bildirdi Bu telgrafta anlaşmanın Ermenilerle değil de Bolşeviklerle yapılmasının uygun olacağını bildiriyorlarmış Ben de şu cevabı verdim; Ahitnameyi hükümetimiz aldı Yusuf Kemal Bey, Ankara ya döndü Sorarım Taşnaklarla anlaşma imzaladık Bu arada Ermeniler Bolşevikliği kabul ettiler”
Özellikle Şahtahtı bölgesinde yenilgisi sonucu, gerilerinin tehlikeye girdiğini gören Ermeni kuvvetleri, 13 Kasım 1920’de Iğdır’ın kuzeydoğusundaki Markara Köprüsü’nü yakarak Aras kuzeyine çekilmişler ve bunu gören Türk birlikleri takibe geçerek Iğdır’a girmişler ve Aras nehri kıyılarına kadar ilerleyerek, o gün akşama kadar Ermeni kuvvetleriyle topçu ve piyade ateş muharebesi yapmışlardı

Doğu cephesinde ilerleme 14 Kasıma kadar devam etti Bunun üzerine 17 Kasım 1920 tarihinde Ermeniler daha önceki mütareke şartlarını kabul ettiklerini bildirdiler Ve silahlarını teslim etmek zorunda kaldılar Bunun üzerine doğu cephesi komutanlığı birliklerinin yerlerini ve konumlarını tekrar gözden geçirdi ve sağ kanat grubunun grup karargâhını ve seyyar hastane ve bir bölüğünü Iğdır’da konuşlandırdı Ayrıca Iğdır’ın köylerinde de hem yerli kuvvetleri hem de askeri birlikleri yeniden konuşlandırma ihtiyacı duyuldu Buna göre Küllük, Yaycı, Melekli, Tacirli, Kacer doğanşanlı, Karakoyunlu, Alican, Mürşitali, Alikamerli, Pulur, Kazancı-Ağaver, Adetli gibi köylerde de kuvvetler bulundurdu

Ermeni kuvvetlerinin mütareke ve silah bırakma isteği kabul edilerek 26 Kasım 1920 de Gümrü’de barış görüşmelerine başlanıldı ve 2/3 Aralık 1920’de Gümrü antlaşma imza edildi Bu antlaşma ile tespit edilen hudut hattı; sonradan Moskova ve Kars Antlaşmaları ile de tescil edilerek şimdiki Türkiye Cumhuriyeti ile kuzeydoğu komşuları Gürcistan, Ermenistan ve Nahcivan hudut hattıdır Bu hududa göre Misak-ı Milli’nin Türk topraklarına kavuşmasını lüzumlu gördüğü Kars Sancağı, artık anavatana kavuştuğu gibi; Rus-İran Harbi (1828) ile İran'dan Rusya’ya geçen ve iki yıldan beri (1919–1920) Ermeni İşgali altında Kalan Iğdır, Tuzluca (Kulp), ilçeler de, Kars İlinin iki ilçesi olarak Türk ülkesine katılmıştı

Topraklarımız Ermeni çetelerinden temizlendikten sonra bugünkü Iğdır ilini ziyaret eden Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Doğu Cephesi Komutanı Kazım KARABEKİR anılarını yazdığı İstikbal Harbimiz adlı eserinde Iğdır’ı ziyaretini şöyle anlatmaktadır “14 Mayıs’ta Kağızman’ dan otomobil ile Iğdır’a geldik Yol Aras nehrini takip ediyor şose, fakat bazı yerleri bozulmuş, buraların tamirine emir verdim Kulpta bir saat mola verdik buradaki dağ tamamen tuz Şayan-ı hayret bir varlık duyunu umumiye yerinde okkasına 3 kuruş fiyat koymuş Kulp da birkaç bazit bina var Buradan sonra Aras vadisi ovalıktır Iğdır büyük ve oldukça mamur bir kasabacık Bağlık bahçelik, büyük bir düzlük ortasında, hayli zaman yağmur yağmadığından ekmek fiyatlanmış, halk ıstırab içinde bana geldiler “Paşa yağmursuzluktan kırılıyoruz, seni çok işitiyoruz, dindarsın, iyisin bize medet et” Dediler Düşüncelerinize teşekkür ederim fakat ben sizin için dua ederim, sizde kalbinizi Allaha bağlayın ve yalvarın, inşallah hayırlı bir yağmur gelir dedim” “Bugün de yağmur yağmazsa mahvolduk kıtlık muhakkaktır Zaten şimdiden fakir fukara ekmeksiz kaldı” dediler “Ümidinizi kesmeyiniz, inşallah sıkıntıdan kurtulursunuz” Halk dağılmıyor, benim kendi huzurlarında dua etmekliğimi rica ettiler Vakti ile böyle bir vaziyete dahi Diyarbekir bölgesinde Lice civarında maruz kalmıştım Ve müthiş güzel bir tesadüfün lütfu ile bu kolordu kumandanlığına geldiğim gün yağmur duasından sonra gelmiş ve kürtler üzerinde son derece mühim tesirler bırakmıştım Buradaki vaziyet pek acı idi Halk da öz Türk ve kalabalıktı Pek dindar olan bu insanlar kıvranıyor ve iyi tanıdıkları kumandanlarından şefaat umuyorlardı Hayatımda müthiş tehlikelerden ve sıkıntılardan samimiyet-i ruhumla mümkün olanı yaparak ve sonunda faniye değil bekaya rabt-kalb ederek sıyrılmıştım Iğdır halkını kurtaracak elimde hiçbir vasıta yoktu, onlarda benden dua istiyorlardı Vakti ile yağmur duasını öğrenmiştim Ekseriya duadan sonra yağmur yağdığını da işitirdim Birkaç örneğini de görmüştüm Bu hususta ki kanaatim şudur ki ıstırab sonuna geldikten sonra yani sıkıntı son dereceyi bulunca esasen bulutlar da çok defa yağmura dönüşüyordu Dua da son sıkıntıda yapılıyor ve herkesi memnun ve müsterih kılıyordu Şimdi de vaziyet bu idi Halk tahammülün sonuna gelmişlerdi, esasen bu çevrenin en sıcak bölgesi olan Iğdır bölgesi şimdiden 21 idi Yağmursuzluktan mahsulü kavurmuştu Halkın samimi ısrarı üzerine “kalbimi tamamı ile Cenab-ı Allaha bağladım ve yalvarıyorum, siz de bir kere amin deyiniz ve gidiniz umarım ki Allah yardımcınız olacaktır dedim” Ve halkı selamlayarak ikametgahıma çekildim Halk da dağıldı Biraz istirahat ten sonra akşama doğru çarşıya yaya çıktım Tam çarşı ortasına geldiğim zaman bir yağmur başladı, her taraftan haykırışmalar, dualar yağmur şıkırtısına tatlı bir name katıyordu Bu olay bana Kars’ın zaptı anından fazla tesir yaptı Kars’a ateş ve kan arasında girmiştim Burada rahmet ve şükran arasında dolaşıyorum Hayatımın en mutlu zamanlarından birini yaşadım Ekmek müthiş ucuzladı Fakir fukara dükkânlara koşarak ekmek alıyor Kıtlıktan kurtulan halkın sevinci Ermeni satırından kurtulanlardan daha fazla oldu Yağmur gereği kadar yağdı

“Bu şerefe, iliklerime ıslanıncaya kadar gezdim Halktan aldığım dua belki de yeddi ceddime kafi gelecektir Gerçi akşam müthiş bir boğaz ağrısından saatlerce rahatsızlandım Fakat bu yarınki Beyazıt seyahatime mani olmadı Iğdırlılar 14 Mayıs gününü Iğdır’ın kurtuluş bayramı addetiler, her sene beni anarak bu günü kutlayacaklarını söylediler Bu tesadüfün lütfünü inançlı insanlar gibi Cenab-ı Hakkın azametine bir misal olmak üzere tanıdım ve tanıttım Yağmur 15 Mayısta da devam etmiş ve halk şenlikler yapmış, ben Beyazıt’a yola çıktım 15 Mayıs’ta otomobillerle Iğdır dan Beyazit’a 7 saatte geldik
17 Mayıs’ta aynı yoldan Iğdır’a döndüm bu sefer 5,5 saatte geldik Karabulaktan sonraki taşlık yokuşu gelirken yaya inmiştik, bu sefer atla çıktık 4 kilometre kadar otomobiller hafif çıktı

“18 Mayısta Iğdır’dayım öğleden sonra hükümet, belediye, kışla ve hastaneyi dolaştım Kasabada kaç ev ve kaç kişi var ne kaymakam nede belediye reisi bilmiyorlar Kaymakam bey 100-150 ev dedi Arada 50 fark var, %50 mühim bir şey ifade eder, birer birer saysanız nihayet bir saatlik bir gezme ile hakikati öğrenebilirsiniz dedim Kaymakam bey Mülkiye-i Şahane’den (Siyasal Bilgiler Okul) mezun fakat pek sessiz ve tecrübesiz, odası örümcekler içerisinde, kendisine biraz nasihat ettim Askerlik şube başkanı kasabanın 305 ve belediye reisi de 400 ev olduğunu söylediler Kaç mahpus var dedim yine doğrusunu bilen yoktu Halbuki 7 mahpus vardı Bu basit suallerin doğru cevabını zaten hiçbir yerde alamadım Sokaklar ilk geldiğim gün pek pisti Kaymakam ve belediye reisine ihtar etmiştim, bu sefer temiz buldum Resmi ve hususi meskenlerin de temiz tutulmasını ve cansız, canlı her varlıkla yakından ilgilenmelerini icap edenlere söyledim

“19 Mayıs’ta Iğdır dan otomobil ile 1 Saatte Malkara köprüsüne geldim Şose muntazam, köprü 120 metre uzunlukta 4 çift demir boru ayak üstüne tutturulmuş 4 kemerli, pek sağlım demir bir köprü Rusların şose üzerindeki bütün mühim köprüleri hep böyle demir ve sağlam Bu şose Erivan’a gidiyor bizim tarafta Alican Ermenilerin tarafında da Malkara köyleri gözleri kaplıyor Alican köyünde halk yok, hudut birliklerimiz var Kars taarruzumuz zamanında Ermeniler bizim aşiret birlikleri ile takviye ettiğim 11 fırka birliklerine karşı Iğdır’ı iyi savunmuşlardı Kars’ın düşmesinden sonra bu bölgedeki kuvvetlerini Gümrü bölgesine çektiklerinden Aras’a kadar boşaltmışlar ve Malkara köprüsünün ahşap döşemelerini yapmışlardı

“Iğdır’a dönüşümde alayı teftiş ettim İyi buldum Konferans salonları da güzel Subay ve erlerimiz pişkin maddi manevi kuvvetlidirler Akşam belediyeye davete gittim Halk da toplanmıştı İleri gelenlerden ziyafete davetliler de vardı Yağmurlar dolayısı ile yeni mahsul kurtulmuştu Ekmek 12 kuruştan 8 e inmiş Memnunluklarını tekrar tekrar söylediler

Mevcut bilgiler doğrultusunda yörenin tarihî seyrine bakıldığında, stratejik öneminden dolayı sık sık el değiştirdiği görülmektedir Ancak söz konusu kronoloji dikkatle incelendiğinde, yörede daha çok Türk ve Türk soylu boyların hüküm sürdükleri görülecektir Bu çalışmadaki temel amaçların başında da, kadim bir Türk yurdu olan bu eşsiz yörenin, ebediyen Türk yurdu kalması içindir

Alıntı Yaparak Cevapla