Yalnız Mesajı Göster

İl İl Türkiye Resimleri (Gaziantep)

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İl İl Türkiye Resimleri (Gaziantep)





Büyük bir bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, küçük bir bölümü de Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Gaziantep İli’nin, güneyinde Suriye ile Kilis ili, doğusunda Şanlıurfa iline bağlı Birecik ve Halfeti ilçeleri, kuzeydoğusunda Adıyaman iline bağlı Besni ilçesi, kuzeyinde Kahramanmaraş ile Pazarcık ilçesi, batısında Osmaniye ili, güneybatısında Hatay ilinin Hassa ilçesi yer almaktadır İl topraklarını Akdeniz’den ayıran Amanos Dağları, batıda Adana ile, Fırat Irmağı da doğuda Şanlıurfa ile Gaziantep arasındaki doğal sınırı oluşturmaktadır İslahiye ilçesinin doğusundaki Sof Dağı (1496 m) ilin en yüksek noktasıdır Yavuzeli’nin batısındaki Karadağ (1081) ise diğer önemli yüksekliktir Gaziantep Yaylasının batısı ve kuzeyi dağlıktır Yaylanın batısında, güneyden kuzeye doğru uzanan dağlar, Hazil, Karuca, Kartal, Büyük Arapdede ve Sof Dağı isimleri ile anılmaktadırlar Bu dağ sıralarına Batı Dağları veya Sof Dağları da denilmektedir Sof dağlarında Kepekçi Tepesi (1496 m) yaylanın en yüksek tepesidir


İslahiye Ovası, Barak Ovası, Tilbaşar (Oğuzeli) Ovası, Araban Ovası ve Yavuzeli Ovası il alanının büyük bölümünü oluşturan ovalardır

İldeki en önemli akarsu Fırat Irmağıdır Karasu, Araban ovasından geçip batıdan Fırat’a katılır Sof Dağı’ndan kaynaklanan Bozatlı (Merzimen) Deresi ise Yavuzeli’nin güneyinden geçip Fırat’a karışır İl ve Türkiye sınırlarından çıkmadan Fırat’a karışan son önemli akarsu Nizip Çayıdır Sof Dağ’ından doğan Alleben Deresi ve İslahiye’nin kuzeyindeki Karagöl’den çıkan Karaçay ve Gaziantep platosunun güneybatısından kaynaklanan Balık Suyu diğer önemli akarsulardır İslahiye’deki Taşkın önleme ve sulama amaçlı Tahtaköprü Barajı, verimli alüvyal topraklarla kaplı İslahiye Ovasının ortasından Karaçay geçer Tilbaşar Ovasını Alleben - Sacır Suyu, Barak Ovasını Nizip Çayı, Yavuzeli Ovasını Bozatlı Deresi ve Araban Ovasını da Karaçay sulamaktadır Yüzölçümü 6216 km2 olup, toplam nüfusu 1293849’dur
Gaziantep’te Akdeniz ile kara iklimleri arasında geçit teşkil eden bir iklim tipi hakimdir Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçer İlin batı kesiminde ise Akdeniz iklimi görülür


Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik yönden en gelişmiş ili olan Gaziantep’te; tarım hayvancılık, sanayi ve turizm ön plandadır Yetiştirilen başlıca ürünler, Antep fıstığı, zeytin, pamuk, şeker pancarı, susam, keten, üzüm, çeşitli meyveler, baklagiller ve sebzedir Hayvancılıkta koyun, keçi, sığır ve kümes hayvanı yetiştirilir Sanayi ve ticaret yoğundur Elde edilen tarım, hayvansal ürünlerin çoğu yurt dışına ihraç edilmektedir Topraklarının doğal verimliliğinden ötürü, yılda iki kez ürün alınmaktadır Gaziantep mutfağı, ülkemizde ve tüm dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir Gaziantep’te sedef ve sedef kakmacılık, bakır, gümüş işçiliği, abacılık ve dokumacılık da ekonomisine büyük katkısı olan uğraşlardır Ayrıca yöredeki Zeugma gibi antik kentler ile çok sayıda turist çekmektedir

Gaziantep’in ilk uygarlıkların doğup geliştiği Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunması, ayrıca güneyden ve Akdeniz’den gelip doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu kentin tarih öncesi çağlardan beri önemli bir yerleşim yeri olmasını sağlamıştır Ayrıca Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, Gaziantep’in önemini artırmış ve canlılığının sürekli olmasını sağlamıştır


Gaziantep yöresinde bilinen ilk yerleşim merkezi, Dolike (Dülük) kentidir Gaziantep’in 10 km kuzeyinde, Dülük köyü yakınlarındaki bu yerleşim yerinin adı, Bizans kaynaklarında Diba ( Daluk ) olarak geçmektedir Dülük adının da bu sözcükten kaynaklandığı belirtilmektedir

Gaziantep bölgesinde MÖ 1800’de Hititler ile başlayan tarihi devirleri MÖ85O- 612 yılları arasında Asurlular, MÖ 612-333 yılları arasında Medler ve Persler, MÖ333- MS395 yılları arasında Helenler, MS 395-638 yılları arasında ise Bizanslılar dönemi olarak devam etmiştir Bunları Beylikler ve Osmanlı dönemleri izlemiştir

Gaziantep’te yapılan kazı çalışmaları sonucunda bu bölgede tarih Öncesi devirlere ait kültür izlerine rastlanılmıştır Bu kazı çalışmaları ile birlikte, bölge tarihinin Alt Paleolitik dönemine kadar uzandığı ortaya çıkmıştır Geçimlerini avcılık ve balıkçılıkla sağlayabilen dönemin insanları, araç ve gereçlerini taştan yapmışlardır Kullanım amacına göre çeşitli biçimlerde geliştirilen bu araçların çoğu el baltalarıdır Taşın yanı sıra bakırın da kullanılmaya başlamasıyla Kalkolitik dönemin en önemli merkezi Sakcagözü’dür Mezopotomya’nın “ Tel Halal “ ve “ El Obeyd “ boyalı çanak çömlekleri ile karşılaşılmıştır

Gaziantep yöresinde Kalkolitik döneme oranla çok daha ileri düzeydeki İlk Tunç Çağ kalıntı ve buluntuları, Gedikli, Tilmen Höyük, Sakçagözü, ve Zincirli’de yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır Özellikle Tilmen Höyükteki kazı çalışmaları sonucu bulunan ev ve yapı kalıntıları, Tilmen Höyük’ün MÖ 3000’in sonlarında yoğun nüfuslu bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir Nitekim Boğazköy’de ( Hattuşaş ) bulunan Naram Sin tabletlerinde Amanos bölgesindeki bir kraldan söz edilmektedir “ Sedir ormanlarıyla kaplı dağların kralı İskippi “ diye tanımlanan bu kişinin, İslahiye bölgesinin kralı olduğu, Tilmen Höyüğün de bu krallığın kentlerinden biri veya başkenti olması olasıdır Sakçagözü, Tilmen Höyük, Zincirli, Yesemek ve Karkamış’ta yapılan kazı ve araştırmalar, Gaziantep Bölgesinde MÖ1800-1700 yılları arasında 20 küçük krallığın oluşturduğu büyük bir devletin varlığını ortaya koymuştur Aynı zamanda Hititler döneminde Gaziantep yöresinde önemli kültür merkezleri de oluşmuştur Bunların en önemlileri Karkamış, Zincirli ve Sakçagözü’dür


Hititlerden sonra yöreye egemen olan Asurlular, Kargamış’a Hatti Ülkesi ismini vermişlerdir Ancak, yöredeki Hitit prenslikleri Kargamış’ın önderliğinde ayaklanmış ve halkı Asurlular tarafından sürülmüştür MÖVIyüzyılda Persler buraya egemen olmuş ve Kapadokya Satraplığına bağlanmıştırIVyüzyılda İskender’in egemenliğine giren Gaziantep yöresine, Onun ölümünden sonra Seleukoslar hakim olmuşturIIyüzyılda Roma’nın desteği ile bağımsızlığını sürdüren yöre, kısa bir süre Kommagene Krallığı’na bağlanmış ve MS72’de Romalılar tümü ile buraya hakim olmuş, Gaziantep’i Roma’nın Suriye eyaletine bağlamışlardır Xyüzyılın sonlarında Bizans’ın Telukh Theması’na (Yerel Yönetim Birimi) bağlanmıştır


Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Selçuklular Emir Afşin yönetiminde 1067’de akınlar yapmış ve Türkmen boyları yöreye yerleşmiştir Yöredeki Anadolu Selçuklu yönetimi Haçlıların 1098’de Urfa Haçlı Kontluğu’nu kurmalarına kadar sürmüştür Yöre 1150’de yeniden Selçukluların egemenliğine girmiştir Daha sonra Halep Eyyubileri buraya hakim olmuşsa da, 1218’de bir kez daha Selçukluların eline geçmiştir İlhanlıların Anadolu’da etkili oldukları dönemde Memlüklulara bağlanmış, 1259’da İlhamlıların eline geçmiş ve her iki devlet arasında çekişme konusu olmuştur XIVyüzyıl boyunca Memlüklular ile Dulkadiroğulları arasında sürekli el değiştirmiş, XVyüzyılda da Osmanlılar bu bölge ile ilgilenmeye başlamışlardır Yavuz Sultan Selim’in Memlük Devletini ortadan kaldırması ile 1516’da Osmanlı topraklarına katılmıştır

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Osmanlı dönemi Gaziantep’ini şöyle tanımlamaktadır:
“Ayıntab şehri tümüyle 32 mahalledir Toprak ve kireç örtülü bayındır, bakımlı, yüksek saraysı evleri vardır Tümüyle yüz kırk mihraplı; yoğun cemaate sahip, Arasat Meydanındaki Boyacıoğlu Camii ve çarşı içindeki Tahtalı Cami, sanatlı, ferah büyük kubbeli ve görkemli yapılardır Ayıntab’ta 300’ü aşkın sarayın özel hamamı vardır Tümüyle 3900 dükkanlı büyük bir çarşıya, açık artırmayla satış yapan pazarlara sahiptir İki bedesteni, çarşısı ve saraçhanesi üstleri örtülü kagir, sağlam, sıradüzeni içinde süslü dükkanlardır




Alıntı Yaparak Cevapla