|
Prof. Dr. Sinsi
|
İl İl Türkiye Resimleri (İsparta)
Isparta’da 1944 yılında Ord Prof Dr Şevket Aziz Kansu tarafından yapılan kazılarda, İlk Paleolitik Çağa ait , Senirce ve Bozanönü yakınındaki doğal mağara olan Kapalıin’de ilk yerleşim merkezleri bulunmuştur Ardından, Baladız ve İğdecik Köyü arasında tren yolu açılırken ortaya çıkan kum tepeciğinde Mezolitik bir yerleşim merkezi daha ortaya çıkmıştır Bu arkeolojik çalışmalar, Isparta içindeki en erken yerleşim merkezlerinin burada olduğunu Neolitik Çağda (MÖ 8 000-5 500) bölgenin yerleşime açık olduğunu göstermiştir Ayrıca Örenköy Höyük (Örenköy), Yeniköy Höyük ve Teknepınar Höyükleri (Sücüllü) birlikte yeni yapılacak araştırmaların bu yerleşim merkezlerine yenilerinin ekleneceğini de gösterecektir Kalkolitik Çağda da (MÖ 5500-3000) bölgede yerleşim sürmüş ve 12 höyükte yapılan kazılarda Kalkolitik Çağ buluntuları ile karşılaşılmıştır Bunların üzerine Tunç Çağ’ında da (MÖ 3000-1200) bu yerleşim devam etmiş, Tunç Çağı’na ait 56 höyük daha bulunmuştur

Hitit tabletlerinde buradan Pitaşşa olarak söz edilmiştir MÖ 1800-1200 yıllarında Hititlerin buraya geldiği bilinirse de hiçbir zaman Psidia toprakları Hitit egemenliği altına girmemiştir Hititlerin yıkılmasından sonra Frigler bu yörede hakimiyet kuramamış, ancak Yarışlı Gölü ve Düver arasında Frig seramikleri bulunmuştur Buradaki göl içerisindeki küçük adada Frig yerleşimi olduğu sanılırsa da bu konu aydınlatılamamıştır
MÖ 547 yılında Sardesi alarak Lidya Devletini ortadan kaldıran Persler, MÖ 334 yılına kadar Anadolu’ya egemen olmuştur Pisidia bölgesi de bu dönemde Pers egemenliğine girmiştir MÖ 334 yılında Anadolu’ya giren Büyük İskender’in egemenliğine geçen bölge MÖ 323 yılından İskender’in ölümüne kadar bu durumunu sürdürmüştür Büyük İskender’in ölümünden sonra, Seleukos ve Lysimakhos arasında MÖ 281 yılında yapılan Kurupedion Savaşını Seleukos’ların kazanmasından sonra Anadolu onların eline geçmiştir Bu dönemde Pisidya bölgesinde Seleukoslar tarafından

Seleukeia Sidera (Atabey-Bayat), Apollonia (Uluborlu), Antiokheia (Yalvaç) kentleri kurulmuştur Seleukos Kralı Büyük Antiokhos’un Manisa yöresinde Roma ordusuna yenilmesiyle Apameia Görüşmeleri (MÖ 190-188) sonunda , Seleukoslar Anadolu’da Toroslar’a kadar olan tüm topraklarını kaybetmiş ve Pisidia bölgesi Romalılar tarafından Bergama ve Rodoslular arasında paylaştırılmıştır Pisidia bölgesi bundan sonra Pergamon Krallığı’nın egemenliğine geçmiş, III Attalos’un MÖ 133 yılından ölümüne kadar Pergamon Krallığına bağlı kalmıştır III Attalos’un vasiyeti üzerine Pisidia bölgesinin de içinde bulunduğu topraklar Roma’ya bırakılmıştır Bu olay aynı zamanda Anadolu’daki Roma egemenliğinin başlangıcı olmuştur
Roma döneminde, İmparator Augustos Anadolu’da bir takım koloni kentleri kurmuştur Isparta yöresinde Antiokheia (Yalvaç), Kremna (Çamlık), Komoma (Ürkütlü), Olbasa (Belenli), Parlais (Barla) kentleri bulunmaktadır

MÖ 102 yılında Romalılar yöreyi Kilikia Eyaleti içerisine almış, daha sonra da Asia Eyaletine bağlamışlardır Bununla beraber Romalılar burada hakimiyetlerini tam olarak kuramamışlar, MÖ 39’da Antonius tarafından, Galat Kralı Amyntas bölgeye kral olarak atanmıştır Amyntas’ın ölümünden sonra Roma İmparatoru Augustus (MÖ 27-MS 14) tarafından yöre Galatia’nın bir eyaleti haline getirilmiştir Roma İmparatorluğu’nun M Ö 395 ‘te ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğu’na bağlanan Isparta, VIII ve IX yüzyılda yapılan idari ayrıma göre bir eyalet olmuş ve bir dini merkez haline getirilmiştir
Selçuklu hükümdarı II Kılıç Arslan zamanında (1156-1192) yoğunlaşan Bizans-Selçuklu savaşları sırasında, Anadolu Selçukluları’nın Bizans ordusunu Miryakefalon’da (1176) yenmiştir Bu savaş sonrasında Selçuklular Uluborlu’yu ele geçirmiş, Isparta yöresi de bütünüyle, III Kılıç Arslan zamanında (1204) ele geçirilmiştir II Keyhüsrev döneminde (1237-1246) başlayan Moğol akınları, Anadolu Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırınca Batı Anadolu’da egemenlik beyliklerin eline geçmiştir

XIII yüzyıl başlarında Selçuklular’ın Isparta, Eğridir ve Yalvaç yörelerine yerleştirdiği Teke aşiretine bağlı Türkmenler, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra yörede Hamidoğulları Beyliği’ni kurmuşlardır (1301) Beyliğin kurucusu Feleküddin Dündar Bey beyliğe büyükbabasının adını vermiş ve önce Uluborlu’yu, daha sonra da Eğirdir’i beyliğin merkezi yapmıştır Hamidoğulları Beyliği, kuruluşundan bir süre sonra güneye doğru yayılarak, Gölhisar, Korkuteli ve Antalya’ya doğru genişlemiştir Antalya ve çevresi Dündar Bey’in kardeşi Yunus Bey’in yönetimine girince Hamidoğulları Beyliği, Eğridir ve Antalya olmak üzere ikiye ayrılmıştır Isparta bu kollardan Eğridir’e bağlanmıştır
İlhanlılar’ın Anadolu Valisi Temürtaş, Hamidoğulları Beyliği üzerine de yürümüş (1324) Antalya’ya kaçan Dündar Bey’i öldürtmüştür Temürtaş, Dündar Bey’in elindeki yerleri kendi yönetimi altına almış ve Antalya’yı da Dündar Bey’in kardeşi Yunus Bey’in oğlu Mahmud’a vermiştir Temürtaş’ın İlhanlı Hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’a karşı ayaklanarak Memlükler’e sığınmasından sonra, Dündar Bey’in oğlu Hızır Bey Anadolu’ya gelerek beyliğin yönetimini üstlenmiştir (1327)

Hamidoğulları ile Karamanoğulları bu yörede sürekli çatışmışlardır Hamidoğullarından sonra 1374’te yöreye Osmanlılar hakim olmuş, Yıldırım Beyazıt Karamanoğullarının üzerine yürümüş, kısa bir süre sonra da Isparta yöresi 1391’de Osmanlı yönetimine girmiştir
XVI yüzyıl başlarından itibaren Şahkulu İsyanı Isparta’yı da etkilemiştir Şahkulu Burdur, Isparta, Gölhisar ve Sandıklı yöresine saldırmış ve buraları yağmalamıştır İsyanın 1511’de bastırılmasından sonra isyancılar Mora’ya sürülmüştür
İzmir’in işgali üzerine her bölgede Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve bu cemiyetler gönüllü milli kuvvetlerin hazırlıklarına başlamıştı Isparta bölgesinde ilk asker toplama faaliyeti 20 Haziran 1919 günü yapılan miting sonunda hazırlanan ve 21 Haziran günü bütün beldelere gönderilen bildiri ile başlamıştır Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gayretleriyle Mahmut Efe ve meşhur eşkıya Dereli hafız ve adamları milli kuvvetlere katıldılar Ayrıca Eğirdir teşkilatı da bu konuda çalışmalar yaparak dağlarda eşkıyalık yapan 47 kişinin gönüllü kuvvetlere katılması sağlanmıştır Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışına kadar Isparta’dan çok sayıda gönüllü kuvvet toplandı ve cepheye gönderilmiştir Ispartalı gönüllülerden oluşan ilk birlik Isparta Mücahidleri adını aldı 24 Haziran 1919 tarihinde toplanmaya başlayan gönüllüler, daha sonra cepheye gitmeye hazır duruma getirilmiştir Isparta’dan katılan milisler 39 Piyade Alayı olarak Milli Mücadele’ye katılmışlardır

Osmanlı vilayet salnamelerinde Isparta yöresi Hamideli olarak tanımlanmaktadır Kent XIX yüzyıl sonlarında Konya vilayetine bağlı Hamidâbad sancağının merkezi idi Cumhuriyetin ilanından sonra, 1920’de Hamidâbad il merkezi yapılmış ve ismi Isparta olarak değiştirilmiştir XIV yüzyıl Arap kaynaklarında ilin bugün bulunduğu yöre Saparta olarak anılmakta, Isparta adının bu sözcükten geldiği sanılmaktadır
Isparta’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Isparta Kalesi, Eğirdir Kalesi, Sığırlık Kaleleri, Ördekçi Kalesi, Anabura Kalesi, Roma dönemine ait Zindan Köprüsü, Afşar Köyü’nde Selçuklu dönemine ait Gelendost Afşar Köprüsü, Çandır Köyü Köprübaşı Mevkiinde Selçuklu dönemine ait Sütçüler Çandır Köprüsü, Barla Roma Köprüsü, Barla osmanlı Köprüleri, Psidia Antiokheia antik kenti kalıntıları, Seleukeia Sidera antik kenti su yolları, Cirimboli Köprüsü ve su kemeri, Aya Baniya (Aya Panaya) Kilisesi, Aya Yorgi Kilisesi, Emre Mahallesi Kilisesi, Aya Stefanos Kilisesi, Aya Georgios Kilisesi, Kutlubey (Ulu) Cami, Hızırbey Cami (1325), Hacı Abdi (İplik Pazarı) Camisi (1562-1569), Firdevs Paşa (Mimar Sinan) Camisi (1561), Abdi Paşa Camisi (Kavaklı Cami-Peygamber Cami) (1782-1783), Küçük Gökçeli Kırık Minare Camisi (XIII yüzyıl), Atabey Sinan Camisi (Kurşunlu Cami) (1591), Feyzullah Paşa Camisi, Eğirdir Hızır Bey Camisi , Barla Çeşnigir Sinan Paşa Camisi (1376), Yılanlıoğlu Camisi (1809), Sütçüler Sefer Ağa Camisi (1296), Şarkikaraağaç Ulu Cami (Cami-i Kebir) (1282), Uluborlu Alaaddin Camisi (Ulu Cami) (1281), Yalvaç Devlet han Camisi, Yalvaç Yeni Cami, Yalvaç Leblebiciler Camisi, Atabey Gazi Ertokuş Medresesi (1224), Eğirdir Dündar Bey Medresesi (Taş Medrese) (1301), Şarkikaraağaç’taki Durmuş Efendi Medresesi, Hacı Emin Efendi Medresesi (Minareli), Süleyman Efendi Medresesi, Beşkonaklızadeler Medresesi, Koca Rüştü Efendi Medresesi, Müftü Ragıp Efendi Medresesi, Hartuşlu İbrahim Efendi Medresesi, Hacı Sait Efendi Medresesi, Uluborlu’da Gardılı Lala Medresesi (Taş Medrese), Eğirdir Han, 
Gelendost Kudret) Hanı, Erkek Hamamı, Bey hamamı, Karaağaç Hamamı, Eski Hamam, Yeni Hamam (XIX yüzyıl), Yılankıran (Çukur) Çeşmesi (1519), Karbuz Çeşmesi, Piriefendi Sultan Türbesi (Piri Mehmet Halife) (1554), Halife Sultan Türbesi, Şeyh Alaaddin Efendi (Aldan Efendi) Türbesi, Hace-i Sultani (Abdülkadir Geylani) Türbesi, Gökveli Sultan (Şeyh Recep) Türbesi, Hızırabdal Sultan Türbesi (1521), Teberdar Mhmet Dde Türbesi,Yavruzade (Kılıcı) Hacı Hüseyin Efendi Türbesi, Tavganalı Şeyh Hacı Mehmet Nuri Efendi Türbesi (1872), Yedi Şehitler, Veli Baba Sultan Türbesi, İncili Çavuş Türbesi, Mübarizeddin Ertokuş Türbesi, Şeyhülislam Elberdai Türbesi, Baba Sultan Türbesi, Şeyh Müslihiddin Türbesi, Yunus Emre Türbesi, Firdevs Bey Bedesteni bulunmaktadır Ayrıca Isparta’da Türk sivil mimarisinin örneklerinden evler vardır
Bozanönü İstasyonunun doğusundaki Bozanönü Mağarası, Hoyran Gölü'nün doğusundaki Hoyran mağarası, Beyşehir Gölü'nün batısındaki Pınarözü Mağarası, Yenice'nin yakınında Aksu kıyısındaki Zindan Mağarası, Köprüçay Kanyonu ve Yazılı Kanyon ilin doğal eserleri arasındadır Ayrıca Çamyol, Kocapınar, Sidre mesireleri ve 2 adet milli park, 2 adet tabiat parkı, 2 adet tabiatı koruma alanı, 1 adet orman içi dinlenme yeri, 3 adet yaban hayatı koruma sahası ve 18 adet tabiat anıtı bulunmaktadır
|