|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ankara Gelenek Ve Görenekleri
ANKARA GELENEKLERİNDE SÜNNET
Yörede erkek çocuklar genellikle 3 ile 10 yaşları arasında sünnet ettirilir Yaygın bir inanışa göre tek çocuk sünnet ettirilmez Sünnet ettirilecek çocuğun daha küçük kardeşi varsa (beşikte bile olsa) o da onunla birlikte sünnet ettirilir Çocuğun küçük kardeşi yoksa, çevreden öksüz veya fakir bir çocukla sünnet ettirilir Çarşamba, Perşembe ve Pazar sünnet için tercih edilen günlerdir
Sünnet evi sırma ve çeşitli süslerle süslenir, çocuğun karyolası özenle hazırlanır Karyolanın başına işlemi bir kılıfta Kur’an asılır ve bir hafta önceden misafirler davet edilir (okuntu çıkarma) Sünnet olacak çocuğun üç tane sağdıçı olur: Daha önceden sünnet olmuş bir arkadaşı, sonra sünnet olacak bir arkadaşı ve bir de kız Sünnet edilmiş sağdıç ile kız sağdıç, sünnet edilecek çocuğun ileride arpalı-buğdaylı (kız ve erkek) bebekleri olsun diye, yatağın etrafında üç kez dolanırlar ve sünnet yatağının altına arpa, buğday saçarlar
Sünnet olacak çocuğun bir de kirvesi olur Kirve, çocuğun bir yakını veya aile dostlarından bir kişi olabilir Kirvenin asıl görevi çocuk sünnet olurken çocuğu tutmaktır Ankara'nın bazı köylerinde buna ek olarak kirve sünnetin düzenlenmesinden de sorumludur ve tüm masrafları karşıladığı da görülür Kirve çocuğun ikinci babası da sayılır ve sünnet olan çocuk kirvenin kızıyla evlenemez
Daha önceleri çocuğun kaşına elif çekilir gözüne sürme sürülürdü Başına inciden püskül yapılır, püskül üstüne inciden külte takılırdı Fesin kenarlarına kiralanan elmas sokulurdu
Sünnetten önce veya sonra mevlüt okutmak yaygın bir gelenektir Mevlütten sonra fakirler için iki sofra kurulur, yemeğin zerdesi çorba olmakla birlikte yanında et, pilav, fasülye, hoşaf da yapılır Misafirler hediye ile gelirler, bu hediyeler genellikle altın ve paradan oluşur Sünnet günü çocuk at üstünde gezdirilir Eğer çocuk binemeyecek kadar küçükse babası ya da dayısı ile birlikte ata biner Önde sünnetçi, arkada çocuk diğer akrabaları ile kabirlere giderler Orada attan inilip Kur’an okunur Sonra şerbet içilir, eve dönülür Evde, çocuk kucağa alındıktan sonra, sünnetçi çocuğu kıstırgaca koyar ve “bıçak kesmiyor” der Etrafta bulunanlar da babasına, “Oğluna ne bağışlıcan” derler Babası “filan şeyi bağışlıyorum Ölürsem ölümden, kalırsam dirimden alsın Siz de şahit olun” der Ortamda hazır bulunan imam bunu bir kağıda yazar ve “şahit ölür de kâğıt ölmez” der Daha sonra çocuğun annesi de “gelin alacağım kıza küpemi hediye ediyorum, siz de şahit olun” der O sırada sünnetçi tekbir alır ve çocuğun ağzına lokum verilir Çocuğun annesi sünnet kolay olsun diye oklava çevirir Çocuğu yatırınca korkusuna iyi gelsin diye limonata içirirler Daha sonra çocuğa kahve içirilir ve darısı damatlığa denilir Sünnetçinin bir omuzuna yağlık havlu, diğerine bir top kumaş hediye olarak konulur Ekonomik durumu iyi olmayan köylerde düğün yapılmaz Köye sünnetçi geldiğinde camiden halka duyurulur ve sünnetlik çocuğu olanlar çocuklarını getirirler ve sünnet ettirilir Böyle köylerde çocuk giysisine fazla önem verilmez (Gelenek ve Görenekler için paylaşılan bilgi kaynağı : Ankara Rehberi - Gelenekler )
Günümüzde sünnet töreni eskiye oranla daha özenle, daha bir şaşaalı yapılmakta ve ekonomik açıdan en uygun olanı tercih edilmektedir At üzerinde geziler, yerlerini araba konvoylarına, bazı sünnet düğünlerinde sözlü hediyeler yerine dolar, altın, saat, baka hesap cüzdanlarına dönüşmüştür
ANKARA GELENEKLERİ - AİLE
Geleneksel ataerkil Türk aile yapısı Ankara yöresinde de açıkça görülmektedir Aile reisi ailede söze sahip olan kişi baba veya büyükbabadır
Ankara'nın kırsal kesimlerinde geniş aile tipik hayli yaygındır Bu tip aileler, anne, baba, çocuklar, büyükkanne, büyükbaba hatta amcaları, dayıları, halaları, teyzeleri de kapsamaktadır Gelenekler çerçevesinde büyükbaba, çocuklarını kendi yanında görmek ister Amaç onların davranışlarını ve aile içindeki sorunlarını biçimlemektir
Şehir merkezinde temel aile tipi ise çekirdek ailedir Anne, baba ve çocuklardan oluşan aile yapısında, baba yine evin reisidir
Sosyo ekonomik yapılanma geleneksel, kültürel değerleri biçimlediği gibi, aile tipini de geniş aile tipinden çekirdek aileye dönüştürmüştür Geniş aile tipini ancak tarımla geçimini sağlayan, kırsal bölgelerde görmek mümkün
Ankara'nın metropolitan bir merkez oluşu ve köylere yakın olması, köylerde geniş aile tipinin parçalanmasına neden olmuştur Ankara'ya göç ederiler genelde genç ailelerdir ve çekirdek aile yapısına sahiptir Yalnız köyde kalanlar ve şehre göç edenler arasındaki bağlar kopmamıştır, aralarında sürekli bir ilişki vardır Köydekiler için şehirde olanlar, hastane,veya bürokratik işlemler için bir dayanak şehirde kalabilmek için ikinci bir evdir Diğer taraftan şehire göç edenler, gıda ve tahıl ihtiyaçlarının bir kısmını köyden temin etmektedirler Su karşılıklı yardımlaşma, ilişkileri sürekli taze tutmaktadır
Bunun yanında şehire göç eden aileler, köyde öğrendikleri küçük üretimini şehirde de devam ettirmektedirler Kadınlar konserve, salça, reçel, tarhana, turşu gibi gıda maddelerini kendi el emekleriyle yapmaktadırlar Köyden göç eden birinci kuşaktan kadınların, ev işleri dışında ücretli bir işte çalışmasına pek rastlanmaz Ancak göç edenlerin 2 veya 3 kuşaktan kadınların, ev işleri dışında bir işte çalışmaya başlayabilmeleri söz konusudur
Ekonomik değişmenin bir sonucu olarak köylerde de ücretli üretim yaygınlık kazanmıştır Pre-kapitalist üretim tarzı varlığını kaybetmiştir
|