|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kırıkkale Gelenek Ve Görenekleri
DÜĞÜN
Düğün öncesinde hazırlıklar yapılır Ev eşyaları ve gelinlik alınır Bunlar kızın sandık içi çeyizi ile birlikte kız evinde sergilenir Oğlan babasının en yakın arkadaşı "Düğün Kahyası" oğlanın en yakın arkadaşı da "Sağdıç" olarak seçilir Yöremizde düğünler, genellikle Cuma günü namazdan sonra başlar, Cuma namazından çıkanlar, yanlarında cami imamı olmak kaydıyla düğün evine gelirler "Bayrak Yemeği" diye adlandırılan yemek yenir Yemekten sonra bir sırık ucuna takılmış Türk Bayrağı ile bayrağın üzerinde bulunan ayna ve elma evin çatısına, (damına) dikilir Bayrak sırığın ucuna asılmadan önce imam tarafından dua edilir Bayrağın asılmasına yörede halk tarafından "Bayrak Kaldırma" denir Davul ve zurnalar çalmaya başlamadan önce, köyde ve çevrede cenazesi olan aile varsa, davul ve zurna ile birlikte düğün sahibi ile birlikte bu aileye "yas alma"ya giderler Yas alma, aynı zamanda düğünün başlaması, davul zurnanın çalması için bu aileden izin almak anlamına gelir Aynı günün akşamı okuntular, yani davetliler gelir Davetlilere yemek ikram edilir Okuntular gelirken haber verirler Davul zurnacı davetlileri karşılamaya çıkar Davetliler düğüne güçleri oranında hediye getirirler Bu hediyeler; ev eşyası, para, düğün için yiyecek, zahire, düğünde kesmek için etlik küçük baş hayvan olabilir
KIZ KINASI:
Cumartesi akşamı düğün, kız kınasının yapılması ile devam eder Üzerinde çeşitli renkte yanan mumlar olduğu halde, büyükçe bir tepsinin içine çerez, şeker, kına ve antep fıstığı; geneline hediye olarak elbise, ayakkabı hazırlanıp, bir çocuğun başı üzerinde kız evine varılır Kız evinde kadınlar, gelin kızın yanına giderler ve kına türküleri söyleyerek kızın kınasını yakarlar Düğün alayı oğlan evine döner, davul zurna kız evinde kalır Bir müddet sonra kız evi davul zurna eşliğinde "oğlan kınası" nı getirir Kına, yine mumlarla süslenmiş, üzerinde çerez ve hediyeler olduğu halde, bir tepsi üzerindedir Yanında sağdıç olduğu halde, oğlanın eline bu kına yakılır
GELİN ALMA:
Düğünün son günüdür Bu genellikle Pazar günü sabahta hazırlıklar yapılır Gelini almaya gelenlere babası kızını teslim eder Kız eğer varsa bir erkek kardeşinin koluna girmiş olarak evden dışarı çıkar Oğlan evinden gelenler o anda sevinç gösterileri yaparlar Düğünün kız evi açısından en dramatik anı bu zamandır Gelin, oğlan evine girerken eline bir parça yağ verilir Bu yağ gelin eve girerken tavana sürülür Bu da " Yağ gibi yapışsın, kalsın" demektir Ayrıca, gelin, oğlan evine gelirken beraberinde kaşık, çivi, bıçak gibi şeyleri de getirir Bu da gelinin "bereketiyle gelmesi " anlamına gelir
YÖRESEL YEMEKLER:
Kırıkkale mutfağı, klasik Orta Anadolu mutfağıdır Şehre gelenler geldiği yerlerin yemeklerini yaparlar Buna karşın zamanla yöreye özgü yemekler de meydana gelmiştir Bölge tarım, sebzecilik ve hayvancılık ile uğraştığı için yemek çeşitleri de bu yönde gelişmiştir Kırsal kesimin tamamında ekmek olarak "YUFKA" yapılır Ayrıca, buna bağlı olarak; Bazlama, Gözleme, Alazlama, Kömbe, Katmer gibi türler yaygındır Yemekler için, sebze yemeklerinin her çeşidine rastlanır Fasülye, patlıcan, patates, kabak, lahana gibi sebzelerin kızatma, haşlama, sulu yemeği ve kavurmaları yapılmaktadır Et her yemeğe katkı olarak kullanıbildiği gibi, kendi başına yemek türleri de oluşturur Külleme, Haşlama, kızartma, kavurma en yaygınlarıdır Hayvansal ürünlerden süt ile yoğurt, peynir her türlü yemeğe katkı maddesi olarak kullanılabiliyor Ayrıca; çılbır, sütlaç (uyutma) gibi tatlı ve yemeklerde de kullanılmaktadır Yöremizin diğer yörelerden ayrı özellik arzeden yemeklerden bazıları da şunlardır Arap Aşı, Batallaş, çürütme (çılbır) hamun işinde: su böreği, mantı Özellikle bağlardan elde edilen üzümlerden pekmez, çalma, ekşi, ayranlı pekmez, yumurta tatlısı gibi tatlılar yapılmaktadır Ayrıca ; helva, höşmerim yine tatlı türlerindendir
Yöreye Özgü Bazı Yemekler
Un Tarhanası : Domates, biber, tuz yoğurt ile birlikte hamur yoğrulur İki gün mayalanması beklenir Daha sonra küçük parçalara ayrılarak kurumaya bırakılır Kuruduktan sonra elle ufalanır ve kalburdan geçilir
Yoğurtlu Tarhana: Yarma kaynatılıp, soğuduktan sonra, yoğurt ilave edilir Küçük parçalara ayrılarak serilir ve kurutulur Pişirmeden önce su içine bırakılarak ıslanıp yumuşaması sağlanır Ezilerek tencereye konur, su ilave edilir Pişinceye kadar karıştırılır Piştikten sonra yağda kızartılmış nane ilave edilir
Bulama (Katma Aşı) : Ayran içine konan yarma kaynayana kadar karıştırılarak hazırlanır
Yarma : Sohu taşında dövülerek kabuğu çıkartılmış buğdaydır
Etli - Mercimekli Bulgur Pilavı : Et ve pilav ayrı pişirilir Kuyruk yağı eritip içine önceden terbiye edilen etleri bir tencereye konur ve ocağa oturtulur Suyu çekince ve yağı kalana kadar kavrulur ve sonra kavrulan etin üstü kapatılır Mercimeği (haşlanmış) suyla 4-5 defa yıkadıktan sonra su dolu bir tencereye koyarak avuç arasında iyece bastırıp ovuşturarak yüzeyde beliren kabukları atılır Pilavı pişirilecek tencereye tereyağı konularak pembeleşinceye kadar eritilir Daha önce yıkamış olduğumuz bulgur tencereye konur Tuzunu ve soğanı ilave ettikten sonra bulgur tane tane oluncaya kadar kavrulur Daha sonra haşlanmış mercimeği ekleyip bir miktar daha kavurarak sıcak suyunu ilave edip kırmızı biberini ekleyerek pişirmeye bırakılır Pişen pilav dinlendirilir ve üzerine nane atarak karıştırılır Sonra geniş bir tabağa pişen pilav dökülür ve yaygın hale getirilir Kavurma yöntemiyle pişirilmiş olan kuşbaşı et pilavın üzerine yayılır Soğan, maydanoz, sumak karışımı olan söğüşü kenarlarına dizilir Biber turşusu ve salatalık turşusu etlerin üzerine serpiştirilir Sıcak olarak servis yapılır
Yeşil Mercimek Çorbası : Mercimekle yarma karıştırılarak suda kaynatılır, üzerine yağda kavrulmuş un ilave edilir
Sızgıt : Kesilmiş et küçük parçalara bölünerek etin yağı ile kavrulur ve kurutulur
Ekmek Aşı (Guymak) : Yufka ekmeği ufalanarak yağda kavrulur İçine su ile birlikte salça, sızgıt ve biber ilave edilerek hazırlanır
Madımak : Toplanan madımaklar bulgur, salça ve etle birlikte pişirilir Üzerine tereyağı eritilerek, sarımsaklı yoğurt ile birlikte dökülerek hazırlanır
Pelte : İçine pekmez katılmış una su ilave edilerek pişirilir
Su Böreği : Unun içine yumurta kırılır, su ile yoğrularak yufka şeklinde açılır Açılan yufkalar su içinde haşlanır Haşlanmış yufkalar tepsiye dizilerek üzerine taze yağ dökülür Peynirle maydanoz karışımı serpilerek pişmeye bırakılır
Mantı : Yufka halinde açılan hamun küçük kareler halinde kesilir Bu kareler içine biber, soğan, kıyma, maydanoz karışım konulmak suretiyle suda pişirilir
Sarığı Burma : Un yağda kavrulur, hazırlanmış yufkalar üzerine serpilir Yufkalar üzerine serpilir Yufkalar rulo şeklinde dürülür ve tepsiye dizilir İki saç arasında kızartılır Küçük parçalar halinde kesilip, üzerine kaynatılmış şerbet ilave edilerek hazır hale getirilir
Sütlü : Sütün içine pirinç ve şeker katılarak kaynatılır
Şıralar
Pekmez : Üzümler bağbozumu denilen zamanda toplanır Şırahane adlı odanın içinde bir üzümlağ olur Toplanan üzümler bunun içine dökülür Üzümlağ betondan yapılmış havuzdur Üzümler ayakla çiğnenerek şıra haline getirilir Bu şıra havuzun altındaki bir delikten "bolum" denilen başka bir havuza akıtılır Buradan alınan şıra da kazanlar izinde ocaklara konulur
Üzüm çiğnenirken içine beyaz toprak konulur Bu şırayı kestirmek içindir Ayrıca şıra kestirildikten sonra tekrar kaynatmak için ocaklara konan şıra içerisine yoğurt da ilave edilir Kıvama gelene kadar karıştırılarak pişirilir
Ekşi : Hazırlanan pekmezin toprak konulmadan yapılmış halidir
Çalma : Çöğen denilen bitkinin kökü kaynatılarak çıkarılır Bu su, hazırlanmış pekmeze ilave edilir Karıştırılarak katılaşması beklenir Çalma'nın siyahı ve beyazı vardır
YÖRESEL GİYİM:
Kırıkkale insanının giyim kuşamı, gelenekselliğini yörelere göre kısmen sürdürmektedir
Kadınlarda :
Ayakta papuç, işlemeli, yün örgülü çorap, üç etek çembere, başta yemeni ve üstünde de fes veya başlık dikkati çeker Bazı yörelerimizde üç eteğin yerini çok renkli şalvar almaktadır
Kimi yörelerimizde de renkli poşu, oyalı yazma, sırmalı dolamalar, önü altın sırmalı kofiler, çene ve boyun bağları, baştan iki yana sallıntılı kırmızı, yeşil, mavi ziliflik kadın başına güzellik veren süslerdir Sırtta bürümcük işlik, üstüne şetarı yelek giyilir Bele ibrişim ya da şal kuşak da süslü giyimi tamamlayan ögelerdir Varlıklı olanlar bellerine gümüş şavatlı, kabartma tokalı kemer takarlar Genellikle ipek alaca önlük ya da üç etek giyilir Ayaklarda tiftikten örülmüş çorap, tongurdaklı kundura ya da altı yumuşak papuçlar vardır
Erkeklerde :
Kinot pantalon, sivri burun ayakkabı, yelek, yakasız işlik (gömlek) ve ceket giyilir Ne var ki gerek kadın ve gerek erkeklere özgü ve geleneksel giysiler her geçen gün kaybolmakta ve yerini çağımızın getirdiği çağdaş ve daha basit giysiler almaktadır
HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
Kırıkkale, halk oyunları yönünden komşu Ankara, Kırşehir, Çorum illeriyle benzerlik gösterir Halaylar, kaşıklı oyunlar yaygındır Zeybek bilinmez Karakeçili ilçesinde halay olarak ; Köprüden Geçti Gelin, Oy Pambığım, Pambığım (Bugün Ayın Işığı), Üç Ayak, Yeldirme, Kaşıklı Oyun olarak da Konyalı, Gel, Gel, Süpürgesi Goruhdan, Ay Doğar Bedir Allap meşhurdur (ÖZÇELİK 1995; 186-191, yılmaz 1996; 239-240) Ateş etrafında geceleri oynanan Sinsin, bu ilde de yaygındır Cirit ve Tura oyunları da davul-zurna eşliğinde oynanır
a- Halay
Kırıkkale yöresinin hakim oyunu halaydır Halay çekilirken halay türküsü değişik türlerde olabilir Bir halayın başından sonuna kadar tamamlanması süreye bağlı değildir Bir saat bile sürdüğü olur Düğün, şenlik gibi günlerde çekilir Bu halaylar, kadınlarca da zılgıt ile süslenerek ayrı bir ahenk kazanır
Halay davul-zurna eşliğinde ağırlama, ikileme, üçleme şeklinde üç aşamada çekilmektedir Keskin yöresi halayları daha çok ayak ve bel hareketlerine dayanır Ağır fakat gösterişlidir Yahşihan, Karakeçili ve Delice halaylarında ise Keskin yöresine göre bazı farklılıklar gözükür Bu nedenle yörede Keskin halayı daha yaygındır
b- Sinsin
Sinsin köy meydanlarında yakılan ateş üzerinde atlama oyunudur
Köy meydanında bir ateş yakılır, ateşin etrafını köy halkı sarar Delikanlılar kendi aralarında gruplar oluşturur, bu ateşin üzerinden atlarlar Her defasında ateşin yüksekliği artırılır Oyuncuların ateşin yüksekliğinden cesaretleri kırılıncaya kadar oyun devam eder
Gruplardan biri pes edince diğer grup galip ilan edilerek ödüllendirilir
Sinsin oyunu tehlikeli , tehlikeli olduğu kadar da, cesaret geliştirici bir oyundur
c- Cirit
Geleneksel bir Türk oyunudur Bölgemizde bahar, yaz mevsimlerinde ve düğünlerde oynanırdı Yetiştirilen iyi cins atlar iki gruba ayrılır Oyuncular ellerine bir metre uzunluğunda onar adet cirit alıp atlara binerler Gruplar arasındaki mesafe 50 m kadardır
Gruplar karşı karşıya gelerek eşleşirler Oyunculardan herhangi birisi rakibi üzerine at koşturup, uygun bir mesafeden ciritini atar Rakip oyuncu, kendisine atılan bu ciritten atın sağına veya soluna eğilmek suretiyle sakınır Cirit rakibe değmiş ise oyuncu oyundan çıkar, eğer değmemiş ise ciriti atıp kaçan oyuncuyu, cirit atılan oyuncu atı ile takip ederek ciritini fırlatır, eğer değerse oyuncu çıkar, eğer değmemiş ise yerlerine geçerler, sıra diğer oyunculara gelir Böylelikle oyunda tek kişi kalıncaya veya gruplardan birisi tüm oyuncularını kaybedinceye kadar oyun devam eder Galip gelenler köy halkı tarafından ödüllendirilir
d- Semah
Semah Hasandede, Haydar Sultan, Koçubaba ve Hamzalı kasabalarında yaygındır Bağlama ve keman çalgılarıyla nefesler, deyişler, demeler söylenir, semah dönülür
NELERİ İLE ÜNLÜ:
Silah Fabrikaları, Petrol Rafinerisi
İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
Kırıkkale, Osmanlı arşiv belgelerinde "Kırık Kal'a" olarak geçmekte olup yöreye 16 yüzyıldan itibaren Oğuzlar -Türkmen boyları iskan edilmiştir Kırıkkale, Kırık köyü arazileri üzerine kurulmuştur Kırıkkale adını tarihi kayıtlardan almakta olup halk arasında rivayet edilen "Kırık" ile "Kale" adını birleşmesinden oluştuğu; bunun da Kaletepe'den kaynaklandığı fikri doğru değildir Kırık köyü, köy statüsünü kaybetmiş olup bugün Kırık köyü Mahallesi adıyla varlığını sürdürmektedir
|