Yalnız Mesajı Göster

Allah İle Dostluk

Eski 08-01-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Allah İle Dostluk




Dünya Malı Sevgisi Nasıl Olur da Allah İle Dostluğu Zedeler?


Allah, dünya ve içindekilerin sevgisi tek bir merkezde toplanır;
‘Kalp
Allah
Dünya
Kadın
Evlat
Vs
Sevgilerin toplandığı 2 bir kalp olmadığı için birinin sevgi oranı arttığında otomatikman diğerlerinde azalma olur
Allah sevgisi arttığında, diğer birimlerdeki sevgilerde azalma, dünya ve içindekilerin sevgisi arttığında da Allah sevgisi azalacaktır
Asıl sorumuza geçebiliriz;
Nasıl olur da dünya sevgisi Allah ile olan dostluğumuza zarar verebilir?
Şu bir gerçek ki dünyayı seven kişi malının artması ya da mevcut malının korunması için vaktinin büyük bir kısmını ticarete, zihninde de ‘nasıl zengin olabilirim’ diye düşüncelere yer ayırır

Allah Sevgisi
Dünya
Hangi tarafa yaklaşırsan diğerinden uzaklaşırsın
Dünya sevgisi nankörlüğe, cimriliğe ve Allah yolunda can ve malla cihad etmek istememeye gebedir
Dünyayı seven kişi rahat yaşamak isteyeceğinden malına, evladına ve sosyal yaşantısına zarar gelmesini istemeyeceğinden, sonunda sabrı getiren amellerden uzak durur Yani dikensiz yolu tercih eder
Bir de bakarsın ki Tövbe: 9/24’ün muhatabı olmuşlar Okuyoruz;
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez
Dünyayı seven insan rahat yaşamak ister demiştik bakalım Dost olunmaya çalıştığımız Allah-u Teala rahat yaşamak isteyen dost adaylarına ne diyor;
“Mü’minlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı (Nisa: 4/95)
Kalbine dünya sevgisi tohumunu atan kişi, infak ayetleri karşısında oldukça zorlanır Çünkü kalbe ekilen tohum gün geçtikçe filizlenir ve tüm hücrelere yayılır O saatten sonra ha malın kırkta birini vermiş ha bedeninin kırkta birini
Malından vereceği her infak, ciğerinden sökülen bir parça gibi olur adeta
Akla şöye bir soru gelebilir;
– Allah-u Teala neden vermiş olduğu malı tekrar geri ister?
Yanıtı çok olan bu sorunun en öne çıkan cevabı, bence;
‘Sevgi ve dostluğun test edilmesi’
Madem Allah sevgin dünya sevgisinden daha çok, o zaman hangisini seviyorsan onun sözünü dinlersin
Haliyle de yapılan her infakta sevdiğinin beğenisini (rızasını) kazanırsın;
‘O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler Allah da güzel davranışta bulunanları sever(Ali İmran: 3/134)
‘Dünya malını sevmek cimriliğe gebedir’ demiştik Bakalım Allah-u Teala cimriler için ne diyor;
‘İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz İçinizden kiminiz cimrilik ediyor Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmiş olur Allah zengindir, siz ise fakirsiniz Eğer ondan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar (Muhammed: 47/38)
Sizce, cimri olan bir insan Allah’a karşı sevgisini nasıl ispat edebilir?


3 Ölüm Gerçeğini Unutmak

Başka bir deyişle yaşadığımız her saniyenin, aldığımız her nimetin hesabını vereceğimiz bir günü unutmak
Otokontrol mekanizması sayılan her an ölebilirim düşüncesi hem imtihanda uyanık olmamızı sağlar hem de daha çok salih amel işlememizi Ve haliyle de işlenen her salih amel bizleri hem Allah’a yakınlaştırır hem de dostluğumuzu perçinleştirir
İnsan fıtratını çok iyi bilen Allah-u Teala sevenlerinin bir an önce kendisine kavuşmak isteyeceğini bildiği için, dost adaylarına şöyle bir tavsiyede bulunur;
Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın(Kehf: 18/110)
Allah ile dostluğunu kuran bir insan ölümün ne zaman geleceğine pek aldırmaz Ama ne şekilde olacağı yakınen ilgilendirir kendisini
Her an katına çıkabilirim düşüncesi az hata yapmayı sağlar Haliyle de yanına alnı ak çıkmak için dostunun en sevdiği amelleri işleyerek sevgisini ispat eder
Ölüm gerçeğini -sevgiliyle buluşma gününü- unutan insanda aynı heyecanı göremezsiniz
Başkalarına uğrayan ölümün kendisine çok sonraları geleceğini zannettiği için gündeminde pek de yer almaz
Geleceğini dünya malına yaparken farkında olmadan sevgi melekesini de dünyadan yana kullanır
Böylelikle bir taraftan çocuklar gibi dünya oyuncağıyla oynarken diğer taraftan hazırlıksız yakalanır
Sevgilisinin en sevdiği elbiseyi giyen, en sevdiği kokuları süren ve en sevdiği çiçekle gelen ile, söz verdiği saatte gelmeyen ve üstü başı dağınık bir kişinin aşkları aynı olur mu?


4 Nasıl İmtihana Tabii Tutulduğunu Bilememe

Allah ile dostluğunu kuvvetlendirmek isteyen bir şahıs niçin yaratıldığını ve ne tür sorularla imtihana tabi tutulacağını bildiği için hazırlıklıdır
Özellikle de musibet soruları -can alan ve can yakan sorularının- doğru yanıtı ‘sabır’ olduğu için;
‘İnna lillahi ve inna ileyhi raci’un’ derler böylelikle hem Allah ile beraber olurlar,
‘Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin Çünkü muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir(Bakara: 2/153)
hem sabırlarının karşılığında pirim alırlar;
Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz
“İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir
“Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lutfeder
“Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk
Hem de musibet imtihanıyla günahları dökülür
Allah ile dostluğunu kuramayanlar ne tür sorularla imtihana tabi tutulduklarını bilemedikleri için günahların dökülmesine ve ‘sabır’la dostluğun perçinleşmesine vesile olan musibet soruları karşısında şoke olurlar
‘Bunca insan varken bütün bunlar bizi mi buldu?’ diyerek tek bir yanlışla tüm doğrularını götürürler
O yüzden, Can’a ve Mal’a zarar dokunduracak tüm soruların yanlış çözümü dostluğu zedeler


5 Kader İnancının Anlaşılamaması

Kader inancı imanın bir parçası olması hasebiyle Allah ile kurulacak dostlukla yakından ilgilenir
Kader inancında hiçbir takıntısı olmayan bir insan zorluklara ve musibetlere karşı müthiş bir sabır ve tevekkül örneği sergiler
Çünkü bilir ki;
Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez O bizim mevlamızdır Onun için mü’minler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler(Tövbe: 9/51)
‘Dostluğa zarar verebilecek darlık anında bilir ki;’
‘Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu da geri alacak yoktur) Şüphesiz O her şeye kadirdir (Enam: 6/17)
Kendi nefsine ya da ailesine bir zarar geldiğinde, (Kim vesile olursa olsun) Allah’ın kontrolünde ve dilemesiyle olduğuna inandığı için hiçbir zaman Allah’ı suçlamaz
Çünkü bilirler ki;
‘O, kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir O, hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır(Enam: 6/18)
Ve böylelikle hem ticari hayatlarındaki zarar etme durumlarında, hem sağlık problemlerinde, hem de ani doğa olaylarında Allah’a karşı kırgınlık duymazlar
Aynı rahatlığı kaderzedelerde göremeyiz Her musibet sorularında dil ile söylemeselerde hep Allah’ı suçlarlar Haliyle de ne O’nun tavsiyelerine kulak verirler ne de O’nunla dost olmak isterler


6 İbadetlerden Lezzet Alamama

Allah ile dostluk frekansını yakalayanlar hem yaratılış gayesini, hem niçin ibadet etmeleri gerektiğini hem de yapmış olduğu salih amellerle Allah’a nasıl bir mesaj verdiklerini bildikleri için hem ibadetlerinde lezzet alırlar hem de dostunun sevgisini kazanırlar
Allah’ın sevgisini kazanmak için nefse en ağır gelen ameller karşısında en ufak bir tereddüte düşmeden girişirler;
‘Nice erler vardır canlarını feda ederler
‘Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice evler var İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir Onlarlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir (Ahzab: 33/23)
Allah ile dostluğunu kuranların ibadet hayatında dudakları uçuklatacak amellere rastlanır;
‘Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler(Haşr: 59/9)
‘O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar (Al-i İmran: 3/134)
Düşünsenize bir; ihtiyacınız olduğu halde dostluğunuzun sevgisini kazanmak için gözünüzü kırpmadan infak ediyorsunuz?
Allah ile dostluğunu kuramayanlar, başka bir deyişle sevgi frekansını yakalayamayanlar isteyerek, canı gönülden ibadet etmezler
Tat almadıkları her ibadetten soğurlar Gün gelir Allah’a dost olabilme kaygısından tamamen uzaklaşırlar
Allah’ın sözleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde dostluğunu kuranlara ve kuramayanlara farklı hitap ettiği görülür
Birine tamamen tavsiye gibi gelen emir diğerine tehdit gibi gelir;
Rabbine;
– ‘Tamamen gönülden, Allah’ım! Yaratılış gayemi ve bana verdiğin ikramları biliyorum Canı gönülden teşekkür etmek istiyorum Biliyorum ki yapacağım her teşekkürle senin sevgini ve dostluğunu kazanacağım Ama sana nasıl yaklaşılır, bilmiyorum Sen söyle ben yapayım!’
Bu zihniyetle ibadet kapısını tık tıklayanlara emirler şöyle yumuşayarak gelir;

Alıntı Yaparak Cevapla