|
Prof. Dr. Sinsi
|
Allah İle Dostluk
ALLAH İLE DOSTLUK NASIL KURULABİLİR  
Öncelikle şunu belirtelim ki Allah’ın, hiçbir şekille kullarının dostluğuna ihtiyacı yoktur  Bu dostluktan çıkarı olan ancak ve ancak insandır
• Allah’ın İstediği Bir Şekilde!
Her ne kadar da kendisine dost olmaya çalışırken çeşitli vesileler arasak da, kendisinin onaylamadığı tüm girişimlerimiz sonuçsuz kalır  
Bunun için önce sağlam bir akide sonra da kendisiyle kuracağımız dostluk girişimimizi Kur’an ve Sünnete onaylatmak  
Çünkü Allah’a giden yolları kuşkusuz kendisi daha iyi bilir  İşte bu yüzden atacağımız her adıma çok dikkat etmeliyiz
1 Allah’ı Gereği Gibi Tanıyarak
Bu başlığımızı, ‘Allah ile dostluğun önündeki engeller’ bölümünde kısaca değinmiştik Şimdi de Allah ile dostluk nasıl kurulabilir başlığı altında inceleyelim
Allah’ı gereği gibi tanımak dostluğu sağlayan en büyük etkenlerden biridir Çünkü Allah’ı tanımak demek; rızasını ve gazabını kazandıracak amelleri bilmek demektir Edinilen bu bilgi ile insan gerekli tedbirini alarak dostluğunu perçinleştirir
Peki Allah’ı nasıl tanıyacağız?
   bölümünde de dediğimiz gibi; isim ve sıfatlarının tecellisini görerek  
Allah’ın isim ve sıfatları gereği gibi incelendiğinde üç başlık altında toplandığı görülür;
1 Allah büyüktür
2 Allah merhametlidir
3 Allah’ın azabı şiddetlidir
Allah’ın, sadece ‘merhamet eden’ vasfının bilinmesi ya da sadece azabının şiddetli olmasının bilinmesi yeterli değildir  Eksik bilgi dostluğa zarar verir
‘Allah’ın isim ve sıfatlarının nasıl tecelli ettiğini öğrenmek için Esma-ul Hüsna kitaplarına ve beraberinde iyi bir tefekküre müracaat edilebilir
Allah’ın isim ve sıfatlarını doğada okurken sesli bir şekilde tefekkür, dostluğu samimileştirir Mesela; yazı yazarken,
‘Allah’ım! Adına yemin ederim ki şu an neler yazdığımı görüyorsun! Daha neler yazacağımı biliyorsun! Şu an etrafımdakilerin konuşmaları işitiyorsun!
Çünkü sen varsın! Allah’ım! Kullarını yaratıp ta kıyameti beklemiyorsun Her kulunla olduğu gibi benimle de yakından ilgileniyorsun! Beni adımla tanıyorsun  Hatta tüm hücrelerimle! 
Şu an sokağımda gürültüler geliyor; sen o gürültü çıkaranları da tanıyor ve onları tek tek işitiyorsun! Aynı anda karşı apt çatısındaki kuş’un Seni zikrettiğini işitiyor, görüyor ve biliyorsun! Sen hayatımızla içiçesin!
Bu ve benzeri sesli hatırlamalar (dualar) zamanla dostluğu kuvvetlendirir
Fatura kuyruğundaki bir dost adayının;
‘Allah’ım! Şu anda hangi faturayı hangi şubeye yatıracağımı, önümde kaç kişinin olduğunu, ne kadar zaman sonra sıranın bana geleceğini, tüm insanların ceplerinde ne kadar para olduğunu bugün neler kazandığını ve kaybettiğini, yarın neler kazanacaklarını, kimin hangi saatte öleceğini, kimin kimin hakkında neler düşündüğünü ve düşüneceğini biliyorsun!’ diye sesli düşünmesinin dostluğun yakinileşmesine olan katkısını düşünebiliyor musunuz?
Unutmayalım ki sesli düşünce, dikkatlerimizi bir noktada toplar
Günün her saatinde sesli tefekkür yapabiliriz
Böylelikle hem imanımızı artırmış oluruz hem de dostluğumuzu perçinleştirmiş oluruz
Sesli tefekkürle, her an Allah’ın gözetiminde olduğumuz hissi ağır basacağından az günah, çok salih amel işleme isteği artacaktır
2 Tefekkür Ayetleri Vesilesiyle Tek Taraflı Konuşarak
Allah-u Teala, insanların kendisiyle dostluklarını ne şekilde kurabileceklerini bildiren bir kitabı, Peygamberiyle göndermiştir Allah’ın, kullarıyla olan dostluk sözleşmesi olarak da adlandırdığımız bu kitab, sindire sindire incelendiğinde dostluk yolunda önemli mesafeler katedileceği kanaatindeyim
Bozuk bir nesil Altın bir nesle dönüşebiliyorsa bizler neden aynı iletişimi sağlayamayalım ki?
Peki nasıl olacak?
Diyorum ki Allah’ın şu sözüne kulak vererek;
“Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirerek geçerler” (Yusuf: 12/105)
Sanki Allah-u Teala şöyle diyor;
‘Ey kullarım! Kendimi tanıtacak o kadar çok kartvizitler yaydım ki evrene! Dünyanın neresinde olursanız olun, istediğiniz an benimle diyaloğa geçebilirsiniz  ’
Altın nesilden bazıları Allah ile şöyle bir diyaloğa geçmişler;
‘  Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın Seni tesbih ederiz  ’ (Ali İmran: 3/191)
Bizler de aynı şekilde tefekkür ayetlerini evrene serpiştirerek duygularımızı ve hayranlıklarımızı sesli bir şekilde dile getirirsek soyut gibi gözüken iletişimi somutlaştırmış oluruz Mesela, Allah’ın şu sözünü;
‘İnsanoğlu yediğine bir baksa ya’ (?)
Her sofraya oturduğumuzda ya da yediğimiz ürünleri her tezgahında gördüğümüzde şöyle bir sesli düşünsek;
“Allah’ım! Bizleri yaratarak başıboş bırakmadın! Zayıf olan bizler acıkınca, senin Er-Rezzak ismine sığındık! Yoksa aç kalırdık Sen, bizlere olan rahmetinle sofralarımızı donattın! Her bir ikramın adeta büyüklüğünü ve sanatını sergiliyor! Ege’den gelen zeytin, bilmem hangi oradan gelen bal, bilmem hangi köyden gelen yumurta! Tüm hepsinin yaratılışı da müthiş, lezzeti de  
Sen işini çok iyi biliyorsun Allah’ım! Tüm güzellikler ve övgüler sanadır ”
‘Bunca günahlarımıza rağmen sanki alacağımız var da bir an önce hesaptan düşsün’ der gibi rızıklandırmaya devam ediyorsun  Hem de insanın yüzünü kızartırcasına!”
İnanıyorum ki bir taraftan Rabbimizi yüceltmiş oluruz, diğer taraftan Rabbimize karşı kendimizi mahçup hissetmiş oluruz
Tefekkür ayetleri soframızdakilerle sınırlı değil kuşkusuz Gözlerini nereye çevirirsen çevir, tefekkür edecek malzeme mutlaka vardır Mesela; evinden çıkıp iş yerine giden bir vatandaş; sokak kedilerine, sokak köpeklerine, değişik cins kuşlara, vitrinde sergilenen balık cinslerine ya da manav tezgahlarındaki meyve çeşitlerine bakarak;
‘Aman Allah’ım! Bu ne büyüklük, bu ne sanat! her hayvana ayrı bir cüsse, ayrı bir ses  Her meyveye ayrı bir cilt, ayrı bir tad! 
On sene önceki hamsiyle bugünkü hamsi arasında hiçbir fark yok! Canım erik istediğinde elmayla karıştırmıyorum! Biliyorum ki senin yarattığında hiçbir düzensizlik yok!
Sen bunları da boş yere yaratmadın! Bu sanatın karşısında eğilmekten başka birşey düşünemiyorum! sesli bir şekilde tefekkür ettiği zaman, belki de farkında olmadan şunları ispat etmiş olur;
– Allah’ım! Sen zatınla, isim ve sıfatınla varsın!
– Allah’ım! Sen beni işitiyorsun!
– Allah’ım! Sen beni görüyorsun!
– Allah’ım! Sen beni biliyorsun!
‘İşitmek, görmek ve bilmek ’Allah’ın bu üç sıfatını zihnimizde sürekli canlı tutarsak, dostluk frekansını yakalama olasılığını artırmış oluruz 
3 Allah’ın Va’dine Güvenerek
Allah-u Teala tüm insanlara şöyle bir vaadde bulunur:
Rızık endişesi yaşamayın! Sizi ben rızıklandırıyorum
‘Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı Allah’ın üzerinedir (Hud: 11/6)
Allah’ın bu va’dine güvenen bir kuş hadisini notlayalım:
Ömer b Hattap (r a ) diyor ki: ‘Resulullah (s a v ) işittim diyordu ki:
‘Eğer sizler gerçekten gereği gibi Allah’a tevekkül ederseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır Sabah aç çıkıyorlar ve akşama da tok dönüyorlar
– Ümitsizliğe düşmeyin Ben Affediciyim!
‘Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister ’ (Nisa: 4/27)
– Sadece bana dua edin Çünkü tüm duaları kabul eden tek merci benim
‘Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım Bana dua ettiği vakit dua edinin dileğine karşılık veririm O halde (kullarım de) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar ’ (Bakara: 2/186)
– Yaptığınız hiçbir iyiliği boşa çıkarmam!
‘Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mü’min olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar ’ (Nisa: 4/124)
– Sınavı kazanana Cennet vaad ediyorum!
‘Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etti  ’ (Tevbe: 9/72)
– Sınavı kaybedene ise Cehennem  
‘  Bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir ’ (Mü’min: 40/60)
– İnanın  Üstün olun!
‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz ’(Ali İmran: 3/139)
– İnanın  Kalbinize güven indireyim!
‘İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye mü’minlerin kalplerine güven indiren O’dur  ’ (Fetih: 48/4)
Allah-u Teala’nın bu vaadlerine güvenmek demek dostluk yönünde atılan en önemli adımdır  
Peki nasıl güveneceğiz?
Öyle ya? Ne kendisini gördük, ne de cennet ve cehennemini!
Diyorum ki;
Allah’a güvenmeye giden yol, ilk iki başlığımızın yeterince anlaşılmasından geçer;
– Allah’ı gereği gibi tanımak
– Allah’ın gücüne, büyüklüğüne, sanatına ve kulları üzerinde tasarruf sahibi olduğuna katıksız iman edip haykırmak!
Allah’ın va’dine güvenen bir insan hayatının her saniyesinde emin olur  Ve bu ‘emin’lik onu Allah’a sıkı sıkı bağlar  
4 Allah’ı Severek
Hangi durumlarda karşımızdakine sıcak bir muhabbet besleriz (severiz)?
a Kişisel haklarımıza dokunmadığında
b İkram gördüğümüzde
c Yoğun ilgi gördüğümüzde
d Hatalarımız yüzümüze vurulmadığında
e İyiliğimiz için nasihat edildiğimizde
f İsteklerimize cevap bulduğumuzda
g Karşılıksız sevdiklerinde  
Bu tür şartların oluştuğu ortamda herkes sevilir
Allah-u Teala da, hiçbir şeye ihtiyacı olmamasına rağmen -hele de insanların sevgi ve ibadetlerine- kullarının, kendisini sevmeleri için tüm şartları fazlasıyla oluşturmuş  
a İnsanların Kişisel Haklarını Korur;
Yalan, gıybet, iftira, dedikodu, hırsızlık, cinayet, lakap takma, sömürme, vb gibi insana zarar veren vakaları yasaklayarak kullarının maddi ve manevi haklarını korumuştur
b Kullarına İkramlarda Bulunur;
İnanan ve inanmayan diye ayırım yapmaksızın denizlerden, dağlardan, bayırlardan ve karadan türlü türlü sebze, meyve ve hayvan etlerinden olan besinlerle ikramda bulunur
Allah’ın kullarına olan ikramları sadece bunlarla sınırlı değil
c Allah, Her Kuluyla Yakından İlgilenir;
Kulları tarafından yakından tanınmak için ayetlerini evrene serpiştirmesiyle, kendi dininin tanınıp yaratılış gayelerini öğretmek için peygamberler göndermesiyle, islam davetçilerini göreve çağırmasıyla, her yerden (gökten, yerden ve denizlerden) rızıklandırmasıyla, evlat vermesiyle, akıl vermesiyle vs ile yakından ilgilenir
d Allah, Kullarının Hatalarını Gizler
İbn-u Ömer (r a)’dan:
Resulullah (s a v ) şöyle buyurdu:
‘Müm’in Rabbine yaklaştırılır Öyle ki, (Allah onun) üzerine himayesini indirir ve günahlarını itiraf ettirir Ona sorar:
– Şu şu günahlarını biliyor musun?
Mü’min kul, iki kere;
“Evet ey Rabbim, biliyorum!” der
Rab Teâlâ da:
“Dünyada iken bunları örterek seni teşhir etmemiştim Bugün de onları senden affediyorum!” buyurur Sonra da Ona hasenat defteri verilir
e Bize Hep Nasihat Eder;
‘İşte bu (Kur’an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir ’ (İbrahim: 14/52)
‘Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi v b ) iyi davranın; Allah kendisini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez ’ (Nisa: 4/36)
‘Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor ’ (Nahl: 16/90)
f Allah, İsteklerimizi Dinler ve Kabul Edeceğini Va’deder;
‘  Şüphesiz Sen (Allah’ım) duayı hakkıyla işitensin  ’ (Ali İmran: 3/38)
Ebu Hureyre (r a )’den Resulullah (s a v ) şöyle buyurmuştur:
‘Şanı yüce ve mübarek Rabbimiz her gece gecenin son üçte biri kaldığı vakit dünya göğüne iner ve şöyle buyurur:
‘Bana dua eden var mı, duasını kabul edeyim
Benden birşeyler isteyen var mı, ona vereyim Benden mağfiret dileyen var mı, onun günahını bağışlayayım ’
g Allah, İnanan Kullarını Hiçbir Menfaat Beklemeden Sever;
Allah-u Teala noksan sıfatlardan münezzehtir Hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi kendisinin üstünde de hiçbir irade yoktur Allah-u Teala’nın bir kulunu sevmesi demek o kulundan razı olması demektir  Allah’ın sevgisini kazananlar Allah’a ne verebilirler?
Canını!
O can kimin?
Burada, üzerinde hassas bir şekilde durmamız gereken nokta şu;
Yukarıdaki şartları oluşturan herkes sevilir demiştik  Aynı şartlardan hem daha güzel, hem devamlı, hem de dünyanın her yerinde ve her zaman diliminde bizleri gözetleyip kollayan Allah, neden daha çok sevilmiyor?
Okuyucuların yerinde olsam derin derin düşünürüm; Çünkü Allah ile kurulacak olan dostluğun daimi olması, samimi olması ve dostluğa zarar verecek etkenleri sabırla bir bir aşması Allah’ı sevmekle mümkün olur ancak
Neden Allah’ı Gereği Gibi Sevemedik?
– Çünkü varlığını ensemizde hissedemedik  
– Çünkü gereği gibi tanıyamadık  
– Çünkü aldığımız ikramların arkasında kendisini göremedik  
– Çünkü verdiği ikramların değerini ve büyüklüğünü göremedik  
– Çünkü bizi sevdiğini ve kolladığını anlayamadık  
|