Konu: Münafıklar
Yalnız Mesajı Göster

Münafıklar

Eski 08-01-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Münafıklar




MÜMİNLERİN YANINDAYKEN ONLARI HOŞNUT ETMEYE ÇALIŞIRLAR

Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin” dediler Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder (Münafikun Suresi, 1)
Sizi hoşnut kılmak için Allah’a yemin ederler; oysa mü’min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır (Tevbe Suresi, 62)
Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler De ki: “Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz Allah bize, durumunuzu haber vermiştir Yaptıklarınızı Allah görecektir, O’nun elçisi de Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen’e döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir” Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah’a and içecekler Artık siz onlara sırt çevirin Onlar gerçekten pistirler Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz (Tevbe Suresi, 94-96)
MÜMİNLERİ KARALAMAYA ÇALIŞIRLAR

Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir (Mümtehine Suresi, 2)
MÜMİNLERİN ARKALARINDAN ONLARI ALAYA ALIRLAR

Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır (Maide Suresi, 58)
Sadakalar konusunda, mü’minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır (Tevbe Suresi, 79)
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İman ettik” derler Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz” (Bakara Suresi, 14)
Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” (Tevbe Suresi, 65)
Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır (Casiye Suresi, 9)
MÜMİNLERİN YANILGI İÇİNDE OLDUKLARI KANAATİNDEDİRLER

Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Bunları (müslümanları) dinleri aldattı” Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: “Yakıcı azabı tadın” diye o inkâr edenlerin canlarını alırken görmelisin Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir (Enfal Suresi, 49-51)
Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler (Bakara Suresi, 13)
MÜMİNLERİ DE ALLAH YOLUNDA MÜCADELEDEN ALIKOYMAK İSTERLER

Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: “Bize gelin” diyenleri bilir Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler (Ahzab Suresi, 18)
Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: “Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün” Onlardan bir topluluk da: “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı (Ahzab Suresi, 13)
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler De ki:
“Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir” Bir kavrayıp-anlasalardı (Tevbe Suresi, 81)
Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir (Mümtehine Suresi, 2)
FİTNECİDİRLER

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah’ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı (Tevbe Suresi, 48)
Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır Allah, zulmedenleri bilir (Tevbe Suresi, 47)
Ki Allah’ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah’ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar Kayba uğrayanlar, işte bunlardır (Bakara Suresi, 27)
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı (Ahzab Suresi, 14)
DÜZELTMEK ADI ALTINDA BOZGUNCULUK YAPARLAR

Kendilerine: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde: “Biz sadece ıslah edicileriz” derler Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler (Bakara Suresi, 11-12)
YEMİNLERİNİ SİPER EDİNİP MÜMİNLERİ ALDATMAYA ÇALIŞIRLAR

Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah’ın yolundan alıkoydular Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar (Münafikun Suresi, 2-3)
SÜREKLİ KARGAŞA ÇIKARMAK İÇİN UĞRAŞIRLAR

Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler (Ahzab Suresi, 60)
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah’ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar Allah ise, bozgunculuğu sevmez (Bakara Suresi, 204-205)
Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler (Tevbe Suresi, 101)
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan ‘sonuç-çıkarabilenler,’ onu bilirlerdi Allah’ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz (Nisa Suresi, 83)
Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün İşte size, onların aleyhinde apaçık olan ‘destekleyici bir delil’ kıldık (Nisa Suresi, 91)
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı (Ahzab Suresi, 14)
MENFAATLERİ İÇİN MÜMİNLERİN ARASINDA MÜMİN GİBİ DAVRANMAYI SÜRDÜRÜRLER

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım” der Eğer size Allah’tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; “Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük ‘kurtuluş ve mutluluğa’ erseydim” (Nisa Suresi, 72-73)
MENFAATLERİNİ KARŞILAYAMADIĞI ZAMAN MÜMİNLERDEN AYRILIRLAR

Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi Ama zorluk onlara uzak geldi "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diye sana Allah adına yemin edecekler Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor (Tevbe Suresi, 42)
Kendilerine; “Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler De ki: “Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz ‘bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksınız” (Nisa Suresi, 77)
Dediler ki: “Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın Biz burada duracağız” (Maide Suresi, 24)
MÜMİNLERE ZARAR VERMEK İÇİN MÜMİNLERİN KARŞILAŞACAKLARI ZOR ANLARI BEKLERLER

Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır Allah, zulmedenleri bilir (Tevbe Suresi, 47)
ZORLUK ZAMANINDA GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKAR

Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır” (Fetih Suresi, 16)
MÜMİNLERİN DÜŞMANLARININ KENDİLERİNE DE ZARAR VERMESİNDEN ÇOK KORKARLAR

İşte kalplerinde hastalık olanları: “Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz” diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır (Maide Suresi, 52)
ÖZELLİKLE ZORLUK ZAMANINDA FİTNE ÇIKARIRLAR

Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı (Ahzab Suresi, 20)
ZORLUK ZAMANINDA SADAKATSİZLİK YAPARLAR

İtaat ve maruf (güzel) sözdü Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah’a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu (Muhammed Suresi, 21)
Dediler ki: “Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın Biz burda duracağız” (Musa “Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını Sen ayır” dedi (Allah) Dedi: “Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır Onlar yeryüzünde ‘şaşkınca dönüp duracaklar’ Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme” (Maide Suresi, 24-26)
ZORLUKLARLA KARŞILAŞMADAN ÖNCE MÜMİN GİBİ KONUŞURLAR

Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz (Al-i İmran Suresi, 143)
İman edenler, derler ki: “(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?” Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün Oysa onlara evla (olan): (Muhammed Suresi, 20)
KİBİRLİDİRLER

Onlara: “Gelin Allah’ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin,” denildiği zaman başlarını yana çevirdiler Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün (Münafikun Suresi, 5)


MENFAATLERİ OLDUĞUNDA MÜMİNLERDEN GÖZÜKÜRLER

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım” der Eğer size Allah’tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; “Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük ‘kurtuluş ve mutluluğa’ erseydim” (Nisa Suresi, 72-73)
YÜZLERİNDEN, BOZUK BAKIŞ VE KONUŞMALARINDAN TANINIRLAR

Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın Allah, amellerinizi bilir (Muhammed Suresi, 30)
NANKÖRDÜRLER

Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz Bu, gerçekten onların Allah’a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez (Tevbe Suresi, 80)
DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ VE KONUŞMALARI GÖSTERİŞLİ OLABİLİR

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır Konuştukları zaman da onları dinlersin (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar (Münafikun Suresi, 4)
AKILSIZDIRLAR

Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır (Maide Suresi, 58)
Onlardan seni dinleyecekler vardır Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? (Yunus, 42)
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): “Sizi bir kimse görüyor mu?” (der) Sonra sırt çevirir giderler Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir (Tevbe Suresi, 127)
Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler (Bakara Suresi, 13)
KENDİLERİNİ MÜMİNLERDEN DAHA AKILLI ZANNEDERLER

Onlar, kendileri oturup kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi” diyenlerdir De ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse” (Al-i İmran Suresi, 168)
SÜREKLİ SIKINTI, TEDİRGİNLİK VE KORKU İÇİNDEDİRLER

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır Konuştukları zaman da onları dinlersin (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar (Münafikun Suresi, 4)
Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler Oysa onlar sizden değildirler Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur (Tevbe Suresi, 56)
BAŞLARINA GELENLERDEN ÖĞÜT ALMAYI BİLMEZLER

Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar (Tevbe Suresi, 126)
SÜREKLİ KENDİLERİNİ ÖVER, TEMİZE ÇIKARMAYA ÇALIŞIRLAR

Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir Onlar, ‘bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar (Nisa Suresi, 49)
SÜREKLİ KURUNTULARA ALDANIR, KUŞKUYA KAPILIRLAR

(Münafıklar) Onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” Derler ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu” (Hadid Suresi, 14)
KENDİ ARALARINDA DA ANLAŞMAZLIK İÇİNDEDİRLER

Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir (Haşr Suresi, 14)
ALLAH’IN MÜMİNLERE OLAN DESTEĞİNİN FARKINDA DEĞİLDİRLER

Onlar ki: “Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır Ancak münafıklar kavramıyorlar Derler ki, “Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır” Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve mü’minlerindir Ancak münafıklar bilmiyorlar (Münafikun Suresi, 7-8)
ALLAH YOLUNDA HARCAMA YAPMAZLAR

Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir Böylece O da, Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı (Tevbe Suresi, 75-77)
KÜFRE HABER TAŞIRLAR

Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır Allah, zulmedenleri bilir (Tevbe Suresi, 47)
KARŞILIKSIZ HİÇ BİR ŞEY YAPMAZLAR

Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah’a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki?” diyorlardı De ki: “Şüphesiz işin tümü Allah’ındır” Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, “Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diyorlar De ki: “Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı) Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir (Al-i İmran Suresi, 154)
AMAÇLARININ HİÇBİRİNE ULAŞAMAZLAR

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı (Tevbe Suresi, 48)
ALLAH ONLARIN DURUMLARINI MUTLAKA ORTAYA ÇIKARIR

Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? (Muhammed Suresi, 29)
İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah’ın izniyle idi (Bu, Allah’ın) mü’minleri ayırdetmesi; Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi Onlara: “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın” denildiğinde, “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir (Al-i İmran Suresi, 166-167)

ALLAH ONLARI DÜNYADA HOR VE AŞAĞILIK KILAR

Onlarla çarpışınız Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun (Tevbe Suresi, 14)
CEHENNEMİN EN AŞAĞI TABAKASINA ATILACAKLARDIR

Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar Onlara bir yardımcı bulamazsın (Nisa Suresi, 145)
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır (Nisa Suresi, 138)

"Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın"

(Bakara Suresi, 32)

kaynak:IQRA İSLAM ANSIKLOPEDİSİ




Alıntı Yaparak Cevapla