Yalnız Mesajı Göster

Karabük Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Karabük Gelenek Ve Görenekleri




Efsaneler

Türkiye’nin diğer illerinde olduğu gibi Karabük’te de anlatıla gelen bir çok efsane söz konusudur Bu efsanelerden başlıcaları; Geyikli Dede(Bahattin Gazi), Göğören Baba, Şıh Ali Baba Semerkandi, Dur Kadın, Yeşil Başlı Ördek, Adam Kurutma Kayası, Çoban Hıdırın Kavalı, Duvaklı Gömün efsaneleridir

Geyikli Dede Efsanesi: Efsane halk ağzı ile şu şekilde anlatılmaktadır Çok eski zamanlarda Öğlebeli Köyünde fakir bir çoban vardı Nereden geldiğini, ne zaman geldiğini kimse bilmezdi Bir babası , bir anası , birde kocamış karısı vardı Bu çobana dede derlerdi Okuması, yazması yoktu, güzel sözleri, esrarlı hali ile kendisini çok sevdirmişti Çoban kurak ve kıraç alanlarda sığırlarını güder, Araç Çayı’nın öte geçesindeki çayırlara geçemediği için canı sıkılırdı Bir gün çayın üstüne köprü yapmayı düşünmüş, ormandan kestiği ağaçları danasının sırtında taşımaya başlamış Dananın sırtında taşınan ağaçlardan ne olur, Tanrı’ya yalvarmış, Tanrı’da ormandaki geyikleri onun hizmetine vermiş Gece geyikler ağaçları taşımış gündüz ağaçları birbirine çatarak köprüyü kurarmış Gel zaman git zaman dede birde camii yaptırmak istemiş Köyün meydanını kazmış Sabahleyin birde bakmışlar ki her tarafa kum, taş çekilmiş Köylüler buna inanamamış ve gözetlemeye karar vermişler Bunu hisseden çoban karısına; köylüler benim işime mani oluyorlar, camiyi yapmak nasip olmayacak Eğer beni görürlerse beni artık burada arama Kara danayı ardımca sal, o benim yerimi bulur demiş Gece gözetleyen köylüler taşların geyikler tarafından taşındığını görmüşler Sırrı aşikar olan ermişler yaşamazlarmış, çoban köylülere; evinizin sayısı 20’yi geçmesin diye beddua etmiş ve ertesi gün evden çıkmış Karısı iki gün beklemiş gelmeyince kara danayı salıvermiş, oda peşinden yürümeye başlamış Dana evvela mezarlıkta durmuş, sonra Dede Yaylasına kadar yürümüş, orada bir yerde düşmüş ölmüş Bu ermiş çobanın yattığı bir türbe olup adı “Bahattin Gazi” türbesidir

Adam Kurutma Kayası Efsanesi: Yörede bir zamanlar cezalandırılmak istenen kişilerin bu kayaya yatırıldığı, adamın çok geçmeden sıcağın etkisiyle saca dönen bu kayalar üzerinde kuruyup kaldığı inanışı yaygındır Buna ilişkin şu efsane anlatılırZamanın birinde bu yörede çok acımasız, zalim bir bey yaşarmış Aklına esti mi insanları köpeklerine paralatıp, diri diri gömen beyin en büyük eğlencelerinden biri de yakaladığı kişileri kızgın saç üzerinde namaza durdurup ayakları yandıkça zıplamalarını izlemekmiş Günlerden bir gün bey amansız bir hastalığa yakalanmış Ülkesinin tüm hekimleri bir çare bulamamış Bir gece acılar içinde kıvranırken rüyasında Hızır’ı gürmüş Hızır: Senin derdinin dermanı Adam Kurutma Kayasındadır Kayalara varıp üstündekileri çıkar, iki rekat namaz kılıp Tanrı’ya yakar, der Ertesi gün bey kayalara gider, soyunur, kayaların üstüne çıkar Namaza duracaktır ama, kaya güneşten o kadar kızmıştır ki ayakları yanmaya başlar Hoplaya zıplaya güçlükle namazı tamamlar Ellerini dua için açtığında kulağına Hızır’ın sesi gelir “Ey acımasızların acımasızı Sen ki zavallı insanlara layık gördüğün azabı kendinde denedin, artık tövbe et, kötülüklerinden arınmak için halkına yardımcı ol ki şifa bulasın” Bey yaptıklarına tövbe edip bir daha kötülük yapmayacağına ant içer Bir süre sonra da iyileşir Yörede bu kayaların kimi hastalıkları iyi ettiği inancı günümüzde de yaygındır



Masallar

İlimizde, özellikle Safranbolu’da annelerimizden, anneannelerimizden, babaannelerimizden günümüze anlatıla gelen çeşitli masallar vardır Bunlar,Keloğlan masalları, padişah masalları, dev masalları, kuş masalı, gür baba, gülmez sultan,çinici, eyi yürekli çocuk, sıracalı kız, uyduruk hoca, üç elma vb…

Sıracalı Kız: Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkenin birinde bir padişah, padişahında üç kızı varmış En küçük kızı çaresi olmayan bir hastalığa yakalanmış Vücudunun her tarafı çıban olmuş Padişah bu küçük kızını dağa bırakmış Zavallı kız hava kararmaya başlayınca korkmuş, üşümüş, çaresizlik içinde bir ağaca çıkmış Ağlamış Bu kızın hastalığı sıraca imiş Başka bir ülkenin padişahının oğlunun yolu oradan geçiyormuş Atını sularken suyun yüzüne kızın görüntüsü vurmuş Birde bakmış ki çok güzel bir kız Kıza sormuş inmisin , cinmisin , söyle kimsin diye Kız da ben ne inim ne cinim bende senin gibi bir adem oğluyum demiş Padişahın oğlu in ağaçtan demiş ve atının terkisine atmış evine götürmüş Kızın yüzü çok güzelmiş ama bütün vücudu çıban imiş Padişahın oğlu kızı kimseye göstermemiş Ahıra götürmüş boğazına kadar kemreye gömmüş Orada üçgün mü, beş gün mü durmuş bilinmez sonunda çıkmış, birde ne görsün kızın hastalığından eser kalmamış Padişahın oğlu onu kendisine nikahlamış Güzel bir hayat yaşamışlar Üç tane kızı olmuş Birisinin adına Ne İdim, ikincisine, Ne Oldum, üçüncüye Ne Olacam adını koymuşlar Padişahın oğlu bir gün kayın pederi padişahı sarayına davet etmiş Akşam yemekler yendikten sonra annesi kızlarına iş buyurmuş; Ne idim bir su getiriver, Ne Oldum bir kahve yapıver, Ne Olacam şunu yapıver derken davetliler şaşırmışlar, bunda bir iş var demişler Bunun sebebini bir anlatıver demişler Sonunda kızları başlamış anlatmaya Vakti zamanında ben bir padişah kızıydım, çaresiz hastalığa yakalandım anam, babam beni dağlara bıraktı Beni padişahın oğlu buldu, iyileştirdi Evlenip mesut olduk Kızlarımızın adını çektiğimiz acıları unutamadığımız için Ne İdim Ne Oldum Ne Olacam koyduk Kızın anası, babası yaptıkları hatayı anlamışlar, utanmışlar, özür dilemişler Hep bir arada mutlu bir hayat yaşamışlar



Şiirler (destanlar, türküler, maniler, tekerlemeler, ninniler, ağıtlar vb)

Maniler:
Ak koyun milemesin
Mor menekşe yimesin
Sevdüğünü alamasın
Ben evlendim demesin
Ak koyun miler gelür
Dağları döner gelür
Yalunuz yatan yiğidin
Aklına neler gelir
*****Bostanlarda fasulye
Anam gitti gezmeye
Ben anamdan örendim
İnce boncuk çizmeye

Koyunum var karaman
Kaybolursa aramam
Ben bir reçber kızıyım
Şehirliye varamam
*****
Bu dünyaya gelen gider
Giden gelmez hep temeldir
Niçin sözünü tutmam
Sözüm sana tesellidir

Kıyamette nişan olsun
Ecel derdine derman olsun
Ne yapsın lokması azık
Zebaniler atar ateşe
Demezler sana hiç yazık
Türküler :

Gelin Alma Türküsü :
Şu doruktan şu doruğa aşurabilsek
Anasını babasını şaşurabilsek
Çiğdem toplamaya bayıra gelin
Seğmen seyretmeye çayıra gelin

Yazı yastık altı minder oğlan anası
Bağrı daşlı gözü yaşlı kızın anası
Şu doruktan şu doruğa aştuk da geldik
Çifte davul çifte köçekle koştuk da geldik

Şu doruktan şu doruğa aşurabilsek
Anasını babasını şaşurabilsek
Bağrı daşlı gözü yaşlı kızın anası
Dürüyem:
Dürüyemin güğümleri kalaylı ah kalaylı
Fistan giymiş etekleri alaylı alaylı amman aman

Dürüyemi aldatması kolaylı amman aman
Ah aman Allah buna can mı dayanır dayanır amman aman

Giyme dedim giydin sen bu allari ah allari
Başıma getirdin türlü halleri hallari amman aman

Düşman ettin bana bütün elleri ah elleri
Ah alurun dedin de aldattın beni aldattın beni amman
On telli saz ile oynattın beni oynattın beni aman
Ninniler:
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Nennilerle beledim
Al bağırdak doladım
Seni haktan diledim
Nenni yavrum nenni
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Bostanı yemez otunu yer
Benim oğlum lokum yer
Uyusun da büyüsün nenni
Büyüsün de yürüsün nenni
Benim oğlum adam olsun
Nenni yavrum nenni
Hu Allahın yoğurdu
Oğlumukimler doğurdu
Oğlumu doğuran ana
Balınan mı yoğurdu

Kalıplaşmış Sözler

Atasözleri ve Deyimler:

Aç garın katık istemez, uykulu baş yastık istemez,

Devecüynen konuşan, ahırını yüksek yapar,

Basıp cahilin izine, uyma şeytanın sözüne,

Eşek çamura batınca sahibinden guvetlisi olmaz,

Geçinin çıktığı kayaya, oğlağı da çıkar,

Aç goyma hırsız, çok söyleme arsuz edersin,

Yırtıcı kuşun ömrü az olur,

Kötü kötüye mis gibi kokar,

Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmaz,

Aslan yatağında, aslan eksik olmaz,

Ağır taş yerinden kalkmaz

Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir lezzeti

Gurt kocayınca köpeğin maskarası olur

Oğlan dayıya kız halaya çekermiş,

Gorkunun ecele faydası yoktur

Ekmek elden su gölden

Alışmış gudurmuşdan beterdür

Hamama giren terler

Buba oğula bir bağ bağışlamış, oğul bubaya bir salkım üzüm vermemiş

Acığan doyman sanar, susayan ganman sanar,
Bilmeceler: Karabük İlinin bütün ilçelerine dair bilmece örneği vermek mümkündür Bunlardan bazıları şunlardır
Benim üç kızım var ikisi birbirine bakar biri bana bakar, (Ocak)

Kat kat döşek bunu bilmeyen eşek (Lahana)

Bir sinide iki tavuk biri sıcak biri soğuk (Güneş ve Ay)

Alçacık dallı yemesi ballı (Çilek)

Elemez melemez Ocakbaşına gelemez (Yağ)

Ağzı açuk aya bakar (Bulgur dibeği)

Yer altında sakallı baba (Pırasa)

Dal doruğunda kitli sanduk (Ceviz)

Dünyada olmayan Beş türlü şey nedir? (Kuş sütü, Deve nalı,Deniz Kapağı, gök direği, Ölüme çare)

Çalıdibinde bi yoğurum Hamur (Tavşan)
Dua – beddualar:
Safranbolu düğünlerinde, Cuma günü yapılan semet (gelin-sağdıç oynaması) töreninde, elinde oklava bulunan yaşlı bir kadın gelin duvağına oklavayı dolar ve ve dua eder gibi geline öğüt verir;

Kutlu olsun kutlu olsun
Ahirin akıbetin hayırlı olsun
İki oğlan bir kızın olsun
Kapı açık yatma
Ekmek küpünü açık bırakma

İşine sıkı sarıl
Ocak yansın harıl harıl
Süpürgen elinde olsun
Eteğin belinde olsun
Bismillah dilinde olsun

Küpe koyarlar ezme
Kapı kapı gezme
Gayınnağın gücünü üzme

Anan evinden uçtun
Kocan evine düştün
Bu gece gocanı gutçun
Derelerden öz getirme
El evinden söz getirme
Anan evinde yaparlar dolma
Gayınnağ gibi hom hom olma


Alıntı Yaparak Cevapla