Konu
:
Malatya Gelenek Ve Görenekleri
Yalnız Mesajı Göster
Malatya Gelenek Ve Görenekleri
08-02-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Malatya Gelenek Ve Görenekleri
DOĞUM
Evlenen çiftlerin evliliklerinin en geç 1-2 yılında çocukları olması beklentisi vardır
Bu süre içerisinde çocuk olmayınca özellikle geleneksel kültürde halk hekimliği ilaçlarına dayalı çeşitli çarelere başvurulduğu ziyartelere köy ebelerine gidildiği görülür
Bu uygulamaların yanı sıra doktora başvurmalar da artmıştır
Hamile kadına yörede "İki canlı hamile yerikli" adları verilir
Hamilelik süresi içerisinde doğacak çocuğun kız mı oğlan mı olacağını hamilenin yediği yiyecekler baktığı dokunduğu vb
ile ilgili olarak birçok uygulama ve inanışlar mevcuttur
Hamile kadın elma yerse kızı çok tatlı yerse oğlu olur
Rüyasında boynuna altın takılmışsa kızı el bileğine altın takılmışsa oğlu olurmuş
Hamilelik döneminde baykuşa yılana çirkinlere bakmamaya dikkat edilir
Çünkü bakıldığında çocuğun bunlara benzemesi inancı hakimdir
Bu dönemde güzel şeylere bakılmaya dikkat edilir
Kırdan toplanan çiğdem destesi bir metre kadar yüksekten atılır eğer top yere düşerse oğlan dağılırsa kız olacağı inancı mevcuttur
Kadının aşerme döneminde canının çektiği yiyecekleri temin etmek için ailesi büyük çaba sarfeder
Doğum yaklaştıkça çocuk için hazırlıklar da yoğunlaşır
Evde beşik donatma bebek için yorgan yastık yatak giysiler ve bezler hazırlanır
Doğumu yaptıran kadına "ebe" denilir
Çocuğun göbeği kesildikten sonra ya bir cami duvarı dibine ya da ayak değmeyecek bir yere dua okunarak gömülür
Yeni doğan çocuk tuzlanır
Bu işlem çocuğun pişmemesi terlememi ve çiğ kalmasını önler
Yeni doğan çocuk önceleri "öllük" denilen kırmızımsı bir toprak ile belenir
Bu pratik günümüzde ortadan kalkmıştır
Yeni doğum yapmış kadına yörede "loğusa" ya da "Dığasken" adı verilir
Loğusa kadına ilk önce undan hazırlanan ve içerisinde pekmez katılarak yapılan kuymak yedirilir
Bu özel gün yemeği sayılır
Doğum yapan kadınla çocuğu inanışa göre kırk gün dış zararlardan ve tehlikelerden korunur
Kırkgün boyunca yattıkları odanın ışığı söndürülmez
Yastıklarının baş tarafına Kur'an-ı Kerim konulur
İki kırklı kadın birbiriyle karşılaştıklarında iğne değiştirirler ki kırkları birbirini basmasın
Yine yakın bir evden cenaze çıkmışsa kırkı çıkmamış loğusayla çocuğu cenaze oradan götürülürken dışarı çıkarılır
Bu âdetler kırk basmaması için yapılır
Yine kırk basmaması için "kırklama" yapılır
Çocuğun yıkanacağı suya yirmi ve kırkıncı günde kırk kaşık şu ya da kırk tane arpa sayılarak atılır
Çocuğun başı üzerinde bir kalburdan su dökülür
Böylece kırk çıkarılır
Kırk çıktıktan sonra çocuk ve anneye zarar verecek etkenler de ortadan kalkmış olur
Lohusalık döneminde geleneksel kültür içerisinde anne ve çocuğa zararı dokunacağına inanılan "Alkarısı" adını verdikleri saçı başı dağınık dişleri iri parmakları çok uzun çirkin bir yaratığın olduğundan da söz edilir
Buna karşın geçmişte annenin ve çocuğun yatağının çevresine kıl ip bırakıldığı yastığına iğne takıldığı görülmüştür
Böylece alkırısı denilen mahlûkun zarar veremeyeceği inanışı yaygınken günümüzdeki bu tür uygulamalar kalkmış olup yatılan yerin başucuna Kur'an-ı Kerim konulmaktadır
Yeni doğum yapmış lohusayı ve çocuğunu görmeye gitme âdeti vardır
Bu gidişle birlikte giyim eşyası vb
götürülür
Özellikle ilk doğumda kadının annesi tarafından beşik donatılır
Çocuğun ilk dişi çıktığında buğday kaynatılarak hedik yapılır
Bazen hedik taneleri bir ipliğe dikilerek bebeğin boynuna takılır
Çağırılan akraba ve komşulara "Diş Hediği" ikram edilir
Çocukluk çağı içerisinde birçok geleneklere dayanan uygulamaların varlığı da dikkati çeker
Doğup yaşamayan çocuklara "Tıpkı" oldu derler ve tıpkı çeşmesi denilen suda yıkarlar
Hekimhan'ın Güzelyurt beldesindeki Tıpkı/Tıpka çeşmesine bu gaye ile gidilir
Konuyla ilgili olarak bir kişi yılanın veya yengecin ağzında bir böcek görürse çocuğu doğup yaşamayanın adını seslice söylediğinde yılan veya yengeç ağzındakini bıraktığında Tıpkı'nın geçeceğine inanılır
Çocuk yürümede geç kalmışsa iki ayak bileğine ip bağlanır hızla biri gelerek ayağındaki bu ipi keserek kaçar buna "Duşak Kesme" denilir
Geç konuşan konuşma güçlüğü olan çocuklar için ziyaretlere gidildiği görülür
Uyumayan korkan çocuklara "okutulur"; çocuğa korkularının geçmesi için geleneksel bazı pratikler uygulanır
Nazar değmemesi için kulak memesinin ardına kara çalınır
Omuz başına ya da giysisinin iç tarafına nazarlık takılır
Bebeklik çağındaki sancılarına kulak ağrılarına ve rahatsızlıklara yönelik uygulamalar günümüzde az da olsa devam etmektedir
Şehirleşmenin hızlandığı yörelerde doktora başvurmalar artmıştır
SÜNNET VE KİRVELİK
Malatya ve köylerinde dinî vecibeler gereği erkek çocuklarına yapılan sünnet ve geleneksel bir kurum olarak kirvelik önemli bir yer tutar
Kirvelik: Yerleşik ve kurumlaşmış bu özelliğiyle çocuğun sünneti ile birlikte ve hatta kirveliğin kurulmasıyla da daha önceden doğarak pekiştirilmiş yakın dostluklar ilişkiler bütününü oluşturur
Yörede erkek çocuğu sünnette tutan kirve çocuğun manevi babası sayılır
Bu kişiye kirve kivre gibi isimler verilir
Kirveliklerin kurulmasında seçim ve teklifin geleneksel bir yeri vardır
Kirve çocuğun babasının sevdiği bir dostu arkadaşı olabilir
Bu teklif geleneğe göre reddedilmez
Kirvelik "Peygamber Dostluğudur" derler
Onun için kirve olmaya karar verenler kendilerini artık birbirileriyle akraba sayarlar
Çocuklar ise birbirleriyle kardeş sayılır
Bazı yöreler de ise çocuk kirvenin kızıyla evlenemez
Bu âdetin temelinde çocuğun kanının kirvenin kucağına düşmesi yatar
Sünnet: Bebeklik çağı ile 11-12 yaşlarına kadar olan dönemde gerçekleştirilir
Düğüne davet ya okuyucu vasıtasıyla ya da davetiye gönderilerek yapılır
Sünnet düğünleri çalgılı veya çalgısız yapılır
Mevlüd okutulur
Düğüne davet edilenlere yemek verilmesi âdeti yaygındır
Sünnet olacak çocuğun giysisi kirve ta rafından alınır
Kirve çocuğa altın saat vb
gibi armağanlar getirir
Çocuğun babası tarafından kirveye halı elbise vb: gibi armağan verilir
Çocuk otomobille ya da atla gezdirilir
Sünneti sünnetçi veya sağlık memuru yapar
Son yıllarda doktora yaptırılan sünnetlerde artış görülmektedir
Çocuk sünnet edilirken acıyı fazla duymasın diye ağzına lokum verilir
Bazen de çocuk eline aldığı bir çiğ yumurtayı şaka olsun diye sünnetçinin kafasına atar
Sünnetten sonra çocuğu ziyarete gelirler çeşitli armağanlar verirler
Sünnetle birlikte iki kirve ailesi arasındaki dostluk ilişkileri daha da pekiştirilmiş olur
Artık sünnet olan çocuk geleneğe göre erkekliğe ilk adımı atmış sayılır
EVLiLİK
Evlenme hayatın üç önemli safhalarından biridir
Bu dönemlerde doğum evlenme ve ölüm etrafında birçok gelenek görenek âdet töre ve tören oluşturulmuştur
Malatya'da evlenmeler; görücü usûlünün yanı sıra karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak gerçekleşmektedir
Bunların dışında "Kaçmak" yoluyla evlenmeler az da olsa olmaktadır
Görücü usûlünde isteklerin aileye duyurulması ilk basamağı oluşturur
Gençler evlenme isteklerini direkt olarak babaya açamazlar
İstekler ya anne vasıtasıyla ya da başka vasıtalarla duyurulur
Evlenme yaşı erkeklerde "18 yaş civarında başlar
Bu yaş genellikle ailenin ekonomik durumu bazı erken evlendirmeyi gerektiren şartlarda ön plana çıkar
Ortalama evlenme yaşı ise askerlik sonrası başlar
Kızlarda ise önceleri 15-16 yaşlarında evlenme yaygınken bu yaş sınırı 18-19 yaşa çıkmıştır
Gençler evlenme isteklerini duyururken gelenek gereği bazı davranışlarda bulunurlar
Eve geç gelme bıyık bırakma huysuz davranışlar gösterme hastalık bahanesiyle işe-güce gitmeme pişirilen yemeği beğenmeme gibi davranışların yanı sıra ev eşyası almak giyimine özen göstermek gibi hareketler sergiler
Genç kızlarda ise bu gibi davranışlara pek rastlanmaz
Davranışları aşikar değil imalıdır
Hiç olmadık zamanlarda yakınmalar serzenişler görülür
Evlenme geleneği içerisinde aile tarafından gencin evlendirilmesine kesin karar verilmişse "Görücü Gezme" ya da bir diğer söylenişle "Kız Bakma" başlar
Evlendirilecek gencin ailesi çocukları için temiz süt emmiş kendilerine lâyık bir kız bulmak için düğün nişan komşu gezmeleri akraba ve tanıdıklarının tavsiyeleri vb
vesilelerle kız beğenirler
"Kız bakmaya" gitmeden önce tanıdıklar vasıtasıyla el altından kız tarafına haber gönderilir
Kız evine gidildikten sonra genç kız el öper ve misafirlere kahve ikram eder
Bu ziyaret sırasında kız yakından incelenir
Kızın bir sakatlığı var mı hamarat mı öğrenilmeye çalışılır
Kızın niyeti yoksa görücülere asık suratlı davranır
Ayakkabılarını dağınık bırakır ve yanlarında pek durmaz
Bu görücü gezmelerinde kız beğenilmişse durum aile içerisinde tekrar görüşülür danışılır
Kızı istemeye karar verilir
Kız evine haber gönderilir
Aile kızı vermeye niyetli ise "Kız evi naz evi" deyiminden hareketle kendilerini naza çekerler
Hele bir danışalım-görüşelim hayırlı ise olur derler Neticede kız evine gidiş-gelişler birkaç sefer tekrarlanır
Gün kararlaştırılır
Daha sonra kızı istemeye giderler
Her iki tarafın yakın akrabaları bu istemede hazır bulunurlar
Kız istenirken oğlan ve kız babasını temsilen birer kişiye vekâlet verilir
Oğlan tarafını temsil eden kişi kızı "Allah'ın emriyle Peygamberin kavliyle" üç kere ister
Üçüncü tekrarın sonunda kız babası "Allah yazdıysa bize diyecek söz yok biz de verdik" diyerek cevaplar
Orada bulunan hoca dua okuyarak "Allah hayırlı eylesin" der
Bu törenin Malatya köylerindeki adına kız isteme söz kesme veya el öpme adı verilir
Kız istenildikten sonra köylerde görülen bir âdet ise gencin kulağının çekilmesi ve bahşiş alınması geleneği vardır
Ayrıca "Süt hakkı" adıyla kızın annesine hediye verme adeti vardır
Söz kesildikten sonra ağız tatlılığı için şerbet ezilerek dağıtılır
Ardından "başlık" görüşülür
Başlığın yöredeki adı "Galin" dır
Bu gelenek bazı köylerde devam etmektedir
Birçok yerde ise kalkmıştır
Başlık istenen yörelerde babanın isteği orada bulunanların ricasıyla makul bir seviyeye indirilir
Başlık geleneğinin kalktığı yörelerde liste verme geleneği vardır
Bu listeye istenilen ev eşyaları altın vb
yazılır
Başlık geleneğinin sürdürüldüğü köylerde kaçırma yoluyla yapılan evliliklerde normal durumda alınan başlığın iki katı miktarda "Kan" adı verilen başlık alma geleneği de görülebilmektedir
Söz kesmenin ardından belirlenen bir günde nişan takılır
Bu törene bazı köylerde göreye gitme şerbet içme gibi isimler verilir
Nişanda oğlan tarafı bir heybe hazırlar bir gözüne şirincelik denilen çerez konulur diğer gözüne ise kız ailesine gömlek ve kumaş gibi hediyeler konulur
Şirincelik misafirlere dağıtılır
Kız anasına götürülen hediyeye ise "Ana keteni" denir
Kız nişanda oğlan tarafının aldığı elbiseleri giyer
Büyük teştlerde şerbet ezilerek dağıtılır
Yüzükler kadınlar tarafından takılır
Nişanlılara para ve altn gibi hediyeler verilir
Bundan sonra erkek tarafı nişanlı kızdan söz ederken "bizimgelin" der
Nişanlılık döneminde gençlerin birbirlerini serbestçe görmeleri hoş karşılanmaz
Bu yasaklama şehirleşmenin başladığı yörelerde zayıflamıştır
Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir
Ayrıca altın saat elbiselik gibi hediyeler de götürülür
Bu hediye götürme âdeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir
Nişanlılık dönemi "evli evinde gerektir" düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz
Nişandan sonra gelen tören düğündür
Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar
Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır
Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir
Geline eşya elbise altın vb
alınır
Bazı köylerde buna "yük" de denilmektedir
Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar
Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır
Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir
Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur
Düğüne davet; köylerde "okuntu' denilen çağırma şekliyle olur
Okuntu dağıtana bahşiş verilir
Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır
Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma cumartesi pazar günleri de yapılmaktadır
Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evinin damına Türk bayrağı asılır
Bayrağın asıldığı uzun sopanın ucuna bazı köylerde elma konur
Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur
Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır
Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır
Arapgir ilçesinde klarnet keman cümbüş vb
çalgılar kullanılmaktadır
Köylerde; bayraktar düğün vekili aşçı kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir
Gelin getirmeye gitmeden önceki gün kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir
Kınada oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır
Kına yakımanda tepsi başlar üzerinde dolaşırken Malatya'nın kına havası olan "Yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir
Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır içerisine bir madeni para konularak dolakla (yazma) sarılır
Sonra diğer eline yakılır
Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir
Kına sırasında "gelin övme" ya da "gelin ağlatma" törenleri yapılır
Bu törenler sırasında çeşitli türküler ve maniler söylenir
Kına gecesinin sabahı oğlan evinde toplanan gelin alayı dağlık yörelerde at ile diğer yörelerde traktör ve otomobil ile gelin almaya giderler
Gelincik adı verilen gelin arabası dikkatle süslenir
Kızın köyüne yaklaşıldığında gelin alayı durdurularak "sapancalık" denilen bahşiş alınır
Ayrıca kız evinin kapısı kapatılarak bahşiş alınır sonra açılır
Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir
Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler
Buna "Haftasına gitmek" adı verilir
Kız tarafı ise onbeş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder
Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" âdeti bugün önemini kaybetmiştir
Gelinlik etmek; kaynana kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak çok sessiz konuşma gibi davranışlardır
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul