|
Prof. Dr. Sinsi
|
Eskişehir Gelenek Ve Görenekleri
İnanışlar
Halk bilimi birçok bilimle konularını paylaşır Ruh, toplum, tarım, hekimlik, tarih ve din bilimleriyle ilişkisi vardır Çok eski yıllardan getirilen ve halen unutulmayan batıl itikatlar, dini ve geleneksel inanışlar vardır
- Baykuş, bir evin çatısında öter ise, o eve muhakkak kötülük uğrar veya o evden ölü çıkarmış
- Bir evin çatısında alakarga öterse o eve iyi güzel haber gelirmiş
- Bebeği uyurken öpersek ömrü kısalırmış
- Bir kimse yemek yerken ağzından ekmek düşerse o kimsenin ömrü kısalırmış
- Bebeğin tırnağı kesilirse hırsız olurmuş
- Yılan gören kimse yılanın arkasından üç tane taş atarsa sevap kazanırmış
- Salı günü işe başlanmaz yoksa iş sallanır kalırmış
- Pazartesi günü lambayı geç yakmak sevapmış
- Yün yumağını havaya atıp oynarsan iş geç bitermiş
- Cumartesi günü çamaşır yıkamak uğursuzluk getirirmiş
- Bir günde bir evden iki gelin çıkarsa gelinlerden biri ölürmüş
- Katır yavrularsa kıyamet koparmış
- Horoz civciv çıkarırsa dünya batarmış
- Kulak çınlarsa veya hıçkırık tutarsa birisi anarmış
- Göz seyirmesinde biri gelirmiş
- Avuç kaşınması para çıkacağına veya gireceğine delaletmiş
- Horoz vakitsiz öterse uğursuzluk getirirmiş
- Ayak altı kaşınması veya çıkarılan ayakkabıların üst üste binmesi bir yolculuk belirtisiymiş
- Ekmeğin gelişi güzel konduğunda dik olarak oturmasında, misafir gelirmiş
- Cuma günü tırnak kesmek bir deveyi kurban etmek kadar sevapmış
Nazar : Bakış anlamında Arapça nazar kelimesi, kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle bir kişiye, bir hayvana yada bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde sakatlanma, kırılma gibi olumsuz bir etkinin oluşması anlamındadır Herhangi bir zararlı olay böyle bir nedene bağlandığı zaman “ nazar değdi “ deyimi kullanılır Açık, çiğ mavi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğuna inanılır Kıskançlık duygusunun nazara yol açacağı inancı da yaygındır Nazara uğramaya en uygun kişiler, çocuklarla, güzellikleri, hünerleri herkesin hayranlığını uyandırmış kişilerdir Çünkü çocuklar zayıftır, çabuk etkilenirler; güzeller, hünerliler, mutlular da insanların kıskançlık duygularını kamçılarlar Bu kötü duygular göz yolu ile hedefi etkiler ve sakatlar Nazar, kıskançlık ve olumsuz duygulardan gelebileceği gibi, özellikle kişinin yakınlarının fazla hayranlık ve sevgi duygularından da gelebilir; bu türlü nazardan en çok çocuklar etkilenir Onun içindir ki ananın, babanın çocuğa fazla düşkünlüğü iyi sayılmaz Nazardan korunmak için, zarar görmesi olasılığı olan kişiyi, kem gözlerden kaçırmak gereklidir Çok sağlıklı ve güzel çocuklar, hatta kırkı geçtikten sonra da yeni doğmuş bebekler mümkün olduğunca nazarı dokunacağı düşünülen kimselere gösterilmemeye çalışılır Çocukların en yakınlarının sevgi ve hayranlık bakışlarının, aşırı okşamalarının kötü sonuçlar verebileceği inancı ile, tatlı sözler yerine maskara, çirkin  gibi kötüleyici sözlerle sevmeleri önerilir Arada bir maşallah demek gerekir Bununla kötü gözlerin etkisini ürkütüp kaçırmak amacı güdülür Nazara karşı çocukları koruma araçları arasında en yaygını nazarlıktır Bu çoğu kez sadece bir mavi boncuktur Kimi zaman büyük bir boncuğun üstünde bir göz resmi olur
Bayramlar-Kutlamalar
Bayram Adetleri : Bayram telaşı arife gününden başlar Arife günü hamur yoğrulur ve yağda pişirilir Komşulara ve fakirlere dağıtılır Kabristan ziyareti yapılır Bayram sabahı her ailenin erkeği bayram namazına gider Evde çocuklar ve kadınlar giyinirler ve erkeklerin camiden çıkmasını beklerler Ailenin reisi kapıda karşılanır Aile içinde önce büyüklerle, sonra küçüklerle bayramlaşılır Anne ve baba varsa dede, nine evde gelen gidenleri bekler, onlara ikramda bulunurlar Çocuklar ve gençler akrabalara, komşulara ve tanıdıklara giderek bayramlaşırlar Büyüklere şeker, baklava, çay, kahve; çocuklara ise çeşitli yemişlerden ikram edilir Çocuklar da ellerinde tuttukları naylon torbalara bunları doldururlar
Hıdrellez Kutlamaları : Yeşile olan tutkudur hıdrellez Bu büyük halk bayramını karşılamak için daha güneş doğmadan on binlerce Eskişehirli çay ve dere kıyılarına, kırlara akın eder Törensiz, programsız içtenlikle kutlanan bu şenliğin tarihi 6 Mayıs’tır 5 Mayıs gecesi ateşler yakılır Yakılan bu ateşten en az üç kez atlanılır Ateşten atlarken dilek tutulur Eğlenceler yapılır Hep birlikte çalınır, söylenir, oynanır Yapılan bu eğlenceler geç saatlere kadar sürer Diğer eğlenceleri görmek için gruplar halinde gezintiye çıkar 6 Mayıs sabahı erkenden çay ve dere kıyılarına gelinir ve bu sularla yüz yıkanılır Piknik yapılır Sabahın alaca karanlığında söğüt dalları ile birbirlerinin başına vuran gençler nasiplerinin açılmasını, muratlarının yerine gelmesini dilerler Bahçe kapılarına yeşillikler asılır Gençler niyetleri yazılı kağıtları porsuk çayına atarlar Büyükler niyetlerini gül dalının altına koyarlar Ayrıca hıdrellez dolayısıyla çeşitli oyunlar tertiplenir Bunlardan biri “Küpten kader çekme oyunudur ” Akşamdan hazırlanan içi su ve yeşillik dolu küpün içine herkes, bilezik, toka gibi madeni şeyler atar Küp bir gül ağacının yanına konur Sabah kır eğlencelerinden dönülünce, küpün başında toplanılır Mani söyleyecekler hazırlanır Küpün başındaki çocuk elini içeri uzatır Ne denk gelirse çeker O sırada ilk mani söylenir Çocuğun tuttuğunu küpten çıkarmaz Mani biter bitmez elindekini çıkarır Böylelikle kişinin niyeti ortaya dökülür Hıdrellez; yalnız Hızır ile İlyas’ın buluştuğu anı görebilmek için insanların kırlara koşuşması değil, biraz da yeşile özlem ümitlerinin doğuşu, kadere inanış, geleneklere bağlılıktır
|