08-02-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bir Hukuk Abidesi İmam-İ Azam Ebu Hanife
İmamı elde edemeyeceğini gören vali tepkilerden çekinerek onu serbest bıraktı, İmam da Kûfe’yi terk ederek Mekke’ye hicret etti
“Hakk’a Tabi İseniz Sizinleyim ”
İmam-ı Azam, çoğu insanı cezb edecek dünyevî makam ve zenginlikleri işkencelere rağmen neden reddetmişti? İsteseydi emrine verilen imkanları “dava”sı için kullanamaz mıydı? O biliyordu ki, zalim idarecilerin tekliflerini kabul ettiği an, fiili olarak haksızlıklara ortak kılınacak, zalim idare meşrulaşacak, muhalefet parçalanacak, diğer alimler de o örnek gösterilerek susturulacaktı Böylece sistemin kokuşmuş, çökmeye yüz tutmuş kurumları bu dürüst insanın ismiyle yeniden meşrulaştırılmaya çalışılacak, iktidarın ömrü uzayacaktı Bu şöhreti dünyayı tutmuş insan, şöhretinden faydanılmasına izin vermedi ve hicreti tercih etti Onun hicretinden bir süre sonra da Emevi saltanatı tarih oldu
Hilafetin tekrar Peyegamber soyuna Abbasilerin eline geçmesi onu son derece sevindirdi Bu konuda şunları söyledi,
“Bu iş (hilafet) Peygamberimiz’in yakınlarına geçerek hak yerini buldu Bu Allah’ın lutfu ve keremidir Ey alimler; bunlara yardım etmeye en layık olan sizsiniz! Size istediğiniz kadar ikram ve ihsan var Halifenize biat ediniz Biat ahirette sizin için emniyete kavuşmaya vesiledir Allah’ın huzuruna biatsız çıkarak hüccetsiz ve delilsiz kalmayınız ”
Yeni seçilen Halifeyi ziyarete gittiğinde söylediği sözler onun takip edeceği siyasetin ipuçlarını veriyordu
“Allah’a hamdolsun ki, hakkı Nebi’nin yakınlarına verdi ve üzerimizdeki alçaltıcı zulmü kaldırdı Ve yine hamdolsun ki dilimize hakkı söyletti Allah’ın emri üzere sana biat ettik İşine vefa gösterirsen kıyamete kadar ahdimizde vefâkarız ” Görüldüğü gibi sözlerine çekinge koyuyordu Demek istiyordu ki “Sizi Rasulullah’ın yakını sayıyor onun için biat ediyoruz İşlerini Allah’ın emri üzerine adaletle yaparsan ahdimize ve biatimize sadıkız, aksi halde zulmüne ortak olmayız ”
Korktuğu kısa zamanda başına geldi Saltanat sahipleri Emeviler’e karşı zulme girişerek geçmişin intikamını alma sevdasına düştüler Kendilerini durdurmaya çalışan ulemayı da öldürmeye başladılar Abbasiler’in bu hareketi karşısında İmam Muhammed ve kardeşi İmam İbrahim ayaklandılar Bu ayaklanmayı devrin meşhur alimleri desteklediler Bu alimlerin arasında İmam-ı Azam ve öğrencileri de bulunuyordu İmam-ı Azam zulme karşı direnen bu insanları maddi ve manevi açıdan desteklediği gibi, hilafet orduları başkomutanı Hasan b Kahtaba’yı İmam İbrahim’in üzerine gitmekten caydırmıştı Bu durum Abbasi Halifesi Mansur’un dikkatinin İmam üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu Halife doğrudan İmamı hedef almanın riskli olduğunu bildiği için onu kazanmayı ve yanına çekmeyi denedi Sık sık hediyeler gönderdi İmam-ı Azam bu hediyelerin amacını sezdiği için bunları münasip bir üslupla reddediyordu Halife, hediyelerinin niçin kabul edilmediğini sorduğunda şu cevabı almıştı:
“Şahsi malınızdan bana hediye gelmedi ki onu kabul edeyim Siz bana milletin hazinesinden aldığınızı yolladınız Oysa milletin malında benim hakkım yok Ben silah altında asker değilim Fakir de değilim ki, hazine ödeneğinden yararlanayım Yolladığınız şeyleri bundan dolayı alamazdım ”
“Allah’ın Şartı Uyulmaya Daha Layıktır ”
Yapılan başhakimlik teklifini de geri çeviren İmam, son olarak Musul halkının isyanını bahane ederek isyancıların katli için fetva isteyen halifeye, tarihe geçen cevabını verince, onu şaşkına ve çılgına çevirmiş oldu Bu konuşma şöyledir:
Halife:
“- Allah Rasulü, ‘müminler verdikleri söze sadıktırlar ’ demiyor mu? Musul halkı bana karşı gelmeyecekleri konusunda söz verdikleri halde şimdi ayaklandılar Üstelik vergi memuruma karşı koydular Onların kanı helaldir!”
İmam-ı Azam:
“- Onlar sana, kendilerine bile helal olmayan bir şeyi, yani kanlarını şart koşmuşlar Halbuki İslâm bu hakkı ne size, ne de onlara tanır Mesela bir kadın kendi rızasıyla bir erkeğe kendini teslim etse, o kadının namusu o erkeğe helal olur mu? Yine bunun gibi bir adam, birisine ‘gel beni öldür’ dese ve diğeri onu katletse acaba bu caiz olur mu? Bunu yaparsa diyet gerekir Müslümanın kanı üç şekilde helal olur: Cana karşı can, imandan sonra küfür, evlendikten sonra zina Bunların hiçbiri bu işte olmadğına göre, Musul halkını bırak Onların kanını dökersen zulmetmiş olursun Allah’ın şartı, uyulmaya kullarınkinden daha layıktır ”
İmam-ı Azam, düşünce ve yaşayışı ile zalim idarecilerin tepkisini çekmesine rağmen, imanının verdiği sorumluluğu yerine getirmekten bir adım geri durmadı İdare, onu ortadan kaldırılması gereken bir unsur olarak görüyordu En sinsi entrikalarla İmam’ın üzerine gitmeye devam etti Bu konuda kendine tabi olmuş ulemayı kullanmaktan geri durmadı Devrin Kadısı ve iktidara yakın diğer ulemanın kıskançlıkları bazı bürokratların ihtirasları ile birleşince, İmam’a karşı entrika cephesi büyüdü Sonuçta Halife Mansur, kabul etmeyeceği tekliflerle onu sıkıştırmaya başladı Yapılan bütün cazip teklifleri reddedince, İmam zindana kapatılarak kırbaçlanmaya başlandı Kırbaç altında iken şöyle diyordu:
“Allah’ım beni kudretinle onların zulmünden ve fıskından uzak kıl!”
On kırbaçla başlayan ceza katlanarak yüzona geldiğinde, o büyük insan acılar içerisinde ruhunu teslim ederek şehid oldu Vasiyeti şöyleydi:
“Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün!”
Bu sözleriyle vefatından sonra bile ders veriyordu
Zalimlerin zulmüne seyirci kalmadan, ilmi ticarete dönüştürmeden, hakkı eğip bükmeden, bir köşeye çekilip kitaplarının içinde boğulmadan, zalimlerin aracı olmadan şerefli bir ömür sürdü Fıkıhta ve siyasette örnek ve önder bir insan vasfına sahip olarak Hakk’a yürüdü
Allah O’na rahmet eylesin ve bizi şefaatine mazhar kılsın
|
|
|
|