Yalnız Mesajı Göster

Allah İle Dostluk

Eski 08-01-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Allah İle Dostluk




Peki Allah Nasıl Sevilir?
Başlığımızı aydınlatacak çok basit bir misal verelim:
Evin en küçük çocuğu, gelen misafirlerin ellerini öperek; ‘hoşgeldiniz’ der
Çocuğu sevimli gören misafirlerden biri çocuğun her iki yanağından öperek, bir çikolata verir Çikolatayı kapan çocuk annesinin yanına koşar
Çocuğun Annesi: ‘Gelenlerden kimi seviyorsun?’ diye sorunca çocuk, elindeki çikolataya bakarak;
‘Bana çikolata veren amcayı!’ der
Misafirlerin bulunduğu odaya tekrar giren çocuk, masada atari görür Belli ki sonradan konmuş Babasının;
‘Bu atari senin oğlum! Sana almışlar’ demesiyle atariyi alır ve babasına teşekkür ederek tekrar annesinin yanına gider Çocuğun Annesi;
– Şimdi kimi çok seviyorsun?’ diye sorar
Çocuk; ‘Atariyi vereni’ der
Ç Annesi; ‘Teşekkür ettin mi bari?’ der
Çocuk; ‘Kimin verdiğini bilmiyorum ki!’ der
İlkinde ikram eden eli görünce hem kendisine teşekkür etti, hem de, annesine onu sevdiğini söyledi
İkincisinde, hediyenin değeri büyük olmasına rağmen hediye edeni görmediği için yapacağı teşekkür başka adrese gitti; ya da hiç gitmedi
İnanın sistem aynı İkram eden el; sevilir
Eğer bizler de aldığımız her nimetin arkasında Allah’ın bulunduğunu ve sıcağı sıcağına O an teşekkürlerimizi bildirirsek sevgi iletişimini kurmuş oluruz
Sevgimizi yapacağımız fiili ibadetler dışında sözlü olarak şöyle dile getirebiliriz;
– Allah’ım! Bana imanı tattırdığın için seni seviyorum!
– Allah’ım! Beni rızıklandırdığın için seni seviyorum!
– Allah’ım! Kusurlarımı bağışlayacağını va’dettiğin için seni seviyorum!
– Allah’ım! Bana sıhhat ve afiyet verdiğin için seni seviyorum!
– Allah’ım! Göz zevkime hitap edecek çok güzel manzaralar yarattığın için seni seviyorum!
– Allah’ım! Şeytan ve dostlarının bizlere nasıl yaklaştığını bildirdiğin için seni seviyorum!
– Allah’ım! Az amele çok sevap verdiğin için seni seviyorum!
– Allah’ım! Senin sevgine ulaşan yolları bizlere bildirdiğin için seni seviyorum!
Dil ile sürekli seni seviyorum Allah’ım demek sevgi kapısını aralayabilir O kapıdan muhtemelen şöyle bir ses işitilir;
– ‘O zaman ispat et’
5 Geceyi İyi Değerlendirecek
Gece;
– Aşkın ispat saatleri
Gece;
– Dostluğun sağlam temelleri atıldığı sessiz ama diri olan bir zaman dilimi
Gece;
– Zihni meşgul eden her şeyin karanlığa gömüldüğü bir an
Gece;
– Allah sevgisinin başı
Gece;
– Duaların, tövbelerin ve isteklerin kabule yakın olduğu bir fırsat anı
Gece;
– Allah’ın kuluna en yakın olduğu bir buluşma saatleri
Gece;
– Allah dostlarının olmazsa olmazı ve gelmesi için sabırsızlandıkları bir dost
Gece;
– Adına nafile ibadetlerin yapıldığı bir vakit olarak adlandırıp içini boşalttıkları bir zaman dilimi
Gece;
– Allah dostlarının üç kanaldan beslendikleri ecir deposu
Bu kadar çok nimetleri barındıran gece vakti, muhatabına günde bir kez uğrar Dünyanın neresinde olursa olsun muhatabını unutmaz Trenin istasyona yanaştığı gibi muhatabının yatağına kadar yanaşır İmsak vaktine kadar bekler Sonra da çeker gider
Gecenin nimetlerle dolu olduğunu bilen Allah dostları, dostunun huzurunda zinde olmak ve uykuya yenik düşerek muhabbetin kısa sürmemesi için tedbirini akşamdan alırlar Yani erken uyurlar
Bir süre sonra beklenen an gelir ve dost adayları, aşkını ispat etmek için nefse pek de hoş gelen yatağını üç talakla boşarlar!;
‘Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere yataklarından uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar(Secde: 32/16)
Gece priminden yararlanmak isteyenlerden kimi Kur’an okuyarak Allah ile diyaloga geçmek ister, kimi de namaz kılarak;
‘(Rasulüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor(Müzemmil: 73/20)
‘Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl (Gecenin) yarısını (kıl) Yahut bunu biraz azalt, ya da çoğalt ve Kur’an-ı tane tane oku (Müzemmil: 73/6)
Başka bir dost, bunların yanına bir yenisini daha ekleyerek Rabbinin gücünü ve Rahmetini tefekkür etmek için camdan dışarı bakar
Gökyüzünde flaş gibi patlayan yıldızlara baktığında Allah’ın şu sözü üzerine tefekküre dalarlar;
‘Andolsun, biz gökte bir takım burçlar yarattık ve seyredenler için onu süsledik (Hicr: 15/16)
Gözler yıldızlara ve Rabbinin büyüklüğüne dalmışken, başka bir ayet devreye girerek muhabbete ortak olmak ister;
rüzgarları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için bir çok deliller vardır(Bakara: 2/164)
Tefekkür ayetleriyle muhabbet kurmaya çalışan gece kuşları, Allah’ın bu muazzam sanatı karşısında peygamberlerinden öğrendiği şu duayı okurlar;
‘Allah’ım! Hamd yalnız sanadır Gökleri, yeri ve onlarda bulunanları var eden ve varlıklarını ayakta tutan sensin Hamd yalnız sanadır Göklerin, yerin ve onlarda bulunanların mülkü/tasarrufu yalnız senindir Hamd yalnız sanadır (Ey) göklerin ve yerin nuru, hamd yalnız sanadır Sen göklerin ve yerin mutlak egemenisin Hamd yalnız sanadır Sen hakkın ta kendisisin, va’din gerçektir, sana kavuşmak gerçektir, senin sözün gerçektir, cennet gerçektir, cehennem gerçektir, bütün peygamberler gerçektir, Muhammed gerçektir, kıyametin kopması gerçektir Allah’ım ben sana teslim oldum, sana iman ettim, sana güvenip dayandım, sana döndüm
Anlaşmazlık davalarımı senin hükmüne sundum, başkaları ile mahkemeleşmek için sana baş vurdum, önceden yaptıklarımı da, yapacaklarımı da, gizliliklerimi de, açıkladıklarımı da bağışla! Öne geçiren de, sonraya bırakan da sensin Senden başka hiçbir ilah yoktur
Allah’ı görüp, karşılıklı konuşurmuşcasına yapılan bu sesli hayranlık (dua) bir taraftan imanlarını artırırken diğer taraftan Allah’tan bazı taleplerde bulunmanın önünü açar
Birçok insanın, Allah aşkı yerine uyku aşkını tercih ettikleri bu saatlerde, Allah; dostlarına şöyle seslenir;
Bana dua eden var mı, duasını kabul edeyim Benden birşey isteyen var mı, ona vereyim Benden mağfiret dileyen var mı, onun günahını bağışlayayım
Yapılacak duaların, isteklerin ve bağışlanmaların kabule yakın olduğu bu saatlerde kulun Allah ile konuşmaları devreye girer Böylelikle sıcak bir muhabbet başlamış olur
Başka bir gece kuşu Kur’an-ı Kerim okuyup ayetler üzerinde tefekkür ederek hem Rabbi ile diyaloğa geçer, hem okuduğu her harfe on sevap alır hem de sabaha enerjili girmiş olur
Başka bir ecir avcısı kıyama geçer Herkes yatağına ikiseksen uzanmışken, o; Rabbinin huzurunda hareketsizce bekler Aşkını, duruşuyla ispat etmeye çalışır Çünkü bilir ki aşk; ispat ister

6 Tüm İşlerimizde Allah’a Danışarak
Zamanın sahibi Allah-u Teala insanoğluna bir saniye sonrası hakkında herhangi bir bilgi vermemiştir Böylelikle insan, yapacağı herhangi bir işin sonucu lehte mi aleyhte mi olacağını önceden bilemez
Bir şeye karar vermeden önce, eski tecrübelere ve istişareye başvurarak işe girişir Sonrası meçhuldür Hayırla da sonuçlanabilir, şerle de
Allah’ın taktiri, yapılan işin sonucu hayırla sonuçlandığında taktir ve teşekkür akıl ve istişareye yapılmış olur (Sanki Allah’ın hiçbir fonksiyonu yokmuş gibi! Haşa!)
Allah’a dost olmaya çalışanlar ise düşünür;
– Bir saniye sonrasını kim daha iyi biliyor?
‘Allah’
– Yapılan herhangi bir işin ne ile sonuçlanacağını kim daha iyi biliyor?
‘Allah’
– İnsanların geleceğinin hayırla sonuçlanmasını kim daha çok istiyor?
‘Allah’
– Hayrı ve şerri kim yarattı?
‘Allah’
– Yapılacak herhangi bir iş öncesi Allah’ın ‘Alim’ sıfatına danışılmasının herhangi bir zararı var mı?
‘Hayır’
O zaman; akıl, tecrübe ve istişare üçlüsüne bir yenisini daha eklerler;
‘İstihare’
Yani iş öncesi Allah’ın Alim sıfatına müracaatta bulunmak ‘Allah’a nasıl danışılacak? sorusunun cevabı hadis kitaplarına şöyle notlanmış:
Cabir b Abdullah (ra) şöyle demiştir: Rasulullah şöyle demiştir: Rasulullah (sav) bize, Kur’an’dan bir süre öğretir gibi tüm işlerde istihare etmeyi öğretir; şöyle buyurdu:
‘Sizden biriniz bir işi yapmayı içinden geçirirse farz namazın dışında iki rekat namaz kılsın Sonra şöyle desin: “Allah’ım! İlmine baş vurarak senden hayır isterim Kudretine dayanarak senden güç isterim Senden yüce ihsanını isterim Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem Sen bilirsin, ben bilemem Sen bilinmeyenleri en iyi bilensin Allah’ım! (Bu arada bu duayı okuyan kişi ihtiyacını dile getirir Öğrenci, öğretmen, esnaf, işsiz, işçi, evlat isteyen, ev isteyen vb) benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda hayırlı biliyorsan onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra bereketli kıl Bu işin benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda şerli olarak biliyorsan onu benden, beni de ondan uzaklaştır Ve benim için nerede olursa hayrı taktir et Sonra beni onda razı kıl
Yapılan bu duadan sonra işe girilir Taktiri ilahi, işin sonucu hayırla neticelendiğinde;
– ‘Allah’ım sana hamdolsun!’ inşaallah işin böyle sonuçlanması dünyamız ve ahiretimiz için fayda verir’ denir
Yine taktiri ilahi bu duadan sonra girişilen iş şer gibi gözükebilir Bu kez de;
– ‘Allah’ım! Çıkan sonuçta sen bizlere gereken sabrı ver Ve bizleri razı kıl Belki de böylesi hakkımızda hayırlıdır’ der, ne isyan bayrakları çekilir ne de dostluk zarar görür
Yapılan her işten önce Allah’a daşımak çok az yapılan müracaatlardan biridir Unutulmasın ki az yapılan bir işte çok ecir vardır Hele de Allah ile diyalogsa bu; Dostluğun, sevginin ve muhabbetin zirveye çıkmasıdır

7 Yapılan Duaların Takibatını Yaparak
‘(Rasulüm!) De ki: Kulluk ve yalvarmanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?(Furkan: 25/77)
İlahi uyarıyı dikkate alan Allah dostları dua’larla ayakta kaldıklarını bilirler
Doktorun, hastasını takip ettiği gibi, yapmış oldukları duaların da takibatını yaparak;
– Kabul edilmişse; teşekkür ederler
– Gecikmiş, ya da kabul edilmemişse de, (her halukârda hamd edip) sabrederler
Yapılan duaların takibatını yapmak dostluğun kuvvetlenmesine şöyle katkıda bulunabilir;
– Allah’ım! Ben sürekli senin kontrolünde olduğumu hissetmek istiyorum Senin kontrolünde olduğumu hissettiğimde hata oranını minimuma, salih ameli de maksimuma çıkarabiliyorum Vaktinde yapılan teşekkürün makbule yakın olduğunu biliyorum
Yapacağım her teşekkür eylemiyle de beni gördüğünü, işittiğini ve seninle iletişim halinde olduğumu ispat etmiş olurum

8 İşlenen Bir Günahın Hemen Akabinde Allah’tan Özür Dileyerek
İnsanları günah işlemeye meyyal yaratan Allah-u Teala, tövbe kapısını sürekli açık bırakarak günah işleyen kulların paklanmasını istemiştir:
‘Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister (Nisa: 4/4)
‘Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter(Tahrim: 66/8)
Günahtan sonra yapılacak özrün vaktini de bildirmiştir:
‘Allah’ın kabul edeceği tövbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tövbe edenlerin tövbesidir; İşte Allah bunların tövbesini kabul eder (Nisa: 4/17)
Allah’ın, günah işleyen bir kulun tövbesini kabul etmesi demek O’nu sevmesi demektir O sevgiyi kazanmanın yolu da işlenen günahtan sonra sıcağı sıcağına özür dilemekten geçiyor
Bu özrü Resulullah (sav) başka bir açıdan şöyle değerlendiriyor:
Muaz bin Cebel’den Rasulullah (sav) dedi ki;
–’Nerede olursan ol, Allah’tan kork Ve işlediğin kötülükten sonra iyilik işle ki onu yok etsin Ve insanlara güzel huyla muamele et
İşlenen günah ile yapılacak tövbe eyleminin arasındaki zaman dilimi, Allah ile dostluk derecesini gösterir


Alıntı Yaparak Cevapla